felsefe taşı

Yakın Eskizleri

Yakın Eskizleri
Ekim 08
15:29 2015

Hayat bize verilen boş bir defter midir? Yoksa önceki yaşamlardan gelen denemeler var mıdır? Veya DNA kaynaklı karalamalar mevcut mudur? Bunlar başlı başına bir tartışma konusudur. Ancak bu yazıda değineceğim nokta biraz daha farklı…

Önümüzde bir defter…
Üzerinde karanlık korkular…
Caydırıcı tecrübeler…
Yönlendiren duygular var…

Şimdi bu defteri alın ve yaşamınızı yazın. Arzularınızı, dileklerinizi, başarmak istediklerinizi, sevgilerinizi ve gelecek planlarınızı… Yazın… Boş bulduğunuz her yere yazın… Tabii boş yer kaldıysa… Yoksa üzerinden geçin. Sonra bakın bakalım neye benzemiş arzular? Neye benzemiş planlar? Ben söyleyeyim sizin bile algılamakta güçlük çekeceğiniz bulanık desenlere dönüştüler. İşte evrene sunduklarınız da bundan fazlası değil… Bulanık arzular…

Michelangelo Buonarotti’nin, ‘ilahi’ yeteneğe sahip, bir dahi olduğu, sadece bugün değil yaşadığı Rönesans döneminde de kabul edilmişti. Tarihte imgeleri en çok tanınan eserlere imzasını atmış, heykel, resim, mimari, şiir, mühendislik alanlarında o güne kadar görülmemiş eserler bırakmıştı. David heykeli, Sistine Şapeli’nin tavanı, St. Peters Kilisesi en çok bilinen eserleridir…

Sizlere Michelangelo’nun az bilinen bir özelliğinden bahsedeyim. Michelangelo yaptığı taslak, eskiz ve desenleri büyük bir titizlikle saklardı, hatta bazen onları yakarak yokederdi. Skeçlerini, yakın çevresindeki yardımcılarından başka kimsenin görmesini istemezdi. Yaptığı bir kaç karakalem portre dışında hiç bir eskizini stüdyosundan çıkarmamıştı. Neden böyle davrandığı konusunda çeşitli teoriler var elbet…. Çizimlerini sürekli yaktığına göre günümüze ulaştığı ileri sürülen 600 kadar eskiz ve taslağın kaçı gerçekten Michelangelo’ya aittir soruları her daim gündemde. Bu çizimlerin gerçekten orijinal Michelangelo olup olmadığı konusuna gelince. Bu konuda Telegraph Gazetesi sanat eleştirmeni Richard Dorment, sergide yer alan çizimlerin sadece üç tanesinin, dünyada tüm uzmanlar tarafından Michelangelo’ya ait olduğu konusunda görüş birliği olduğunu belirttiğini hatırlatmak isterim.

Hal böyleyken sizler de kendi eskizlerinizi yakmaya ne dersiniz? Malum, yaşamınızın bir başyapıt olduğunu varsayarsak, eskizler üzerine başyapıt olmaz… Başkalarının eskizlerinin üzerine de başyapıt olmaz…

Derim ki arının öyleyse… Yalnızca bu şekilde temiz bir deftere ulaşmak mümkün. Arının ve başyapıtınıza odaklanın. Berrak sayfalar arasında kendinizi bulun. Dilekleriniz de üstüste karalamalar olmaktan kurtulsun. Eskizleri, taslakları yakmazsak, yaşamın sonunda altına imzamızı attığımız anlamsızlıktan fazlası olmayacaktır. Çünkü şuan kendimize çektiğimiz şey tam anlamıyla ‘anlamsızlık’tır…
Arınmak konusu başlı başına hayati bir önem taşıyor. Bana göre başyapıtın kendisi kadar önemli…

Elbette herkesin arınma yöntemi farklılıklar gösterir. Kimi meditasyon yapar, kimi namaz kılar… Kimi yalnızca puro içer ve dumanıyla zihnini boşaltır… Kimiyse bahçesiyle uğraşır… Kimi Ho’oponopono yöntemindeki arındırıcı cümleleri tekrarlar: Özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkürler, seni seviyorum… Hepsine sonsuz saygım var. Yani arınmak da tamamen kişisel bir seçim. Ancak arınmamak bana göre bir seçim değil. Yalnızca kişinin kendisine eziyeti mahiyetinde kabul edilebilir. Zihnin ve ruhun eziyeti…

Yerleşik ve köklü inançlardan arınmak… Veya korkulardan… Örümcek ağı desenleri olmayan temiz sayfalarda kendinizi düşünebiliyor musunuz?
Yaratıcılığın sınırsızlığında ve yaratıcıdan ilahi esintilerle…

Gerçek bir başyapıt olurdu… Altına imza atılabilir nitelikte, tatmin edici bir yaşam… Her noktası anlaşılır. Her sayfası net…
Niyetler ve dilekler ise aralara serpiştirilmiş minik ışıltılar…
Ve sonra ki bölümlerde başlı başına gerçekleşmeleri…

Bir kutlama ve bin şükür hali…
Öyleyse yakın artık eskizleri…

Özür dileyin tüm kalıplarınızdan, af dileyin istemeden oraya yerleştikleri ve sizi engelledikleri için. Sonrasında ise teşekkür edin boş sayfalara… Hatta ‘seni seviyorum’ deyin çokça başyapıtınıza….

2.115 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Sevgililer GünüSevgililer Günü Birkaç gün sonra 14 Şubat da “Sevgililer Gününü” kutlayacak dünya insanları!.. Hıristiyan dünyası bu günü ”Aziz Valentin = St. Valentine” günü olarak kutlar!.. Tarihe, geriye gidelim, […]
  • Kar Leoparı’nın Öyküsü – 1994Kar Leoparı’nın Öyküsü – 1994 1988 sonlarında başladığım doğa sporlarını akademik hayatım boyunca son derece hızlı ve üretken bir şekilde sürdürdüm. Dağlara tırmandım, mağaralara girdim, denizlere daldım, dağlardan […]
  • İstanbul’da aşk, ihanet ve gözyaşı…İstanbul’da aşk, ihanet ve gözyaşı… Nail’in uzattığı uzun parça kağıt, teleks kağıdıydı. Ankara Oteli’nin teleksin­den Paris’e çekilmiş­ti Telgrafın gönde­rildiği kişi Mel Fer­rer, telgrafı gönde­ren kişi ise Gayle […]
  • İnsanın Temel Denklemiİnsanın Temel Denklemi Güçlü oldukça “iyi”, güçsüzleştikçe “kötü”. İnsanın temel denklemi bu mudur? İnsan aklının kendini en çaresiz, en sefil ve en güçsüz bulduğu durum ölümdür. Ölüm karşısında akıl, […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Nisan 2017
P S Ç P C C P
« Mar    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Arşivler