felsefe taşı

Zamanda geri dönebilseydik

Zamanda geri dönebilseydik
Ağustos 23
18:23 2014

Bilim olguları anlamamız için en önemli yardımcımızdır. Ancak bilimi kendi düşüncelerine alet eden ve çıkarları için kullanan pek çok insanın varlığı da bir gerçek. Şu sıralar kuantum guruları pek tutuyor. Fizik’ten biraz aşina olduğumuz Quantum Mekaniği ile pek alakası yok. Daha çok en büyük başarısı satış yolu ile yazarlarına gelir sağlamak olan “Secret” isimli kitabın uzantıları bu girişimler. “Evrenden bir şeyi yürekten isterseniz olur” gibi özetlenebilecek bir söylemle ortaya çıkan bu hareketlenmenin aslında insanlık tarihi açısından kulağa pek de yabancı gelmediği ortada öyle değil mi? Kuantum üstü Guru’lara fazla da itibar etmemek lazım ama gel gör ki onların da pek çok müşterisi var.

Ben dikkatinizi başka bir yöne çevirmek istiyorum aslına bakarsanız. Tüm kararlarımız bizi zaman içerisinde bir sonuça ulaştırıyor. Farklı kararlar vermemiz halinde farklı sonuçlar alacağımız aşikar. Peki her kararımız aslında zamanda bir farklı yola sokmaz mı bizi?

Zamanda geçmişe gitmeyi başarsanız bir şeyleri değiştirir miydiniz? Mesela Hitler’i ortadan kaldırma şansınız olsaydı, daha çocuk yaştayken onu bulup, pek çok masum insanın hayatını kaybetmesini önleyebilir miydiniz? Ya da Mustafa Kemal Atatürk’ü günümüze getirip, hastalanmadan önce tedavi edip yeniden kendi zamanına götürseniz, neler değişirdi? Yoksa hiç bir şey değişmez miydi?

Zaman, söylenildiğine göre big bang ile varolmuş. Enerjinin maddeye dönüşüp, belki de şimdi anlayamadığımız bir şekilde evrenin ışıktan daha hızlı, bir anda günümüzdekine yakın büyüklüğe erişmiş olması ve ardından zamanın başlamış olması mümkün mü? Yani zaman, evrenin genişleyip belli bir boyuta gelmesinden sonra başladıysa, ışık hızı gibi fiziksel bir sınırlama ile karşılaşmamış olması mümkün müdür? Düşünsenize, zaman yoksa, hızı nasıl ölçebilirsiniz ki? Ancak hareket zamanı başlatıyorsa nasıl oldu da evren ışık hızından da büyük bir hızla genişledi? Doğrusunu isterseniz, ömrü taş çatlasa 70-80 yıl olan bizlerin bunu anlaması oldukça zor. Çünkü zamanın başlangıcından bu yana 13,5 – 14 milyar yıl geçmiş. Bu durumda tüm insanlık tarihi (diyelim 1 milyon yıllık tarihi) evrenin yaşı ile karşılaştırıldığında göz açıp kapayana kadar geçen süredir (Bulunabilen en eski insansı canlı olan Lucy 3,5 milyon yıl önce yaşamıştır). Biraz uzun yaşayabilseydik, diyelim bir kaç milyon yıl, böyle konulara bakış açımız daha değişik olurdu sanırım.

“Zamanda geri dönebilseydik” meselesine yeniden bakalım. Kimi fizikçiler böyle bir şeyin sözkonusu olmadığını ileri sürüyorlar. Kimi fizikçilerse aslında ulaşılmaz kabul edebileceğimiz mesafelerde olan gezegenlere solucan delikleri sayesinde ulaşılmasının mümkün olabileceğini öne sürüyorlar.

Ben fizikçi değilim. Bu konuları da pek bilmem, ancak bilim kurgu yazarları zamanda yolculuk konusunda oldukça cömert olabiliyorlar. İleri, geri, yine geri. Back to the Future filmindeki gibi. Ya da Stephen King’in başarılı bilim Kurgu romanı “22/11/63″ün konusu gibi bir tavşan deliğinden geçmişe gidip, dönsek. Döndüğümüz zamanımız gerçekten bizim daha önce geçmişe gittimizde arkamızda bıraktığımız zaman olur mu?

Peki gerçekten geçmişe dönüp, bir şeyleri değiştirsek, geri geldiğimizde gerçekten kendi zamanımızda her şey etkilenmiş olur mu? Yoksa kendi zamanımıza hiç birşey değişmez ancak biz kendi zamanımız diye alternatif bir zaman çizgisine mi döneriz? Yani değiştirdiğimiz olaylar nedeniyle ya da sadece geçmişe gidip dönmemiz nedeniyle tamamen farklı bir oluşan alternatif bir geleceğe dönebilir miyiz? Bir de bir solucan deliğinden geçebilmemiz için maddeden enerjiye ve yeniden maddeye döndük diyelim. Üstelik tüm bu karmaşık değişime rağmen her şeyimiz yerli yerine geldi. Biz, biz mi oluruz? Bizim zamanda yolculuk sonucunda oluşmuş yeni bir kopyamız mı (En azından tıpkı kopyamız oluşacağını umalım)?

14 milyar yıl önce ortaya çıkmış zaman ve evrende, göreli olarak gerçekten toz zerreciği kadar bir güneş sisteminde yine göreli olarak bir kuark kadar küçük sayılabilecek ve üzerinde canlılar yaşayan bir dünya üzerinde, saman alevi gibi var olup, hemencecik ortadan kaybolan bizlerin böylesi düşünceler üretebilmemiz bile yeterince şaşırtıcı sanıyorum.

Düşündükçe ve sorguladıkça gerçeğe yaklaşabiliriz. Belki de ulaşabiliriz bile.

1.537 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Alternatif Gelecekler Oluşabilir mi?Alternatif Gelecekler Oluşabilir mi? Zamanda geçmişe gitmeyi başarsanız bir şeyleri değiştirir miydiniz? Mesela Hitler'i yok etme şansınız olsaydı daha çocuk yaştayken onu bulup, pek çok masum insanın ölmesini önleyebilir […]
  • Bilgisayar Aptal, İnternet Çöplük; Peki Ya Sen!Bilgisayar Aptal, İnternet Çöplük; Peki Ya Sen! Bilgisayar aptal, internet çöplük. Peki aynı bilgisayarı, aynı interneti kullanıp da başarıya ulaşanlar bunu nasıl yapıyor? Yoksa onlar özel bir bilgisayar kullanıp, internete de özel bir […]
  • Bilgi ve FikirBilgi ve Fikir Bilgi kelimesi Türkçe’de aslında tam doğru kullanılmıyor. Daha doğrusu bilgiyi “knowledge” kelimesinin karşılığı olarak kullanmakta bir sıkıntı yok ama Türkçe’de “information” kelimesinin […]
  • RitmRitm İnsan, hakkında konuşmakla ve yazmakla tükenecek bir konu değildir. Yüz bin çeşit boyutu, yüz bin çeşit hali var insanın.Yürüyüşü, konuşması, bakışı, gülüşü, düşünmesi farklı. Bazen de […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler