felsefe taşı

Sunay Demircan

Kalem manyaklığının kökleri

Kalem manyaklığının kökleri

Kalem manyaklığı diye bir şey olduğunu yeni öğrendim. Öğrenmek ne ki, hasta oldum hastaaa... Ciğerlerimi sirkeli sularla yıkadılar, tuz ruhuyla gargara alemine saldılar... Demet demet sarımsaklar ... Nafile. Kalem dedim, dolma dedim. Mürekkep, defter dedim. Nefes alıp vermek dışında, şu fani dünyada hiç bir nane ruhunun müptelası olmamakla övünüp, gerim gerim ortalıkta gezinen bu fani, [...]

Devamı...
Oyun Bitti!

Oyun Bitti!

Oyun bitti konulu mahsun eser. Ankara'nın göbeğinde, bizim mahallenin çiçekçisi. Hepsi plastik. Bir kaç yıl öncesine kadar zambak zambaktı, şebboy da şebboy. Sanki, bir zamanlar her şey daha kendi gibiydi. Ankara'da bir belediye tesisinde toplantımız vardı. Kocaman bina, kocaman salonlar, deriymiş gibi plastikle kaplı kocaman koltukların ortasında eskiymiş gibi kocaman masalar, duvarlarda [...]

Devamı...
Kerbela ve masumiyetin taşınması

Kerbela ve masumiyetin taşınması

Ruhumuz, ne olduğunu tam da bilmediği bir özgürlük arzusuyla uçsuz bucaksız okyanusta kulaç atarken, izdüşümler sıkıştıkları zaman kıskacında kavramlara sığınırlar. İnanırlar ki, varoluş öyküleri, efsaneler, kültürler ve dillerle taşınan kavramlar onlara bu çırpındıkları deryada anlam kazandırıp, yol gösterecektir. Mesela ...? Mesela "masumiyet". İnsan inanır ki, "masumiyet" diye bir "şey" [...]

Devamı...

Ne bilecen abey?

Ne bilecen abey?

Ne bilecen abey? Konulu mahsun eser. Geçenlerde Ankara'da yıllardır görmediğimiz dostlarımızla buluştuk. Hasret, hasret, hasret... Özlemişiz tabii ama merak da var işin içinde, bunca yıldır kim neler yaptı, çoluk çocuk ne [...]

Devamı...

Üstelik Yöresel

Üstelik Yöresel

Ekim başında Toros Dağları’ndaydım yine. Önümüde Binboğalar Dağları, çevre fırdolayı sedir ağaçları. Manzara öyle böyle değil. Yaşar Kemal satırlarıyla çizilmiş bir dünyada, dere kıyısına uzandık, taze ceviz yiyip muhabbet ediyoruz. Büyük tatil [...]

Devamı...

Zaman

Zaman

Bir sakız al, çiğne biraz. Sonra iki parmağının ucunda bir iki yuvarla. Sıkıştır afedersin, iyice. Yapışsın parmaklara. Yavaş yavaş aç parmakları, koparmadan ama sakızı. Bir parmak doğum, diğeri ölüm. Arada uzayıp [...]

Devamı...

Dolma Kalem

Dolma Kalem

Dolma kalem manyaklığı diye bir şey olduğunu yeni öğrendim. Öğrenmek ne ki, hasta oldum hastaaa... Ciğerlerimi sirkeli sularla yıkadılar, tuz ruhuyla gargara alemine saldılar... Nafile, geçmiyor. Kalem dedim, dolma dedim. Mürekkeple, defter dedim. Nefes [...]

Devamı...

Medeniyet – Order – Ordu derken…

Medeniyet – Order – Ordu derken…

Sene 1795. Ne sen varsın, ne de ben. Sanki şimdi varsın…? Tamam, tamam … felsefe yapmayalım, konumuza girelim. Sene 1795, Fransız hükümeti bir duyuru yapar, “gıdaların bozulmadan saklanmasını bulana acayip bir para verilecektir…” Ödülü [...]

Devamı...

Sulakalanlar ve Kızılırmak Deltası üzerinden, bir tasarım nesnesi olarak “doğa”

Sulakalanlar ve Kızılırmak Deltası üzerinden, bir tasarım nesnesi olarak “doğa”

Bilinen hikayedir, öğrenme heveslisi altı kör, ‘fil’ diye bir canlıyı duymuşlardır ve tanımak isterler. Bir bilene danışırlar, o da alır bunları filin yanına götürür, “dokunun ve tanımlayın” der. Birincisi filin karnına [...]

Devamı...

Kahraman

Kahraman

kahraman ihtiyacı arttı Bizim gibi mit dünyasının parçası olmaktan kurtulamamış toplumların, 'kahraman' ihtiyacı hiç bitmiyor. Çünkü, benliklerde 'kahraman' arketipi capcanlı. Her zaman, savaşılacak ejderlerimiz, canavarlarımız var. Birey, ancak o ejderi yendiğinde, [...]

Devamı...

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Kasım 2022
P S Ç P C C P
« Eki    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Arşivler