felsefe taşı

Kasım, Harf Devriminin 90. Yılı

Kasım, Harf Devriminin 90. Yılı
Kasım 09
09:12 2018

Sonbaharın bitmesiyle birlikte kışı karşılıyoruz artık. Bu kış çetin geçecek gibi ama kışa girmeden önce biraz sonbaharı konuşalım istiyorum. Kasım ayı; biraz soğuk, biraz sıcak, biraz hüzünlü, biraz neşeli. Önce geçen ay kaybettiğimiz Ara Güler’den bahsetmek istiyorum. Dünyaca ünlü sanatçıların fotoğraflarını çeken ve ülkemizden çıkan bir magnum fotomuhabiri olarak dünyanın çeşitleri yerlerinde anı yakaladı. Onu kaybettiğimiz gün sosyal medyada bir şey dikkatimi çekti. Her yaş grubundan insan bir şeyler paylaştı onunla ilgili. Kendi kültürümüzün önemli bir ismi olarak bilinirliğini kendi yaratan bir sanatçı. Ne önemli bir şey değil mi? Kişisel bilinirliğini yaratabilmek ve bir marka olabilmek… Aydın Üniversitesi’nden çok sevdiğim hocam sayın Kayıhan Güvenöğrencileriyle birlikte bir dergi çıkarıyor. Ölümünden kısa bir süre önce öğrencileriyle Ara Güler’i ziyaret etmişler, röportaj yapmışlar. Orada bir bölüm dikkatimi çekti. Kimi zaman öğrenciler sorarmış ona hangi makineyi kullansam diye. Oda: “Dikiş makinesiyle bile çekebilirsin!” dermiş. Eğer yeteneğiniz varsa ve yeterince istekliyseniz yapabilirsiniz. Usta da bunu yapmış işte. Doğru anı yakalamış ve fotoğraflamış. Bakmak ve görmek arasındaki farka dikkat çekerek kolayca öğüt vermiş. Şimdi ise başka bir yerlerde fotoğraf çekmeye gitti o sıkıldı buradan. Zaten onun ruhu bu dünyaya nasıl sığabilirdi ki? Bambaşka, sevdiği, beğendiği, hayal ettiği bir yerde olduğunu düşünüyorum. Huzur dolu bir yerde ışıklar içinde olsun…

Kasım ayı… Eğer kurumuş yapraklara basıp o “çıtırt” sesinin tadını çıkardıysanız, Beykoz ayaza teslim olmadan güzelbir sahlep içtiyseniz, Yeşilköy sahilinin tadını çıkardıysanız,Burgazada’da sahilde bir melisa çayı içtiyseniz ve bir de havalar iyice soğumadan Moda’da dondurmayı yediyseniz İstanbul’da sonbaharın tadını çıkarmışsınız demektir.

Kasımda bir hüzün yerleşir bizim içimize.Ulu önderin aramızdan ayrılışının 80. yılı bu sene. Bir milletin kurtuluşunda yer aldığı rolüyle, fikirleriyle ve hürriyete olan bağlılığıyla Mustafa Kemal Atatürk 80 yıl sonra dahi yeni nesillerin kalbinde ve zihninde yaşayan bir lider. Bugün küçücük bir çocuğun gözlerinde, bir bilim kadının çalışmasında, bu ülkeye insan yetiştiren öğretmenlerin çabalarında, insan sağlığı için çalışan doktorların emeklerinde, bir yazarın satırlarında, bir mühendisin projesinde, bir yönetmenin filminde ya da bir fotoğrafçının çektiği karede onu görebiliriz. Onu yalnız biz değil, dünyanın çeşitli ülkeleri örnek alır aslında. Dünyanın dört bir tarafında Atatürk isminin verildiği cadde-sokaklar vardır ve anıtı yapılmıştır. Belçika’nın Vise kentine bağlı Cheratte kasabasında bulunan bir bölgeye ismi verilmiştir. Dhaka-Bangladeş’teki ve Islamabad-Pakistan’daki Kemal Ataturk Caddesi, Meksika City-Le Reforma Caddesi’ndeki heykel, Dominik Cumhuriyeti’ndeki “Calle Mustafa Kemal Ataturk” isimli cadde, Be’erSheva-İsrail’deki heykel, Amsterdam’dakiFelemenkçe ve Türkçe olarak “Yurtta sulh cihanda sulh” yazılı anıt, Gelibolu’ya benzeyen Wellington’ın Tarakina koyundaki büyük anıt, Venezuela-Caracas’ta bulunan bir parktaki ”Modern Türk Devletinin kurucusu Kemal Atatürk” yazılı anıt ve Atatürk’ten başka hiçbir yabancı devlet adamının heykelinin bulunmadığı Küba-Havana. Bu ülkeler yalnızca birkaç tanesidir…

Öyle ki, Atatürk’ün dünyaca kabul gördüğünün bir kanıtı da UNESCO’dan gelir. 1981 yılında, 100. doğum yıldönümü nedeniyle Atatürk “Ulusal Mücadele ve Çağdaşlaşma Lideri” seçilmiş. Bu karar doğrultusunda Atatürk’ün doğumunun 100. yılı bütün dünyada, “1981 Atatürk Yılı” olarak kutlanmıştır. Bu uygulama dünyada ilk ve tek olmakla birlikte UNESCO tarafından başka hiçbir liderle ilgili özel bir kutlama yapılmamıştır. Bu kararın alındığı toplantıda “Bugün UNESCO’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal’dir.” cümlesi önemli bir söylemdir. Bu sözlere istinaden bir İsveç delegesi “Dünyada bu kadar devlet adamı var ve hepsinin doğum gününü kutlayacak mıyız?” şeklinde itiraz eder. Bunun üzerine Rus delegesi“Genç delege arkadaşım hatırlatmakisterim ki Atatürk öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı her ülke her problemimizde çare olarak aramalıyız” şeklinde bu itirazı cevaplandırır. Böylece 152 ülke tarafından karar imzalanır ve UNESCO’nun Atatürk tanımlaması ise şu şekildedir: “Atatürk kimdir; Atatürk ululararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkilapçı, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu.”

Çalışmalarına baktığımız zaman ne denli önemli işler yaptığını, ne kadar vizyoner biri olduğunu görmek mümkün. Yol arkadaşlarıyla birlikte vermiş olduğu mücadele ile dünyaca bilinen bir lider olmuştur. Lord Kinross ise Atatürk hakkında yazdığı kitabının önsözünde şu satırlara yer vermektedir: “Yirminci yüzyılın ilk yarısını olağanüstü kişiliğiyle etkilemiş büyük bir asker ve devlet adamıydı. Onu çağının diktatörlerinden ayıran iki önemli nokta vardı: Dış politikası, sınırları genişletmek yerine daraltmak esasına, iç politikası ise kendi ölümünden sonra da ayakta kalabilecek bir siyasal sitem kurmak düşüncesine dayanıyordu.”

Yaptığı devrimlerle yoktan var ettiği ülkede, her gün yeni bir ihtiyaç doğmuş. Türkiye Cumhuriyeti beşinci yılını doldururken birbiri ardına devrimler yapılmış, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları çalışmalarına bu ihtiyaçlara çözüm bulmak için çalışmalarına devam etmişler. Genç cumhuriyete, Osmanlı İmparatorluğundan miras kalan Arap alfabesiyle sorunlar yaşanmış ve çözüm yolları aranmış.İmparatorluk tarafından yüzyıllarca kullanılan bu alfabe, Türkçe seslerin doğasındaki sesleri harf açısından tam yansıtamamakta ve h,k,s gibi kimi ünsüzler için de birkaç ayrı harfi kullanmayı gerektiriyordu.Aynı zamanda dinsel anlamlar yüklenmiş bir dizge olması sebebiyle de okur yazar olmayan halk bu alfabeyle tüm kitaplara, basılı her kağıda inanç penceresinden bakmış ve her şeyi kutsallaştırılmış durumdaydı. Dinin suiistimal edilmesi, yanlış anlamaların önüne geçilmesi ve modernleşme amacıyla alfabede değişiklik yapılmış ve 1 Kasım 1928 tarihinde Türk Harf Devrimi gerçekleştirilmiştir. Türk Harf Devrimi’nin doksanıncı yılını kutladığımız bu ayda alfabe komisyonunun dokuz öncüsü; Ragıp Hulusi Özden, İbrahim Grantay, Ahmet Cevat Emre, Emin Erişirgil, İhsan Sungu, Avni Başman, Falih Rıfkı Atay, Ruşen Eşref Ünaydın, Yakup Kadri Karaosmanloğlu’nu da anmak isterim.
Bir toplumun temeli eğitime dayanır. Eğitim seviyesi ne denli yüksekse o toplumların refah seviyeleri de aynı doğrultuda yükselişe geçer. Bu sebeplebir toplumun en önemli parçası olarak da olan öğretmenlere saygı duymak gerekiyor. Onlar yeni nesillerin yetiştirilmesinde oldukça önemli bir role sahipler. Öğretmenler yalnızca eğitimde değil, öğretimde de rol almalıdırlar. Bir gün bir öğrencimle sohbet ederken, ilkokuldaki öğretmenlerinden birinin okuma alışkanlığıyla ilgili söylediklerini sizinle de paylaşmak isterim. Dersinin birinde “Japonlar metrolarda ve otobüslerde kitap okurlar. Herkes elinde bir kitapla seyahat eder. Derslerinizi bir şekilde öğrenirsiniz, eksiğinizi kapatırsınız ama bir şeyi alışkanlık edinmek zordur. Her gün, aynı yolları seyredip okula geleceğinize elinize bir kitap alın ve okuyun.” demiş. Bir öğretmen tarafından verilen çok kıymetli bir öğüt. Çocuklarına yalnızca teori öğretmenin dışında, iyi alışkanlıklara yönlendiren öğretmenlerimizin olması oldukça umutlandırıcı.Öncelikle başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun.

Kasım ayında hatırlanması gereken çok kıymetli biri daha var; İhap Hulusi Görey… 28 Kasım 1898 tarihinde doğan ustanın da bu sene 120. yaş gününü kutluyoruz. Onun çizimleriyle ilk olarak çocuk yaşta tanıştık. Alfabe kitabının kapağındaki Atatürk ve Ülkü’yü çizen isimdir o. Kendi döneminde yurt dışında eğitim almış, üstün bir yeteneğe sahip olan ve bugüne kıyasla nerdeyse tek başına bir ajans olarak çalışan büyük bir usta. Cumhuriyet öncesini ve sonrasını çalışmalarına yansıtarak Türkiye’nin tarihçesini farklı bir yöntemle ortaya koymuştur. Doğum günün kutlu olsun İhap Hulusi Görey. Bıraktıkların için sonsuz teşekkürler sana…

İnsanın geride bıraktıkları oldukça önemli. Yaşadığınız zaman diliminde insanlığa, yaşadığınız ülkeye ne bırakabileceğinizi düşünün. Bir kitap, film, müzik, yazı, şiir, fotoğraf ya da bir düşünce. Hepsi birbirinden kıymetli. Sizden sonrakilere kalacak bir şeyler bırakabilmek. Yapacağınız çalışmalarla dünyayı değiştiremeyebilirsiniz ama bir kişiye bile ulaşsanız, bir kişide bile bir fikir uyandırsanız en büyük faydalardan birini sağlamış olursunuz. Ara Güler’in fotoğrafları, İhap Hulusi Görey’insanatı ya da Atatürk’ün idealleri olmasaydı toplum olarak eksik kalırdık. Yapılan her şey bir şekilde birbirini tamamlıyor. Hiçbir şey yapamıyorsanız onları bilin, okuyun ve kalbinizde bir yer verin. Böylece ölümsüz olacaklardır.

“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir” diyerek düşüncenin ölümsüz olduğunu vurgulayan Mustafa Kemal Atatürk. Her sene biraz daha artan sonsuz saygı ve özlemle…

80 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Kayıp EşyaKayıp Eşya Şubat ayının son günüydü. Muş havaalanında memurluğa başladım. Müdür bey "kayıp eşya bölümü şefi oldun" dediğinde pek sevindim, memurluğun ilk günü 'şef' olmak ... Rabbim "yürü ya […]
  • Güçlü Olan Gücün Hepsini İsterGüçlü Olan Gücün Hepsini İster Tarih boyunca, krallar büyük ölçüde güçlerini, sorgulanamaz ve daha yüce bir kuvvetten almışlardır. Bu yüzden, yaptıkları her türlü hareketin nedenine ilişkin sorgulamalara karşı verilecek […]
  • 2018 Rengini Gösterdi2018 Rengini Gösterdi Bugün bir toplantımızı, şirketin girişinde olan Kitchenette'te yaptık. Açıkçası havasız toplantı odaları yerine, cafeleri tercih ediyorum. Gelmelerini beklerken bir Cappucino aldım. Daha […]
  • Nasıl?Nasıl? Keşke bilsek! Neyin ne zaman ve nasıl olacağını yani... Çoğu yaşamsal kavramın ya da kimi zaman "kaza" denebilecek yaşantıların kendi içinde hazırlık süreci olsa da bilincimizin ve […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Kasım 2018
P S Ç P C C P
« Eki    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Arşivler