felsefe taşı

Sudan Karaya Geçiş Evrimi

Sudan Karaya Geçiş Evrimi
Haziran 07
11:13 2017

Sevgili okuyucu, canlıların ilk önce sularda oluştuğunu, bitkilerin ve hayvanların sularda evrimleştiğini daha önceki yazılarımızda görmüştük. Şimdi insana giden yolda en önemli aşama olan yeni bir noktaya değinmek istiyorum ki bu canlılığın sudan karaya çıkışıdır. Böylece dünya üzerinde insanoğlu var olabilmiştir. Önce kısa bir özet;

Denizde evrimleşen canlılar bilindiği üzere bir süre sonra omurga geliştirmiş ve bunlar balıkları oluşturarak evrimsel olarak kısa bir sürede dünyanın bütün denizlerini doldurmuştur. Karada ise sadece böcekler ve bitkiler bulunmaktaydı. Ancak bunlar da aslında yine denizden karaya çıkmışlardır. Bu denizlerdeki doluluk nedeniyle olsa gerek, denizdeki bazı balıklar evrimleşerek karaya uyum sağlamaya başladılar. Çünkü o dönemde karada yiyecek çok boldu ve denizler aşırı kalabalık nedeniyle zorlukla yiyecek sağlayabiliyordu. Bu canlılar karaya çıkmalarına rağmen sudan kopmadılar elbette ve yumurtlamak ve yaşamlarının önemli bir kısmını geçirmek için sürekli olarak sulara döndüler. Biz bugün bu canlılara amfibiler diyoruz ve birkaç yüz milyon yılda evrimleşen kurbağalar ve semenderler bu evrimin en uç noktasıdırlar. Karaya çıkanlar arasından ayrılan bir başka dal ise suya olan bağımlılıklarını tamamen kaybetmişler ve karada kalmışlardır bunlar önce sürüngenlerin sonra dinozorların ve kuşların dolayısıyla memelilerin atalarını oluştururlar. Bu kol üzerinden bir dal kemirgenleri ve oradan primatlar ile insanı oluşturmuştur. Sonuçta koaservatın ortaya çıkışından 4 milyar yıl sonra homo sapiens evrimleşmiştir. Bu durumda bugün dünya üzerindeki memelilerin tamamı evrimleşmiş balıklardan gelmiştir.

Gelelim biraz daha detaya. Bildiğiniz gibi bizler iki kol ve iki bacaklı canlılarız. Her ne kadar insan ayağa kalktığı için iki kolu var gibi dursa da, aslında dünya üzerindeki karalarda 4 üyeli yani tetrapod canlılar yaşamaktadır. Yine bilindiği üzere dünya üzerindeki bütün canlılarda bulunan bu dört uzuv balıklardaki yüzgeçlere denk gelirler ve balıklar da aynı şekilde dört uzuvlu ya da üyeli canlılardır ancak onlarda bu uzuvlara yüzgeç diyoruz. Yani bizim uzuvlarımızın kökeni bugün dünya denizlerindeki balıklarda bulunan yüzgeçlerdir ama şunu unutmayalım biz bugün dünya üzerinde yaşayan balıklardan evrimleşmedik hepimizin ortak atası olan farklı balık türlerinden evrimleştik. Böylece evrim karşıtlarının dile getirdiği Darwin maymundan geldiğimizi söyledi iddiasını biraz daha ileri götürüp balıktan geldiğimizi ileri sürmüş oluyorum!!

Bugün dünya üzerindeki balıklar ışın yüzgeçli balıklar grubundandırlar. Karada yaşayan canlıların atası ise lop yüzgeçli balıklar olarak bilinen gruptur. Bu gruba ait bazı türler bugün hâlâ bulunmaktadırlar ve sölakant ve akciğerli balıklar olarak isimlendirilmektedirler. Bu balıkların yüzgeçlerinde kemiklerden çok kaslar ve deriler ön plandadırlar. Bu kaslar nedeniyle karaya ilk çıkışlarında hareket etmeyi başarmışlardır. Işın yüzgeçli balıklar karaya çıktıklarında çırpınırlar ancak lop yüzgeçliler ileri geri ya da yana hareket edebilirler hatta bazı yerlerde karada yumurtlayıp denize geri dönebilirler. İşte bu akciğerli balıklar günümüzden 390 milyon yıl önce karaya çıktılar. Sonraki 30 milyon yıl boyunca dünyadaki Devonyen periyodunda denizden çıkan omurgalılar karalara çıkmışlardır. Günümüzde ise kara zıpzıpları balık oldukları halde aynı anda amfibidirler ve onların sınıflandırma açısından nereye konacağı bir karmaşaya neden olmaktadır. Çamur zıpzıplarının karaya çıkma nedeni ise çok açık, çamurlu alanların, yani suyun aniden çekilmesiyle oluşan alanların birçok kabukluyu açıkta bırakmaktadır. Bu nedenle çamur zıpzıpları günümüzde de bu noktalarda karaya çıkıp bu avları toplamaktadırlar. Üstelik havada oksijen soluyabilmektedirler. Suda ise solungaçlarını kullanmaktadırlar. Ne zengin bir yaşam biçimi değil mi? Böylece her nesilde sudan daha uzun süre uzak kalmayı sağlayacak genler sonraki nesillere aktarılmaktadır işte milyonlarca yıl süresince evrim bu şekilde yavaş yavaş birikimlerle ortaya çıkmaktadır ki, günümüzde evrimin oluşumunu imkansız denilebilecek şekilde gözlerimizle izlemekteyiz. Ayrıca zıplayabilmeleri nedeniyle bu balıklar çamur içinde hızlı hareket edebilmekte ve böylece dişileri etkileyerek genlerini bir sonraki nesilde sürdürmektedirler. Çünkü dişiler güçlü zıplayanları seçmektedirler ve bu güçlü genler sonraki nesillere aktarılmaktadır.

Geçmişe tekrar dönersek denizlerdeki canlılardan bir kısmı karalara çıkmaya başlamışken bir kısmı denizde kalmayı yeğlemiş gibi görünmektedir. Evrimsel süreçte türler var olan koşullar altında yaşamlarını sürdürürler ve koşullara uyum sağlayanlar hayatta kalabilir. Eğer yaşamsal bir avantaj varsa ki, bugünkü konumuzda bu denizden karaya doğrudur, bu avantaj nedeniyle oraya doğru bir yönelim olmaktadır. Karaya çıkan ilk türlerde kafatasları yassılaşmış ve gözler kafanın üst bölümünden birbirine yakın konumlanmıştır. Çünkü kaslı ön yüzgeçleri üzerinde doğrularak uzaklara bakmaktadırlar. Ve dişiler de erkekleri daha kolay tespit edebilmiştir. Karaya çıkışın tamamlandığı türlerde yüzgeçler bacak benzeri yapılara dönüşmüş ve parmaklar belirginleşmeye başlamıştır. Gözler öne doğrudur ve av avcı ilişkisinde avantaj sağlamaya başlamıştır işte bu ataların soyları sürüngenleri oluşturacaklardır. Canlı artık vücudunu yerden kaldırarak yürüyebilmektedir. Ancak bu yürüyüşü incelemek gerekebilir. Suda yüzen balığın hareketine bakarsak balık, vücudunu sağa sola sallayarak yüzer. Karaya çıkan ilk atalarımız da vücutlarını sağa sola atarak yürürler. Birbirlerine zıt olan uzantılar aynı anda hareket eder. Yani sağ bacakla sol kol, sol bacakla sağ kol. Bu size bir şey hatırlattı mı? Çünkü bizler balık atalarımızın yüzme hareketini bugün hala yürürken devam ettiriyoruz.

İkinci evrim boyunda olmuştur çünkü denizde sağa sola bakmak için vücut kolayca döndürülebilirken karada bu oldukça zahmetli bir harekettir ve boynun evrimi bu yüzden ortaya çıkmıştır çünkü başın sağa sola döndürülmesi gerekmiştir.

Yer çekiminden doğan zorluklar kendini kemiklerde göstermiş ve balıklarda ayrı ayrı duran kemikler kara canlılarında iç içe geçmeye başlamıştır. Çünkü suyun içinde vücut ağırlığının bir önemi yokken karada yer çekiminden dolayı iskelette çökme olmaktadır bunu engelleyen mekanizma eklemlerin gelişmesidir.

Ve en önemli aşamalardan biri şudur, solungaç yarıklarının kaybolması. Denizde kullanılan solungaçlar karada akciğerlere dönüştüğünden solungaç yarıkları kaybolsa da embriyolojik evrede bu yarıklar ortaya çıkmakta ve kaybolmaktadır bu da bizi atalarımıza götüren yolun bugün hala tüm kanıtlarıyla gözlemlenebildiğini bize göstermektedir.

Bugün bütün bu evrimsel aşamaları gerek fosil kanıtlardan gerekse karşılaştırmalı genetik çalışmalarıyla izleyebiliyoruz. Evrim geçmişimizi aydınlatmaya ve geleceğimize ışık taşımaya devam etmekte.

Bir sonraki yazımızda memelilere yani bize doğru giden evrime göz atacağız. Ancak bizlere düşen ödev dibimize düşürdüğümüz ışığın çapını mümkün olduğunca genişleterek kitleleri aydınlatmaktır. Şu kısa yazının içinde evrimsel olarak balık atalarımızla olan benzerliklerimizin küçük bir kısmını gördük, şimdi okuyucuya düşen başka hangi yapılarımızın ya da davranışlarımızın atalarımızdan geldiğini bulmak olabilir. Ve emin olun bu konuyu düşünmek için biraz kafa yormak ve küçük araştırmalar yapmak son derece eğlenceli olacaktır…

1.494 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Virüsler dünya dışı varlıklar mı?Virüsler dünya dışı varlıklar mı? Virüslerin kökeni, bilim insanları arasında akademik ölçekte tartışma konusudur. Bunun ilk nedeni, yaşamın evrimsel tarihinde kökeninin bilinmemesidir. Ki, bu da ayrı bir tartışmayı […]
  • Yaşam Nedir?Yaşam Nedir? Geçtiğimiz günlerde üniversiteden arkadaşlarım arasındaki e-posta grubunda bir fikir alışverişi yaptık. Yaşam üzerine konuştuk biraz. Yaşamın ne olduğu konusu biyolojinin en temel […]
  • Dijital ŞövalyeDijital Şövalye Muhafazakar akımların istilası ile gerileyen medeniyetleri şövalyeler kurtarmıştır. Bugün de dünyanın her yerinde toplumlar kendi şövalyelerini bekliyor. Bellidir ki bu kere onlara […]
  • Post-Truth (Gerçek-Ötesi)Post-Truth (Gerçek-Ötesi) “Biz, hür insanlar olarak, özgürce karar verdik ki biz bir tür gerçek-ötesi dünyada yaşamak istiyoruz”. 2005’te “sudoku” ve “podcast”i, 2009’da “unfriend”i, 2013’te ise “selfie”yi yılın […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Ekim 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Arşivler