felsefe taşı

Bizden bir şey Olmaz!

Bizden bir şey Olmaz!
Mart 07
23:26 2015

Kalitesiz bir hayat yaşamamızın bir nedeni de objektif enformasyonla gündelik hayatımızın arasında çoğu zaman dağlar olması !

Tarihi konuları ele alan roman, film ya da dizilerin öteki herşeyin yanısıra bir de tarihsel gerçeklerle paralellik arz etmesi gerekmekte. Son dönemde bu türden dizilerden ikisini izleme, inceleme imkanım oldu. Birisi Muhteşem Yüzyıl, diğeri Da Vinci’s Demons (Da Vinci’nin Şeytanları?).

Muhteşem Yüzyıl her ne kadar tarihi detaylarda gerçeği yansıtmıyor diye eleştiri alsa da gerek Türkiye’de gerekse de pek çok çevre ülkede çok yüksek reyting almış dizilerden bir tanesi. Da Vinci’s Demons ise on sekiz bölüm ile ikinci sezonunu tamamlamış, üçüncü sezonuna hazırlanıyor.

İkisi arasında kıyaslama yapmak istediğim olgu tarihsel gerçekleri ne kadar yansıtıp yansıtmadığı ile ilgili değil. Daha ziyade kurgu seviyesindeki senaryonun mahiyeti ile ilgili. Muhteşem Yüzyıl’da olay örgüsü en kritik anlarda çok basit şeylere bel bağlayarak ilerler; örneğin birisi diğerini gizlice takip edip ne konuştuğunu dinler ve duyduklarını bir başkasına taşır. Osmanlı Sarayı’nda neredeyse tüm bilgi akışı bu yolla gerçekleşir. Oysa Da Vinci Demaons dizisindeki Floransa Sarayı’nda da kimin eli kimin cebinde belli değildir; saray çalışanları da tamamen olmasa da kısmen bundan haberdardır. Ancak bilgi akışı ne hikmetse hiç de bu yolla yapılmamaktadır.

Ya da çok önemli bir mesaj saraya gelir ama sultana ulaşamadan rakiplerin eline geçer; sultana iletilmez. Gerçekte böyle olmasa da kurguda olay bu denli basite indirgenir. Bunun sonucunda örneğin bir şehzadenin kellesi gidebilir.

Gerçeklik olgusu Türk dizilerinde sembolik boyuttadır. Detaylarının gerçekçi olmasına bakılmaz. Şahzade sultana mesaj göndersin, ama onun karşıtı sadrazamın adamları mesaja el koysun. Peki şu hiç araştırılmış mı? Osmanlı Sarayı sultan ile namzet sultan arasındaki iletişimi sağlayamayacak kadar güçsüz müydü? Eğer öyle ise küçük bir beyliğin koskoca imparatorluk haline gelmesini nasıl açıklayabiliriz? Kurgunun gerçekle birebir örtüşmesine gerek yok, ama bu da detaylarda gerçekçilikten ödün verilecek anlamına gelmemeli.

Burada alan memnun – satan memnun bir tablo var. Senaristin bu detayları araştıracak ne vakti ne de parası var; izleyicinin de bunu sorgulayacak hali! Gerçekten de böyle mi? Bu açıklama tatminkar olsaydı içimizde hala bir eksiklik duymazdık. Gerçek şu olabilir mi; senaristin üstünde bu detaylara değer verecek bir meydan okuma yok; izleyicinin ise itiraz etme hakkına değer veren bir ortam yok.

Objektif enformasyona değer vermediğimiz zaman ortaya çıkan bir tablo da bu. Gerçeklikle sınırlı alakası olan kurgusal düzlemde bile (roman, film, dizi vb) objektif enformasyonun yokluğu kalitesiz bir hayat yaşamamıza neden olmaktadır. Tespit etmek gerekir ki Muhteşem Yüzyıl bu konularda nispeten emek harcamış, önemli dizilerden bir tanesidir; yani ortalama bir Türk dizisinin çok üstünde bir kamera önü ve arkası emeğe sahiptir. Ancak yine de senaryonun düzeyi, örneğin giysilerin ya da mekanların görkemi ile yarışamamıştır. Keşke izleyiciler seslerini daha gür çıkarabilse de senaryolardaki kurgu ile gerçeklik arasındaki makas objektif enformasyonun lehine kapanabilse.

İşin bir başka boyutu da şu : Olay örgülerinin bu seviyede kalması, “bugün o ülke ya da kültür neden o seviyelere gelmiş de biz neden burada kalmışız” derdimizin bilinçaltımızdaki açıklamasını da desteklemektedir; “bizden zaten bir şey olmaz” !

1.102 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Asgari İnsan BedeliAsgari İnsan Bedeli Eski, ahşap kapının aralığında duruyordu çocuk. Bir ayağında çorap vardı, diğerini kendi çıkarıp atmıştı. Çocuktu işte…. Oturma odasında kısık sesle konuşan aile heyetini sessizce […]
  • Köy Enstitüleri Anısına…Köy Enstitüleri Anısına… 17 Mart 1940; “Köy Enstitülerinin Kurulduğu tarih”. Zaman, zaman kendi mi sorguluyorum!..Konuşmada benden daha iyi Atatürkçü yoktur. Hepimiz ateşimizi konuşarak söndürüyoruz. […]
  • İnsandır Kutsal Olanİnsandır Kutsal Olan Bizimkisi kadar kurumlara, mesleklere bol keseden “kutsiyet” atfedilen bir başka ülke daha yoktur herhalde… Geri kalmışlığımızın altında bu yaklaşımın da etkisi var bence. Neden […]
  • Cerrah Olmak Vardı…Cerrah Olmak Vardı… Bir dönüm noktasıdır hayatımda Eylül ayı… Otuz yıl önce, Eylül ayında başladım gazeteciliğe… Otuz yıl… Dile kolay… Zaman zaman otuz yıl içinde meslekte yaşadıklarım gözlerimin […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler