felsefe taşı

YEŞİL

YEŞİL
Mayıs 15
14:38 2020

Renklerin Dili’nde yepyeni bir bölümle sizlerle birlikteyiz değerli izleyenler… Bu hafta; yeniden doğuşun, tazelenmenin, umudun, şefkatin ve neşenin rengi ile, yeşil ile yolculuğa çıkacağız ve yine birbirinden değerli bilgiler öğreneceğiz. Farklı kültürlere misafir olup, doğanın bu muhteşem renginin hangi anlamlarda kullanıldığına göz atacağız. Görüyorsunuz ya, yine yolumuz uzun; o halde süremizi iyi kullanalım ve keşfimiz başlasın…

Doğada belki de en çok bulunan renktir yeşil… Eğer açık havada bir yerde bulunuyorsak ve binaların çevrelediği kentsel bir ortamda değilsek, çok farklı tonlarda yeşil rengi etrafımızda görmemiz de mümkün demektir. Ağaçlar, yapraklar, çimenler, bazı sebzeler, canlılar hep bu renktedir. Birbirine zıt iki renk olan sarı ve mavinin birleşiminden oluştu için olsa gerek; anlamı da çok zıt içeriklere sahiptir. Bildiğiniz gibi, doğanın canlanması, yaprakların yeşermesi ile başlarken; cenaze araçlarının, türbelerin, velhasıl ölümü andıran bazı unsurların rengi de yeşildir. Yani umut, mutluluk, neşe içerdiği kadar; ölüme de yabancı değildir yeşil… O halde yeniden doğuşla başlayalım ve Antik Mısır’a gidelim…

Tarihin en gizemli dönemlerinden biri olan Mısır’da, Tanrı Osiris, insanlığa verdiği destekle oldukça dikkat çekmektedir. Osiris tahta geçtikten sonra, yaptığı ilk iş, ilkel bir hayat süren Mısır’ lıları uygarlaştırmak olmuştur. Medeniyet için, onlara tarım araçlarını yapmayı, toprağı işlemeyi, buğdayı ve üzümü yetiştirmeyi, ekmek ve şarap yapmayı öğretmiştir. Ayrıca ilk olarak tapınak inşa etmeyi ve tanrılara tapınmayı öğreten ve dini törenleri düzenleyen de Osiris’ tir. Osiris, doğal kaynaklara hükmetmekte, rüzgârları estirmekte, ekinleri yeşertmekte ve hayvanları yetiştirmektedir; kısacası başlangıçta O, bir doğa tanrısıdır.

Haliyle de Osiris Miti, bazen gömülen tohumun yeşermesi, bazen de kuraklık ayları sonrasında taşan Nil olarak tasvir edilmektedir. Bu sebeple; ölüm ile tekrar üremenin Tanrısıdır ve yeniyi, yeşermeyi belirtmek için de yüzü yeşildir.

Tıpkı Osiris gibi, Eski Roma’da da Venüs yeşil renk ile anılıyordu çünkü o da bahçelerin ve sebzelerin güzel tanrıçasıydı… Bazı kaynaklarda Eski Yunan’da, kadın mermer figürlerinin hafif yeşilimsi boyandığı bilgisine de rastlanılıyor; doğurganlıklarından ve bereketlerinden olsa gerek… Diğer yandan Eski çağlarda düşünürlerin de, renkler ve doğa olayları üstüne tartışmaları mevcuttu…
Eski çağ düşünürlerinden Aristo’ya göre, renklerin tüm varyasyonları karanlığın ve ışığın bir karışımıdır. Aristo’dan yüzyıllar sonra bile, renk teorilerinde Aristo’nun izlerini bulmak mümkündür. Pilinius, Platon, Pythagoras gibi düşünürler de, renklerin doğası üstüne tartışmışlar ve temel renklerin; hava, su, toprak ve ateş gibi temel ögelerin biçimleri olduğunu düşünmüşlerdir. Hatta Rönesans dönemine gelindiğinde ünlü ressam ve mucit Leonardo Da Vinci de, suyu yeşil, ateşi kırmızı, toprağı sarı, havayı mavi ile sembolleştirmiştir. Görüldüğü gibi, bir şekilde renkler ve doğa hep iç içe düşünülmüştür…

Zaten ilk çağlarda, kıyafetleri yeşile boyamak için de tahmin edeceğiniz gibi, yine doğadan faydalanılmış ve bitkilerden, yapraklardan bu renk elde edilmişti. (hş ağacı yapraklarından ama hafif kahverengi) Tabii ki kalitesi tartışılır ancak amaca hizmet ettiği kesin… Biraz da doğadaki diğer canlılara, hayvan dostlarımıza bakalım… Acaba yeşil rengin onlar için de özel bir anlamı var mı ki acaba!
Elbette var… Doğada yeşil renkten daha güzel bir kamuflaj olabilir mi? Bazı canlılar, renkleri itibariyle ağaçların, yaprakların, bitkilerin benzer pigmentleriyle boyanmışlardır ve haliyle onları birbirinden ayırt etmek bihayli zordur. Görmekte olduğunuz görüntülerde aslında bitkilerin üzerinde yer alan canlılar da bulunmakta; ancak büyük bir dikkat sonucu ancak fark edilebiliyorlar; tabii şansımız varsa… Elbette, pek çok buluşun ardında, doğadan ilham alındığını hepimiz biliriz. Benzer bir uygulama, askerlerimiz için de geçerlidir. Karada görevli askerlerin, kendilerini daha iyi saklamak ve en iyi şekilde kamufle olmak için, yeşil renk üniforma giydikleri bilgisini de unutmayalım…

Görüyorsunuz ya, ne kadar da özel bir renk yeşil… Peki yeşil sadece doğanın, doğumun, yeniden yaşamın, canlanmanın rengi miydi? Yoksa farklı anlamları da var mıydı? Şimdi bu sorunun cevabını bulmak için, Nuh Peygamber dönemine gidiyoruz… Peki ama neden?
Putlara tapan bir kavme peygamber olarak gönderilen Hz. Nuh, uzun yıllar boyunca onları doğru yola çağırmak için uğraşmış ancak başarılı olamamıştır. Bir güne Hz. Nuh’a büyük bir tufan olacağı bildirilir ve dünyadaki tüm canlılardan bir çift alarak, onları inşa edeceği büyük bir gemiye yerleştirmesi emredilir. Uzun uğraşlar sonucunda, geminin yapımı tamamlanınca, birden büyük bir tufan kopar ve yeryüzündeki tüm insanlar ölür. Günlerce gemi ile seyahat eden Nuh ve ailesi, tufan durduktan sonra, kara parcası bulma umudu ile gemideki kuşları ara ara uçururlar. Ancak sular çekilmediği için kara parçası bulamayan güvercinler geriye gelirler. Yedinci günün sonunca, Nuh Peygamber, yeniden güvercini gönderir. Bu sefer ağzında yeşil bir zeytin dalı ile kuş geri döner. İşte o günden sonra, beyaz güvercin barışın; yeşil zeytin dalı ise; tufanın yok edici gücüne karşı direnen ölümsüzlüğün sembolü olmuştur.
Tarihin gizemli mecralarına girdikçe ilginç bilgilere ulaşmak da gerçekten kaçınılmaz oluyor. Mesela kazılar sonucunda elde edilen Maya masklarının yeşil renkte olduklarını biliyor muydunuz ya da kiliselerde resmedilen şeytan figürlerinin yeşil renkte resmedildiğini ya da Ortaçağ keşişlerinin elyazmalarını renklerdirmek için yeşil kullandıklarını… bu liste daha uzar gider; ama kilise demişken katolik kiliselerine bir göz atalım mı?

Katolik kiliselerinde ayin sırasında pederlerin giydiği kaftanların her renginin ayrı bir anlamı vardır. Örneğin ruhun arılığını ve neşeyi temsil eden beyaz renkteki kıyafetler, Noel, Paskalya, tüm Azizler günü bayramlarında giyilebilirken; hayatı, umudu, doğayı ve baharı sembolize eden yeşil ise, olağan günler denilen, bayram arifesi olmayan günlerde giyilir. Bu zamanlarda genel olarak İsa’nın öğretileri vaaz edilir. Ayrıca Hıristiyanlık’taki baba – oğul -kutsal ruh üçlemesini de yeşil ifade eder.

Yeşil renk İslam Dini için de oldukça önemlidir. Hz. Muhammed’in üç sancağından birinin yeşil olduğu bilinmekte ve bu sebeple manevi bir anlam kazanmaktadır. Kutsal alan ve mekanların vazgeçilmez rengidir. Herşeyden önce cennet, yemyeşil bir yer olarak hayal edilmiştir ve cennete gidenler de ipekten yeşil elbise giyeceklerdir. Bununla birlikte, Osmanlı İmparatorluğu’nda da yeşil sancağın eskiden beri kullanıldığı ve hatta 1453 İstanbul’un fethi sırasında, Fatih Sultan Mehmet’in gemisinde de yeşil sancak olduğu bilinmektedir.
Önceki bölümlerimizde sarıyı işlerken sarının Çin İmparatorunun rengi olduğunu ve sıradan bir vatandaşın asla giyemeyeceğini; Roma’da da mor için benzer kuralın olduğunu söylemiştik. Yeşil rengin de, manevi anlam olması sebebiyle;AYAKKABI VE ÇORAP RENGİ OLARAK GİYİLEMEYECEĞİNİ görüyoruz bazı kaynaklarda … Şimdi de Eski Türkler’de yeşil renk hakkında bilgi alalım mı?

Türk mitolojisinde Tanrı Ülgen’in yedi oğlundan biri olan ve koruyucu ruh kabul edilen oğlu, Yaşıl yani Yeşil kağandı… Bitkileri yetiştirip büyümesine yardımcı olduğuna inanılırdı. Ayrıca Türk kültürü, doğayla bütünleşmiş ve onu kendi parçası gibi gören bir yaklaşıma sahiptir. Doğayı tüketmeyi ve onu cansız bir nesne olarak görmeyi hiçbir zaman kabul etmemiştir. Bunun en somut örneği de Yaşıl Han’dır.
Yine bir doğa olayı hikâyesi olarak; doğanın yeşermeye başlaması, Eski Türkler’de yılbaşının başlangıcı kabul edilirdi. Yılbaşının bir başka göstergesi de yine bir tabiat olayı olan; gök gürlemeleri ve yıldırımların başlamasıydı… Ve tabii eski Şamanlar da yeşil, sarı ve kırmızı renkte kıyafetler giyerek, doğanın renklerini ete kemiğe büründürüyorlardı…

Görüldüğü gibi, doğa olaylarına anlam yüklemek ve renk sembolizmini kullanmak her zaman güncelliğini korumuş. Aynı şekilde Hıristiyan dünyasında da yılbaşında iki ana renk söz konusudur. Her taraf kırmızı ve yeşil renklerle süslenmiştir. Acaba Eski Türklerde olduğu gibi, onlar da otların yeşermesi anlamında yeşili, kızgın şimşekler olarak da kırmızıyı düşünmüş olabilirler mi! Bu da ayrı bir araştırma konusu… Ve şimdi yeşil ile ilgili birkaç ilginç bilgi paylaşmak isterim…
Eğer Japonya’ya giderseniz ve canınız markete gidip yeşil elma almak isterse; kullanmanız gereken kelime “Ao ringo” olacaktır yani mavi elma… Ya da trafik ışıkları için, geç anlamında “ao şingo” sözcüğünü duyacaksınız yani mavi ışık… Sakın şaşırmayın zira Japonca’da mavi ve yeşil aynı kelime ile ifade ediliyor. Bu bir ilk de değil üstelik… Eski pers dilinde mavi, yeşil ve hatta siyah aynı kelime olarak telaffuz ediliyordu. Eski Yunan’da da durum çok farklı değildi. Yeşil ve mavi aynı şekilde adlandırılmaktaydı. Pers ve Sudan şairleri “yeşil kadınlar” olarak niteledikleri kadınları, cazibeli olarak vurgulamışlardı. Ayrıca Ortaçağ’da da gelinler yeşil gelinlik giyerlerdi.

Rönesans dönemine gelindiğinde ise, Leonardo Da Vinci ile ilgili yeşile dair önemli bir bilgi göze çarpmaktadır. Kırmızı rengin, soylulara ve Hıristiyan dünyasının ilahiyatçılarına ayrıldığı bu dönemde, tüccarlar, bankacılar, halk ve hatta köleler de yeşil renk ile ilintili idi… Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri Mona Lisa’nın kıyafetinin yeşil renkte olması da bu sebeptendir.

Bankacılar demişken; sanırım sizin de zihninizde yemyeşil dolarlar çağırışım yapmış olsa gerek… Öyle ya ne de olsa 1861 yılından beri Amerika’da doların rengi yeşil… Peki, anlamı nedir? Doların; Kararlı ve güçlü olma halini gösteriyormuş efendim… Şimdi güçlü olan tek şey para birimi değil elbette… Bazı hayali kahramanlar da bihayli güçlüdürler ve akıllarda da kalırlar. Üstelik renkleri de yeşil onlar epeyce var. Peki hangileriymiş onlar acaba!

Edebiyatta, masallarda, sinemada, efsanelerde o kadar çok yeşil karakter var ki! Acaba hiç dikkat ettiniz mi? Mesela Dracula’yı hatırlar mısınız? 1935 yapımı Dracula filmi her ne kadar siyah beyaz olarak izleyenlerle buluşmuş olsa da, aslında yeşilimsi bir renk ile ekranlardaydı.. Broadway sunumunda ve çizgi filmlerde de yine yeşil olarak verilmişti. Dracula’nın gücünü gösteren bir semboldü bu… Shakespeare, Othello eserinde, kıskançlığı betimlerken YEŞiL GÖZLÜ CANAVAR kalıbını kullanmıştı. Masallardaki ve efsanelerdeki ejderhalar da hep yeşildir. Ejderhaların güçlü ve kuvvetli olduklarının göstergesidir bu… Çin imparatorluğunun sembolü de yine yeşil ejdehadır; çünkü yeşil, güçtür, kararlılıktır, kuvvettir…

Ama bir o kadar da zehirdir yeşil… Nasıl mı? Hani hep kültürler arası anlam farklılıklarından bahsediyoruz ya; işte yeşil uzak doğuda hastalık, mide bulantısı ve zehir anlamlarını sembolleştirirken kullanılmaktadır. Hatta ismini şimdi anamayacağımız bir içeceğin lakabı da yeşil peridir. Hatta ünlü ressam Van Gogh’un bu içeceği aldıktan sonra halisülasyonlar görüp kulağını kestiği söylentisi de oldukça yaygındır. Kısacası zehirdir ve tehlikelidir…

Ah bu arada Napolyon’un da yeşilden öldüğünü biliyor muydunuz? Sheele yeşilinden hem de…Şimdi ne alaka demeyin! Madem rivayetlere geldik, biraz da bundan bahsedelim…
Carl Wilhelm Scheele, meslektaşları tarafından “Şanssız” lakabı takılan bir eczacıydı. Scheele, 1775 yılında, özellikle tekstil ve kâğıt boyası olarak kullanılmak üzere, ucuz ve kolay bir şekilde elde edilebilecek bir pigment üretti. Bu yeni yeşil boya; elbise, şekerleme, duvar kağıdı gibi ürünlerin satışlarını da arttırıyordu. Napolyon Bonapart, Waterloo Savaşı sonrası, küçük bir ada olan St. Helena’ya sürgüne gönderildi. St. Helena’da, Longwood House denilen bir evde yaşamaya başladı. Longwood House’un banyosunun duvarları, İngiltere’den gelen ve Napolyon’un en sevdiği renk olan yeşil duvar kâğıtlarıyla kaplıydı. Normal şartlarda hiçbir sorun çıkarmayan bu duvar kâğıdı, banyodaki nem sebebiyle küfleniyor, küflenme yeşil renk içindeki bakır arsenit pigmentini, arsenik trimetil adı verilen çok zehirli bir buhara dönüşüyordu.

Tahmin edeceğiniz gibi, aylarca bu banyoda o havayı soluyan Napolyon’un sinsice, zamanla zehirlendiği iddia ediliyor. Yıllar sonra Fransa’ya mezarı taşınan Napolyon’Un saç örneğine sapılan testlerde bol miktarda arsenik izine rastlanmış olması da, bu iddiayı güçlendiriyor gibi… Her neyse… Gelelim bambaşka bir konuya… Farklı kültürlerde yeşil ne anlama geliyor acaba!

Yeşil renk dünyanın birçok yerinde ortak bir anlama sahiptir aslında: Doğa, ekoloji, çevresel farkındalık, ordu ve trafik ışığı… Batı kültüründe para, ferahlık, kıskançlık,yaz, aç gözlülük ve tecrübesizliğin simgesi olarak sembolize edilirken yılbaşında kırmızı ile kombin edilerek kullanılır. Şans getirdiğine inanılan İrlanda cücesi ve 4 yapraklı yoncanın da rengi yeşildir… Birçok Asya ve Doğu kültüründe yeşil yeni ve sonsuz yaşam, yeni bir başlangıç, verimlilik, gençlik, sağlık ve bollukla ilişkilendirilir. Ancak Tayvanve Çin’de durum biraz faklıdır. Eşinin kendisini aldattığından şüphelenen kişi, yeşil şapka takmaktadır.19.yüzyılda Meksika, İspanya’dan ayrılıp bağımsızlığını kazanmasının ardından, yeşil rengi bağımsızlığı temsil ettiği için bayrağında yansıtmayı tercih etmiştir. Ancak şaşırtıcı şekilde Güney Amerika kültürüne sahip pek çok ülkede zengin ormanlık alanları ve ölümü sembolize eder.

Gelelim İrlanda’ya.. İrlanda için yeşil bir tık daha önemli bir renk. Neden mi? İzliyoruz…

İrlandalılar, her yıl 17 Mart’ta ‘’St Patrick’s Day’’ adlı milli günlerini kutlarlar. Bu günün hikâyesine gelince; çocukken İngiltere’den kaçırılarak İrlanda’da köle yapılan St Patricks, özgürlüğünü kazandıktan sonra adaya bu kez Hıristiyanlığı yayma misyonuyla döner ve başarılı olur. 6’ncı yüzyılda İrlanda’ya Hıristiyan dinini taşıyan Saint Patricks anısına başlayan dini kutlama, zaman içinde ulusal ve kültürel bir festivale dönüşür. 17 Mart’ta Amerika’da yeşil giymek sadece İrlandalı kökenliler için değil, tüm Amerikan halkı için de geleneğe dönüşmüş durumda… Ancak, İrlanda’nın kırsal kesimlerinde hala, perilerin favori rengi olduğu gerekçesiyle yeşil giymek uğursuzluk sayılıyor. İnanışa göre, bu rengi giyen çocukları da periler kaçırıyor.
Gerçekten oldukça ilginç bir inanış olsa gerek… İlginç demişken, çok çok küçük yaşlardan beri merak ettiğim ve bana ilginç gelen bir durum vardır. Doktorların neden ameliyat sırasında mavi –yeşil tonlarında önlük taktıklarını algılamak için epeyce uğraşmışımdır. Ve bir cevap buldum gibi…

Ameliyat esnasında doktorlar sürekli olarak kan görmekte ve buna ek olarak da belli bir noktaya odaklanmış halde uzun süreler geçirmektedirler. Haliyle doktorların göz yanılsaması ile karşı karşıya kalma ihtimali çok büyük tehlikelere neden olabilir. Yapısı gereği göz, zamanla bakılan şeye karşı duyarsızlaşır. Bu durumda da doktorun hata yapma ihtimali artar. Yeşil ve mavi renkler, renk skalasında kırmızı rengin bir nevi karşıtıdırlar. Kan nedeniyle kırmızıya karşı duyarsızlaşabilecek olan gözü, yeşil ve mavi rengi ile devamlı olarak uyarır. Kısacası gözün görüşünü tazeleyerek kırmızıya olan görüş kaybının önüne geçer.

Görüyorsunuz ya, renkleri doğru şekilde kullanmak hayati anlam bile taşıyabiliyor bazı durumlarda… Sağlıkla ilgili bu hassas durumu bir kenara koyacak olursak; sağlığımızı dolaylı olarka etkileyen tarım ürünleriyle ilgili bir konuya değinelim… Yeşil Devrim’e…
1940 lar ile 1970 ler arasında dünya genelinde gözlemlenen tarımsal üretim artışını ifade eden bir terimdir Yeşil devrim… 1960larda daha da hızlanan bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerde etkilidir. “Yeşil Devrim’in babası” olarak bilinen Norman Borlaug’ın öncülük ettiği hareket, bir milyonun üzerinde insanı açlıktan kurtarmıştır. Buradaki amaç verimli tahıl türlerinin gelişmesine yardımcı olmak, sulama olanaklarını iyileştirmek, yapay gübre ve melez tohum teminini hızlandırmaktır. Yeşil Devrim terimini ilk kez 1968 yılında, Wiliam Gaud kullanmıştır. Ve şöyle der:
“Tarım alanındaki bu ve benzeri gelişmeler yeni bir devrimi simgeliyor. BU, Sovyetler’in vahşi Kızıl Devrimi ya da İran Şahı’nın Beyaz Devrimi gibi değil… Ben buna YEŞİL DEVRİM derim…”

Yeşil Devrim dışında aklıma gelen çevre ile ilgili terimleri düşünüyorum da: Mesela çevre örgütleri olarak Greenpace… Yıllardır dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirmek için çırpınırlar; Almanya’da Yeşiler Partisi … Merkezinde çevresel iyileşme ve ekolojik denge olan bir politik organ… Tabii bunlar ilk etapta aklıma gelenler… Bir de Yeşil lady var… Hiç duydunuz mu? Birkaç saniye sizleri Elizabeth Sweethearth ile baş başa bırakıyorum. 

Ergenlik dönemlerinde yeşil ile yolları kesişen yeşil lady, o günden başlayarka yeşil olan her şeyi toplamaya ve biriktirmeye başlamış. Zaman içinde, kılık kıyafeti dâhil olmak üzere, evindeki her eşya yeşile bezenmiş. Saçı, kıyafetleri, özel eşyaları, evinin hemen hemen her detayı tamamen yeşile tahsis edilmiş durumda… Tabii ki, özel tasarımlar da cabası… Şefkatin, doğanın, gücün, inancın, uyumun rengi olan yeşil, yıllar içinde onun tüm hayatını kaplayıvermiş. Günümüzde ise, sokakta çıkarken bile, yanına gelip onunla özçekim yapmak isteyenler ile yaşamayı öğrenmiş Yeşil Lady… Eeee ne de olsa, doğada en çok bulunan rengin prensesi olmak kolay değil…
Şimdi sıra renk terapide tabii ki…

Saygı uyandıran, dikkat çeken bu renk aynı zamanda bağımsızlığı simgelediği gibi, kalıplardan kurtulmayı ve gelenekleri yenilemenin gereğini de anlatır. Yeşili seven biriyseniz size en yakın rahatlatıcı renk mavi olacaktır. Mavi-yeşil renkler yaratıcıdır; gastronomi sanatı,moda ve dekorasyon için mavi-yeşil renkleri sevmeniz önemlidir. Bu renkleri seven ve bu konularla ilgilenen başarılı olacaktır.Yeşil rengi sevenler dikkat… Siz; gücünüzü ve yeteneklerinizi biliyorsunuz, tavır ve eylemleriniz de oldukça titizsiniz. Eğer siz bir kadınsanız duygusallığınız olağanüstüdür ve sezgileriniz genelde hep doğruyu gösterir. Zarif ve espritüelsiniz ama bilgiçlikten de hoşlanıyorsunuz.
Ve tabii yeşil gözlüler…

Araştırmalara göre yeşil gözlü insanlar çabuk tepki veren esnek insanlardır ve içgüdüsel olarak hemen o anda olayları değerlendirir ve yargılarlar, işte o ilk düşünceleri önemlidir çünkü genelde doğruyu bulurlar.
Zümrüt yeşilini de ben çok severim mesela… Yeşil gözlü insanlar için de, nefis bir şarkı vardır, bilirsiniz… Bak yeşil yeşil…

148 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Kars’ta bir mezar taşıKars’ta bir mezar taşı Eşim ve arkadaşlarımızın Kars gezisinde bir çok güzel fotoğraf arasında bu fotoğraf çok ilgimi çekti. Malakan köyü yakınında mezarlar, bir mezar düşünün taşı lotus çiçeği. Ölüm ve yeniden […]
  • Aşama ArketipiAşama Arketipi Uzaklara giden ve değişikliğe uğrayarak geri dönen kahramanın geçirdiği süreci yansıtan sembol AŞAMA ARKETİPİ olarak adlandırılır Bulunduğu yerden ayrılıp çok uzaklara giden ve aşama […]
  • İhtiyarlara Yer Yok!İhtiyarlara Yer Yok! İnternetin yararlı olduğunu da unutmamalı. Ondan sadece eğlence amacıyla istifade edenler için zor olsa da. Doğrusu internetin yararlı bir araç olduğunun giderek unutulması düşündürücü. […]
  • Büyük İnisiye, sayıların babası“Pisagor”Büyük İnisiye, sayıların babası“Pisagor” M.Ö. 6ncı yy gerek Batı gerekse Doğu medeniyetlerinde çok büyük bir öneme sahip. Çok ilginçtir ki birden fazla büyük üstad o dönemde Batı’da ve Doğu’da dünyaya gelmiş ve bügüne dek […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Mayıs 2020
P S Ç P C C P
« Nis    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031