felsefe taşı

İnsan Tutulması

İnsan Tutulması
Ocak 04
23:13 2016

Yılın son akşamı… Takvimden kalanson sayfayı kopardım bu akşam. Ağaçtan düşen son yaprakla beraber, o da geri dönüşüm döngüsüne dahil oldu. Giderken ağlamadı ikisi de. Çünkü döngülerini tamamlamışlardı. Görevleri bitmişti… Sorun yoktu… Zorla kopmadı ikisi de. Zamanları gelmişti. Biri eceli ile terketti ağacı ve diğeri eceli ile terketti takvimi…

Gün bitti, yıl bitti. Takvimden nice sayfalar eksildi, ağaçtan nice yapraklar döküldü…
Ama biz…Ya biz ne olduk?
Biz yalnızca dökülmedik….

Biz koparıldık. Hatta sadece koparılmakla da kalmadık. Yan ağaçtaki yaprakları da biz kopardık. Arada nice fidanlar da gitti. Orman olarak; biz 2015’te ne çok kanadık değil mi? Orman olarak; biz toprağı kanla ve gözyaşıyla suladık. Kuruduk, kurutulduk. Döküldük, saçıldık… Tohumken ezildik. Eğilmedik; kırıldık. Yeşermedik; çürüdük…

Şaşkın, ürkek ve kırılgan kabuklarımız içinde umutsuzca baharı bekleyenler değil miyiz? Ve bahar bize hala gelmedi. Aslında döngüsel olarak gelmesi gerekirdi değil mi? Sahi niye hala bahar gelemedi?
Çünkü;!

Bizler istenildiği üzere soğuğu, kışımızı, nefretimizi kendimiz yaratır olduk. Artık aramızda hemfikir olanlara da pek ender rastlar olduk. Bizler bölünmedik. Yalnızca lime lime edildik. Değerlerin değersizleştirildiği, anlamların anlamsızlaştığı garip bir tutulma halindeyiz. Acılı, sıkıntılı, tedirgin ve nefret dolu bir bekleyiş. Bu durumun bir adı olsaydı eminim ‘İnsan tutulması’ en münasibi olurdu…

Her sürecin bir başlangıcı var ya: Aklın var olup, bireysel bilincin kaybolduğu yerde başladı İnsan tutulmaya. Kalp var olup kollektif vicdan köreldiğinde ise en karanlık ve en soğuk noktaya ulaştı. Karanlık yavaşça çöktü. Ardından gelen fırtına ise hiç dinmeyecek gibiydi. İnsan; bir sonraki adımında hayatta kalır mı bilemedi… Önünü göremedi. Başta her yöndengelen çığlığı duyduysa da güvensizlikten hareket etmedi. Sonra, çığlıklar arttığında çığlıklara alışmış olduğunu farketti. Kaskatı kesilmişti. Bir sonraki aşamada çığlıkların kendi içinden de yükseldiğini anladı, ama ona da kimse yardım etmedi. Çünkü insan bir kez tutulmuştu.

Neyse ki her tutulmada olduğu gibi bu tutulma da bir süre sonra sona ermek zorunda. İnsanın içindeki varolan insanlık ışığı biliyorum ki yeniden belirecek. Ancak pek doğal olmayan bu tutulmanın süresini kavramak mümkün değil.

Yeni bir takvim başlıyor umutla. İsmi 2016… Güvencemiz yalnızca yeni bir takvimden ibaret değil elbet. Bilmeliyiz ki yalnızca bilinçli atılacak bir adım, vicdanlı elleri yeniden kavuşturmaya yeter. Tutulmanın en derininde buzlar erir ve insanın ışığı tüm güzelliğiyle yeniden baharı müjdeler… Belki insanlık ormanı yeniden yeşerir sene 2016’da.

Kim bilir?

3.680 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Estonyalı AlexEstonyalı Alex Estonya, Letonya maceralarının sonlarına doğru bir Estonyalı delikanlıyla tanıştık, adı Alex. Nasıl şirin, nasıl...anlatamam. Çok sevdik Alex'i Robert Redford'un 30 yaş hali, ama çok […]
  • “Türkiye’nin havası temiz tek şehri”“Türkiye’nin havası temiz tek şehri” Kadim dostumuz Charles geçenlerde bizdeydi. Arabayla Samsun'dan yola çıktık. Sinop üzerinden Kastamonu, Çankırı, Ankara ... gidiyoruz. Eşek sıpası Türkçeyi iyice öğrendi, üstelik yöreye […]
  • Hal-i Pür Melalimiz!Hal-i Pür Melalimiz! Altı yıl önceydi sanıyorum. Anadolu'nun bir dağ köyünde, epey yüksek bir köyde, binbir zahmet ağaçlandırma yapmıştık. Özenli bir çalışmaydı, fidanların çevresini çitle de çevirmistik, […]
  • Son NotaSon Nota İki kardeş hem mızrakla hem zıpkınla avlanabilen köyün en iyi avcılarıydı ve o gün av sırası onlarda olduğu için en keskin zıpkınlarını seçtikten sonra kulübelerinden çıktılar. Ormana […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Ekim 2018
P S Ç P C C P
« Eyl    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Arşivler