felsefe taşı

Neden Bunları Yaşıyoruz?

Neden Bunları Yaşıyoruz?
Ağustos 08
13:23 2016

Belki Başlangıçta tüm yaşadıklarınız sizi üzmekte, sinirlendirmekte, nefret, kin, sıkıntı duygularınız şimdiye kadar görmediğiniz, deneyimlemediğiniz ve hatta kabul edemeyeceğiniz noktalara geldi. İçinizdeki bu duygular aklınızın sınırlarını zorlarken, yüreğiniz daha küçülmekte, sessizliğine mahkum edilmekte ve siz buradan nasıl kurtulurum, kaçarım paniğindesiniz. Sevgiden, saygıdan, hoşgörüden, toleransdan uzak üstelik karanlıkların sesiyle hareket eder hale geldiniz.

Gelin hep beraber olaylara birde başka açıdan bakalım.
Tüm dünyadaki kadim öğretiler bize var oluştan bu yana dünya dediğimiz bu mavi sanal küre de dahil olmak üzere sistemde sürekli bir kural olduğunu anlatmaktadır. DEĞİŞİM. Değişmeyen tek şey değişimdir. Peki bu değişim ne demek? Değişmek mutlaka ve illaki bir kalıp değişimi mi? Bizi biz yapan değerlerin ve kuralların değişimi mi? Yaşam standartlarının kabullenemeyeceğimiz standartlara indirme değişimi mi? Elbette ki bu sorularınızın cevabı kesin olarak hayırdır. Peki diyeceksiniz ki ne o zaman bu değişim? Kadim bilgilerde anlatılan değişim çok net tarif edilmiştir. Daha kadim, daha yüksek, daha tekamül etmiş, daha farkındalıklı varlık olabilmektir. İşte değişmeyen tek şey yukarıya evirilmektir. Peki, bu yaşananlarla bunun ne alakası var diye soracaksınız ve hatta yine saçmaladın Kuthan dediğinizi duyar gibiyim. Yine bağladın ezoterizme dediğinizden de eminim. Kabul ve EVET.

İsterseniz biraz kadim bilgelik yolunda ilerleyen okulların çalışma sisteminin kapısını fazla olmamak ve onların sırlarına saygısızlık etmeden aralayalım. Tüm okullar, yollar ve sistemler büyümek, yayılmak, yükselmek, kalıcı olmak, geçmişten geleceğe uzanmak için aynı sistemi kullanmışlardır. Küçük, belirli sayıda öğrencili gruplar, topluluklar oluşturmak. Yani kısmen hücreler gibi. Tıpkı insan vücudundaki gibidir sistemleri. Bir organ gelişecek ise hemen yeni hücreler yaratır. Bir topluluk çoğalacak ve yeni bir oluşum yapacak ise yeni varlıklar, eğitilecek, eğitilmeye daha uygun bireyler alır. Bunu yaparken de kendi katı kriterlerini çok az da olsa esnetir. Çünkü o sert kurallar ile eliminasyon yapmaya başladığında çok fazla yeni birey bulma şansı yoktur. Tıpkı vücuttaki organ gibidir. Hızla hücre üretir sonra deforme hücreleri ve az gelişmişleri zaman içinde eğer kendine uyum sağlayamaz ise yok eder tıpkı kanser hücreleri gibi. Ancak unutmamak gerekir ki kanser hücreleri vücudun sağlam kalma silahlarıdır. Canavar ve şövalye örneğini verdiğim KAPILAR şiirimde yazdığım gibi.

Bu eski gruplar kendi içlerinde belli sayıya ulaşınca belli bir SEÇİM ile yeni bir grup kurarak ayrılırlar. Böylece yolda iki ayrı grup olur. Bu grupların başarısı ise içlerindeki bireylerin FARKINDALIKLARI ile doğru orantılıdır. O bireyler EGO, HIRS, KİN, ÖFKE, ZENGİNLİK HIRSI, MEVKİ HIRSI, İKTİDAR HIRSI, BENİM DEDİĞİM HIRSI, BEN HIRSI ile ne kadar iç içeler ise o grup o kadar geriler ve yavaş yavaş AYDINLIK, IŞIK sahibi FARKINDALIĞI olanlar yollarını başka gruplara çevirip YUKARIYA devam ederler. Kalanlar ise KARANLIĞIN HİZMETİNDE devam ederler.

İşte kilid de burasıdır. Bakın yazım tarihi bilinmeyen, saçma sapan karbon vs.vs. testleri ile tespit edildiği zannedilen birçok yazıt mesela ZÜMRÜT TABLET de dahil hepsi sistemin kat, kat, yoğunluk yoğunluk, katman, katman olduğunu yazar. Keza bu bilgi Kur’An da da vardır (Bakara: 2/29; Talâk, 65/12, İsrâ: 17/44; Mu’minun, 23/17, Târik, 86/12,41; Mülk, 67/3; Nûh, 71/15; Nebe, 78/12, Fussilet: 41/12-11, Sâd: 37/6). Evet Yedi kat ve der ki tümünün toptan yorumu ile;
“Sizin üzerinize de, altınıza da yedi kat koyduk. Siz anlayın, öğrenin, bilin diye 1. (BİRİNCİ) KATINA, ayı, güneşi, yıldızları, gezegenleri, BURÇLARI (ZODYAĞI) ve dünyanızı koyduk.”

Yani yolumuzun sonuna geldiğimizde öğrenip, farkındalığına ulaştığımızda daha İKİNCİ KAT’A geçebileceğiz. Bu kadim bilgilerde şu anda içinde bulunduğumuz YOĞUNLUĞU 3. YOĞUNLUK, KAT, KATMAN olarak kabul ederler. Ve geçeceğimiz bir sonraki katman içinde iki seçenek sunarlar;
1- 4. YOĞUNLUK, BOYUT, KATMAN, GELİŞMEYE DEVAM KATMANI,
2- 5. YOĞUNLUK, BOYUT, KATMAN, ÖLÜM, DİNLENME KATI,

Görülmektedir ki burada bazı şeyleri gerçekleştiren, daha doğrusu SINAVINI DOĞRU verip SİSTEME YARAR SAĞLAYACAK olanlar yola devam edecekler. Bunun içinde KAPILARIN açılacağı da tüm kitaplarda aynen vardır. Bu kapılardan yükselen, MİRAÇ yapanlarda bilinmektedirler. Tüm kadim yazıtların yanı sıra, bugün resmen artık pozitif bilim dogmacılarının da kabul ettiği ve adına LEY HATLARI dediğimiz enerji kapı ve noktalarının en büyük 3-ÜÇ tanesi TÜRKİYE üzerinde bulunmakta ve bahsedilen transfer kapıları da burada açılacaktır. Diğer küçük kapılardan da 9 tanesi yine TÜRKİYE topraklarında olup nerede ve nereye açılacakları da kadim ustalarca çok iyi bilinmektedir. Bu büyük üç kapıdan geçecek olanlar ise son derece doğaldır ki yalnız 4. Yoğunluk yolcuları OLMAYACAKTIR. Bu kapılardan 2. İKİNCİ YOĞUNLUKTA olup da o yoğunlukta farkındalığı o yoğunluğa göre tamamlanmış, KAMİL VARLIKLAR da 3. YOĞUNLUĞA yani şu anda BİZİM DE içinde olduğumuz YOĞUNLUĞA GELECEKLERDİR…
Pekâlâ, bir diğer notu daha aktaralım. Unutmayalım ki sistem sayısal denge üzerine bizim anlayamadığımız bir GEOMETRİK DÜZEN kurmuştur. Bu düzende SAYISAL olarak da her katman kendi içinde değer, kantiteye sahiptir. Yani bu katmandaki birey adet sayısı eğer düzen ve denge adına 1000 ise bu değer tüm transfer bitiminde de korunmuş olacaktır. Dolayısı ile bu süreçte sonucu dengelemek için bir süreliğine bu değer yüksek olabilir. Yani işlem sona erene kadar geçecek süreç için bu katman sayısı 2500 – 3000 adet olabilir. Çünkü yukarı geçiş tamamlandıktan sonra bu katman dengesini bozan, uymayanlar da bir şekilde elimine edilerek temizlenecektirler. Sanırım biraz şekillenmeye başladı anlatmak istediklerim.

Evet kapılar epey zaman önce AÇILDI. Takriben 1900 yılların ikinci yarısı hatta dördüncü çeyreğinden itibaren hafif hafif aralanan kapıların açılışı KIYAM-ET emrinin verilmiş olduğu bilinci ile 2000’li yılların başına yakın tamamlanarak geçişler başladı. İşte bu tarihlerden başlayarak seçimini 5. Yoğunluk için yapanlar ayrılarak diğerlerini çok ama çok ama çok ZOR bir sürecin başlangıcına getiren bu düzen hiç hata yapmadan yürümeye devam etmektedir.

Evet, dostlar, ustalar, kardeşler, anlattıklarımı isterseniz ayaklarınız bir koltuğa uzatıp elinize bir kadeh rahatlatıcı sıvı alarak bir daha okuyun. Çünkü yumruk yeme zamanınız geldi.

Etrafımızda DOLUŞAN, kabullenemediğimiz cahil, saygısız, kuralsız, kültürsüz, güvenilmez, basit diye tanımladığımız tüm o varlıklara şimdi iyi bakın. Evet, doğru bize göre öyleler. Hiç itirazım yok. AMMMMAAAAA ya siz, biz neydik ve en önemlisi NEYİZ? Niye mi? Yavaş bekleyin…

Gelin bir filmi LÜTFEN DİKKATLİCE İZLEYELİM. AMA EN AZ İKİ KERE… İSMİMİ???
2001 SPACE ODYSSEY – 2001 UZAY MACERASI – 2001 BİR UZAY DESTANI
Yönetmen – Yapımcı : Stanley Kubrick
Senarist : Stanley Kubrick – Arthur C. Clarke
Oyuncular: Keir Dullea
Gary Lockwood
William Sylvester
Douglas Rain (HAL’ın sesi)
Yapım yılı : 1968
Süre : 141 dakika
Evet, seyredenler sanırım hatırladı. Oradaki o maymun kırmaları sizce kimdi? Pekâlâ, şimdi etrafınızda gördüğünüzü sandığınız o varlıklar kim?
Ve bomba işte YUMRUK GELDİ…

Geçeceğiniz 4. BOYUT, YOĞUNLUK vs. vs. siz, biz ne durumda olacağız? Acaba bu etrafımızda gördüklerimizden ORADAKİ siz, biz için farklı bir durumda mı olacağız veya görüneceğiz? Yani o filmdeki maymunumsu acaba biz isek, o zaman???? Taşı gördüğümüzde veya beyaz kadını veya adamı gördüğümüzde belki ona dokunmayacağız ama ya farklı bir şey görürsek? İşte 2. Yoğunluktan gelen bizler şu anda bizi öyle gördükleri için ve bizim sahip olduğumuz korkunç, muazzam ve muhteşem aşamaların kazanımlarına henüz ulaşamadıklarından onları kısa yoldan elde etmenin yöntemlerini arıyorlar. SEKS, HIRSIZLIK, ZORBALIK, TEHDİT, SAVAŞ, KAVGA, ÖFKE VE HINÇ ile. Oysa tam tersiyle çok daha çabuk elde edeceklerinin ASLA ama ASLA FARKINDALIĞINDA DEĞİLLER. Çünkü daha yürüyecekleri çok yol ve geçecekleri çok ama çok zor sınavlar var.

Peki ya BİZ ?? Biz ne yapmalıyız? Nasıl buradan KEMALE ulaşabiliriz? Çok basit. Hatırlayarak. Evet HATIRLAYARAK… Yapmamız gerekeni, kadim bilgilerin bize öğrettiklerini hatırlayarak. SANA YAPILMASINI İSTEMEDİĞİN ŞEYİ BAŞKASINA YAPMA… İĞNEYİ KENDİNE ÇUVALDIZI BAŞKASINA BATIR. Evet, burası artık onların. Bizim işimiz burada şimdilik bitti. Maddesel olarak hala burada kavgaya devam edersek maalesef onlarla burada yaşamaya MAHKUMUZ… O halde yapmamız gereken onlara ne yapmaları gerektiğini, ONLARIN anlayacağı yani ismi lazım değil’e anlatır gibi anlatmak. Basit, basit, basit cümlelerle… Yaşadığımız onca badireden elde ettiklerimizi birilerine anlatarak. Nasıl mı? Basit yaşı 1980 yılında yaşananların ve günlerin yorumunu ve bilgisini anlayacak olanlar orada yapılanın neden bugünlerde olana HİÇ AMA HİÇ benzemediğini, o işin ASLINDA nasıl yapıldığını net, sakin, örneklerle anlatarak başlayalım. Sonra bugün neden bunların olmadığını yine belgelerle aktaralım ASLA YORUM YAPMADAN. TARAFSIZ. ONLAR BİLİYORMUŞDA BİZ ÖĞRENMEK İSTER GİBİ… Çelişkileri vurgulayalım. Sistemin esaslarını anlatalım. Ben değil BİZ olmanın kazanımlarını anlatalım. PARANIN hiçbir İşe YARAYAMAYACAĞINI ANLATALIM. Tek ilacın, rehberin Sağlık, SADAKAT, SAYGI ve SEVGİ olduğundan bahsedelim.
Ve kendimize de anlatalım. Anlatırken dinleyelim.

Şimdi buradaki KANTİTE belli ise elbette bunları daha basacak, kullanacak, köreltmeye çalışacak, YÜKSELMELERİNİ ENGELLEYECEK, AYDINLANMALARINI ve FARKINDALIKLARINI engelleyecek PEYGAMBERLERE, USTALARA, REİSLERE, KOMUTANLARA ve TANRILARA ihtiyaçları olacak. Ama bundan ANLAR sonra onlarda HAKİKATİ görecekler. Ama SİZ ONLARDAN OLMAMAYA ÇALIŞIN… Çünkü BİZ bunları GÖRDÜK. Sınıfta kalmaya, bütünlemeye kalmaya hiç niyetimiz olmasın.
Filmi lütfen dikkatli izleyin. Devamımı varrrrrr.
STAR WARS’ların son üçlemesini yavaş yavaş izleyin. İMPARATORUN çalışma taktiğini BABAYI OĞUL’A ÖLDÜRTMEYİ…

Sevgili dostlar çok uzun oldu ama sözün kısası… Bizim kurtuluşumuz, bunların varlığına bağlı. Onların Yükselişi ise bizim KURTULUŞUMUZA.. Unutmayalım Her gecenin bir sabahı vardır ve her KEDER DAİMA KURTULUŞ İLE BİTER.
Daha fazlasını ancak sohbetlerle yapmak daha uygun isteyenlerle.. Çünkü katmanlar farklı ve anlaşılmamak kaçınılmaz.
Işığınız Daim Olacak…

2.485 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Hey sen, sana güveniyorum!Hey sen, sana güveniyorum! Hey sen, sana güveniyorum Evet yanlış duymadın, sana güveniyorum... Burada olmandan, bana yaklaşmandan, bana olan duygu ve hislerinden yana sana güveniyorum. Biliyorum benim için ne […]
  • Ben Anadoluyum…Ben Anadoluyum… ABD yolculuğumdan sonra içimde çok net hissettiğim bir duyguyu konuşmalarımda paylaştım ve burada da bir kere daha paylaşmak istiyorum. Bizler bugüne kadar nice değerli ABDli üstadın […]
  • İstanbul Trafiğinde sıradan iki saatİstanbul Trafiğinde sıradan iki saat Bugün yine bir İstanbul trafiği çilesine girdim… Bilmem kaç beygir gücünde araba altımda diye düşündüm. Beygiri boşverdim… Saatte 1 kağnı hızıyla gidebilsem yine kardı. Ama […]
  • Olgunluk – Yaşlanma SanatıOlgunluk – Yaşlanma Sanatı “Yaşlılık, korkaklara göre değildir” Bette Davis Bedenli bir varlık olarak doğar, olgunlaşır ve ölürüz. Yaşam süremiz boyunca da ruhumuz, bedenimiz, içinde bulunduğumuz toplum ve çevre […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler