felsefe taşı

Nasıralı İsa

Nasıralı İsa
Ocak 23
17:02 2015

“Bir Katolik efsanesinde Hıristiyanlığın ilk yıllarında Neron’un zulmünden ve yangınından kurtulmak için Roma’dan kaçmaya çalışan Havari Petrus, yolda Roma’ya ve yangına doğru gitmekte olan ışıklar içindeki İsa’yla karşılaşır. İsa’ya “Quo vadis, Domine? (Nereye Hazret)” diye sorar. İsa’nın cevabı şöyledir: “Sen kuzularımı bırakıp uzaklaştığın için ben tekrar çarmıha gerilmek üzere Roma’ya gidiyorum.”

İsa’nın doğumuna yakın zamanlarda Ortadoğu’da Yahudiler’in hayatı ve inanışları çok karmaşıktır. O dönemde Yahudiler’in büyük bölümü Filistin’de yaşıyorlardır. İsa’nın vatanı olarak kabûl edilen Galile de Filistin’in kuzey bölgesinde bulunuyordu.

Hristiyanlığın ortaya çıkmasına yakın zamanlarda, Yahudi halkı için dinî kaynaklar büyük bir çeşitlilik gösteriyordu. Bugün Eski Ahit dediğimiz kutsal yazıların yanında Talmud adı verilen ve din büyükleri tarafından oluşturulmuş bulunan yazılar da büyük önem taşımaktaydı. O devirde Kudüs Talmud’u ve Babil Talmud’u çok yaygındı. Yahudiler dinî olarak birçok değişik topluluklara ayrılmışlardı. Bu dönemde bilebildiğimiz en önemli topluluklar Saddukiler, Ferisiler, Zelotlar ve Esseniler’dir.

Hz. İsa, Yahudi imran soyundan Meryemin oğludur. Babası ya da üvey babası Yusuftur. Yaşamı konusunda en ayırt edici ve gerçekçi bilgi onun Esseni tarikatında yetişmesidir. Öğretisi kabala ve öncesi kadim sistemlerin temelini benimsemiş esseni tarikatının öğretisidir. Yeryüzüne gelmiş geçmiş hiçbir peygamber için tekrar gelme sözkonusu değilken İsa’nın söylemi “tekrar geleceğim” ile biter.
“Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır.” der İsa. Hz. İsa gizli ilimleri bilir. Onun öğretisinin temeli, insan ve yolunun ifadesidir. Her öğretinin başına gelen onun sözlerinin de başına gelmiştir. Öğretiye muhatap olanlar dünyasal bir takım çıkarlar peşinde koşup, öğretinin gerçek amacını gölgelemişlerdir. Mesih (İbrani’ce Maşiah “Meshedilmiş, kutsal yağla kutsanmış“) adı, İsrail oğullarının Hz. Davut soyundan gelerek yeryüzünde Tanrının egemenliğini kurmasını bekledikleri kurtarıcı kralla özdeşleştirilmesinden kaynaklanır. Eski İsrail krallarının tahta çıkarken yağlanmaları, gelecek olan kurtarıcının da yağlanacağını, kral olacağını düşündürtmüş ve gelecek olan kurtarıcı bu isimle anılmıştır. İsrailliler için gelecek olan kendilerini esaretten kurtarıp kral olacak bir Mesih’tir.

Hristiyanlığın ilk yıllarında annesi Hz. Meryem’in bahsi bile geçmemektedir. Hz. Meryem Hristiyanlık literatürüne o da Katolik mezhebininkine; en az 400 sene sonra girmiştir ama Hz. İsa hep babasının oğlu olarak teslisin sembolü olmuştur. Hristiyanlığın ilk yıllarında Bizans kilisesi “Ana” faktörüne karşı aşırı bir tutum takınmış ve hatta bir Kibele kültü ardılı olan ve Hristiyanlığı etkilemesinden korkulan Magna Mater “ Yüce Ana” kültünü yerle bir etmiştir. Aziz Pol Efes’e gelerek “Tanrı büyüktür” dediğinde “Artemis-Diana daha büyüktür” diyerek kovan Efesliler bugün de Hazreti Meryem Evine ev sahipliği yapmaktadırlar.

Musa ve İsa Peygamberler, Tanrı ile bir tür anlaşma yapmışlardır. Bu antlaşmalar insanoğlu tarafından Tanrıya kurban sunularak yürürlüğe sokulmuştur. Tevrat’a Eski Ahit adının verilmesi Musa’nın, İsrailoğulları ile Tanrı arasında yaptığı antlaşmadan kaynaklanmaktadır. Burada Musa antlaşmayı hayvan kanı ile geçerli kılmıştır. İsa, Musa’nın yaptığı anlaşmanın zamanla bozulması üzerine kendisini kurban olarak sunup, Tanrı ile yeni bir anlaşma yapar. Bu yüzden İncil, Yeni Ahit olarak adlandırılmaktadır. Yahudiler ve Hıristiyanlar Hazreti İsa’nın Mesih olması konusunda kesin bir görüş ayrılığı içindedir. Yahudiler iki bin yıldır İsa’nın Mesih, Kurtarıcı ve Tanrı’nın Oğlu olduğunu kabul etmezken, Hıristiyanlar İsa’yı kurtuluşun en önemli unsuru olarak görmektedir.

İsa’nın bir marangoz olduğu, şifa dağıttığı, Yahya peygamber tarafından vaftiz edildiği, “halkı isyana teşvik etmek” suçuyla, Kudüs’te çarmıha gerildiği konusunda araştırmacılar hemfikirdir. İsa’nın yaşamına dair ana kaynaklar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilidir. Genel kabule göre bunlar İsanın ölümünden ortalama 70 yıl sonra yazılmışlardır. İbrahim’in oğlu İshak’ın soyundan geldiğine inanılır.
Hz. İsa’nın kardeşleri olduğu, evli olduğu ve çocuğu olduğu, soyunun devam ettiği hakkında tartışmalar vardır. Henry Lincoln, Michael Baigent ve Richard Leigh’in yazdığı ‘Kutsal Kan, Kutsal Kase’ isimli kitap, Christopher Knight ve Robert Lamas’ın “İkinci Mesih” ve “Hiramın Anahtarı” kitapları ve Dan Brown’un “Da Vinci Şifresi” de bu konuda yazılmış ünlü eserlerdir.

Luka İncili İsa’yı “mükemmel insan” diye tanımlarken Yuhana İncili “Tanrının oğlu” der. İsa için “logos – kelam” sözcüğü yalnızca Yuhanna İncilinde geçer. Tanrının kelamı İsa’nın kişiliğinde vücud bulmuş ve dile gelmiştir. Yuhanna’nın İsa’nın yaşamındaki yeri çok önemlidir. Hz. İsa Tanrıdan “Göksel Babamız” diye söz eder.
Hz. İsa’ya özel sırları ifşa eden diyerek bakanlar da vardır. İsa ritüeller ile vaftiz ederek suyu şaraba yani günahkâr insanları erdemli ve dürüst insanlara dönüştürüyordu. Meslegi marangozluktur. Amblemi olan balık dünyanın girmekte olduğu Balık burcu dönemini sembolize ediliyordu. Bir yandan da onun için söylenen “Balıkçı” tabiri aslında iyi inisiye adayları yakalamasındandı. İsa şöyle der: “Benim olan her şey senin, senin olan her şey benimdir Rabbim, Ben O’yum.”
Hz. İsa tarafından havarilerinden Thomas’a bizzat yazdırıldığı rivayet edilen Thomas İncili, 1945 yılında Yukarı Mısırda Nag Hammadi bölgesinde, köylüler tarafından mezarlık olarak kullanılan kaya oyuğunda bakır levhaya sarılı 12 el yazması halinde bir testinin içinde bulunmuştur. Hazreti İsa zamanında konuşulan Aramaic lisanında yazılmış bu belgeler üzerinde kiliseler tarafından oynanmamıştır ve bu yüzden Vatikan bunu kabul etmemiştir.

Ne diyor Hz. İsa bu İncil’de…
“İsa dedi: “Arayan, aradığını bulana kadar aramayı bırakmasın! Bulunca şaşıracak. Ve şaşkınlıkta kalarak hayran olacak. Ve her şey üstünde, hüküm sürecek.”
İsa dedi: Bütünü bilen kimse kendisinden mahrum ise, Bütün’den de mahrumdur.
İsa dedi: Kendinizde onu meydana getirince sahip olduğunuz bu şey sizi kurtaracaktır; Eğer kendinizde bu yok ise, sizde olmayan o şey sizi öldürecektir.
İsa dedi: Arayınız bulacaksınız! İkiyi Bir yapınca, İnsanoğlu olursunuz ve eğer derseniz: “Uzaklaş ey dağ” dağ, uzaklaşacaktır. Sırlarıma lâyık olanlara sırlarımı söylüyorum. Sağ elinin ne yaptığını, sol elin bilmesin!”
İnsanı küçük bir evren ve evreni büyük bir insan olarak değerlendirme, yani mikro ve makro kozmos bağıntısı Neo-Plâtoncu gelenekten kaynaklanmaktadır. “Bedenimiz bu evrenin bir parçasıdır. Öyleyse, ruhumuz da evrenin ruhunun bir parçası olmaktadır. Evrenin ruhu varlıkları nasıl yönetiyorsa, ruhumuz da bedenimizi öyle yönetmektedir.” denir.

Hz. İsa’nın hayatında Mary Magdalene’nin (kimilerine göre kutsal kâsenin) de önemli bir yeri vardır. Havarileri en çok onu sevdiğini düşünerek kıskanırlardı. Mary “her şeyi bilen kadın” olarak tasvir edilir, son yemek tablosunda İsa’nın yanında oturduğu kimi teorilerde bahsedilir. Fahişe ve Azize arası birçok yaftanın takıldığı bu güçlü karakter Tapınakçıların da ilgisinin merkezidir. Mary Magdalene’nin ilk gerçek Papa olduğuna dair belgelere Tapınakçıların ulaştığına dair kaynaklar da vardır. Tarottaki Azize kartının dikkatle incelenmesi gereklidir.
Mecdeleli Meryem kilisenin kabul ettiği resmi İncillerde havarilerle beraber Hz. İsa’nın yanında bir kadın havari gibi hizmetinde olan bir şahsiyettir. Mevcut resmi İncillerde ismi 12 defa geçer. Hz. İsa’nın çarmıhtan sonra mezarı başında kalan ve onun için ağlayan dirildiğinde onu ilk gören kişidir. 1945 yılında Mısır’da bulunan tahminlere göre milattan sonra 120 ile 150 yıllarında Yunanca olarak yazılmış Filip İncilinde Mecdeleli Meryem için ‘İsa, onu diğer müritlerinden daha çok sever” der.
“Kötü ve kirli huylu bir kimseysen, yıkanmaktan bir şey bekleme. Yıkanmak istiyorsan, evvelâ gönlünü temizle; sonra da bedenini! Hz. İsa sordu “Niçin kabın dışını yıkıyorsunuz ?”

Bakire doğumu olarak adlandırılan olay, 25 Aralığa tarihlenmiştir ve sonradan bu gün Noel olarak kabul edildi. 25 Aralık “kış gündönümü” Mithra’nın da doğum günüdür. Sekizinci gün tapınakta İsa sünnet edilir ve böylece Tanrının İbrahim ile yaptığı ahdin işaretini almış olur.
Annesi Meryem’in Elisabeth adında bir kuzeni vardır. Zekeriya adında bir kâhinle evlidir. Çocuklarına Yahya adını verdiler. Gerçekte kendinden altı ay küçük olan kuzeni ve daha sonra Tanrının oğlu diye anılan İsa’nın gelişini bildiren ilk Vaftizci olur. İsa kendi ağzından aktarılan sözlerle Yahya’nın bütün peygamberlerden üstün olduğunu söylemiş ve kendisinin habercisi olarak tanımlamıştır.

Vaftizci Yahya İncil’de geçen en ilginç kişiliklerden birisidir. Yahya’nın Esseni olduğu görüşü kabul edilmektedir. Yahya’nın ailesinin de ruhban sınıfından gelmesi de Yahya’nın bu konuda eğitim almış olma olasılığını güçlendirmektedir. Yahya şöyle der: “Ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O’nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim. O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek.”
Yahya’nın uyguladığı suyla vaftizin, İ.Ö. ikinci yüzyılda Lut gölü çevresinde Kudüs’deki Yahudi mezhebi Esseniler tarafından uygulandığı bilinmektedir. Peygamber Yeşaya’nın kitabında şöyle yazılır: “Çölde Rab’bin yolunu hazırlayın. Bozkırda Tanrımız için düz bir yol açın.” Çölde yolu açılacak olan İsa peygember, yolu hazırlayacak olan ise Vaftizci Yahya’dır.

Her iki peygamberin duyurdukları da yeni bir din değil, halkın tövbeye çağrılması ya da Hz İsa’nın dediği gibi var olanın düzeltilmesidir. Essenilere mensup Vaftizci Yahya önemli bir figürdür. Yahya’nın ve İsa’nın düzenlemek istediği öğretinin evrensel bir dine dönüşme potansiyelini gören kişi Pavlus’tur. İnanç sistemi doğudan batıya yolculuk yapmış ve bir kavim dininden evrensel din yaratılmıştır.
İsa’nın söylediği şudur: “Cennetin krallığı içimizdedir” öyleyse, “cehennem” de içsel bir durumdur. Bu ifade içsel gücünüze ulaşmanız gerektiğini ifade eder; şimdi. İncil’de, İsa’nın yaşamındaki otuz yılın yer almadığını fark edersiniz. O bu süreçte kendini hazırlıyor ve kendini bir yola adıyordu. İsa, “Kötülüğe direnme” der. Kötülük yanılsamadır: Kötülük kelimesinin kökeni Yunanca; saklamak anlamına geldiğini görürsünüz. Kötülük, iyiliklerin gerçeğini saklayan bir örtüden başka bir şey değildir ve bizden enerji almadıkça, hiçbir gücü yoktur.

Essenilerle ilgili “yeni” olarak kabul edilen bilgiler, 1947 – 1956 yıllarında bulunan Ölü Deniz Parşömenleridir (Kumran Yazıtları). Bununla birlikte, Essenilere ait, iki Yahudi yazarın (Philo ve Josephus) Yunanca kaleme aldığı bilgiler ile Romalı bir coğrafyacı ve doğa bilimci olan Pliny the Elder’ın Latince yazdığı bir eserde (Natural History) bilgiler bulunur. Çevresindeki topluluklardan soyut yaşaması ve değişik yaşam tarzları bazı tarihçilere, Esseniler’in uç noktada Ferisiler olduklarını düşündürtmektedir. Philon da “Essaoi” kelimesinin Grekçe Ösioi (aziz, dindar) kelimesi ile ilişkili olduğunu söylemiştir. Bu kelime hakkında bir başka görüş ise hassaim (sessiz) kelimesinden türediğidir.

Esseniler bölgede yaşayan en esrarengiz topluluklardan biridir. Esseniler’in o bölgede ezoterik bir doktrini benimseyen Mısır inanç sisteminden de etkilenmiş bir Yahudi topluluğu olduğunu kabûl etmek daha doğru olur. Esseniler inançları, görüşleri, aralarındaki “kardeşlik” bağı, toplumsal kuralları, ritüelleri ve kesin kuralları ile ezoterik bir topluluk görüntüsü vermektedir. İnançlarına göre, ruh ölümden sonra göğe çıkacak, ebedi mutlu yaşam başlayacaktır. Sürekli yapılan “vaftiz”ler, beyaz giyinmeleri, kanlı kurban törenlerine karşı olmaları ve Güneş’e ilişkin kültleri vardır. Esseniler güne dua ile başlar, gün içinde çalışırlar ve günü yine dua ile bitirirlerdi. Esseniler Hristiyanlığın doğuşu ile birlikte esrarengiz olarak tarih sahnesinden çekilmişlerdir. İsa’nın Esseni öğretisini daha basitleştirerek anlattığı ve Esseniler’in daha sonra Hristiyan olduklarını söylenmektedir.

1947 yılında, Ölü Deniz Kıyısında Kumran’da, çobanlık yapan bir Bedevi’nin kaybolan hayvanlarını ararken girdiği bir mağarada bulduğu yazmalar bilim ve teoloji dünyasını alt üst etmiştir. Tarihe Ölü Deniz Yazmaları olarak geçecek olan bu yazmaların sırrının çözülebildiğini söylemek için çok erkendir. Yazmalar, Kudüs Üniversitesi’nin eline geçmiş ve bu mağaralarda araştırmalar başlamıştır. 1958 yılına kadar süren çalışmalarda birçok yazmanın yanı sıra arkeolojik başka bulgulara da rastlanmıştır. 10 yıl süresince 11 mağarada yapılan kazılar 800 kadar yazmanın ve birçok parçanın gün ışığına çıkmasını sağlamıştır. Bunlar arasında Tevrat’ta geçen metinler bulunduğu kadar bulunmayanlar da mevcuttur. Metinler daha çok deri üzerine yazılmış olmakla birlikte papirüs ve bakır üzerine yazılmış metinler de vardır. Bu metinlerin dilleri İbranice, Arami dili ve yerel dillerdir. Bu belgeler aynı zamanda bunları yazan topluluğun inançları ve yaşayışları hakkında da bilgi vermektedir.

Bu metinleri bir Yahudi topluluğu olan Essenilerin yazdığına kuşku yoktur. Metinlerin yazılış tarihleri de metinlerin bu topluluk tarafından yazıldığını ve saklandığını göstermektedir. Metinlerin en eskisi M.Ö. 250 en yenisi ise M.S. 68 tarihine tarihlenmektedir. 68 tarihi aynı zamanda Kudüs’e giden Roma ordularının Kumran kentini yıktıkları tarihtir. Bunların arasında bu topluluğun Tanrı ile yeni bir ahit yaptığına ilişkin yazmalar da vardır. Yazmalara göre bu topluluk İsrail halkından çıkma, katılmak isteyen ve akıl ve disiplin sınavlarını verebilen herkese açıktır.

İsa’nın son yemeği, Essenilerin komünyon yemeği ile bağlantılıdır. Ölü Deniz yazmalarında, toplanıldığı zaman şarap ve ekmekle nasıl yemek yendiği ayrıntıları ile belirilmiştir. Hatta bu toplulukta, şarap ve ekmeğin kutsanması ile yemeğe başlanır. İsa etrafında on iki havari toplamıştır. Kumran topluluğunda da yüksek konsey on iki kişiden oluşmaktadır. Bu aynı zamanda on iki kabilenin bir sembolüdür. Essenilerde, beyaz yeniden dirilmenin sembolüdür, mor ise kraliyet, monarşi, yöneten soyunun rengidir.

Esseniler için en önemli şey olan tek tanrıları korunmalı, Romalılara direnilmelidir. Onların zaten kaybedecek hiçbirşeyleri yoktur. O yüzden bir direniş örgütü oluştururlar ve örgütün başına da dili en yumuşak, en ikna edici olan İsa’yı koyarlar.
Aziz Pavlus da Esseniler’den etkilenmiştir. Öğretisi Kabala temelini benimsemiş Esseni tarikatının kadim gelenek tünelinden ödünç aldığı öğretisidir. İsa’nın kardeşi James’in Kumran yazıtlarında önemli bir yeri vardır ve adı “The Righteus” tur (Haksever). “İlk kilise”nin önderidir. Bu çok detaylı araştırılması gereken bir konudur. Esseniler, ilk kilise’ye ve onun liderine bağlıdırlar. Yasa ve “Yol”larının savaşçılarıdırlar. Yazıtlarda, Esseniler’in, Roma kuklası krala karşıt oldukları açıkça bellidir. James, bir gün mabette linç edilir. Roma’ya karşı başlayan büyük isyanla James’in ölümü aynı yıllardadır. Roma, Kudüs’ü, Kumran’ı ve Masada’yı yerle bir eder ve Esseniler sessizce tarihin sayfalarındaki önemli yerlerini alırlar.

“Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.” der Hz. İsa. Adaletli Yakup(James) Kudüs Psikoposudur. Yakup Kudüs Kilisesinde İsa’dan daha önemli bir figürdür. Aşırı bağnaz gruplara karşı çıkan gerçek kilisenin en üst düzey rahibidir. Kudüs Kilisesinin liderliği dini olduğundan monarşik idi. M.S. 62’de Yakup’un da öldürülmesini takiben İsa’nın ilk kuzeni Simeon lider oldu ve o da öldürüldü. Davut’un tahtına göz diktiği için Romalılarca idam edildi. Kuzani Vaftizci Yahya’nın (John The Baptist) öldürülmesi ile başlayan İsa’nın tam liderlik rolü kardeşi Yakup ve ailenin tüm erkekleri tarafından devam ettirildi. Pavlus’un da M.S. 65’de Roma’da idam edildiğine inanılır. Pavlus, Kudüs Kilisesi tarafından kabul edilmemiştir. Kilisenin Yahudi teolojisini yanlış yorumlamış ve bunu Roma halkı için uygun bir din haline getirmiştir.

Hristiyanlığa göre Hz. İsa’nın Çarmıh’ta can verdikten sonraki dirilişi, kendi kurbanıyla ölüm üzerinde kazandığı zaferin ve insanlığa sonsuz yaşam bağının bir kanıtıdır. İsa Çarmıhta can vermeden önce Havarilerine, kendisinin sunacağı kurbanla Tanrıyla insan soyu arasında gerçekleşecek “yeni antlaşma”nın gizemini açıklamıştır. İnananlar, İsa’nın kendi bedeni ve kanı olarak kutsadığı ekmek ve şarabı Tanrıya sunup paylaşarak Mesih’in kurbanına eksiksiz biçimde katılabilecektir. Âdemin hatasını İsa telafi eder. Öfke yerine, yeni ve sevgi temelli bir başlangıç hedeflenir.

Mabed’e bir tehdit gelir: Küçük bir grup takipçisi ile birlikte, eşeğinin üstünde şehre gelen İsa Peygamber, Mabed’in önünde kamp kurar ve Kudüs’ün kendisini kabul etmediğini, bundan dolayı çok yakın bir gelecekte cezalandırılacağını, şehirde taş üstünde taş kalmayacağını, Süleyman Mabedi’nin yerle bir edileceğini, halkın öldürüleceğini va’zetmeye başlar. Rahipler Kurulu İsa’dan kurtulmaya karar verir ve İsa tutuklanır. Çıkartıldığı mahkemede, Musevi cemaatinin otokrat ihtiyarlarından oluşan bir kurul, Sanhedrin tarafından İsa “Kutsal yerlere hakaret etmekten” suçlu bulunur ölüme mahkum edilerek, hüküm giymek üzere Vali Pontious Pilate’a yollanır.
Hz. İsa Yahuda’dan kendisini elevermesini bizzat kendisi ister hatta kabul etmeyen Yahuda’ya kızarak emir verir. O mesajın özünün kalıcı olması için bunun gerektiğini düşünerek hareket eder. Çarmıhını taşırken annesine şunları söyler: “Gördün mü anne, her şeyi yeni kılıyorum”

İsa gerileceği haçı Kudüs’teki Golgotha tepesine kadar kendi sırtında taşımış ve bir cuma günü orada elleri değil kolları ve ayakları haça çivilenerek ve en son da bir mızrak darbesi ile hayatına son verilmiştir. İlk üç İncil ölüm tarihini Pesah’ın ilk günü olan 8 Nisan, Yuhanna İncili 7 Nisan olarak belirler. Kilisenin kabul ettiği geleneksel tarih Kudüs’te güneş tutulmasının görüldüğü 3 Nisan 33 tür. İsa, eski inancın üzerine inşa edilen yeni dinde; Noel’de doğar Paskalya’da çarmıha gerilir İsa.

Meryem Ana çarmıhtaki oğluna şöyle der: “Etimin eti, kalbimin kalbi, canımın canı izin ver seninle öleyim.” Cevap şudur: “Oğul bak annen, anne bak oğlun” (küçük kardeşi Yakup’u göstererek. Kardeşi Yakup’un yolunun açıldığını ifade eder.) Hz. İsa çektiği acılara rağmen tatmin olmayan kalabalık için şunları söyler: “Onları bağışla Baba, ne yaptıklarını bilmiyorlar, affet onları.”

Bu olaydan sonra, İsa’nın yeniden hayata döndüğü, takipçilerine göründüğü, gerçek bir Mesih olduğu, takipçilerinin Tanrı Yehova’yı hissederek, kehanette bulundukları ve mucizeler yarattıkları söylentileri yayılır ve “İsa Hareketi”, önceleri sadece Yahudi dininin bir kolu olarak da olsa, hızla gelişmeye başlar. İsa şöyle der: “Yol benim, hakikat benim, yaşam benim.”

Hristiyanlığı Yunanlıların bilimi ile Yahudilerin bilgeliğinin kavuştuğu yer olarak tanımlayanlar vardır. Hz. İsa’nın Hristiyanlık diye bir din oluşturmak gibi bir niyeti de hiç bir zaman olmamıştır. Kadim geleneğin bozulan yapısını düzenlemek ve evrensel bir sevgi yolu haline getirmek üzere Essenileri de temsilen hareket etmiştir. Konuştuğu dil inisiyatik kadim inanç yapısının dilidir.
İsa tamamen Yahudi bir kesime rehberlik etmiştir ve halefi Petrus değil, Kudüs kilisesinin ilk psikoposu küçük kardeşi Yakup(James)’tur. Tamamen Romalılara ait bir fikir olarak Hıristiyanlık dini yüzyıllar sonra başlamıştır. Pavlus İsa’nın kurban niteliğindeki ölümü düşüncesinden büyülenmiştir. O dönemde kardeşinin bir Tanrı olduğunu kabul etmediğinden kardeşi Yakup’a da karşı çıkmıştır.

Evrensel kadim gelenekte; en eski çağlardan beri; olgunlaşma yolundaki “kahramanlar”; her şeyden önce “kendi derinliklerinin içine inmek” anlamıyla meallendirilen bir yolculuğa çıkarlar. Cehenneme İnmek: Ishtar, Orpheus, Dante gibi. Labirent ve dehlizlere dalmak ve canavarlarla boğuşmak: Theseus gibi. Ağaç kovuklarına, Mağara diplerine inmek ve orada mesajlar almak: Buda, Hz. Muhammed, Zerdüşt gibi. Mezara girmek, bir çeşit ölmek ve sonra yüzeye dönüp yücelmek: Hz. İsa gibi. İnziva’ya Tefekküre çekilmek, : Çeşitli aziz hikâyelerinde ve rahiplerden Tasavvuf ehlinden ve çeşitli inisiyatik ritüellerden de bildiğimiz gibi olaylar yaşamışlardır.

İsa’nın ölümü ve bu ölümün şekli de efsanevi kahramanın çarmıha gerilişidir. Onu anlamak için onun ayakkabılarını giyip, onunla doğup onunla ölmek yaşamını adım adım yürümek gerekir. Bu kahrmamanın yolculuğudur. Tapınakçıların bu yolu simgeleyen Tarot kartlarından iskambil kartlarını yapıp en değerli kart ile en değersiz kartı(karo on – sinek iki) neredeyse aynı eşitlikte bir oyuna dönüştürmesi de ilgi çekicidir.

Meister Echard şöyle diyor: “Aziz Paul, Tanrı’nın, oğlu olarak kabul ettiklerini cezalandırdığını söyler. Tanrı’nın oğlu olmak demek acı çekmek demektir. Çünkü Tanrı’nın oğlu, Tanrı’nın içinde ve ebediyetteyken acı çekemez. Eşsiz Baba O’nu zamana, insan olması ve acı çekmesi için yollamıştır. Dolayısıyla, hem Tanrı’nın oğlu olmak, hem de acı çekmek istemiyorsanız çok hatalısınız.”
Halil Cibran şöyle der: “Gerçek bilge, sizi kendi bilgeliğinin evine davet etmez, Daha ziyade kendi zihninin eşiğine kadar size rehberlik eder.”
Hz. İsa kendini takvime milat yapacak kadar önemli bir karakter haline gelmiş ve kahramanın yolculuğunda sembolleşmiştir. Çarmıh, İsa ile başlayıp bitmez ama İnsan ile başlayıp yine İnsan ile biter. Merkez İnsandır. Yaşam, yaşayabilene sürekli inisiyasyondur, farkındalıktır; durmaksızın inilen ve çıkılan sarmal merdivendir.

Dendiği gibi: “Yanmayı göze alamayan İbrahim olamaz…”

Kaynakça:
Larousse Encyclopedia of Mythology; “Egyptian Mythology”
Dün, Bugün, Yarın; Isaac Asimov
Kabbalistic Tree of Life; Patricia Waldygo, Samuel Weiser
The Hiram Key; Christopher Knight & Robert Lomas
T’nin Gizemi; Sunay Demircan
http://www.reikiyasam.com/genel/ezoterizm/3976-makro-ve-mikro-kozmos-evren-ve-insan-3.html
Spiritüellik Nedir? Nasıl Kullanılır?; James Arthur Ray
Hz. İsa ve Misyonu; Haşim Büyükbalcı
İsa’nın Doğumuna Yakın Zamanlarda Yahudi Dini; Erhan Altunay
İsa Keşmir’de mi Öldü ?; Siegfried Obermeier
İncil; (Kutsal Kitap- Eski ve Yeni Ahit)
Ölü Deniz Yazmaları; Erhan Altunay
The Dead Sea Scrolls Deception; Michael Baignent, Richard Leigh
James, the Brother of Jesus; Robert Eisenman
Esseniler ve Ölü Deniz Yazmaları; Berk Yüksel
Esseniler; Thamos
Wikipedia internet ansiklopedisi
Esseniler; Berk Yüksel
Tapınakçılar; Berk Yüksel
http://tr.wikipedia.org/wiki/isa
İkinci Mesih; Christopher Knight & Robert Lomas
Hiram’ın Kitabı; Christopher Knight & Robert Lomas
Tüm çağların gizli öğretileri; P. Manly Hall
Büyük İnisiyeler; Edouard Schure
Tarot Kahramanın Yolculuğu; Hajo Bahnzaf
Abra Kadabra!; Berk Yüksel
Kayıp İncil’in Sırları; Kenneth Hanson
Thomas İncili; İsa’nın Gerçek Sözleri
Ölü Deniz Parşomenleri Gerçeği; Michael Baignent, Richard Leigh
Sunay Demircan, Ümit İriş ile çeşitli sohbetler.

2.405 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Ben İnsana İnanıyorumBen İnsana İnanıyorum Sevgili Okuyucu, Ben bir kitap yazdım! Sordu ağabeyim; - Adı ne? - Adı, “Ben İnsana İnanıyorum”! - Sen inanmaya devam et!!! Orada, yaradılışı irdeliyorum; İnanmak […]
  • Felsefe Taşı Dergimiz 3 Yaşında!Felsefe Taşı Dergimiz 3 Yaşında! Felsefe Taşı Dergimiz üç yaşında… 1 Eylül 2013'ten günümüze 1000’e yakın yazı ile toplumu düşündürmeyi, daha fazla okumaya teşvik etmeyi hedefleyen dergimiz, siz değerli okuyucuların […]
  • Maslow Hiyerarşisi ve DijitalleşmeMaslow Hiyerarşisi ve Dijitalleşme Bir dijital göçmen açken internete girmeyi pek öncelikli bir eylem olarak değerlendirmez. Ama bir dijital yerli için acıktığında internete girip yemek siparişi vermek mutfağa gitmekten […]
  • Beni olduğum gibi sever misin?Beni olduğum gibi sever misin? Beni olduğum gibi sever misin? Hırçınlıklarımla, sessizliğimle, gürültümle, korkularımla, yalnızlığımla, beni ben yapan her şey ve geçmişimle olduğum gibi, her şeyimle... Ben de en az […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler