felsefe taşı

Black Sabbath – God is Dead ?

Black Sabbath – God is Dead ?
Şubat 26
06:14 2019

Aşk parçaları, aşk kanar
O beni dizlerime getirir
Aşk yaşar, aşk ölür
Bu sürpriz değil
Aşk dilenir, aşk yalvarır
İhtiyacım olan bu değil…

Def leppard Love Bites şarkısını kaçıncı kez dinlediğinin bilincinde değildi.

Love bites, love bleeds
It’s bringin’ me to my knees
Love lives, love dies
It’s no surprise
Love begs, love pleads
It’s what I need
….

Yavaşça kalktı oturduğu yerden, içki dolabına doğru yürüdü. Şöyle bir baktı gözüne Talisker takıldı. İs ve meşe kokusu onu çekti. Doldurdu bolca bardağına ve büyükçe bir yudum aldı. İçi yanarken, bunu damıtanın cennete gitmesi gerektiğini düşündü.
Cennet, cehennem ne büyük pazarlama diye düşündü. Yaşarken, nasıl yaşarsan sonrası için ödülünü gösteren bir pazarlama. Saçma.
Cennet ve cehennem

Ronnie James Dio Heaven and Hell…

Hayat aşığı günahkar değildir
Son sadece bir başlangıç
Anlama ne kadar yaklaşırsan
Rüya gördüğünü anlaman o kadar kısalır

Böylece devam eder ve devam eder, devam edip gider, ve devam eder
İlerlerler, ilerler ve ilerler, Cennet ve Cehennem
Söyleyebilirim ben, aptal aptal

Büyükçe bir yudum daha aldı. Bardağını tazeledi, işaret parmağı ile viskiyi şöyle bir karıştırdı ve ışığı iyice kıstı. Purosunu yaktı, o ilk alev kırmızılığına bayılıyordu. Churchill içiyordu. Tek nedeni adını sevmişti. İyi bir komutan zeki bir insandı onun gözünde Churchill. Şu kısa anekdotu hiç unutmuyordu.

Bernard Shaw, Pygmalion oyununun galası icin Winston Churchill’e bir davetiye gönderir ve klasik İrlandalı alaycılığı ile şu notu da ekler:
“Davetiye iki kişiliktir. Bir dostunuzu da getirin, eğer varsa.”
Churchill bunun üzerine bu yıldızının hiç barışmadığı ama görüşmekten de kendini alıkoyamadığı Bernard Shaw’a şu notu gönderir:
“Galaya değil ama ikinci oyuna gelirim, tabii sahnelenirse…

Talisker sert ve acımasız bir şekilde tükeniyordu. Düşündü hayatını, işini, ailesini.
Kimliğini düşündü, sorgulama başlayacaktı yine. Yüzleşme zamanı hep böyle gergin oluyordu. Çoğu insanın yapmadığı şeyi yıllardır yapıyordu kendisiyle yüzleşme.

Tam bu sırada Black Sabbath God is dead çalıyor

Karanlıkta kayboldum ışıktan kaçtım
Babama, kardeşime, yaratana ve kurtarıcıma olan bağlılık
Geceyi atlatmama yardım et
Vicdanımdaki kan ve zihnimdeki cinayet
Tabutumdan çıkıyorum kasvetin dışına
Yaklaşan kıyametin içine
Bedenim şimdi benim mihrabım
Kan özgürce ilerliyor, korucular kırmızı
Tuttuğun şarabı ver bana, ekmek (ver)
Sesler kafamda yankılanıyor
Tanrı yaşıyor mu yoksa öldü mü?
Tanrı öldü mü?

Bu kadar viskiden sonra bir büyük bardak bira iyi gider diyerek soğuk bir bira açtı ve içine bir shot viskiyi indirdi. Parça devam ederken…

Kabus ne zaman son bulacak?
Söyle ne zaman zihnimi boşaltabilirim?
Biri bana cevap verecek mi
Tanrı gerçekten öldü mü?
Tanrı gerçekten öldü mü…

Birası, purosu ile halının üzerine oturdu, ayaklarını karnına çekerken gözyaşlarına hakim olamadı.

Parça devam ediyor…

Son nefesime kadar felsefemi korumak için
Gerçekliği yaşayan bir ölüye çeviriyorum
Düşmanlarla empati kuruyorum
Benim tarafımda Tanrı ve Şeytanla, karanlık ışığa dönüşecek
Yağmur kırmızı olana kadar onu seyrediyorum
Daha fazla şarap ver bana ekmeğe ihtiyacım yok
Kafamda dolaşan bu bulmacalar
Tanrının öldüğüne inanmıyorum
Tanrı öldü…

Birasından büyük bir yudum alırken, bira içerken Bukowski’yi anmadan olmaz diyerek önce bir büyük yudum sonra bir avuç hapı yuttu

“Bira içmek için buradayız ve hayatlarımızı öyle yaşamalıyız ki ölüm bizi almaya geldiğinde titresin” diye bağırıyor Bukowski.

Hank ölüyorum ben.
Nedenini bilmiyorum ama ölmek istedim…

Levent kalksana diye bir ses ve sarsıntı ile gözümü açmaya çalıştım. Pencereden giren güneş ışığı halının üzerinde kusmuklar berbat bir haldeyim. Bu arada etrafa dağılmış rengarenk bonibonlar. Sedirin altında bir kaç kağıt. Ohh neyse ki bunlara bir şey olmamış.

Bütün gece yine oturup hikayemi yazmaya çalıştın, kafayı yiyeceksin sonunda diyen bir ses.

Güldüm en çok Talisker diyerek içtiğim bol miktarda soğuk çaya güldüm. Haplar bonibonlar derken bir sigara yaktım. Dumanı içime çekerken bir de şiir döktürdüm..

Elindeki sigaraya baktı,
Bir insan hayatı gibi tükeniyordu yavaş yavaş.
Koyu kahvesinden çıkacak fal kadar,
Koyu bir sessizlik içinde
Masadaki fotoğraflara daldı gitti.
Sigaradan çıkan duman gibiydi.
Elle tutulamayan
Keyifle izlenen.

– Güzel şiir
– Nasıl?
– Güzel diyorum mırıldandığınız şiir. Size mi ait?
– Evet bir ara karalamıştım. Bu arada siz kimsiniz? Neredeyim?
– Hastanedeyiz.
– O kadar mı içmişim? Her yerim ağrıyor.
Hemşire güldü. Hatırlamanıza yardımcı olayım. Sizi bulduğumuzda bir araba enkazından çıkardık. Yaklaşık 14 saat süren ve sürmeye devam edecek olan bir ortopedi ameliyatından çıktınız. O yüzden her yeriniz ağrıyor. Demek ki kalbiniz terazide tüyden hafif geldi ve kurtuldunuz.

– Nasıl yani?
– Ön cama yapışmış Mısırın ölüler kitabı ve Tüm çağların gizli öğretileri kitabı vardı. İlk müdahale ekibindeydim, kitaplara ve bu konulara meraklıyım. O yüzden hemşirelik kısmını ben devraldım. Hadi biraz dinlenin şimdi.

– Eee demin odamdaydım..
– Anestezi bazen şaşırtacak kadar gerçek hissi veriyor..

375 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Siyah Ayna Söyle BanaSiyah Ayna Söyle Bana Gerçekten ne istiyorsun? Bugün kendine dert olarak gördüğün ufak tefek şeyler topyekun ortadan kalktığında bak bakalım dünya ne kadar cennet, ne kadar cehennem? Dijital Kültür ve Yapay […]
  • Sevgi BombardımanıSevgi Bombardımanı İngilizce'de bir kavram var: Love Bombing ( 'Sevgi Bombardımanı' ) Kulağa hoş geliyor ama işin aslı farklı: daha çok New Age tarzı tarikatların psikolojik manipülasyon yöntemi... […]
  • Aşk Meşk HalleriAşk Meşk Halleri Asla bitmeyecek bir hikâye... Kamuran Akkor'un "Aşk Eski Bir Yalan" şarkı sözündeki gibi aşk; Adem'le Havva'dan kalan çok eski bir hikaye. Aşk edebiyatı şiirle, 4 bin yıl önce ilk defa […]
  • Köylü-kentli farkı, İslam-Hıristiyan ayrışmasına dönüşünce…Köylü-kentli farkı, İslam-Hıristiyan ayrışmasına dönüşünce… Derken efendim, 7.6 şiddetinde bir depremin vurduğu Pakistan'da, kahırlardan kahırlara yuvarlanan milyonlarca insan, yıkılan kerpiç evler, silinip giden köyler... Japonya’da köylülük […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Eylül 2019
P S Ç P C C P
« Ağu    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30