felsefe taşı

Google Meydan Laurousse’a Karşı

Google Meydan Laurousse’a Karşı
Mayıs 06
14:29 2015

İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte arama motoru diye bir kavram da beraberinde günlük hayatımızın bir parçası oldu. Arama motoru, sözlüklerde kısaca “ internet üzerinden bir içeriği aramak için kullanılan bir mekanizma“ olarak tarif edilir. İnternetin yaygınlaşması sınırsız bilgiye ulaşmayı mümkün kılmıştır. Bugünlerde ulaşılan bilgilerin güvenilirliği ya da doğruluğu tartışılsa da ( internetle birlikte müthiş bir de bilgi kirliliği yaşanmaya başlamıştır ) tartışılmayan internetin insanlık tarihinin en büyük ve sınırsız bilgi deposu olduğudur. Klavyenin başına geçip arama motorlarının “ara” kutucuğuna ulaşmak istediğiniz bilgiye ait ipucunu girdiğinizde karşınıza milyonlarca madde halinde seçenekler sunulur ve siz de yüksek ihtimalle aradığınız bilgiye ulaşırsınız.

Google da bu arama motorlarında bir tanesidir. Belki de en gelişmişi ama böylesi bir tespiti işin uzmanlarına bırakmayı tercih ederim. En iyisi mi değil mi tartışmasını uzmanlar yapadursun, bu isim çoktan arama motoru kavramını karşılayan bir markaya dönüştü bile. Kağıt mendile Selpak, traş bıçağına permatik denmesi gibi.Günlük hayatımızda esprilere, benzetmelere de konu olmaya başladı.Genel kültürü yüksek insanlar “ Google gibi adam “ diye adlandırılmaya başlandı.

Benim neslim hem internet çağını hem de öncesini yaşamış bir nesil olduğundan bu inanılmaz gelişimin her anını izlemiş ve hayran olmuştur. İnternet öncesini yaşamamış bir gencin bu hayranlığı anlaması mümkün değildir.

Çocukluğumuzda “ Scotty bizi ışınla “ repliği ile özdeşleşen Star Trek yani Uzay yolu dizisinde “Kompüter” ile MrSpock’ın aralarında geçen diyalogları hayranlıkla izler, hayal dünyasına dalardık. MrSpock renkli ışıklar saçan ( gerçi o zamanlar ekran siyah beyazdı o yüzden muhtemelen renkli ışıklar saçan desek daha doğru olur) ve “kompüter” diye seslendiği cihaza “ lütfen bana bilmem ne gezegenine olan uzaklığımızı hesaplar mısın “ türünden sorular sorar ve” kompüter” de ona oldukça samimi bir şekilde “ aradaki mesafe hesaplandı canım (dear) “ diye cevap verirdi. Kompüterli sahnelerde çoğu zaman diziden kopardım.. Keşke öyle bir “kompüterim “ olsa da ödevlerimi ona yaptırsam ya da “dünyanın en güçlü adamı kim? “ ve benzeri sorularıma cevap bulsamdiye hayallere dalar giderdim.
Yıllar sonra günümüze geldiğimizde Scotty bizi hala ışınlamayı beceremedi ama iletişim cihazları ve herşeyi bilen Kompüter, dizideki kadar ukala olmasa da hayatımıza girdi bile. Hepimizin cebinde “köprü” ile anında iletişime geçebileceğimiz cihazlarımız, her türlü soruyu sorabileceğimiz “kompüter”lerimiz var. Bugün, internetli bir dünyada doğan bir çocuk için Spock ve “kompüter” arasında geçen diyalogun hiçbir heyecanlı tarafı yoktur Hatta bu durumonun içinson derece sıradan ve dahi banaldır.

Bizim internet öncesi dönemde bilgiye ulaşmamızın en kısa ve en güvenilir yolu ansiklopedilerdi. Her evin salonunda mutlaka bir ansiklopedi seti bulunurdu. Salonun başköşesindeki büfenin bir rafı mutlaka ansiklopedilere ayrılırdı. Bu ev sahibi için bir nevi kültürel bir gösterişti.Üst raflarda biblolar, süsler ,yan tarafta illa ki içki barı ve arada da ansiklopedi seti. Evin sahipleri biraz entelektüel ya da öğretmen ise o zaman ansiklopedi setleri birden fazla olurdu ve büfenin bir iki rafında da başka kitaplar bulunurdu. Zamanla adeta bir zorunluluk haline geldi salon büfesinde ansiklopedi seti bulundurmak. Evlerin değişmez dekoru ansiklopediler bazen gerçekten dekor olsun diye, raf boyu ölçülerek alınırdı. Rafa sığmayan setin yerine daha az yer kaplayan bir set alınırdı. Ansiklopediler içinde belki de en kapsamlısı Meydan Larousse Ansiklopedisi idi. 1967-1973 yılları arasında 12 cilt olarak yayınlanmış, daha sonra da 2 ek cilt ile eksik maddeler tamamlanmıştı. Hazırlanmasında Grand LarousseEncyclopedique temel alınıp ek olarak Türkçe maddeler eklenmişti. Zamanın öğrencilerinin ödevleri için ilk başvurulan kaynaktı Meydan Larousse. Gerçekten de evin başköşesinde durmayı hakeden bir eserdi. Yaklaşık 12.000 sayfaydı ve içinde her türlü bilgiyi barındırıyordu.

Akşamları ev ödevlerimizi hazırlarken faydalanmak istediğimizde öyle kafamıza göre ansiklopediyi alıp odamıza götüremezdik. Çalışılması gerekiyorsa defter kalem alınır salonda yemek masasına oturulur,örtü bozulmadan ve de ansiklopediye zarar vermeden hele ki kıyısına köşesinebirşeyler yazmadan, sayfalar yavaş yavaş çevirilerek çalışılır sonra da yine özenle sırasını kaybetmeden yerine konurdu. Çok nazik davranılırdı Meydan Larousse’a .O yüzden bugün sahafları dolaştığınızda kolay kolay yıpranmış yırtılmış bir meydan Larusse göremezsiniz.

Meydan Larousse özellikle bizim aile için adeta bir cankurataran gibiydi. Çok çalışıp çok faydalandığımızdan değil elbet. Biz de her öğrenci gibi gerektiğinde faydalandık Meydan Laroussedan . Ta ki babamın uzaktan akrabası Enver amcanın rahatsızlığının arttığı döneme kadar.Allah rahmet eylesin iyi hoş adamdı Enver amca ve hastalığı tam olarak neydi şu an tam olarak bilemiyorum . Kısaca anlatmak gerekirse, aklına bir olay ya da bir kişi gelir ama detaylarını hatırlayamazdı. Hatırlayamayınca da ciddi sıkıntılar yaşardı. Babamın ve de bizim şansızlığımız , babamın akrabaları içinde en entelektüel, en bilgili olarak bilinmesiydi. Bu yüzden rahmetli Enver amca kafasına ne takılsa bizi arardı. Öyle makul saatlerde de aramazdı. Geceyarıları çok kereler yataktan fırladığımız olmuştur. Aklına takılan sorular da öyle hemen cevap verilecek cinsten değildi. Bir keresinde Ecevit’in 12’ler kabinesinde bilmem ne bakanı olan adamın adı neydi diye sormuştu. Kabul edersiniz ki aradan bunca yıl geçtikten sonra hemen cevap verilecek bir soru değildi bu. Hele ki politikayla pek de içli dışlı olmayan bir aile için. Bugün olsa Google’a Ecevit 12’ler yazdığınızda kabinenin isim listesinin ekranda açılması en fazla 15 saniye sürer ama o günlerde birimiz Hayat ansiklopedisine diğerimiz deMeydan Larousse’a koşar sayfaları karıştırır, Enver amca daha fazla sıkıntıya düşmeden cevabı bulmaya çalışırdık. Çoğu zaman da bulurduk.

Zavallı Enver amca şimdi yaşasa hayat onun için ne kadar kolay olurdu….

997 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • İnternet Bedava Olsunİnternet Bedava Olsun Inovasyon tek başına yapılmaz. O halde birbiri ile etkileşim içinde olmak inovasyon potansiyelini artırır. Etkileşimi güçlü kılmak için de kritik kaynakların ücretsiz olması müthiş bir […]
  • Ayak – Baş TeorisiAyak – Baş Teorisi Bugün tüm dünyada yaşanan “hayatın kalitesizleşmesi” süreci aslında herkesin eteğindeki taşı döküyor olmasının bir sonucudur. Şu örnekleri değerlendirin : IBM firması yıllarca bilişim […]
  • Bilgisayar Aptal, İnternet Çöplük; Peki Ya Sen!Bilgisayar Aptal, İnternet Çöplük; Peki Ya Sen! Bilgisayar aptal, internet çöplük. Peki aynı bilgisayarı, aynı interneti kullanıp da başarıya ulaşanlar bunu nasıl yapıyor? Yoksa onlar özel bir bilgisayar kullanıp, internete de özel bir […]
  • Nesnelerin İnterneti : İnsana Yeni Rakip!Nesnelerin İnterneti : İnsana Yeni Rakip! İnsanoğlu çevresinde “akıl yürütme” becerisine sahip ama insan-olmayan nesnelerle yaşamaya hazırlansa iyi olacak. Nesnelerin Interneti lafı çok masum. İnsanoğluna (kendi yarattığı) bir […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler