felsefe taşı

The Populist Bomontiada

The Populist Bomontiada
Ekim 10
15:18 2016

Bir Akdeniz Esintisi

Bomontiada, nadir bulunan güzellikte bir atmosfer sunuyor bana kalırsa. Sıcak bir Akdeniz şehrinin arka sokaklarına daldığınızda, hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkan gizli meydanları andıran bir dünyası var. Ufacık bir meydana bakan tarihi binalar, o meydanı süsleyen lokantalar, güneşin en keskin saatlerinde bile hafiften esen rüzgar…

Bana kalırsa bu büyülü alemin en prestijli yerine kurulmuş The Populist . 300 kişilik oturma kapasitesi, meydandaki uzun piknik masaları, tepesindeki teras ve geniş iç salonları ile insanı tepeden tırnağa etkisi altına alıyor. Mekanı gezerken insana sonsuzluk hissi veren bir yanı var desem yalan olmaz.

İçindeki nostaljik Volkswagen minibüsten tutun, Bomonti Bira Fabrikası zamanından yadigar kazanlarına kadar ziyaretçilerini etkileyen bir yığın detay mevcut The Populist ‘te.

En önemli ayrıntılardan birisi ise, en sıcak havalarda bile açık alanında püfür püfür esen rüzgar…

Halk İçin, Halkın Hizmetinde…

The Populist , isminden de anlaşılabileceği üzere halka yönelmiş bir felsefenin renkleri ile çıkıyor karşımıza. Belki de burada, İstanbul’da giderek artan deneysellik, damaklarımızı allak bullak eden yeni kakafonik yaklaşımlar ve insanların karşılamakta güçlük çektiği fiyat seviyelerine bir gönderme var.

Bir süredir ağzıma sakız olan “Comfort Food” The Populist ‘te de karşıma çıkan bir kavram. Bu bakış açısını iyiden iyiye benimsemeye başladım bendeniz de. Arkasında ciddi çabalar, deneme yanılma seansları ve laboratuvar çalışmaları olan, ama basitlikten ödün vermeden, kişiye keyif ve mutluluk aşılamayı amaç edinen yemeklerden bahsediyorum. Tam olarak bu Comfort Food denen mesele. Yediğinizde yüzünüzde bir gülümseme peydahlanmasını hedef alan, oturup detaylı analizlerle kan tahlili yaparcasına yemeğin içindeki malzemeleri anlamak için kendinizi yırtmadığınız yemekler.

Dolayısıyla The Populist insana vereceği keyfe yönelerek kendini halkın hizmetine sunmuş bir işletme.

Şiir Gibi Biralar

Bendeniz, “Oturup iki bira içelim, maçı seyredelim” düşüncesinde bir zat değilim. Birayı yemeğin yanında, ona eşlik eden bir içecek olarak kabul eder, bu zevkime uygun ürünlerin peşinde koşarım.

Malesef çeşitleri çok artmış olsa da, ülkemizde servis edilen ithal biralar, bir hayli sert mizaçlarıyla, yemeklere eşlik etmekten çok uzaklar. Hatta tam tersi, yemeğin tadını bastırıp damakta bir çekişme yaratıyorlar.

İşte bu noktada The Populist ‘in hayranlık duyduğum bir özelliği daha ortaya çıkıyor. Kendi pastorize edilmemiş biralarını sunuyorlar sizlere. Her zevke, renge, talebe göre biraları var. Çeşit bolluğundan mütevellit, bana kalırsa bir sampler isteyip, ufak çaplı bir tadım gerçekleştirdikten sonra ne içeceğinize karar vermelisiniz.

Ben Kölsch, Vienna Lager, Stout, Weissbier, Honey-Pepper deneyimledim. Hafif baharatlı doğası ve damaktaki ince nüanslarıyla Vienna Lager’i yemeğime eşlik etmesi için mükemmel buldum.

Mutluluk Veren Bir Mönü

Önce, az evvel felsefesini vurguladığım mönünün tamamını sizlerle paylaşıp, sonra da deneyimlediklerimden kısaca bahsetmek istiyorum.

İlk deneyimlediğim güzellik, brisket et parçaları, peynir sos, süzme yoğurt, yeşil ve frenk soğan ile harmanlanmış Burgulu Patates oldu. Bu yemeğe bayıldım desem yeridir. Çok patates insanı olmasam da, güzel bir sarışın biraya bu yemekten daha coşkulu bir eşlikçi var mı, bilemiyorum. Etin peynirle kaynaşarak patatese nüfuz etmesi ile gerçekten baştan çıkarıcı bir kombinasyon ortaya çıkmış. Buna doyurucu sunum da eklenince 10 numara bir yemek geldi masaya.

Ardından ver elini tortilla cipsleri ve yeşil soğan ile servis edilen Enginar ve Ispanaklı Dip. Ilık dipe bandırdığım tortillaların damağımda yarattığı hoşluk uzun süre anımsanacak cinsten bir duyguydu sevgili dostlar. Enginar gibi sağlık bombası bir gıdanın kremsi ve sıcak bir formda masaya gelmesi beni çok mutlu etti. Bunu da denemenizde fayda var.

Bir diğer hoşluk da, kokoreç, sarmısak yağı, kekik, pul biber, mozarella peyniri ve biber turşusu ile yaratılmış Kokoreç Pizetta idi. Bu yemek daha önce kokoreçli pizza yemiş ve çok beğenmiş bir zat olan bendeniz için bir yenilik olmasa da, flat bread konsepti ile sunulan bu çalışmanın tadı hiç de yabana atılacak cinsten değildi. Sevdim, hatta çok beğendim. Daha çok bu ufaklığın dörtte birini yemek öncesi bruscetta niyetine bir başlangıç olarak mideye indirebileceğimi hayal ettim.

Listede burger olduğunu gördüğümde, kaçınılmaz olan gerçekleşti tabii ki. Çift köfteli, cheddar peynirli, ev yapımı soslu, turşu ve patates kızartmalı bir Cheeseburger geliverdi önüme. Şimdi burada dürüst olalım ve düşüncelerimizi açık açık paylaşalım: Son dönemde çok fazla burger mi yediğimden midir, bilinmez, bu konuda aşırı seçici olmaya başladım ve bana kalırsa The Populist’in burgeri biraz fast food çağrışımları taşıyordu. Çift köftenin verdiği zafer duygusu, ne yazık ki, ekmeğin (o meşhur markanın ekmeklerine çok benziyordu) basitliğiyle dengelenmişti. Yanlış anlaşılmasın, tadı kötüydü demiyorum, ama o ana dek tattıklarım arasında en zayıf halka buydu.

Bu kadar yemek deneyimlerken, tabii ki ev yapımı biraları ihmal etmedim. Bir sampler söyledim ve Kölsch, Vienna Lager, Stout, Weissbier, Honey-Pepper indirdim mideye. Hafif baharatlı doğası ve damaktaki ince nüanslarıyla Vienna Lager’i yemeğime eşlik etmesi için mükemmel buldum.

Bir de bütün bunların üstüne utanmadan Funnel Cake yedim. Kızartılmış minik parçalı krep hamuru, tarçın ve vanilyalı dondurma ile servis edilen bu tatlı tek kelimeyle mükemmeldi. Hem hafif olması, hem de dengeli lezzeti bunca tuzlu yemekten sonra midemde ve damağımda olması gereken ahengi yarattı.

Netice itibarıyla, konumu, ortamı, felsefesi ve yemekleriyle bana bir bütünlük duygusu sunan The Populist‘in son derece başarılı bir iş yaptığını düşünüyorum. Tutarlı, enerjik ve pozitif bir lokanta burası. Gidip denemenizde yarar var!

305 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Eleos Restaurant – BeyoğluEleos Restaurant – Beyoğlu İstanbul'un eşsiz manzaralarından birine sahip olan Eleos'a çok sevdiğim ve damak zevkine çok güvendiğim bir dostumun tavsiyesi ile gittim. Eleos'un İstanbul'un en iyi Grek mutfağına sahip […]
  • Kent Üzerine Aforizmalar 2Kent Üzerine Aforizmalar 2 Aforizma 16: Mezarlıklar, kentin varoluşunun öteki yüzüdür. Aforizma 17: Trajedi; insanın duvarı kendi eliyle kendi çevresine örmesidir. Aforizma 18: Alışveriş mekânlarında […]
  • Köyleşmiş Büyük Kentlerde Yaşamak Neden Zor?Köyleşmiş Büyük Kentlerde Yaşamak Neden Zor? 1980'li yıllarda üniversitede okurken Ankara'nın %70 kadarının gecekondularda yaşadığını öğrendik. Ekonomik zorunluklar ve nüfus artışı ile tarım ekonomisinin etkileri aileleri […]
  • Mağara Devrinden Bu Yana İnsanlığın Sağlığı Nasıl Korundu?Mağara Devrinden Bu Yana İnsanlığın Sağlığı Nasıl Korundu? Dünyanın en eski ilacı 110 yaşında ise daha önce nasıl tedavi oluyorduk? diye düşünüyordum... Gerçekten tek tedavi yöntemi Ortodoks Tıbbı dediğimiz bu gün ki tıp mıdır? İnsan odaklı […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler