felsefe taşı

La Traviata

La Traviata
Ocak 25
09:50 2019

Roma’da, İtalyan besteci Verdi’nin La Traviata operasına gittik.

Niyet opera izlemek olsa da, bu eserin sahneye konmasında dedikodu bol (operacının dedikodusu meşhurdur, lakin Türkiyedeki bir yere kadar, dünyaya açılmak lazım dedik).
Atladık, geldik.

Bizim Valentino’yu tanırsınız.
Valantino canım, onu kim tanımaz.
Hani şu ünlü italyan modacı Valentino.
Hah… Tamam o…!
Bunlar üç kanka bir araya gelmişler.
Valentino, Maria, Pier.
Maria Grazia Chiuri, Valantino’nun eski yardımıcısı.
Eskiden beraber çalışıyorlardı (şimdi Maria Christian Dior’un kreatif direktörü oldu).
Pier Paolo Piccioli hâlâ Valentino ile.
Bu üç kafadar, gidip bizim Sofia’nın kapısını çalmışlar.

“Sofia kız, haydi kalk…!”
“Kalksam ne olacak…?”
“La Traviata.”

Zavallı Sofia’yı kafalamışlar, “gel sen bir La Traviata yap” diye kanına girmişler, “filmini de yönet, opera temsilini de yönet, kostümler bizden” (sanırsın bedava).

Peki, kim bu Sofia ?

Aaaa… tanımadın mı?
Sofia Coppola?
Akademi ödülü de aldı, Amerikalı yönetmen.
Rock şarkıcısı Thomas Mars’ın karısı, iki de çocuk var…

Olmadı mı?
Dur, olurunu buluruz şimdi.
Francis Ford Coppola, bildin …?
Ünlü Baba filmlerinin yönetmeni var ya, işte Sofia onun kızı.

Son Baba filminde Sofia’da oynamıştı, torun Corleone rolündeydi sanıyorum.
O filmde sanat yönetmeni de miydi …? Unuttum.

Neyse, bu terzi tayfası zavallı Sofia’nın kanına girmişler, o da garibim, ne yapsın?
“Olur” demiş.

Bana sorarsanız, işin içinde başka iş var.
Bunlar (Romalılar) baktılar Roma Operası baş aşağı gidiyor (hem prestij, hem hasılat). Oturup düşünmüşler, “ne yapalım ki, sansasyon olsun, ses getirsin, dünyanın dikkati bize yönelsin…?”
(ah İtalyanlar, ahhh… !)

Zaten Maria Grazia demiş “vallahi bilmezdim opera neyin nesidir, aha iki senedir gidip dururuz, hala anlamadık niye bağırır bunlar, dikilecek etek, pantolon var diye”.

(Paylaştığım fotoğrafta bu dörtlü çete, Roma Operası sahnesinde görülüyor. Ortada baba pozunda Valentino, yanındaki Pier, ayakta sarışın olan Maria, yanında Sofia).

Büyük isimlarle, acayip ses getiren bir başlangıç planlanmış.

Galaya (ilk temsil) baba Ford Coppola geldi.
Yetti mi?
Yetmedi.
Kim Kardashian da geldi.
Yetmedi.
Yunan kraliyet ailesinden, Prens Pavlos ve asil eşleri Prenses Marie Chantal da teşrif buyurdular.
Kızları prenses Olympia da…
Daha daha …?
Prenses Elisabeth von Thurn und Taxis de geldi mi?
Eveeet…!
Cahil cahil sorma “kim ki o?”
Alman asilzadesi, kökü 1500’lere kadar gidiyor.
Şimdilerde yazar.
Bianca Brandolini d’Adda ile Eugenie Niarchos da geldiler.
Eee… arkadaş, sen de bir bil artık ama.

Galaya gelen zevatın tümü wikipedia’da var, lakin başrolde yeralan sanatçılar wiki’de yok.
Çok Roma Roma bir durum bu.

Neyse, biz o gün gidemedik.
Mazeret bildirdik, özür diledik.
Yaygaranın alemi yok.
Sonunda gittik işte.

Opera dünyası ayağa kalktı.
Bir dedikodudur, aldı başını gitti.
Yok yok… biz galaya gidemedik diye değil.

Vay efendim “bu iş ona mı kalmışmış…”
O kim?
Sofia …!
Yok, o gitsin hollywood’da sek sek oynasınmış, opera yönetmek başka işmiş… “gişe için (hasılat) bunlar da mı olacakmış…?”

Bu dedikoduların aslı astarı var mı?
Gittik, gördük.
Sofia’nın hakkı Sofia’ya (nasıl ama, Roma’da Romalı olmak?)
Temsil güzel, kostümler güzel (Valentino işi dozunda tutmuş, kim bilir fatura ne oldu?).

Ya oyuncular?
Orkestra?

Birkere şunu söyleyeyim opera binası şehrin merkezinden uzak. Bir Avrupa kentinde opera binası merkezdedir, önünde meydanı, çevresinde kafeler… Burası biraz yakışmamış Roma gibi bir yere.
Bina bakımsız…

Ana karakter Violetta’yı Claudia Pavone oynuyor.
Claudia 1988 doğumlu.
Çok genç geliverdi birden.
“Vardır Valentino’nun bir bildiği” dedik, bakalım niyet defile mi, konser mi?

“Perde”.

Dinledikçe şaşıp kaldık Claudia’nın role ve sese hakimiyeti inanılmazdı.
Hele o teneste la promessa …. eriyip bittik hep birlikte, bu kadar mı güzel söylenir… !

Zaten arkadaşın son üç yılı La Traviata oynayarak geçmiş, olmuş bir Violetta nitekim.
Tüm kadro, orkestra, yaklasik 50 kişilik koro …
Hepsi, hepsi mükemmeldi.
Violetta’nın giysileri çok yerinde olmuş, diğerleri de. Valentino’ya bakındım şöyle, yoktu ortalıkta, görsem söyleyecektim bizim Ankara Operasına da bir el atıverse … fena mı olur yani?
İki etek, bir gömlek, bir Coppola, bir Kardashian … yanına biz de katarız karınca kararınca bir Hülya Koçyiğit, ne bileyim bir Ajda, bir Ibo…

331 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • KALEMKARDA GEÇEN BİR GÜNKALEMKARDA GEÇEN BİR GÜN Arkadaşımın vasıtasıyla sevdiğim bir yüzüğün tamiratı için bir ustaya gittim. Eski bir pasajın bodrum katında ama kod farkıyla dışarıyı gören kırmızı kapılı bir yerdi aradığım dükkan. […]
  • Amerika’nın Klavuztaşı-Georgia’nın Stonehenge’iAmerika’nın Klavuztaşı-Georgia’nın Stonehenge’i Yıl 1979, Amerika, Georgia eyaleti , Elberton’da sıcak bir Haziran ayında Tate Sokağındaki ofise öğle saatlerinde şık takım elbiseli birisi gelir ve bir anıt yaptırmak istediğini […]
  • Ölmek ve ÖlümsüzleşmekÖlmek ve Ölümsüzleşmek “Denemeler” denince ilk akla gelen isim, Fransız yazar Michel De Montaigne’dir… Ama denemeleri Montaigne’inkiler kadar büyük ses getiren bir yazar daha vardır: “Francis […]
  • Vedalaşma ve Yeniyle Kucaklaşma Zamanı…Vedalaşma ve Yeniyle Kucaklaşma Zamanı… 2014'e girdik ve ben önce hemen aylardır ertelediğim şeyleri yapmaya başladım: Mesela dolabıma girdim ve artık eskimiş, yıllarımı benimle geçirmiş çamaşırlarımı, çoraplarımı doldurdum […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Ekim 2019
P S Ç P C C P
« Eyl    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031