felsefe taşı

Phallus’dan Paul’e, Balta’ya, Bel’e, nihayet eksenlere dair

Phallus’dan Paul’e, Balta’ya, Bel’e, nihayet eksenlere dair
Temmuz 21
16:33 2014

İngilizce ‘pole‘ sırık, kazık, direk demek.
Kuzey Avrupa dillerinde pal dedikleri de olur.
Kimi Hollandalılar pael diyor, kimileri de paal… Latinler palus.
Hooop, geldik mi phallus’a?
Madem geldik phallus’a, biraz oyalanalım arkadaşla.
Phallus (yani bildiğin penis) latince bir sözcük.
Yunanca phallos’dan gelmiş. Yunanca’ya nerden gelmiş?
Ön-Hint Avrupa kökenli bir mastara sahip diyorlar: bhel-
Bildiğiniz ‘bel’ yani.

Bel, anatomik olarak vücudun bir bölgesi olmakla birlikte, aynı zamanda erkeğin döl suyunu ve soyu-sopu da anlatır bize. İngilizce’nin boğası ‘bull’ ile bir ilişkisi var mı bel’in?
Belli değil mi?
Ya Graham Bell?
Tamam tamam, ciddiyete dönüyorum…
Dilimize taaa Sümerce’den geldiği düşünülen ‘balta’ peki? fonetik açıdan benzemiyor mu?

Argodaki kullanımı?
Sembolikler dünyasındaki balta -eksen ilişkisi?
axe-axis
Boynuzun sahibi boğa da zaten ox!

Pole, aynı zamanda kutup. Yani, dünyanın ortasından geçen eksenin (axis) en uç noktaları. Eski Fransızlar pole diyorlar, latinler polus. Kazık ve eksen ve kutup sözcüklerini duyunca, insanın aklına hemen demir kazık geliyor.
Diğer adıyla kutup yıldızı
Yani, polaris.

M. Eliade şöyle der “Her mikro evrende, merkez olarak kabul edilen kutsal bir yer vardır ve bu yer ‘Dünyanın Merkezi’ olarak algılanır. Üç kozmik bölge (Gök, Yeryüzü ve Yeraltı ‘Cehennem’) kavramını bilen kültürlerde, ‘merkez’ bu üç bölgenin kesişme noktasını oluşturur. Evrende üst üste üç büyük katman veya bölge vardır; bunlar merkezlerinden geçen bir eksenle ‘Axis mundi’ birbirlerine bağlıdır. Doğal olarak bu eksen bir açıklıktan, bir ‘delikten’ ibarettir ve tanrılar yeryüzüne, ölüler de yeraltına bu delikten inerler. Şamanlar da göğe ve yeraltına yaptıkları mistik yolculuklarda bu geçidi kullanırlar”.

Kozmik eksenin gelenekde kılıç, balta, asa, kazık, direk, ağaç, merdiven gibi imgelerle sembolize edildiğini görürüz.
Aynı zamanda penis ve boğanın boynuzları da eksen sembolü değil midir? Tastamam öyleler.

Günümüzde halen, pek çok kültürde direğe çıkma, tırmanma, direğin veya bir altarın, bir sütunun, bir ağacın… çevresinde dönme gibi ritüeller sürdürülür ki, geleneğin sürmesinden başka bir şey değildir.

Peki ya Kutup Yıldızı? Tüm kadim uygarlıklar tarafından yön bulmada kullanılmış. (‘Tüm’ dememek lazım, epey bin yıl önce, Kutup Yıldızı yoktu veya orada değildi tabii). Orta Asya’da Türk Tatarlar, birçok başka halklar gibi gök kubbeyi bir çadır gibi tasarlamışlar. Gök’ün ortasında büyük çadırı bir orta direk gibi tutan Kutup Yıldızı parlarmış. Altaylılar Kutup Yıldızını bir direk olarak tasarlamışlar (Kutup Yıldızı deyince belirtmek gerekir, İİslam inancına göre dünyanın en yüksek yeri Kâbe’dir, zira Gök’ün merkezinin karşısında bulunduğuna Kutup Yıldızı tanıklık eder). Moğol Kalmuk ve Buryatlar’a göre Kutup Yıldızı “Altın Direk”, Sibirya Tatarları ve Başkurtlara göre de “Demir Kazık”tır. Dünyanın Direği olan Kutup Yıldızı aynı zamanda atların bağlandığı bir direktir. Kutup Yıldızı’nı temsil eden bu direk, mikrokozmosta evin direğidir ve kutsaldır. Bu direğe bez parçaları bağlanır ve dibine sunular konur.

Şamanların “Totem Direği” bu direktir.
Hayat Ağaçları farklı mı?

Değil tabii, onlar da birer pole, phallis, direk, … yani eksen. Totem direğinin çevresinde dönen şamanın veya kendi ekseninde dönen dervişin veya Kabe’yi tavaf eden hacının veya altarın çevresinde turlar atan inisiyenin hareketine bizim dilde, desek desek “dönüş” deriz.

İngilizler whirl diyorlar. Nerden geliyor whirl?
Ön Hint Avrupa dil ailesindeki mastarımız – kwel -kwel yine Ön Hint Avrupa’da kwolo (çevresinde dönen) oluyor. Ondan da günümüz İngilizcesinde tekerlek, çark, dönüş, devir… gibi anlamlara gelen wheel sözcüğü çıkıyor.

Unutmadan söylemem lazım ki, kwolo aynı zamanda phole’un da kökeni (işin ucu buradan ‘bel’e kadar gider).

Şimdi diyeceksiniz ki, bunların hepsini söyledin de, sütun-direk yerine kullanılan pillar’ı neden söylemedin? Gerekir mi? Gerekmez tabii, pillar gerekmez ama paul gerekir. Yani, Paul Newman veya Paul Simon’un Paul’u. Veya St. Paul’un Paul’u.
Romalılardan gelme galiba Paul, latinler paulum diyorlar, İtalyanlar da Paolo…
Tam (birebir) karşılığı “küçük” demek.

Yani, şimdi koskoca St. Paul / Pavlus, “Küçük Aziz” mi olacak?
Daha neler! Dünyada kabul etmem.

Nerede yaptılar bu yanlışı bilmem ama, Aziz Paul (ki Tarsusludur malum) “Küçük Aziz” olmaz.
O da bir eksendir kuşkusuz.
‘Küçük’ müş…!
(bu yazıda biraz eksen (axe) üzerinde lafladık, ama asl olan bu eksenin de geçtiği merkezdir. Merkez muhabbetini de sonra yaparız artık.)

1.529 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Ölmeden Önce Yapılacaklar ListesiÖlmeden Önce Yapılacaklar Listesi “Ölmeden önce yapılacaklar” listeniz oldu mu hiç? Hiç öz benliğinizle yüzleşip, içinizde kalanları kendinize itiraf edebildiniz mi peki? O cesareti bulabildiniz mi hiç […]
  • Kader mi? İlahi takdir mi? Yoksa…Kader mi? İlahi takdir mi? Yoksa… Kader üzerine çok tartışılan bir konu malum. Hele ki bugün Soma faciasının yıldönümü nedeniyle yapılmış bir konuşmayı okudum da bu satırları yazasım geldi, kısaca "Her şey Cenab-ı Hakkın […]
  • Otel mi? Tımarhane mi?Otel mi? Tımarhane mi? Mehmet Mülayim, otuz sene karakteri birbiri ile tamamen zıt, otellerde yaşadığı, zihninin kara kutusunda yer edinmiş otelleri, ünlüleri ve olayları satırlara döktü. Yaşadığı her şaşırtıcı […]
  • Öylesine Bir YazıÖylesine Bir Yazı Hayatımın unutamadığım dönemleri vardır.Çok küçük şeylerden büyük keyif aldığım zamanlar.Hayattan çok bir beklentinin olmadığı senin de hayata karşı çok fazla taahhüdünün olmadığı […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler