felsefe taşı

Antik Yunan’da Mizahın İzleri

Antik Yunan’da Mizahın İzleri
Mayıs 23
14:41 2014

ANTİK YUNAN’DA MİZAHIN İZLERİ – MİZAH TARİHİ – 1

“İnsan dünyada o kadar çok ızdırap çeker ki ,bütün canlı varlıklar arasında bir tek o gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır.”
Nietzsche

Mizah ya da sözlükde geçen tanımıyla gülmece,kökenleri Antik Yunan medeniyetine dayanan,amacı insanları güldürmek zaman zaman da düşündürmek ve aydınlatmak olan,sözlü yazılı ya da çizgi olarak karşımıza çıkan bir sanat türüdür.
Eleştiri mizahın en temel öğesidir. Satir,yergi,hiciv,taşlama gibi farklı adlar altında,sanatçı,toplumdaki eksiklikleri, dengesizlikleri ve en çok da adaletsizlikleri konu eder ve bu eleştirileri insanları güldürecek şekilde ortaya koyar.

En başta da belirttiğimiz gibi mizahın izine ilk olarak Antik Yunan döneminde rastlıyoruz.Mizahın kökenine inebilmek için öncelikle tiyatronun tarihçesine bakmak gerekir. Mizahın ilk örneklerine Antik Yunan tiyatrosunun 2 esas öğesinden biri olan Komedyanın içinde rastlamak mümkün.Komedya ,M.Ö.486 yılında Atina’da büyük Dionisos şenliklerinde tragedya türünde oyunlarla birlikte bu türde yapıtların da sergilenmesine yasal olarak olanak tanınmasıyla ilk örneklerini vermeye başladı.MÖ486 da başlayıp Ünlü ozan Meandros’un ölümüne kadar süren Antik Yunan Tiyatrosu içinde yer alan Komedya türü,bu süre içinde eski komedya,yeni komedya ve bu iki ana evreyi birbirine bağlayan orta komedya diye bilinen geçiş dönemievrelerinden geçti.

Eski Komedyanın en belirgin özelliği taşlamaydı. Komedya yazarı, herkesi ve her şeyi alaya alacak özgürlüğe sahipti. Taşlanması gerektiğine inandığı her şey onun hedefi olurdu.Atina’yı yönetenler, o dönemin eğitim sistemi, halkın bazı töreleri, devletin siyasi tutumu vs… Atina’da devlet bu özgürlüğü kısıtlamaz hatta bu oyunların oynanması için ödenek ayırırdı.Orta komedya ile eski komedya arasındaki en belirgin farklar orta komedyanın eserlerinde kişisel ve siyasal taşlama hemen hemen yok gibidir. Alay konusu kişiselden daha ziyade geneldir.

Eski komedyanın en büyük temsilcisi Aristophanesdi . Onun günümüze ulaşan on bir metnin ilki “Akharnialılar” (MÖ 425), yazarın sergilenen üçüncü oyunuydu. Bu eser Atina ve Sparta arasında yaşanan Peleponez Savaşlarını ele alıyordu. Aristofanes bu eserinde oldukça kaba fırça vuruşlarıyla Kleon’u alaya alıyordu. Bu oyun bir yıl sonra oynanan “Atlılar”ın (MÖ 424) bir önsözü niteliğindeydi.

MÖ 423’te oynanan “Bulutlar” tragedya ve komedya eserlerinin yer aldığı yarışmada ancak üçüncülük aldı. Aristofanes bu eseri kendisi de başarısız bulduğundan oyunu tekrar ele aldı. Bu komedyada saldırılar Sokrates’e ve eğitim üzerine yöneltilmişti. Oyunun sonu oldukça yıkıcı oldu. Sokrates, tutuklanmasının ve ölüme mahkûm edilmesinin en önemli etkenlerinden biri olarak bu komedyayı gösterdi.

“Eşek Arıları” (MÖ 422) ise parayla tutulmuş ve yargı verme yetkisi olan jürileri keskin bir dille eleştiriyordu. Jüri üyeleri kocaman iğneleri olan eşek arılarına benzetilmişti. Oyundaki budala ihtiyarın adı Philokleon’dur (yani Kleon dostu), onu değiştirmeye çalışan oğlunu adı ise Bdelykleon’dur (yani Kleon düşmanı). Aristofanes bu eserinde, Kleon’a zenginlerin malına el koymasında yardım ediyorlar diye jüri üyelerini yeriyordu.

“Barış” (MÖ 421) yarışmada ikinci ödülü aldı. Bu eser Atina’nın Sparta ile savaşa son vermesini ve anlaşma yapılması gerektiğini savunan bir eserdi.
MÖ 414 yılında oynanan ve Aristofanes’in en sevilen oyunlarından biri olan “Kuşlar”, Kleon’dan sonra başa geçen Alkibiades’i konu alıyordu. Bu oyunda savaş bitkini iki Atinalı yurttaş, cennetle yeryüzü arasında, gökyüzünde bir kent kurarlar. Tanrılardan egemenliği çalıp kuşları evrenin efendileri yaparlar. Kuşlar, kaba şakaları en az olan oyunudur.

Bundan sonra Aristophanes’in savaşa karşı yazılmış ve çağımızda müzikali bile yapılmış Lysistrata’sı (MÖ 411) gelir. Atina halkı tarafından çok sevilen ve ertesi yıl yine tekrarlanan Lysistrata savaşa son vermeyi zorunlu kılmak için erkeklerine aşk grevi yapan Atinalı ve Spartalı kadınların isteklerinde nasıl başarıya ulaştıklarını gösterir.

Lysistrata’nın ikinci kez oynandığı ertesi yıl (MÖ 410) Euripides’e yeni bir saldırıyı getiren “Thesmophoria Şenliğini Kutlayan Kadınlar”, Euripides’in “Helene” adlı oyununa bir parodi olarak yazılmış eğlenceli ve hafif bir eserdi. Ancak yazarın Euripides’e daha büyük bir saldırısı “Kurbağalar” (MÖ 405) ile geldi.
MÖ 393’te oynandığı sanılan “Kadınlar Halk Meclisinde” yazarın ilk oyunlarından çok farklıydı. Atina demokrasisi gerilemeye başladığından siyasal taşlamaya girmek zorlaşmıştı; çünkü baskı başlamıştı. Aristofanes bu eserinde kadın haklarını alaya aldı.

Günümüze gelen on bir oyun metninden sonuncusu “Plutos”tur (MÖ 388). İyice gerileyen Atina devletinde eleştiri yok olduğundan, yazar bu oyununda ancak kinaye sanatına sığınabilmişti. Bu oyunda parabasis, yani koronun doğrudan doğruya halkla konuşup yazarın düşüncelerini dile getirip yöneticileri suçladığı bölüm, yoktu. Böylece eski komedya dönemi sona erdi ve yerini orta komedyaya bıraktı.

Aristofanes, ayrıca, Platon’un “Şölen” adlı eserinde bir karakter olarak karşımıza çıkar. Bu eserde Platon, aşkın kökeninin komik ve masalsı açıklamalarını belirtir.
Euripides’in İÖ 406’da ölümünden ve Atina’nın İÖ 404’te yenilgisinden sonra komedya en popüler tür haline geldi İÖ 320’den sonra, Büyük İskender döneminde ortaya çıkan Yeni Komedya eskisinden oldukça farklıydı Mitolojik öğelerin yerini genç Atinalıların erotik serüvenleri ve aile yaşamları almış, eski şen, cümbüşlü ve grotesk üslup da daha gerçekçi ve yumuşak bir anlatıma dönüşmüştür .Bu dönemden günümüze yalnızca Menandros’tan bazı parçalar kalmıştır .Menandros yüzden fazla komedi eserinin yazarıydı ve Lenaia festivalinin ödülünü sekiz kez kazanmıştı. Yazdığı eserler sayesinden antik dönemin en gözde yazarlarından biri haline gelmiştir. Eserlerin tamamının ne kadar süre ile hayatta kaldığı konusu net değildir ancak Michael Psellus tarafından yazılmış bir yorumda dahil, yirmi üç tanesine M.S. 11. yüzyılda bile halâ Konstantinapolis’te ulaşmak mümkündü.
Mizah tarihi yazı dizimizin birinci bölümünde ilk yazılı mizah eserlerine rastladığımız Antik Yunan tiyatrosunun iki önemli öğesinden biri olan Komedya ve hakkında genel bilgiler verdik.Yazı dizimizin ikinci bölümünde Büyük Roma İmparatorluğu döneminde mizahın izini sürmeye devam edeceğiz.

DEVAM EDECEK…

2.513 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Öylesine Bir YazıÖylesine Bir Yazı Hayatımın unutamadığım dönemleri vardır.Çok küçük şeylerden büyük keyif aldığım zamanlar.Hayattan çok bir beklentinin olmadığı senin de hayata karşı çok fazla taahhüdünün olmadığı […]
  • TelevizyonTelevizyon Evlerinde televizyon alıcısı olan şanslı azınlık, 31 Ocak 1968 günü saat 19.30 da cihazlarını açtıklarında Mithat Paşa caddesinde bir bodrum kattan yapılan şu anonsla karşılaştılar. […]
  • Huşu Guru ile Sohbetler – 1 (Meleklere Takla Attırma Sanatı) Huşu Guru ile Sohbetler – 1 (Meleklere Takla Attırma Sanatı) “Kendini güçlü gösteren herkese taparız” Haluk Bilginer Huşu Guru: Kardeşim sana hep yol gösteriyorum halen bir sevgi kelebeği, koşulsuz sevgi kumkuması olamadın. Bu gidişle tırtıl bile […]
  • AsklepiosAsklepios Tıp, oldum olası şanssız bir alandır. Hasta iyileşirse Allah’tan, düzelmez veya kötüleşirse Hekimdendir… Sağlıkla uğraşanların şanssızlığı taa Mitolojideki Tıp Tanrısı Asklepios 'tan […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler