felsefe taşı

Huşu Guru ile Sohbetler – 1 (Meleklere Takla Attırma Sanatı)

Huşu Guru ile Sohbetler – 1 (Meleklere Takla Attırma Sanatı)
Aralık 08
14:31 2014

“Kendini güçlü gösteren herkese taparız” Haluk Bilginer

Huşu Guru: Kardeşim sana hep yol gösteriyorum halen bir sevgi kelebeği, koşulsuz sevgi kumkuması olamadın. Bu gidişle tırtıl bile olmaz senden. Yeniçağın janjanlayıp sunduğu külliyattan faydalanmıyorsun hiç.

Yolcu: Sevgi kumkumam benim kusura bakma fiyonk surat ifadesi ile etrafa koşulsuz sevgi kusmak bana göre değil. “Aşk, aşk, sevgi sevgi” diye inleyip duruyorsun ya; bu senin tercihin bana bulaşmazsan istemediğin için sana ayna olmam. Lakin bu kadar fazla ve boşa kullanınca, kavramın içini de boşaltıyorsun.

Huşu Guru: Bak adı üstünde huşu içindeyim, sevgiden başım dönmüş durumda. Herkese “hiç ol” diyorum. Hadi bakalım ellerimizi göğe açalım ve hiç olalım. Olduk mu egonu yakıp kül ettin mi yani sen yoksun, o zaman sen yoksan problem de yok; bak kaynağa döndün ne kolay değil mi?

Yolcu: Sersem bakışlı gurum benim, sevgi kazanılması gerekli bir değerdir kepçe kepçe anlamsız dağıtılmaz. “Çok mu kıymetli” diye inleme yine en kıymetli değerdir, evrenin eksenidir. Umut ve sevgi yaradılışın mayasıdır. Egonu yok edince kendini de yok etmiş olursun; bu kadar kolaya kaçma, amaç onu sana yoldaş eylemek, onunla yürümektir. Yaktın kendini kül oldun biter mi sanıyorsun?

Huşu Guru: Biter, sen bir ilüzyon görüyorsun, yol aldığını zannediyorsun aslında amaç kendini hiçliğe feda etmek işte o zaman Yaradan’a dönersin.

Yolcu: Sen o parçası olduğun Birliğe, Bütünlüğe “Var Olan” de istersen. Tekrar söylüyorum kolayı seçmek yolcuya göre değildir. Önü arkası yok bu yolculuğun aynen sonsuzluk sembolünde olduğu gibi ama ekseni var elbette daima dikey yeni yükselişler hedef, dönemeçli de olsa, zaman ve mekândan ayrı da olsa hedef hep Birliğe doğru bir yükseliş. Tekâmül daha mükemmele doğru bir yolculuk gurucuğum. “Yandı bitti kül oldu” ile suyunu çıkarma.

Huşu Guru: Ama hiçlik çukuruna düştüm bir kere, senin kendin olmana gıcık oluyorum. Sen de herkes gibi olsana birader, hasta etme adamı. Bak bir yol belledim uzak doğu-tasavvuf arası; yeniçağ ile de sosladım huzurumu kaçırmasana, ayna olma bana! Ben sadece kendim gibi insanları seviyorum dediklerimi kutsamayan ve yanlışlarımı gösterenlere ise kayıp ruhlar deyip acıyorum; ezberimi bozma. Ben güncele bakmıyorum, negatif enerji veriyor. Ayyyy negatif enerjiden, buyuran, didaktik insanlardan da fersah fersah kaçıyorum.

Yolcu: Gurucuğum, sen bu söylediğin yolları da yanlış anladın hatta işine geldiği gibi anladın bence. Bu ekollerin içersinden çıkmış birçok insan dediklerinin tersini söylüyor. Yeni Çağ hikâyelerini hiç karıştırma zaten büyükannelerimizin “kırk kere söyle olur”unu bak NLP yaptılar satıyorlar. Nefes alıp vermeyi, evrenden akşama eve pizza sipariş vermeyi satıp “Ama Para bir enerjidir” diye bas bas bağırıyorlar. Dikkat et; kimden ne isteyeceğin belli olmazsa sonra sakata da gelme.

Huşu Guru: Çok negatif bir adamsın yolcu, biraz soluklan anda ak, derdi tasayı bırak, evrenden iste, istemek elinde. Evreni kandırabilecek şekilde nasıl istenirin tekniklerini de öğretirim istersen ama birinci seviye 101$, ikinci seviye 303 $, 1001 $ verirsen usta olursun bir de sertifika yaptırırız sana krallar gibi sonra sen de diğerlerini öper bu parayı katlarsın.

Yolcu: Söyleyecek söz bulamıyorum gurucuk, kime ne sipariş verip günde yirmişer kere tekrar ettiriyorsun, buzdolabına bilgisayara yapıştırtıyorsun bilmiyorum ama para da bir enerjidir mantranı iyice abartmışsın. Ruhsal yolun olmuş “tamamen duygusal” bir serbest piyasa düzeni.

Huşu Guru: Eee, işi bileceksin işe gitmeyeceksin, nerden geliyorsun diyene işten diyeceksin.

Yolcu: Gerçekten de işi gücü olmayanların kafayı bunlara sardırması da ayrı bir vaka. Çay sohbeti yanı “ay iki enerji yollayayım sana” kıvamına düşünce olacağı buydu. Eski kadim gelenek tünelindeki inanç ve yaşam biçimlerinin tortularını paketleyip yeni isimler vererek sunuyorsunuz. Bir de durmadan yenisi çıkıyor yani aynan “fast-food” misali “fast-feed”; ruhu beslerken de kullan at modeliniz.

Huşu Guru: Ne yani bana gelmese, üfürükçüye gidecek biz de nasiplenmeyelim mi. Hiç değilse bir şeyler öğreniyor. Bak çağdaş adamım ben din, iman satmıyorum ki!

Yolcu: Farklı alıcılar var, arz, talep diyorsun yani. Aslında maalesef haklılık payın var, en medeni dediğin kafalar bunlardan medet umuyorsa sen de bir güzel söğüşlüyorsun tabi. Eh ezber etkileyici sözlerin de var, kim tutar seni.

Huşu Guru: Yeni bir enerji getirdim Tibet’ten omurgandan girip burnundan çıkıyor, ister misin sana indirim yaparım; ya da Amerika’da yeni bir moda eğitim çıkmış hep beraber sandalyelerin üzerine çıkıp anırıyormuşuz, anırırken yaydığın frekans ile kendini keşfetmek istersen sadece 111 $.

Yolcu: Beni de keten pereye getireceksin yani vallahi acıyorum sana. Enerji, Evren, İste, Sevgi, Aşk olsun Aşk, koşulsuz sevgi diye diye gözünün feri söndü. Keşke bir amacın olsa da güncelden sıyrılıp yaratıcı olabilsen. İşte o zaman hem kendine hem insanlığa bir faydan olur.

Huşu Guru: Hiç insanlık deme insanı sevmeyen kendini sevemez, insanlığı da sevemez. Sen sevmiyorsun, nefret dolusun, önyargıların var, yaftaların var senin. Hıyk… Sevgi, sevgiii…

Yolcu: Birader iyice kafayı kırdın sen, gerçek insan sevginin değerini bilir; hak edene hak ettiği kadar verir. Senin esas vazifen insana ayna olmak gerekliliğidir. Sen ise yapılmayacak her şeyi yapıp bir değer çorbası halinde oradan buradan biriktirdiklerini satıyorsun.

Huşu Guru: Ama senin dediklerini yaparsam çok yalnız kalırım. Bari Yaşam Keçisi olsam, ay pardon Koçu. Atın ölümü arpadan, demirden korksam trene binmezdim.

Yolcu: Bu “Son sözler” gibi geldi bana. Bak Halil Cibran ne diyor: “Dostum; güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak fakat asla arkana bakma; kimin geldiği önemli değil, gelmediği de…”

Huşu Guru: Rrr… İyi de senin anlattığında bana ekmek yok.

Yolcu: Birilerinin “kral çıplak” demesi gerekir ki değişim, dönüşüm olumlu yönde seyretsin, sen sürekli yaşamı pas geçip değer olmayan şeyleri kutsuyorsun.

Huşu Guru: Sen de bir gün mutluluğun, bolluğun, sevginin, neşenin, kolayca her şeyi indragandi yapmanın yolunu bulacaksın. Senin için evrene flâşör çakıyorum, sen ne kadar olumsuzluk yüklü olsan da ben sana kendimden nefret edecek seviyede sevgi mahmurluğu ile bakıyorum. Hem de hiç ücret istemiyorum. Bakarken nefes alış veriş sistemimi değiştirdim, nefes eğitimi almak ister misin bu arada; alana “Kuantum ile Tarot” bedava.

Yolcu: Nee? Gerçi bunu da beklerim, geçen “5 TL’ye kahve falı bakılır” yazan yerde uzman ablamız hem de aynı kişi her türlü bilgeliği sağlayabiliyordu. “5 dakikada Kabala” diye kitap yapıp binlerce satarsan, “sırrın sırrı ile sırlanın evren size çalışsın” mantığı yüzlerce aynı kitabı peşi sıra getirirse, kuantum ile aşk sorunları çözülür ve bu amorf külliyat size bunu uygulayanlarca dayatılır. Bir de bu “sen beni gör ben seni” düzenini bir eleştirirsen hemen nereden bittiği belli olmayan “sevgi kelebekleri” ortaya çıkar ve gerçek yüzlerini sana gösterirler.

Huşu Guru: Çekememezlik bu senin yaptığın. Bak biz tüm yaşayanlarla barışığız. Sen kendi ayrıcalıklı, daha akıllı, bilgili görüyorsun ama döneceğin yer aynı. Bütünlüğün içinde eridiğin zaman senden eser kalmayacak. “Yaaa moruk ne oldu diyeceğim” o zaman ben de sana.

Yolcu: Senin doğru anladığın bir şey var mı diye kendi kendime sorar oldum. Bütünün içinde de bir ve kendi gibi özgün ve özel kalabilirsin. Hiçbir öğretinin özü kül ol sonra yeniden başla demiyor. Hep birikim söz konusu baştan değil yani kaldığın yerden başlıyorsun guru hazretleri. Sen bunu bir dönemeçli merdiven gibi hayal et DNA misali daima yükselen ama büyük resimde hem de bir sarmalın da parçası sonsuzluk işareti gibi. Evrendeki bütün gelişim, en üst yetkinliğe doğru bir gelişimdir.

Huşu Guru: Benim kafam basmaz bunlar, evren sevgidir der geçerim. İnsan da sevgidir derim. Sen yaratıcısın derim, istediğini al hayattan derim. Kısa ve öz. İnsanlar derin işlerden hoşlanmaz, menfaatlerini düşünür. Sen insanı tanımıyorsun.

Yolcu: Ben gayet iyi tanıyorum “pilav üstü az Guru”. Ama tanıdığım o insana rağmen ona ayna olup ip uzatıyorum sen ise saatini de alıp, üzerini daha fazla toprak ile kapatıyorsun. Ya Kardeşim kafan başka şeye basmaz mı senin ne alırsan al içindeki derin boşluğu dolduramazsın demediler mi sana.

Huşu Guru: Hep laf laf! Bak benim cepler dolu seninki değil. Kimmiş kazanan yaaa!

Yolcu: Muhteşem guruluk örneklerin ile bu diyalogda tarihe geçiyorsun. Allahın para olmuş ama yolunu kaybetmişsin. Neyin sevgisi bu bence derinlemesine düşün. Tefekkür et, yaşamını sorgula.

Huşu Guru: İyi de senin söyleyeceklerin beni hep mutsuz edecek şeyler. Niye yapayım ki bunları, ben deli miyim?

Yolcu: Bir miktar deliliğin kimseye zararı olmaz. Ama senin ihtiyacın her ikisi yani akıl da. Bak ben yolumu yürürüm, yolumu paylaşırım öyle senin dediğin gibi bildirmem de buldururum. Sen kendi yaptıkların ile yolcuların yaptıklarını bir karşılaştır.

Huşu Guru: Yolcuymuş. Siz hep Kahraman olmak istersiniz. Ama kahraman olmaya gerek yok. Sistem sizi buna özendiriyor, eril eğitim sistemi bu.

Yolcu: Kendi hikâyesinin kahramanı olamayan insan, dünyaya geliş amacını anlayamamıştır. Bir de insanların ruhları ölümsüzdür ama dürüst olanlarının hem ölümsüz hem de ulvidir. Bunu da unutma. Sen kendini ne kakar dürüst ve erdemli görüyorsun kendi gönül aynanda önemli olan o. Vicdanını sırlayabilirsen insanlara da kendine de bir ayna olmayı başarırsın.

Huşu Guru: Kem Küm…

Yolcu: Gene kem küm’e bağlama. Bak ben fikrimi paylaşıyorum ve yolumda da herkesle tesviyedeyim, bir biat mekanizmam yok sana da bunu tavsiye ederim. Kimsenin el pençe divan dizinin dibinde olma, kimseden de bekleme. “Her insanın bir tek gerçek işi vardır: ‘ Kendine giden yolu bulmak ‘” der Hermann Hesse.

Huşu Guru: Sen, sen, sen… Şimdiden tasavvuf ile saldırayım bari sana senin senlikte ölmen ve O’ndan dirilmen gerekiyor değil mi yani yandın bittin kül oldun. Ha ha haaa. İnsan kendini feda etmek istemiyor seninki de tamamen egosal bir şey. Bak yine senin ne kadar acınası benmerkezci, bireysellik odaklı bir hasta ruh olduğun ortaya çıktı. Az daha sana hak verecektim, neyse ki birkaç atımlık barutum daha kalmış.

Yolcu: Güzel Kardeşim, hep aynı hikâye üzerinde tepiniyorsun. Baştan yanlış anladığın için çorap söküğü gibi gerisi de öyle gidiyor. Bu hikâye sana rağmen yazılmaz seninle birlikte yazılır. Şövalye sensin, fakir de sensin yolda, yolcu da. Birey olamayan hiçbir şey olamaz. Birey olmak ile benmerkezli olmak ise tamamen farklı kavramlardır. Devir bol fikir az bilgi devri ya tam sana uygun. Yalapşap biraz oradan biraz buradan. Kolaj gurusu seni, kes yapıştır gurusu seni… Bu yol aklın kalp ile dengelendiği, bilimin sezgi ile barıştığı, vicdanın gözettiği bir yoldur.

Huşu Guru: İnsanı sevmeden insanlığı sevemezsin. Öf yine aynı şeyleri tekrar ediyorum. Hmmm… Olcan’ı transfer ettiğimiz iyi oldu değil mi?

Yolcu: Budur Kardeşim. Topu taca at. Bak ben sana söyleyeyim: “Bütün kâinatın mayası sevgidir” der Mevlana. Durmadan sevgi kusmanın sebebi senin en çok ihtiyacın ve eksiğinin o olması biliyorsun değil mi. Yaşamında eksik olan duyguları megafon ile paylaşır insanoğlu durmadan. Yaşamaz, tezgâhtarlığını yapar. Yaşanan, doyulan duygular ise bu sıklıkta diler getirilmez.

Huşu Guru: Dünyadaki her insan parayla ve sevgi ile sınava tutulur. Parayı hayatınıza çekmek bu kadar kolay ve eğlenceli olsaydı nasıl olurdu? Bence parasızlık gizlice kendin için seçtiğin hayat tarzı. Herkes parayı sever yeni vereceğim eğitimi alıp bu durumu değiştirmeye var mısın?

Yolcu: “Gel vatandaş gel” diye direten sokak tezgâhtarı gibisin. Bak ben senin yeniçağ külliyatının her daim arayıp bulamayan maymun iştahlı bir o eğitim bir bu eğitim dolanan, arayan ama ne aradığını bilmeyen bir kesim için bir şeyler ifade edebileceğine katılıyorum. Bu kesime yardımcı olmaktan çok onların kaybolmasına vesile oluyorsun pilav üstü guru. Ancak herkesi aynı maymun iştahlılıkta görme lütfen.

Huşu Guru: Sen sıradansın kabul et. Kimseden üstün değilsin, herkes gibisin, her hangi birisin. Kabul et egon sana oyun oynuyor. Kabul et, germe adamı sen de benim gibi hiç ol da ben de rahatlayayım.

(Huşu Guru ile Sohbetler – 2: Meleklerle Aynı Eve Çıkabilir ve ortak kurbana girebilir miyiz? ile söyleşimiz devam edecek)

“Geçen arkadaşlarla toplandık, kuantum çağırdık. Hem geldi hem de gelmedi. Malum bir parçacık aynı anda evrenin iki farklı yerinde olabiliyor Kuantum Mekaniğine göre.” anonim

1.399 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • AsklepiosAsklepios Tıp, oldum olası şanssız bir alandır. Hasta iyileşirse Allah’tan, düzelmez veya kötüleşirse Hekimdendir… Sağlıkla uğraşanların şanssızlığı taa Mitolojideki Tıp Tanrısı Asklepios 'tan […]
  • LemuryalıLemuryalı Uçağa oturdum, biraz sonra yan koltuğun sahibi geldi. Ben diyeyim iki metre, siz deyin üç. Amanııın, bu nasıl bir boy arkadaş? İplik gibi bir gövde üstüne, bir baş oturtmuş […]
  • Bir gün bir Fransız ve bir Türk…Bir gün bir Fransız ve bir Türk… Fransız bir arkadaşımla Anadolu'nun bir köyünde düğüne davet edildik. Düğün, dernek işlerinden pek haz etmem ama bizim Charles tutturdu, "Türk gelenekleriyle tanışmak istiyorum, […]
  • Öylesine Bir YazıÖylesine Bir Yazı Hayatımın unutamadığım dönemleri vardır.Çok küçük şeylerden büyük keyif aldığım zamanlar.Hayattan çok bir beklentinin olmadığı senin de hayata karşı çok fazla taahhüdünün olmadığı […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler