felsefe taşı

Sunay Demircan

Şölen Sofrası’nın Sonu

Şölen Sofrası’nın Sonu

Devr-î Çökûşh ya da Şölen Sofrası’nın Sonu Çöküm çöküm çöküyoruz Sultanım. Çök ayakta kalma! Yaşlandı, yoruldu, aşındı, sonuna geldi. Suçlamıyorum, ‘keşke’ de demiyorum. Olmuş, bitmişi dile getiriyorum, o kadar. Medeniyet ve düzen uğruna yaptık ne yaptıysak. İçine sığındığımız o indirgemeci mantığın marifetleri ile yaşamın her unsurunu parçada tanımlama; sebep – sonuç mantığı ile [...]

Devamı...
Sulakalanlar ve Kızılırmak Deltası üzerinden, bir tasarım nesnesi olarak “doğa”

Sulakalanlar ve Kızılırmak Deltası üzerinden, bir tasarım nesnesi olarak “doğa”

Bilinen hikayedir, öğrenme heveslisi altı kör, ‘fil’ diye bir canlıyı duymuşlardır ve tanımak isterler. Bir bilene danışırlar, o da alır bunları filin yanına götürür, “dokunun ve tanımlayın” der. Birincisi filin karnına çarpar, “bu bir duvar olsa gerek” der. İkincisi, dişine dokunur, “sert ve ucu sivri, herhalde fil dedikleri bir mızraktır” der. [...]

Devamı...
Kalem manyaklığının kökleri

Kalem manyaklığının kökleri

Kalem manyaklığı diye bir şey olduğunu yeni öğrendim. Öğrenmek ne ki, hasta oldum hastaaa... Ciğerlerimi sirkeli sularla yıkadılar, tuz ruhuyla gargara alemine saldılar... Demet demet sarımsaklar ... Nafile. Kalem dedim, dolma dedim. Mürekkep, defter dedim. Nefes alıp vermek dışında, şu fani dünyada hiç bir nane ruhunun müptelası olmamakla övünüp, gerim gerim ortalıkta gezinen bu fani, [...]

Devamı...

Oyun Bitti!

Oyun Bitti!

Oyun bitti konulu mahsun eser. Ankara'nın göbeğinde, bizim mahallenin çiçekçisi. Hepsi plastik. Bir kaç yıl öncesine kadar zambak zambaktı, şebboy da şebboy. Sanki, bir zamanlar her şey daha kendi gibiydi. Ankara'da bir [...]

Devamı...

Kerbela ve masumiyetin taşınması

Kerbela ve masumiyetin taşınması

Ruhumuz, ne olduğunu tam da bilmediği bir özgürlük arzusuyla uçsuz bucaksız okyanusta kulaç atarken, izdüşümler sıkıştıkları zaman kıskacında kavramlara sığınırlar. İnanırlar ki, varoluş öyküleri, efsaneler, kültürler ve dillerle taşınan kavramlar [...]

Devamı...

Ne bilecen abey?

Ne bilecen abey?

Ne bilecen abey? Konulu mahsun eser. Geçenlerde Ankara'da yıllardır görmediğimiz dostlarımızla buluştuk. Hasret, hasret, hasret... Özlemişiz tabii ama merak da var işin içinde, bunca yıldır kim neler yaptı, çoluk çocuk ne [...]

Devamı...

Üstelik Yöresel

Üstelik Yöresel

Ekim başında Toros Dağları’ndaydım yine. Önümüde Binboğalar Dağları, çevre fırdolayı sedir ağaçları. Manzara öyle böyle değil. Yaşar Kemal satırlarıyla çizilmiş bir dünyada, dere kıyısına uzandık, taze ceviz yiyip muhabbet ediyoruz. Büyük tatil [...]

Devamı...

Zaman

Zaman

Bir sakız al, çiğne biraz. Sonra iki parmağının ucunda bir iki yuvarla. Sıkıştır afedersin, iyice. Yapışsın parmaklara. Yavaş yavaş aç parmakları, koparmadan ama sakızı. Bir parmak doğum, diğeri ölüm. Arada uzayıp [...]

Devamı...

Dolma Kalem

Dolma Kalem

Dolma kalem manyaklığı diye bir şey olduğunu yeni öğrendim. Öğrenmek ne ki, hasta oldum hastaaa... Ciğerlerimi sirkeli sularla yıkadılar, tuz ruhuyla gargara alemine saldılar... Nafile, geçmiyor. Kalem dedim, dolma dedim. Mürekkeple, defter dedim. Nefes [...]

Devamı...

Medeniyet – Order – Ordu derken…

Medeniyet – Order – Ordu derken…

Sene 1795. Ne sen varsın, ne de ben. Sanki şimdi varsın…? Tamam, tamam … felsefe yapmayalım, konumuza girelim. Sene 1795, Fransız hükümeti bir duyuru yapar, “gıdaların bozulmadan saklanmasını bulana acayip bir para verilecektir…” Ödülü [...]

Devamı...

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Ocak 2023
P S Ç P C C P
« Ara    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Arşivler