felsefe taşı

80’li Yıllarda Ankara Sokaklarından

80’li Yıllarda Ankara Sokaklarından
Ekim 22
12:20 2015

Bugün öncelikle Metro’da sonra Kızılay’da ve en sonunda AVM lerde yaptığım gözlemler beni 80’li yıllara götürdü.Aslında 1968 doğumluyum ve 80’ler çok eskilerde değil gibi gözükse de çok eskilerde bence.

Lise yıllarım Ankara (kız) lisesinde geçti.Sohbetlerin yoğun olduğu okul bahçesi ve okul yokuşu,Etnoğrafya Müzesi bahçesi.Eğer para biriktirdiysek mutlaka önceden planlanarak Uludağ İskender ki ufacık bir yer sıra beklemeden girmek pek mümkün değil ya da Hacı kokoreç.Ama öncelikle arkadaş grubunun hepsinin ortama girebilmesi için,önceden durumu uygun olmayanların konuşulup hesapların denkleştirilmesi.Çünkü bir gün bizde durumu uygun olmayanlar gurubunda olabiliriz.Önemli olan biz arkadaşız diyerek omzuna elimizi atmak ve vereni mağrur alanı mağdur yapmamak.

Lise son biraz daha büyüdük,Tunalı Hilmi bizi cezbediyor,herkes bir şekilde hafta sonu orada buluşuyor.Kimimiz Kızılay’da buluşup sohbet içinde yürüyerek ,kimimiz Esat ve Çankaya ‘dan yürüyerek Tunus Caddesinde Çağdaş Sanatlar Kültür Merkezinin (Akün sinemasının arkası) karşısındaki kahvede buluşuyoruz.Kahve derken yapılan sohbetler,gelen insanlar o kadar nitelikli ki bazen susup onları dinlerdik.Eğer 4 kişi ise King, yok 3 kişi isek 3 5 8 ile başlanan oyunlarda herşeyi konuşurduk.Kız arkadaştan,okuduğumuz kitaplara.Bazen para durumu iyi ise arka tarafta bilardo mutlaka.

Ama en keyifli anlar Tunalı cadde de önce Levni’nin önüne oturarak ,yaya ve araç trafiğine bakarken içeriden gelen müziğin kalitesiyle coşmak,sonra para durumuna göre Kuğulupark’ta simit ayran .Kebap 49 ‘da illa ki pide,ve sevenler için kaldırıma oturarak turşu suyu.Para durumu derken öğlen yemek yemek için şimdi ki gibi servete sahip olmanız gerekmiyordu.Biraz biriktirince mutlaka kaliteli ve tanınmış bir mekanda midenize ziyafet çekiyordunuz.

Yemekleri eritmek için atılan turlarda mutlaka Tunalı pasaj’da Süleyman abi’ye uğrayıp müzik dinleyip plaklar arasında gezmek ve yanındaki dükkanda Heavy Metal,Rock Tshirt baskılarına iç geçirerek bakmak olmazsa olmazdı.Tshirt baskı ayrıcalıktı.Siyah özel bir tshirt üzerine istediğiniz grubun baskısı ve onu giymek …Şimdi ki nesle anlatabilmeme imkan yok bu duyguyu.Sadece şu kadar söyleyeyim ben de biriktirdiğim parayla Iron Maiden ‘The Number Of The Beast’ albümünü yaptırmıştım,eve gelince anneme
– Ters çevirip ,elde yıkayacaksın ,ütüyü çok hafif sür ya da istersen sürme ütüsüz giyerim diyerek talimatı verdim ve inanın kuruyup elime alıp baskısının bozulmadığını görene kadar öldüm öldüm dirildim.

Neyse yürümeye devam edelim ve Kavaklıdere pasajı Zeyno.Gümüş kaşık için annelerimize yalvardığımız hatta herkese yalvardığımız ve sonra gümüşlerimizi verdiğimiz yer Zeyno.Çünkü istediğimiz grubun ismini ,sembolünü kolye başı,yüzük…yaptırmak anlatılmaz yaşanır.

Kıtır yıllara meydan okumakta devam et.
Akşam olmaya yakın herkes geldiği gibi evin yolunu tutarken o gün nasıl bitti anlamazdık.Okunan kitaplar,çizgi romanlar takas edilip tekrar buluşma günü kararlaştırılırdı.

Tunalı dışında ikinci buluşma noktamız tabii ki Kızılay.Kızılay’da bizim buluşma mekanımız konur sokakta Dost kitabevi karşısındaki kahve.Önce sohbetler sonra bir kesim Dost,bir grup İmge kitabevin de dolaşır.Herkes akşam saat 16:00 gibi tekrar kahve de buluşur tavla,simit ayran,simit gazoz eşliğinde günü bitirirdik.Eğer biraz cebimiz iyiyse Sakarya Caddesi Goralı veya Maltepe de Volkan Piknik ziyaret edilmeden rahat edemezdik.

Sevgili arkadaşlarım özellikle Ankara’lı olanlar daha bir sürü yeri yazmadın diyebilir,sayfalar dolar ama yetmez inanın.
Her kişi kendi şehrinde kendi lise ve üniversite yıllarında yaşadığı o tatları,sohbetleri unutmaz.

Bana bu yazıyı yazdıran ilk satırlarda paylaştığım gözlemlerimin verdiği acılardı.Neydi bunlar öncelikle yan yana oturan hatta yürüyen arkadaş gruplarında elde akıllı telefonlar ve kulakta kulaklıklar.Sohbet yok sadece o ekrana bakılıyor.Yürüyerek bunu yapanların önünde saygıyla eğiliyorum,yürüyerek kitap okumayı öğrenmem lazım.

Bizim zamanımızın en büyük silahı sohbet ve arkadaşına dokunmaktı.Birbirimizin birçok eksiğini biliyorduk.Konu bulmakta hiç zorlanmıyorduk,spordan,Tommiks’e,Ecevit’ten Demirel’e konu çoktu.
AVM diye bir şey yoktu,oksijen alarak etrafa bakarak sohbet ederdik ,hatta duvar üstüne tüneyip saatlerce sıkılmadan.
Nbr,mrb,tşk yoktu.

Sadece teknoloji bizi bu kadar değişik yapamaz ,bence bir çok şey bunun içinde.Belki de ilk neden biz anne babalar.
Yazıma çok sevdiğim Kızılderililerden bir hikaye ile son vermek istiyorum.
Bir gün New-York’ta bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar.
Gruptan biri, bir Kızılderili’dir.

Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek cırcır aramaya başlar.
Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder.

Aralarından bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder.
Kızılderili, yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder.
Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar.
Arkadaşı, Kızılderili’ye: “Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?” diye sorar.

Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini söyler.
Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, onun ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder.

Kızılderili, arkadaşına dönerek: “Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin.” der.

Evet sevgili arkadaşlarım nelere değer verdiğimizi ve neleri önemsediğimizi bir kez daha düşünmek lazım.

3.136 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Büyüsünü Yitiren DünyaBüyüsünü Yitiren Dünya Akademik ve entelektüel (?) çevreler haricinde adem evladı moderniteye (modernizm farklı kavram) sırtını döndü: Akılcılık, bilimsel düşünce, metafiziğin dışlanması (seküler yaklaşım) […]
  • Ankara’nın Nostalji Tramvayı (Troleybüs)Ankara’nın Nostalji Tramvayı (Troleybüs) Yıl 2014, bu sene metro Ankara'da daha fazla yere kolayca ulaşmamızı sağladı. Umarım yakın gelecekte daha da çok yere kolayca, trafiğe takılmadan ve gece, gündüz demeden […]
  • Dokunulmazlık OyunuDokunulmazlık Oyunu Televizyonda izlemeye değer bir film arıyorum. Büyük hata! Doğal olarak bulamıyorum tabii… Eee, ben dizi de izlemem. Oradan zaten tüm ana kanalları eliyorum. Elimde kumanda, önümde çay […]
  • Amerika… Büyük Amerika – OrlandoAmerika… Büyük Amerika – Orlando Büyük Amerika’ da her şey büyük.. Arabalar büyük.. Yollar büyük.. Tv’ ler büyük.. Yemek porsiyonları büyük.. İnsanlar büyük ( = şişman ) Buna karşılık : Araba kiralama […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler