felsefe taşı

Bir

Bir
Ağustos 23
19:16 2014

A’harfinden sözederken, Zohar’dan bir öykü aktarmış ve Tanrı’nın A’ya “Benim birliğim sen olmadan asla ifade edilemeyecek” dediğini söylemiştik.
Sayıların semboliğinde ‘bir’ denildiğinde, akan sular durur.

Herşeyden önce bir başlangıç sayısıdır.
Neyin başlangıcı, sayı dizisinin mi?
Tam değil!
Bir, başlangıcın temsilcisidir.
Başlangıcın ve ilk baştan itibaren hep var olan birliğin (vahdet, unity), bölünmeyen tamlığın temsilcisi.

Yeni Platonculuğun önemli temsilcilerinden olan Platinos’un kısaca “en”, “bir”, “ilk” dediği, bütün var olanlardan önce (pro panton) olması gereken varlık yalınçtır, kendi kendinedir, kendi kendine yeter, kendinden sonrakilerden başkadır, kendinden türemişlerle karışmış değildir; ama yine de her şeyde bulunur, kendisinden varlıkların türemesiyle ondan bir şey eksilmez. O kendi kendisiyle hep özdeştir.

Nasıl?
Aklıma hemen ‘maya’ geldi bunu duyduğumda.
İlahi öz!
Maya, maja, maia, maria, ma…
Yüce ana, kutsal ana, büyük ana…
Çok mu karışık?
Aslında değil, biraz aşinalık, biraz tefekkür, biraz sabır, bolca da eski formatlardan kurtulmuşluk lazım.

Biraz sonra J.Kobel de bu anne konusunda (Euklid üzerinden) bana katıldığını söyleyecek ki, herikisiyle de zerre kadar ahpaplığım yoktur.
Platinos bu bir, bu ilk için bundan ötesinin artık söylenemeyeceğini kabul eder ki, bence de iyi eder. Ona göre artık her söylenecek olan onun ancak ne olmadığını söyler, ne olduğunu değil. O (bir), ne algı ile ne de düşünce ile kavranabilir. Bir için olsa olsa şu söylenebilir: Her şeyin kendisinden türemiş olduğu yaratıcı ilkedir O; “en yüksek”, “en iyi olan” dır, “salt iyi” dir.

Pisagor ve ardıllarına göre de, bir gerçek bir sayı değildir. Onlara göre bir Yücelerin Yücesini temsil eder (monad), Tanrıdır, tüm sayılar ve varlıklar ondan çıkmıştır.
Çıkan sayıların dizisinde birinci olan, iki ile, üç ile, çokla sınırlandırılmış olan bir (1) ise (şu bizim bildiğimiz 1) başkadır, o artık yaratılmış bir monad’dır.
Pisagorcular bir’i çoğu kez bir noktayla sembolize ederler.

Bir İslam ezoterik cemiyeti olarak X. yüzyılda ortaya çıkmış olan İhvan-ı Safa da, sayılar sembolizmasına olağanüstü değer verir. Hikmetin kapısını açarak, aşkın olabilmeyi, Tanrıya ulaşabilmeyi sağlayacak yegane araç olarak görülür sayılar. Pisagorculardan ve Yeni Platonculardan fazlasıyla etkilenmiş olan İhvan-ı Safa’cılara göre de mutlak bir ne çift, ne tektir veya aynı zamanda çift ve tek, tekil ve çoğul, Tanrı ve alemdir. Dolayısıyla onlar da Pisagorcular gibi bir’i sayı olarak görmezler, onlara göre ilk sayı iki’dir. Bu durumda üç de doğal olarak ilk tek sayıdır. Bu aklımıza Zohar’daki öyküyü getirir.
İhvan’a göre gerçeklik olarak bir bölünmeyen ve kısımları olmayan ‘nesnedir’, bölünemeyen her şey bir’dir; bölünememesinin nedeni de birliğidir. Diğer yandan da sembolik olarak bir, bir olarak adlandırılan her türlü kümedir. Biri çıkıp 10’un bir olduğunu ya da 100’ün bir olduğunu söyleyebilir. Bir, birliğinden ötürü bir’dir. Siyahın siyahlığından ötürü siyah olması gibi. Çokluğa gelince o birlerin bir araya gelmesidir. İki çokluk ikidir, üç çokluk üç gibi… [1]

Hatayi’nin şu dizelerinde dediği gibi “Şahı Merdan kullarıyız/Biz biriz birkaç değiliz/…” Aleviler ve Bektaşilerde de bir, yukardakilerle benzer biçimde Tanrının tekliğinin ve birliğinin simgesi olarak kabul edilmiştir.

İbrani alfabesinin ilk harfi olan aleph’in gematriaya göre sayısal değeri bir’dir (Arap alfabesinin ilk harfi olan elif’in ebced sisteminde sayısal karşılığı da bir’dir ve elif yukardan aşağı inen bir doğrudur, tıpkı 1 gibi).
Aleph, Yahudi mistisizmi Kabala’da sadece bir’i (Yücelerin Yücesi) simgelemekle kalmaz, ayrıca içerdiği iki yod ve bir vau harflerinin sayısal değerlerinin toplamı yirmi altı (26) sayısını verir ve bu da IHVH, yani Kabala’da Tanrının en kutsal adının sayısal değerine eşittir.

Bu konular biraz “oy anam!” dedirtebilir. Gamatria ve ebced Yahudi ve İslam inançlarında bazı geleneklerin kullandığı, sayılarla uğraşılan ilime verilen addır. Her harfin bir sayısal karşılığı vardır, ama iş bununla bitmez; harflerin biçimleri, biraraya gelip oluşturdukları kümeler de sembolik olarak yoruma açıktır. Harflerden yol çıkarak, kelimeler, cümleler ve dahi sayfaların sayısal karşılıklarını hesaplayarak metin yazanlar vardır. Bir de bu metinleri (özellikle de kutsal metinleri) bu yaklaşımla okuyup, yorumlamayı meslek edinmiş insanlar ve ekoller de vardır.

Kadim uygarlıkların inek/boğa kültünden elif veya aleph’in doğuşunu ve Sami dillerinde ilk harfin ilk rakamla karşılanarak bir’e ulaşmaları bize yapılacak yorumlara dair önemli ipuçları sunar.

Ancak, konu ezoterik gelenek içinde bu kadar basit değildir. Gelenekde Tanrının tamlığı denildiğinde akla gelen, doğadaki her şeyin Tanrının belirtisi olduğudur. Yani her biri bizatihi Tanrıdır (Vahdet-i Vücut). Tanrı doğada her nesnede belirir. Bu bir parçalanma hali değildir, tersine bir birlik halidir. Hallacı Mansur “Enelhak”, İbni Arabî “Tanrıyı görmek isteyenler eşyaya baksınlar” derlerken, Tanrının evrensel birliğini/tamlığını dile getirmişlerdir.

Tanrıyı mutlak Birlik, mükemmel, bütün kutpsallığın ötesindeki mutlak olarak gören düşünce, kadim Çin düşüncesinde de vardır. Hindistan’da farklı mı? Değil tabii.

Yeniden başa dönecek olursak, Pisagorcuların ve onların etkisi altında kalanların bir’i gerçek sayı olarak kabul etmediklerini belirtmiştik. Euclid’in kabulüne göre bir sayı birimlerin oluşturduğu bir toplamdır. Kobel 1537’de şöyle der “Euclid’in bu dediğinden bir’in bir sayı değil, bir yapıcı (ya da anne), diğer bütün sayıların ilk başlangıcı ve temeli olduğu anlaşılır”. Bir’in başlatıcı olması nedeniyle tek sayı bile olsa, eril ilkeye biraz daha yakın dursa da, hem eril, hem dişil olarak görülür. Eril bir sayıya eklendiğinde sonuç dişil, dişil bir sayıya eklendiğinde de sonuç erildir: 3+1=4, 4+1=5 gibi[2].

Evrensel Birliği simgeleyen bir, aynı zamanda insanın evrimiyle birlikte oluşmuş olan Gök-Tanrı birlikteliğinin de sembolü olmuştur. Yani Tanrıyı sembolize eden bir, aynı zamanda evreni/göğü de simgeler. Bu nedenle de semboller dünyasının en mükemmel şekli kabul edilen kürenin bir yansıması olan daire veya çember de bir’e karşılık gelir. Daire noktanın eşitlik içinde yayılmış halidir ki bu da bize Pisagorcuların nokta ile bir’i sembolize ettiklerini anımsatır. Başlangıcı ve sonu olmayan daire neredeyse tüm kadim uygarlıklarda tekliği, bütünlüğü, tamlığı ifade eden en mükemmel şekil olarak kabul edilir.

Daire veya küre hareketlidir, aktiftir. Hava, su ve ateş gibi. Özet olarak Gökyüzü en mükemmel dairedir, aktiftir, erildir (yang) ve bir’dir (bir’in eril olup olmadığı tartışma konusudur).

Yukarıda, oldukça karmaşık açıklamalar bize şunu söyler: Bir, Tanrının, tüm alemin, evrenin bütünlüğünü, tamlığını, başlangıcı ifade eden, Tanrıyı anlatan bir sayıdır.
Bir, erildir, semavidir, aktiftir.
Bir, küreye ve daireye karşılık gelir, gök kubbedir.
Belki sonra detaylı yazarım, ama şimdi kısaca değinelim: İki ise bir’in tersine, dişildir, pasiftir, yere (dünya) aittir ve daire değil, dörtgendir.
Bir ve İki’nin bir arada oluşu; yer ve gök birliğidir. Dişi ve erkeğin (toprak ana ile gök baba) kutsal birleşmesidir (hierogamos) ki, çıkacak olan ürün, kutsal evlad, üç’dür.
Çin imparatorları omuzbaşları vatkalı, uzun kaftan giyip, vücudlarını dörtgen gösterirlermiş ki; işi “vücudum yerdir, başım da gök; tüm bedenimle evrenin bütününü temsil ederim” demeye getirirlermiş.
Mabedler de bu biçimde tasarlanır. Dörtgen zemin anadır, tepedeki gök kubbe baba. Mabede giden anasından doğmaya girer içeri; amaç insanı yerebağlayan safralardan kurtulup, tasfiye olup, arınıp, temizlenip hafifleyerek yükselmek, gök kubbedeki babaya (Tanrıya) ulaşmaktır.

İnsan, binlerce yıldır, dünyanın pekçok farklı coğrafyasında bu amaçla ritüeller, mekanlar ve disiplinler geliştirmiştir. Hepsi de birbirine şaşkınlık verecek kadar benzer. çünkü insan aklı aynı ortak kütüphaneyi paylaşır.

Bu uhrevi kısmı bırakalım da, gelelim işin biraz daha güncel (güne dair) kısmına.
Orta Doğu halkları, Cumartesi gününü pek günden saymazlar. O gün dinlenme günüdür. Yahudilerin şabbat’ı, Arapların sebt’i, Farsların da şenbih’i… Eski Ahit’de yaradılış sırasında Tanrı yedinci gün dinlenmiştir. Yahudile Cuma akşamları güneş batınca başlarlar şebat gününe; cumartesi günü gökde üç küçük yıldız belirene kadar sürer. İş yapmaz dinlenirler, geçen altı günün muhasebesi yapılır.
Cumartesi gününü dinlenerek ve muhasebe yaparak geçirenler için ertesi gün haftanın başlangıç günüdür; yani, pazar, ilk/birinci gündür.
Araplar Pazar gününe ahad derler ki, bir anlamına gelir[3]. Allah’ın güzel isimlerinden biridir aynı zamanda Ahad. Kur’an-ı Kerim’de “Ahad” Allah’ın birliğini anlatmak için kullanılır.

Şimdi tam bir spekülasyon yapayım izninizle (yukardakiler yarım spekülasyondu zira), hiç araştırmadım, kimse bana güvenip alıntı felan da yapmasın: İngilizce ahead ne demek? Başta, önde, ilerde… Ahad ile ahead ilişki var mı?
Gel de “yok!” de.
İngilizce demişken, İngilizce haftanın günlerini sayın bakalım, hangi günden başlarsınız?
Sunday!
Neden Pazar’dan başlıyorlar?
Çünkü Sunday, Güneş Baba’nın günü.

Kaynakça
Akıncı, A., Kabala Drahma Yayınları, 2005
Çetinkaya, B. A., Sayıların Gizemi ve Tasavvufun Dinamikleri, İnsan Yayınları
Gökberk, M., Felsefe Tarihi, Bilgi Yayınevi, 1967
Guedj, D., Sayılar İmparatorluğu YKY,
Guenon, R., Büyük Üçlü, İz Yayıncılık, 2006
Guenon, R., İnisiyasyona Toplu Bakışlar II. Hece Yayınları, 2003
Hançerloğlu, O., Felsefe Sözlüğlü. Remzi Kitapevi, 1970
Schimmer, A., Sayıların Gizemi Kabalcı Yayınları, 2000
Stone, E. M., Ancient Judaism: New Vision and Views.

[1] Çetinkaya., B. A., Sayıların Gizemi ve Tasavvufun Dinamikleri, İnsan Yayınları-İstanbul 2008. Sf: 68

[2] Sayılar aleminde tek sayılar eril; çift sayılar da dişildir.

[3] ehed ve vahid gibi bir anlamına gelen sözcüklerin çoğulu olarak söyleniyor ahad.

2.084 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Nazar ve Nazar BoncuğuNazar ve Nazar Boncuğu Nazar "bakış, imrenerek bakma" Peki nazar boncuğu neden lacivert rengi? Farsca'daki "lacivert" Lucifer'den'den geliyor. Bağlantısı: Lapis Lazuli taşı. Antik Mısır'da kadınlar bu taşı […]
  • Robotlaşma ve İnsanRobotlaşma ve İnsan Bilgisayarlaşma, dijitalleşme, robotikleşme insan gücü ile yapılan işleri insanın elinden alıyor ancak aynı bilgisayarlaşma, dijitalleşme, robotikleşme insana yepyeni iş alanları […]
  • Lütfen! Kullanmayın artık bu sözü…Lütfen! Kullanmayın artık bu sözü… Lütfen! Kullanmayın artık bu sözü. Başka bir şey deyin birbirinize onun yerine duygularınıza daha denk düşen bir şey… Benim aklıma gelmiyor ama siz bulursunuz. Ne de olsa sizin […]
  • Theodore (We Are The Brothers)Theodore (We Are The Brothers) Sene 1991. Frankfurt – Atina – Chios (Sakız adası) uçak yolculuğum, Avrupanın 1,5 km.lik en kısa pistlerinden olan LGHI / RW01’de noktalanmış. Taksi ile limana gidiyorum. Ve Çeşmeye ilk […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler