felsefe taşı

Kendini Bilmek

Kendini Bilmek
Aralık 06
00:09 2013

Apollon’a adanmış olan Delf mabedinde yazılı olan ve büyük
bilge Pythagoras’un “Kendini Bil” sözünü hepimiz biliriz.
Biliriz de acaba bu ne anlama geliyor, kendimizi nasıl bilebiliriz,
kendimizi nasıl tanıyabiliriz?

İşte burada olma, bu planette olma nedenimiz bu diyorum “Kendimizi Bilmek”. Peki ama nasıl olacak bu? Tabii ki bu bugünden
yarına hemen olabilecek bir şey de değil, bir süreç, uzun,
meşakkatli, sabır gerektiren, akıl ve sezgiyi bir potada eriterek
yani hikmet sahibi akılla yani eskilerin deyimiyle aklu-hikmetle
başarılabilecek bir süreç. Ayrıca bu yolculukta dengede olmak
başlı başına bir sanat, çünkü terazinin kefesini biraz kaçırdı mı
bu kez yol kazalarına ve hedeften uzaklaşmaya başlar insan ve
hatta tam tersine gelişmeler de olabilir. Buna o kadar sık düşülüyor
ki günümüzde. Burada “denge ve orta yol” sanırım sihirli kelimelerden biri.

Meşakkatli dedim, çünkü tarihe baktığımızda
bunu görüyoruz. Hiçbir bilge, hiçbir lider, hiçbir peygamber bir eli yağda bir eli balda, günlerini hedefsiz, amaçsız, anlamsız geçirerek oldukları bilinç düzeylerine gelmemişler. Birçok riskleri göze almışlar, cefalar çekmişler, bazıları eziyetler görmüş, çivilenmişler, başlarına işkembeler atılmış, derileri yüzülmüş, ihanete uğramışlar, yakılmışlar, sabretmişler, işaretleri, doğayı ve en büyük kitap olan yani ümmülkitap olan evreni okumayı öğrenmişler ve hepsinin vazgeçirilemez büyük hedefleri olmuş, aşkları olmuş, risk almışlar.

İçimize dönelim ve dürüstçe soralım kendimize; bunu istiyor muyuz
gerçekten? Buna kendimizi hazır hissediyor muyuz? Çünkü yol da sıkıntılar var, meşakkat var, özveri var, terk etmek var, karşılıksız sevgi var, farkındalık var, sabır var, merak ve öğrenme isteği var, sorma-araştırma-kendi sentezini kurma var, affetme var, bedenimize dikkat etme var. Evet bedenimize dikkat etme var dedim; çünkü beden zihni, zihin de bedeni direkt etkiliyor ve zihin-beden uyumu ve denge olmazsa olmaz bu büyük hedef için.
Bu süreç sayısız aşamalarla dolu ama çok da zevkli diğer taraftan ve
unutmayalım müthiş bir çekim merkezi aynı zamanda. Yoksa nasıl dayanılır bu zorlu ve meşakkatli yolun iniş ve çıkışlarına, nasıl
dayanmışlar bu çetin yolculuğa? Ve her aşamayı geçtikten sonra
yeni imtihan sayfaları var. Biz ne kadarını göze alabiliyorsak, ne
kadarına hazırsak ve ne kadar talep ediyorsak o kadar olabiliyoruz
bence ve devamı da bizim talebimize göre geliyor ve biraz
daha zorlu olarak tabii ki. Tekamül veya insanı kamil olma veya
aydınlanma sonsuz bir süreç, bir seviyeyi geçtin ve eğer bir sonrasını
da talep ediyorsan yeni bir sayfa açılıyor önüne ve yeni imtihanlar başlıyor bu kez. Diğer taraftan baktığımızda da insanlık tarihi yollarda veya yarı yolda kalanlarla, tekamül yolculuğunu tamamlayamayanlarla veya yol kazalarıyla dolu.

Bugün sokaktaki insan kendini ne kadar biliyor? Bana göre; teknolojinin geometrik hızla ilerlediği, neredeyse her gün yeni galaksilerin keşfedildiği, DNA’nın şifresinin çözüldüğü, klonlamanın yapıldığı, Higgs parçacığının bulunduğu bilgi çağını yaşadığımız günümüzde insanlık her açıdan cehalet, dengesizlik, yoksulluk, ıstırap ve bilgisizlik içerisinde kıvranıyor hâlâ?

Bu ne ironidir böyle?
İnsanlar bugün neden mutsuz, neden inanç ve dinler arası
savaşlar hız kesmeden devam ediyor, neden aynı dinin inanırları
her gün birbirini boğazlıyor?
Neden sefalet-açlık-tatminsizlik ve hastalıklar içinde yüzüyor
bugün insanoğlu?
Neyi paylaşamıyoruz?
Neden?
Niçin?
Ne için?
Ne uğruna?
Cevabı; günümüz insanının “Kendini Bilmemesinde” veya başka bir deyişle “Kendini Bilen” insan sayısının çok az olmasında veya sayılarının kritik eşiğin altında kalmasında yatıyor bence. Her birey yani hepimiz Tanrısal varlıklarız, halifeyiz, öyle değil mi? Bu potansiyel hepimizde var, bir kişi bilge olduysa hepimiz olabiliriz, bir kişi duvardan geçtiyse hepimiz geçebiliriz potansiyel olarak.

Kendini bilme yolları tek değil tabii ki, tek olsaydı bu yaradılış amacına aykırı olurdu herhalde. Kişi kendine uygun bir yol seçmeli. Yaşadığımız bu modern toplumda bizlere insanlık tarihi kadar eski bir süreçten süzülen bir yol haritası, bir anahtar veren ezoterik-batini yollar var. Bu yollar kişiye bir anahtar veriyor ama anahtarı kullanması da ona bağlı tabii ki. Yolun zorluğu kadar hatta daha da fazla çekiciliği var, zaten bu çekicilik olmasa katlanmak mümkün olmazdı herhalde.

Evet, zorluklardan, meşakkatten bahsettim ama yolda yürürken
korkmaya ve çekinmeye de hiç gerek yok. Çünkü çekim gücünün
yanında, elimizde doğru bir yol haritamız varsa; haritayı
iyi okumak, zaman ayırmak, her gün mümkünse düşünceye (tefekküre) dalmak, düzenli olmak, merak ve öğrenme isteğini hiç
kaybetmemek, bedenimizi daha sağlıklı hale getirmek, okumak,
araştırmak, yargılamamak, herkese ve her şeye saygı duymak,
kendimizi ve başkalarını affetmek (düşmanımızı bile), çalışmak,
isteklerimizi net olarak ifade etmek, fayda yaratmak, sevgiyi paylaşmak, birlik olmak, empati kurmak, sezgilerimizi güçlendirmek,
irade gücümüzü güçlendirmek, ibadet etmek, oruç tutmak, sabırlı olmak ve şükretmek gerekli. Yolda yürürken de aklu-hikmet süzgecinden geçirdikten sonra bize en uygun olan bedensel ve ruhsal gelişim tekniklerinden (spor, yoga, meditasyon, dua, doğayı gözlemleme, doğa yürüyüşleri, müzik, reiki, namaz, zikir, ezoterik-
okültuygulamalar, güzel sanatlar vb)destek almak, bilgelerin deneyimlerinden ders çıkarmak yolumuzu kısaltır ve motive eder güç verir bize.

Tabi merak ve öğrenme isteğini ve hazır olmayı çok önemsediğim
için tekrar vurgulamak istiyorum, bu konuda hermetik bilgelik bize ne güzel söylüyor;
“Öğrencinin kulakları duymaya hazır olduğunda onları bilgelikle
dolduracak dudaklar gelecektir…”

Ne mutlu “Kendini Bilme Yolu”nda olanlara ve selam olsun “Kendini Bilenler”e. Bu vesileyle; Yüce Yaradan’a sonsuz teşekkürler ediyorum, yolda olma imkânını verdiği için ve önünde edep ve tevazu ile eğiliyorum…

“Mavinin Adı Ne? İNSAN” adlı kitabımdan

6.004 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Biraz Diğerkam OlabilmekBiraz Diğerkam Olabilmek Düşman kardeşler kıvamına gelmiş iki cephenin bakış açıları arasındaki fark aslında o kadar az ki; bir harf olmadı bir kelime kadar! Şu deyimleri hepimiz biliriz : “Güzele bakmak […]
  • Bizden bir şey Olmaz!Bizden bir şey Olmaz! Kalitesiz bir hayat yaşamamızın bir nedeni de objektif enformasyonla gündelik hayatımızın arasında çoğu zaman dağlar olması ! Tarihi konuları ele alan roman, film ya da dizilerin öteki […]
  • İnsandır Kutsal Olanİnsandır Kutsal Olan Bizimkisi kadar kurumlara, mesleklere bol keseden “kutsiyet” atfedilen bir başka ülke daha yoktur herhalde… Geri kalmışlığımızın altında bu yaklaşımın da etkisi var bence. Neden […]
  • Bilgeliğin Seyir DefteriBilgeliğin Seyir Defteri İnsan bir zaman ne yapması gerektiğini bilmez, amaçsızca eylemlerle gezer durur. Tek amacı vardır, nefsini tatmin etmek. Canı bir şey ister, o yana gider. Başka bir şey ister, diğer yöne […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler