felsefe taşı

Ruhuma Yolculuk – Birinci Hafta

Ruhuma Yolculuk – Birinci Hafta
Temmuz 21
15:07 2021

Selam Dostlar,

Ruhuma Yolculuk seyahatimin ilk gününü tamamladım. Rotamda ufak tefek sıkıntılar oldu. Önce Ağaçlı tarafına çıktım. Niyetim kıyıdan gitmekti. Şantiye halindeymiş izin vermediler geri dönmek zorunda kaldım. Ardından Cingoloz Tabiyat Parkının Kuzeyinden (denize sıfır) gitmek istedim ancak Ancak o yol geçici olarak kapatılmış. Mecburen Cingoloz ormanının içinden geçtim. 10 küsür km fena toprak yol. Neyse yükümle toprak yol antrenmanı da yapmış oldum bu sayede.
Kıyıköy’de Limanda kahve molası verdim ve oradan şehir içine girdim. Yol ağzında gelin konvoyuna yol vermek için durdum. Bir vatandaş kendini gelin arabasının önüne attı. An an izliyorum. Adam bahşiş alacak ya ne göreyim. Bahşiş yerine 35 lik rakı verdiler arabadan. Way arkadaş Trakya ne güzel yer. İyi ki serde Trakyalılık var (Selanik- Manastır J ). Yeter mi? Yetmez… Ben konvoyu beklerken bir adam geldi ve évaktiniz varsa bir çay ikram edeyim dedi. “hay hay”…
Kıyıköy Köşk Restaurantın sahibi Hakan Başar (instagram linkleri aşağıda). O da iki teker sevdalısı, KTM 1050 kullanıyor. Algıda seçicilik benim Vagabond’un sesini duyunca çıkıp yolumu çevirmiş. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın. Güzel insan…
Kıyıköy’den çıkınca Demirköy yolundan, ağaçların arasından tatlı tatlı virajlarla İğneada’ya hasıl oldum. İğneada’da yine motosiklet sevdalısı buraya yerleşik bir çiftle yolum kesişti. Sevgili Erdal Özgüner (aynı isimle facebook hesabı var) kamp yapacağımı yeri bulmama ve kamp alanına yerleşmeme nezaret etti. Sağ olsun var olsun. Bir güzel insan daha…
Saat 20.00’i geçse de ilk iş deniz sezonunu açtım. Sonra da ufak bir alışveriş ve benzin ikmalini tamamlayarak kampta tuborg eşliğinde afiyetlendim.
Çadırı kurmaya üşendim. Hamağımı kurdum. Bakalım nasıl olacak.
Yarın sınır hattından Edirne beni bekler…
Yarın akşama kadar hoşçakalın…

Merhaba dostlar,
Yolculuğumun ikinci gününden notlarım.
Dün geceden öncelikle şunu belirtmek isterim. Akşam saat 20.30 gibi denize girebilecek kadar güzel olan hava gece beni yanılttı. Hadi çadır kurmayayım, cibinlikli hamağımda yatayım dedim. Gece ful motor kıyafeti üstüne uyku tulumu kurtarmadı. Sabaha karşı 3 gibi resepsiyon gibi olan yerdeki tek kişilik koltukta uyudum uyandım… Sabah 07.00’da da kalktım. Neyse güne pek olumsuz yansımadı. Bu akşam güzel dinlenirim J
Sabah İğneada Beğendik köyüne çıktım ve Bulgaristan sahilini izledim. Ardından bir yola girdim fakat daha birkaç yüzm metre sonra askeri nizamiye çıktı karşıma. Asker arkadaşlara kolaylıklar dileyerek geri döndüm ve rotama başladım. Sislioba’ya geldiğimde öğrendim ki köylere giden tali sınırboyu yollar I. Derece yasak bölgede kalıyormuş. Dolayısıyla geri dönüp Polivor Çiftliğinin yanından (11 km toprak yol) Avcılar Köyüne devam ettim ve oradanda tekrar yola bağlanıp Demirköy’e geldim. Demirköy’e (İğneada istikametinden) gelmeden hemen önce “Meşhur Selanikli’nin Yeri” adlı güzel bir kır restoranı var. Birkaç sene evvel deneyimleme fırsatım olmuştu. O günkü lezzeti halen daha geçerliyse tavsiye ederim. Zira bu gün Pazar ve kapalıydı. Bende bahçesinde oturup sevgili Ünzüle ve Gökhan’ın bana hazırladıkları ev yapımı çıkınımı açtım J Demirköy’den Dupnisia Mağarası yoluna girdim. Mağarayı daha önce gezdiğim için pas geçtim (görmediyseniz tavsiye ederim). Dereköy, Küçünlü, Kofcaz, bulmacaların vazgeçilmezi Lalapaşa üstünden Edirneye vardım.
Yollarda neler mi vardı? Gün ışığı girmeyen orman yolu, yanından dere akan yollar, tarım alanları, Köyler, köyler ve yine köyler. Bol bol asfalt dışı yollar, geçilen dereler, kafanı,elini yüzünü yıkayıp sularını tazeleyebileceğin bir dünya çeşme, eşekler, inekler, yeni yavrulamış koyunlar. Ha ilk defa avuç içim kadar yavru bir kaplumbağa gördüm En güzeli en sona; bilirsiniz bol bol trafik tabelası vardır ceylan sıçraması ile resmedilen. İşte bu gün o ceylana denk geldim. Aramızda yaklaşık 200 mt vardı giden motoru stop ettim. Ben durdum o kaçtı Fotoğraflayamamış olsam bile görmüş olmam yeter.
Yoldayken TMP (Türkiye Motosiklet Platformu) Edirne İl Temsilcisi sevgili Alper Doğruöz aradı. Sağ olsunlar hem başkan sevgili Zafer Fatih Özsoy hem de dostum Gökhan Yenigün Edirne’ye doğru yolda olduğumu söylemişler. Alper kardeşim hemen konumunu gönderdi, buluştuk ve çok fena ağırladı. Yarın da iki teker sevdalısı edirneli dostlarla tanışıp birlikte kahvaltı yapacağız. Sohbetten sonra ver elini Saroz Erikli Kalın sağlıcakla

Sevgili Dostlar bu gün 3. Günü tamamladım ve Edirne Merkezden Saroz körfezine, Erikli’ye geldim.
Zor geçen bir önceki akşamın intikamını alırcasına sabah 9’a kadar uyudum J Sonrasında EMOD (Edirne Motosiklet Derneği Spor Kulübü başkanı ve TMP (Türkiye Motosiklet Platformu) Edirne il temsilcisi sevgili Alper Doğruöz dostumun önderliğinde kulüp üyesi iki teker sevdalılarıyla yine aynı camiyadan sevgili Gülkan Akan’ın Gar Fırın adlı otantik mekanında (mekanı ayrı bir postta anlatacağım) kahvaltı yaptık. Alper dostum ve ekibi çok güzel şeyler yapıyorlar. Mottosu; “Edirne’yi Motosiklet Şehri Yapacağız”. Valilik desteği ile Enduro eğitim ve yarış pisti ilk büyük projeleriydi ve oldu… Kolay gelsin kardeşler. Sohbet öyle koyuydu ki saati 13.30 yapmışız. Vedalaşıp yola koyuldum.
Edirne’den Meriç’e, oradan da Enez’e sürdüm. Paylaşacağım haritada da göreceğiniz üzere yine köy yollarını kullanarak sınıra yakın yerlerden geçtim. Hatta zaman zaman teğet geçtim bile diyebiliriz. Kah toprak, kah daracık köy yollarında, sulak çeltik tarlaları, uçsuz bucaksız tarım alanları arasında sürerken bol bol sınırlarımızı koruyan askeri araçlara selamlaştım. Dört ayaklı dostlarımızdan yine, kedi, köpek, inek, koyun ve kaplumbağa ile yollarım bol bol kesişti. Hatta bu gün önümden bir tavşan bile koştu J
Ve beklenen yağmur Meriç’te beni yakaladı. Sonrasını epey bir yağmurla sürdüm. Hatta niyetim Enez’dn Erikliye sahil bandından gelmekti ancak giriş kısmı ki ne kadarı böyledir bilemiyorum. Toprak yol olunca yağmur ve toprak ikilisini tadımlamak istemedim ve rotamı az değiştirdm.
Şimdi Saros Çetin Apart Oteldeyim. Bu mekana geliş hikayemde çok hoş. Dün akşam Facebook Afrika Twin X Riders grubumuzdan sevgili Ülhak Umut Çetin dostum bir mesaj attı. “yarın Erikli’ye geliyormuşsun. Ben maalesef sabah İstanbul’a döneceğim ama orada otelim var. Odanı hazırlattım, misafirimsin” Harika değil mi? J Not edin dostlar, yolunuz Erikli’ye düşerse adresiniz belli

Selam dostlar.
Beni Eriklide otelinde ağırlayan Ülhak Umut Çetin dostum sayesinde güzel dinlendim ve sabah sağnak yağışla yola koyuldum. Rotam Erikli kıyi bandından gitmekti ancak 25 km toprak yol ve yağmur beni yükümü de hesap ederek vazgeçirdi.Ana yoldan Gelibolu’ya geldim, atalarımı ziyaret ettim. Planda olmamasına rağmen uzun yıllara dayalı dostluğumuz olan sevgili Mesut Erçel’e (boomerang cafe, bar) uğramak için Eceabat’a gittim. Sonrasında Kilitbahir, feribot, Çanakkale ve son durak Dardanos
Gelibolu’da ana yoldan çıktıktan sonra köy yolları gerçekten harikaydı. Çok azı toprak gerisi bozuk ta olsa asfalt ve hoş virajlı. Hele yarımada tam motosiklet sürmelik.
Bu gün kısmette bir sincap ve martılar vardı
Az önce Facebook, Africa Twin X Riders grubundan Fatih İstutan dostum mesaj attı. Denkleştirebilirsek sabah bir kahve içeceğiz beraber.
Kısa gün böyleydi. Şehitlik fotolarını daha önce paylaşmıştım. Yağmurdan dolayı çpk çekim yapamadıysam da üç beş kare var.
Yarın görüşmek üzere esen kalın…

Selam Dostlar,
Bu gün yolculuğun beşinci gününü tamamladım. Ayvalık Cunda Adasında sevgili Afrika Twin X Riders grubunda da üye olan ancak benim uzun yıllar öncesine dayanan dostluğum olan Günnur Vatansever’in hayat arkadaşı sevgili Ayten’in misafiririyim. Çok keyifli ufak ta çilingirli derin bir sohbet yaptık. Motosikletçi dostu bir pansiyonu da var Cunda adasında. Adali Pansiyon ( @adalipansiyon 05323723738 ) Aynı dile hakim olanların mekanı diyelim J
Günümüze dönersek. İyi bir uyku ve 3 yumurtalı sıkı bir proteyin yüklemesiyle dolu bir kahvaltıdan sonra yola koyuldum. Çanakkale Güzelyalı’dan yola çıktıktan. Depomda benzin olmasına rağmen prensip olarak yola çıktığımda depoyu dolduruyorum. Benzin aldığımda bir araba geldi. Hoş sohbet yapıyoruz. Siz dün şehitlikteydınız değilmi dedi (oda 2 teker sevdalısıymış) @iki_teker_tarih hoş bir sohbetten sonra yola koyuldum. Rota beni önce sahil sonra ana yola çıkardı ve tekrar içerilere soktu. Köyleri falan geçtikten sonra Truva diyarlarına vardım. Derken yol eski kaldırım taşı döşeli hale geldi. Yol üstünde “Eski Türk Mezarlığı”’na denl geldim. Aslında öncesinde kahverengi turistik görülecek yerler tabelasıyla tarif edilen bu mezarlık beni çok üzdü. Sen kültürel anlamda görülecek yer diye tarif et sonrada bakımsız bıraktığın bir yerle insanı karşılaştır. Çok yazık.
Neyse, bu eski parke taşlarında hoplayıp zıplarken dedimki kendi kendime “senin artık göbek adın toprak yol oldu. Keşke bu taşlı yol yerine toprakta sürseydın” Söz büyüdür hop yol torak oldu. Sadece toprakta değil, kum ağırlıklı toprak. Tabi ben Vagabond’la dansöze bağladım. Kıvırta kıvırta gittik asfaltı bulana kadar. Ama hoş olan neydi biliyor musunuz? Kadim atalarımız, turkuaz bayraklı Truva’lıların at sürdüğü yerde benim de demir AT sürüyor olmamdı. Belkide Çanakkale Anadolu’nun kapısıdır! İki büyük savaşa, Truva ve Çanakkale savaşlarına ev sahipliği yapmış bu coğrafyada iki savaşında en büyük benzerliği bütün Anadolu halkının destek için o bölgeye gelerek savaşa katılmasıdır. Onun için Gelibolu yarım adasındaki şehitlikleri ziyaret ettiğinizde Anadolu’nun her köşesinden, bu coğrafyada yaşayan her dinin ve etnik kökenden gelmiş, sonsuz istirahatgahında yatan isimle bulabilirsiniz. Ruhları şad olsun / R.I.P.
Geyikli / Tavaklı / Kösedere / Babadere / Tuzla derken nihayet Türkiye’nin en batı noktası Babakale’ye geldim. Çay, soda, buz gibi dut suyu derken birde karpuz ikramının ardından geçmişte uzun yıllar orada yaşamış olan dostlarım Erhan ve Neşe’e nini alo demesiyle Mustafa masama geldi. Hasbihalden sonra ondan öğrendiğim tarihi 1700’lü yıllara dayanan cami ve çeşmenin fotoğraflarını çekip (hamam’ı görmek için köye çıkmam gerekiyordu. Çıkmadım) yola koyuldum. Abowww, tam Babakale çıkışında navigasyon bana “sağa dön” dedi. O ne? Koca koca yerleşik ve serbest taşlar, yarıklar, kabus bir yol. Üstelik dik yokuş yukarı. Malum motor ağzına bir yüklü. Kan ter düzlüğe çıktım ve nihayet Askeriye nizamiyesinden sonra asfaltı buldum.
Sivrice ve Sokakağzı’na inip çıktıktan sonra Tanrıça dağlarının (İda) eteklerinde sürerek, KüçükKuyu, Burhaniye derken Cunda adasında adresime ulaştım.
Yarın yol; kıyı kıyı Eski Foça,
Haydi Eski Foça’da buluşuruz

Merhaba Dostlar.
6. sürüş gününün sabahında sevgili Ayten’in pansiyonu Adali Pansiyonda nefis bir kahvaltı yaptım. Otelcilik geçmişi 40 yıla yakın bir insan olarak diyebilirimki bu kadar zarif hazırlanmış, ürünleri yöreden seçilmiş, reçelleri kendi yapımları albenili ve leziz bir kahvaltı yememiştim. Gerçek bilgi yayabilirsiniz J
Kahvaltı sonrasında yola çıktım. Tam bir Ege sıcağı karşıladı beni. Türkiye’nin ilk boğaz köprüsünden geçip Dikili’ye doğru sürmeye başladım. Dikili’de kısa bir mola verdim. Bu kışta gitmiştim ve yollar tanir halindeydi. Hala öyle. Dikili daha sezona hazırlanmamış. Çandarlıya gitmek için kıyı yolunu seçtim. Bir taraf deniz, bir taraf dağ aralarda yerleşim yerleri, asfalt ama dar ve tatlı virajlı.Tam motosiklet sürmelik. Keyifli bir sürüşle Çandarlı’ya geldim. Çay molamda Jandarma motosikletlerinin yanına park ettim J Derken Aliağa, Yeni Foça ve Eski Foça. Benim için bir gelenektir. Foça’dan köfte yemeden ayrılmam. Hiç bozulmamış, aynen hatırladığım lezzet duruyordu yerli yerinde. Bu arada Eski Foçaya gelirken siren kayalıkları bölgesinde kulak tıkaçşarımı taktım. Ne me lazım. Siren kızları aklımı falan çeler sonra mazallah…
Foça’da kalmaktan vaz geçtim. İzmir Karşıyaka’da yine iki teker sevdalısı dostum Caner Yeşil’in misafiriyim. Konuşacaklarımız çok birikmiş. Güzel bir gece olacağa benziyor. Caner mutfağa kapattı kendini J
Yarın Karaburun Yarımadası tavaf edilecek. Akşam Ildır’da çok sevgili İnci Karasu ablam, hemşiremin yanındayım J
Demeden edemeyeceğim. Trakya’daki sürüşlerimi arıyorum. Ege ve Akdeniz çok iyi bildiğim bölgeler ve turistik. Çok cazip gelmiyor. Alanya’ya kadar biraz katlanıp biraz da eşi dostu görme durumunun tadını çıkartmaya çalışacağım J
Yarına kadar kalın sağlıcakla…

Dostlar selam.
7 Günü devirdik. Sabah sevgili Caner’le boyozlu kahvaltımızı yaptık. Malum mekan Karşıyaka olunca boyozu pas geçmek olmaz. Birde güne çok freş başladım. Dün akşam mont pantolon yıkandı. Mis gibiydi J Teşekkürler Caner kardeşim J
İzmirin içi, Güzelyalı, Mordoğan, Karaburun derken nihayet yolun keyifli tarafı başladı. Tırman in dar ama keyifli yollar virajlar ve muhteşem manzaralar. Karaburun yarımadasını daha önce de tavaf etmiştim. Ama inanın her seferi başka güzel. Eee Vagabond’da yolu sevdi ki süzüle süzüle tamamladık yolu.
Güzergah üstünde olan Yeni Liman köyünün sahildeki kahvehanesine indim. Balık ağı ören balıkçıyı izlerken yudumladım çayımı. Pek konuşkan değiller ama olsun. Havası da, ortamı da güzeldi J
Mahlukatlardan yılan vardı kısmette. Muhatab olamadım tabi. Yoldan süzülüp çalıların arasında kayboldu.
Sıcağa rağmen şehirden çıkar çıkmaz efil efildi tüm yol. Hele hele tepelerde, durduğumda gölge bile aramadım J Velhasıl güzel bir gün oldu.
Şimdi İnci ablam, hemşirem ve Mehmet kardeşimin Çeşme Ildır’daki yazlıklarında misafirleriyim. Keşke canım abim, ustam, değerim, Ertan Karasu’da olsaydı. Çok ama çok sevinirdi. Ruhu şad olsun…
Yarın yol Kuşadası’na. Orada Teyzem ve kuzenlerim yaşıyor. Onlarla bir güzel hasret gideririz artık.
8 günün gün batımına kadar hoşçakalın…

226 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Ocak, Şubat zemheri gibi geçiyor…Ocak, Şubat zemheri gibi geçiyor… Aman dedik bitsin şu 2019 şöyle oldu, böyle oldu bitsin. 2020 gelsin uyumlu görünüyor çift sayılar, pozitif bir beklenti, enerjisi yüksek hatta daha birkaç şey daha ilave edebiliriz olumlu […]
  • 10 Maddede Sakin Araç Kullanma Rehberi10 Maddede Sakin Araç Kullanma Rehberi Trafikte daha çok sakin araç kullanan sürücülere ihtiyaç var. Her yıl 3-5 bin ölümlü 200-300 bin yaralanmalı kaza yaşanan ülkemizde sakin ve dikkatli araç kullanmaya ihtiyacımız var gibi […]
  • Sıradan Hayatların ŞiiriSıradan Hayatların Şiiri Küçük bir öykü bu esasında... Bundan bahsetmiş olsaydım... ola ki bunu yapsaydım sana ne anlatabilirdim kimbilir... Zamandan mı bahsederdim? ... Geçmişimizden akan nehrin […]
  • Sıradan Hayatların ŞiiriSıradan Hayatların Şiiri Küçük bir öykü bu esasında... Bundan bahsetmiş olsaydım... ola ki bunu yapsaydım sana ne anlatabilirdim kimbilir... Zamandan mı bahsederdim? ... Geçmişimizden akan nehrin […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Ekim 2021
P S Ç P C C P
« Eyl    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Arşivler