felsefe taşı

Boş Laflar – Hoşçakalın Bay Haden

Boş Laflar – Hoşçakalın Bay Haden
Ağustos 07
13:33 2014

‘Tres Palabras’, nota okumayı bilmeyen, hiç müzik eğitimi almamış kübalı besteci Osvaldo Farres’in görece az bilinen bestelerinden birisi. Dünya onu daha çok “Quizas, Quizas, Quizas” ile tanıyor.

Bir çok pop şarkıcısı yorumlamış zaman içinde şarkıyı. İlk kez Nat King Cole’un yorumundan dinlediğimi hatırlar gibiyim. Daha net hatırladığım icra, büyük tenor saksofoncu Joe Henderson’un yetmişli yıllarda big band formatında kaydettiği ‘Canyon Lady’ albümündeki icradır. Aklımda Oscar Brashear’in nefis solosu kaldı o icradan. Vibrafoncu Bobby Hutcherson’ın 1998 tarihli ‘Skyline’ albümündeki yorumu da atlamamak gerek, oldukça keyifliydi.

Bu yazıyı önceleyen icra ise kısa bir süre önce kaybettiğimiz eşsiz benzersiz müzisyen Charlie Haden’ın Kübalı piyanist Gonzalo Rubalcaba ile yaptığı 2001 tarihli ‘Nocturne’ albümünde yeralan. Eleştirmenlerin istisnasız beğenmediği, bir bütün olarak dinlendiğinde ‘sıkıcı’ ve sürprizlerden uzak bulduğu albümü ilk defa bir arkadaşımın evinde, adına yakışır bir şekilde geceyarısından çok zaman sonra, alkolün keyifli tembelliğinde, coşkulu uyuşukluğunda dinlemiştim. O geceye, o zamana çok yakışmıştı.

Her anın bir melodisi vardır, her anın bir şarkısı vardır, biz onu o anda dinlemiyor olsak da…

‘Şu’ (zam)anın melodisi olarak belleğime düştü ‘Tres Palabras’. Sözlerini bilmiyorum, hiçbir zaman da bilmeyi istemedim. Bazı şarkılar, bazı melodiler sözlere ihtiyaç duymaz; ‘anlatmak’ için.

İspanyolcadan direk çevirisi ile ‘üç kelime’ anlamına geliyor. Ülkemizde Ajda Pekkan’ın ünlü yaptığı şarkıyı hatırlayalım: ‘Palavra Palavra Palavra’. Konuşmaların, sözlerin, kelimelerin anlamını yitirdiği, anlatmamaya başladığı, anlattıklarının ise anlamsızlaştığı anlarda ağızdan dökülenler, yazıya geçenler ‘palavra’ya dönüşüveriyor. Şiirin dili İspanyolca her iki durumu da aynı kelime ile karşılıyor: Palabra! Sheakspeare, beyhude konuşmalar için aynı sitemi söylettirmiyor mu kahramanına: “words, words, words”.

Haden eşsiz zanaatkarlığı ile ritmi aşkın, hüznün ritmi boleroya bağlıyor. Ernie Watts’ın tenor saksafon girişi icranın ‘mood’unu hüzne sürüklüyor. Rubalcaba aynı ruhu devam ettiriyor piyanoda, ta ki üç beş notayla araya sıkıştırdığı ‘Summertime’ belirinceye kadar. Tarlaların ürün verdiği, yaşam(an)ın kolay olduğu sıcak günlerde başlamış ancak bitmiş bir aşkı mı anlatıyorlar?

Puslu, gri sonbahar ile yazın keyifli tembelliği, coşkulu uyuşukluğu arasındaki gelgitlerle birlikte Watts bir kez daha hüzne dönüyor, döndürüyor icrayı. Rubalcaba ile kelimeleri değiştirmeye, karşılıklı ‘konuşmaya’ başladıkları çıkış bölümünde, Rubalcaba bir kez daha alıntı yapıyor, bu sefer daha belirsiz, muğlak olsa da, yine Gershwin’in bir başka unutulmaz bestesinden: “It Ain’t Necessarily So”. Gereksizliğin ve biraz da umarsızlığın şarkısının ruhu eşliğinde Watts’ın –kim bilir belki de her şeye yeniden başlamayı sağlayacak o üç kelimeyi arayan- yorgun haykırışları, isyanı ile yorum sona eriyor.

“Sessizlikten sonra anlatılamayacak olanı anlatmaya en yakın şey, müziktir” diyor Aldous Huxley.

“Bir nota ile anlatılması gereken için asla iki nota basmayan, sessizlikle anlatılması gereken için ise nota çalmayan” Charlie Haden’ın ‘Tres Palabras’ icrası da aynı şekilde bitiyor… Müzik anlatmaya çalışıyor anlatılamayacak olanları; söylenebileceklerin bittiği anda da yerini sessizliğe terk ediyor…

Rubalcaba ne kadar da iyi bir piyanist olduğunu, cazın geçmişini ne denli iyi bildiğini gösterme çabasında mıdır bilinmez ancak alıntılar, mimikler, sürprizler bu icrayı –en azından benim için- başucunda durması gerekenler arasına sokmaya yetiyor.

Ölümün karşısında söylenebilecek tüm sözler, sarfedilecek tüm kelimeler sadece palabras!

Hoşçakalın Bay Haden.

1.474 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • 80’li Yıllarda Ankara Sokaklarından80’li Yıllarda Ankara Sokaklarından Bugün öncelikle Metro'da sonra Kızılay'da ve en sonunda AVM lerde yaptığım gözlemler beni 80'li yıllara götürdü.Aslında 1968 doğumluyum ve 80'ler çok eskilerde değil gibi gözükse de çok […]
  • NeolokalNeolokal “The artist is the creator of beautiful things” (Sanatçı güzel şeylerin yaratıcısıdır) – Oscar Wilde Oscar Wilde’ın başyapıtı “Dorian Gray’in Portresi”nin girişinde, “önsöz” olarak, […]
  • NöroiktisatNöroiktisat Yirminci asırdaki önemli bilimsel gelişmelerden bir tanesi, matematiksel yöntemlerin sosyal bilimlerde gittikçe artan bir ağırlıkla kullanılmasıdır. On dokuzuncu asırda, karar alma […]
  • Büyüsünü Yitiren DünyaBüyüsünü Yitiren Dünya Akademik ve entelektüel (?) çevreler haricinde adem evladı moderniteye (modernizm farklı kavram) sırtını döndü: Akılcılık, bilimsel düşünce, metafiziğin dışlanması (seküler yaklaşım) […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler