felsefe taşı

Sümerlerin gizemli ME’leri?

Sümerlerin gizemli ME’leri?
Nisan 25
06:26 2019

Sümer tabletlerinde, halen çözülemeyen bir gizem esrarını korumaktadır. Samuel Noah Kramer’in Sümerler (Sumerians, Their History, Culture, and Character) kitabının ilk basım tarihi 1963’tür. Kitap o yıllarda çözümlenmiş olan tabletlerden yola çıkarak Sümer’lerin yaşayış ve kültürleri hakkında bilgi vermektedir.

Kitaba alınan çözülmüş tabletlerde;
Tanrı’ların birçok şeyi kontrol etmelerine yarayan, sahip olduklarında övündükleri, zaman zaman birbirlerinden çaldıkları ve soyut bir şey mi somut bir şey mi olduğu net olarak belli olmayan ME’lerden bahsedilmektedir.

Kitabın yayın tarihi olan 1963’ten günümüze kadar bahsi geçen ME’lerin ne olduğunu anlamaya dair bir gelişme yaşanmamıştır. Tabii ki rivayet muhtelif ve senaryolar havada uçuşuyor ama ne olduklarını açıklayacak, sağlam temele dayanan/bilimsel herhangi bir açıklamamız maalesef yoktur.

Adı geçen eserde, ME’lerin geçtiği önemli sayfalar/metinler aşağıdadır:

…Aynı şekilde kozmik varlıkları ve kültürel görüngüleri, bir kez yaratılınca artık sürekli ve uyumlu olarak, çatışma ve karmaşa olmadan işler durumda tutan şeyin ne olduğunu açıklamak için Sümerli teologlar kendilerine doyurucu gelen metafizik bir çıkarımda bulunmuştur; bu, kesin anlamı hala belli olmayan Sümerce ME sözcüğüyle adlandırılan kavramdı. ME genelde, her kozmik varlığa ve kültürel görüngüye, onu yaratan ilah tarafından hazırlanmış planlar uyarınca sonsuza kadar işlemesi amacıyla atanan bir kurallar ve düzenlemeler dizisini ifade ediyordu. Kısacası bu, çözülemeyen kozmolojik soruna verilmiş yüzeysel, fakat tümüyle etkisiz de olmayan başka bir yanıttı; bu ise büyük ölçüde anlamsız sözcüklerden oluşan bir katman yardımıyla belli başlı güçlükleri gözden uzak tutuyordu yalnızca.

ME’ler hakkında en önemli bilgi kaynağımız şu mittir: “Inanna ve Enki: Uygarlık Sanatlarının Eridu’dan Erek’e Aktarılması” (bkz. s.212 – 215).

Şiirin yazarı, kendi bildiği haliyle uygarlığı yüzden fazla öğeye ayırıyordu; bu ögelerden her birinin ortaya çıkması ve işler durumda kalması için bir ME gerekiyordu. Mit içinde yüz küsur ME dört kez sıralanmaktadır; fakat bu tekrarlara karşın şimdilik yalnızca altmış kadarı anlaşılabiliyor; bir kısmı ise bağlam içinde görülemediğinden, gerçek anlamlarına ilişkin bir ipucundan başka bir şey vermeyen sözcükler olmanın ötesine gidemiyor. Yine de günümüzde kültür özellikleri ve yapıları diye adlandırılan kavramların kayda değer bir listesini veren bu ilk yazılı kültür çözümlemesi girişiminin niteliğini ve önemini göstermek için elimizde yeterince veri kalıyor; görüleceği gibi listedeki bu maddeler çeşitli kurumlar, rahiplik görevleri, ibadet araçları, zihinsel ve duygusal tutumlar ve ayrıca çeşitli inançlar ve dogmalardan oluşuyordu.

İşte Sümerli eskiçağ yazarının verdiği sıraya göre ME listesinin en anlaşılabilir kısımlarından kesit:
(1) en-lik, (2) tanrılık, (3) yüce ve sonsuz taç, (4) krallık tahtı, (5) yüce krallık asası, (6) kraliyet alametleri, (7) yüce kutsal mekan, (8) çobanlık, (9) krallık, (10) son bulmayan hanımlık, (11) (rahibelik makamı) “tanrısal hanım,” (12) (rahiplik makamı) işib, (13) (rahiplik makamı) lumah, (14) (rahiplik makamı) guda, (15) hakikat, (16) ölüler diyarına iniş, (17) ölüler diyarından çıkış, (18) (hadım) kurgarra, (19) (hadım) girdabara, (20) (hadım) sagursag, (21) (savaş) sancağı, (22) su baskını, (23) silahlar (?), (24) cinsel ilişki, (25) fahişelik, (26) yasa (?), (27) iftira (?), (28) sanat, (29) kült odası, (30) göğün hizmetkarları, (31) (müzik aleti) gusilim, (32) müzik, (33) yaşlılık, (34) kahramanlık, (35) kudret, (36) düşmanlık, (37) dürüstlük, (38) kentlerin yok edilişi, (39) ağıt, ( 40) yüreğin sevinci, ( 41) yalan, ( 42) metal işleme sanatı, ( 47) yazıcılık, (48) demircilik zanaatı, ( 49) deri işleme zanaatı, (50) inşaatçılık zanaati, (51) sepet örme zanaati, (52) bilgelik, (53) dikkatlilik, (54) kutsal arınma, (55) korku, (56) dehşet, (57) didişme, (58) barış, (59) bezginlik, (60) zafer, (61) öğüt, (62) sıkıntılı yürek, (63) yargı, (64) karar, (65) (müzik aleti) lilis, (66) (müzik aleti) ub, (67) (müzik aleti) mesi, (68) (müzik aleti) ala…

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 156 – 157
…Ne var ki, baş tanrıların davranışlarında etik ve ahlaklı oldukları kabul edilse de, Sümerlerin dünya görüşüne göre uygarlığın kurulması sürecinde kötülüğü ve yalanı, şiddet ve baskıyı -kısacası, insanların bütün ahlak ve etik dışı davranışlarını- tasarlayan da yine onlardı.
Örneğin kozmosun pürüzsüz ve etkili olarak işlemesi için tanrılar tarafından tasarlanmış kural ve düzenlemeler olan ME’ler listesinde, yalnızca “doğruluk,” “barış,” “iyilik” ve “adalet”i düzenleyen kurallar yer almaz; “yalan,” “didişme,” “ağıt” ve “korku” da bulunur. O zaman tanrıların, Sümerli bir kötümsere “Hiçbir anne günahsız bir çocuk doğurmamış mıdır?” dedirtecek kadar yaygın olan günahı ve kötülüğü, acıyı ve felaketi tasarlayıp yaratmayı neden gerekli gördükleri sorulabilir? Elimizdeki malzemeye bakılırsa, Sümerli bilgeler bu soruyu kendilerine sorduysalar bile bu konudaki bilgisizliklerini itiraf etmeye hazırdırlar; tanrıların isteklerini ve onları harekete geçiren nedenleri bilmeye her zaman olanak yoktu. Sümerli bir Eyüb’ün tutması gereken doğru yol, haksızmış gibi görünen talihsizlikler karşısında tartışmak ve yakınmak değil, yakarmak ve gözyaşı dökmek, kaçınılmaz günahlarına ve hatalarına ağlayıp onları itiraf etmek olmalıydı…

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 168 – 169

…Ne var ki, İnanna mitlerinin tümü Dumuzi’yle ilgili değildir. Örneğin bir tanesinde, tanrıçanın insanın ve uygarlığının kurumlarının bağlı olduğu yasaları, yani ME’leri hileyle nasıl ele geçirdiği anlatılır. Bu mit antropolojik açıdan hayli önemlidir, çünkü yazarı, öyküyle bağlantılı olarak, ME’lerin tam bir listesini vermeyi ve kendi algıladığı haliyle uygarlığı yüzden fazla kültür özelliğine ve komplekse ayırmayı gerekli görmüştür. Bunlar, insanlığın siyasal, dinsel ve toplumsal kurumlarıyla, müzik ve müzik aletleriyle ve çok çeşitli entelektüel, duygusal ve toplumsal davranış modelleriyle ilgilidir (bkz. S. 156- 157).
… Isimud, efendisinin buyruklarını eksiksiz yerine getirir. lnanna ile Enki şölen sofrasında yiyip içmek üzere otururlar. İçki yüreklerini neşelendirince Enki haykırır:
Kudret adına, kudretim adına,
Kutsal İnanna’ya, kızıma, sunacağım kutsal buyrukları.

Bunun üzerine, her defasında birkaç tane olmak üzere, yazarımıza göre uygarlığımızın kültür örüntüsünü denetleyen yüzden fazla tanrısal buyruğu (ME’leri) verir. İnanna, sarhoş Enki’nin kendisine verdiği armağanları sevinçle kabul eder. Armağanları alır ve “gök gemisi”ne yükleyerek değerli yüküyle Erek’e doğru yola çıkar. Fakat şölenin etkileri geçip ayılınca Enki ME’lerin her zaman durdukları yerde olmadığını fark eder. Isimud’a seslenir, o da Enki’ye, onları kızı Inanna’ya kendisinin verdiğini söyler. Çok canı sıkılan Enki yaptığı cömertlikten pişman olur ve ne pahasına olursa olsun “gök gemisi”nin Erek’e ulaşmasını engellemeye karar verir. Bu nedenle İnanna’nın ve gemisinin peşine düşmesi için ulağını bir grup deniz ejderhasıyla birlikte Eridu Abzu’suyla Erek arasında bulunan yedi duraktan birincisine gönderir. Burada deniz ejderhalan “gök gemisi”ni İnanna’nın elinden alacaktır; ama İnanna’nın kendisine, Erek’e doğru yolculuğuna yaya olarak devam etmesi için izin verilecektir.

Isimud buyurulanı yapar. İnanna’yla “gök gemisi”ne yetişir ve Enki’nin fikrini değiştirdiğini, kendisi Erek’e gitmeye devam edebileceğini, ama gemiyi ve değerli yükünü (ME’leri)ondan alarak geri götürmek zorunda olduğunu bildirir. Bunun üzerine, İnanna, sözünden ve yemininden döndüğü için Enki’yi adamakıllı haşlar. Veziri tanrı Ninşubur’u yardımına çağırır, vezir İnanna’yı ve gemiyi Isimud ve deniz ejderhalarından kurtarır. Ama Enki vazgeçmez. Isimud’u çeşitli deniz canavarlarıyla birlikte “gök gemisi”ni ele geçirmek için tekrar tekrar gönderir. Sonunda İnanna ve gemisi güvenlik içinde Erek’e ulaşır, burada sevinen kent sakinlerinin sevinç gösterileri ve kutlamaları arasında değerli tanrısal ME’leri teker teker gemiden indirir.

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 212-214

…Şair öyküye Enki’ye hitaben övücü bir ilahiyle başlar; ilahinin bir bölümü hasarlı ve okunmaz durumdadır, fakat genel anlamda söylemek gerekirse, Enki’yi evreni gözeten, tarla ve çiftliklerin, koyun ve sığır sürülerinin verimliliğinden sorumlu olan tanrı olarak ululamaktadır. Bundan sonra, Enki’nin ağzından kendi kendini yücelten bir ezgi gelir; ezgi öncelikle Enki’nin panteonun önde gelen ilahlarıyla –
An, Enlil ve Nintu- ve topluca Anunna-tanrılar (anunnakiler) adıyla tanınan küçük tanrılarla olan ilişkisi hakkındadır. Anunna-tanrılarının (anunnakiler) Enki’ye saygılarını sunmasını anlatan beş dizelik kısa bir pasajın ardından, Enki ikinci kez kendi kendini yücelten bir ezgi söyler, Ezgiye sözünün gücüyle yeryüzüne gönenç ve bolluk getirme yetisini överek başlar, kutsal mekanı Abzu’nun görkemini betimleyerek devam eder ve “Abzu’nun Dağkeçisi” adlı magur-teknesiyle bataklıklara yaptığı neşeli yolculuğu anlatarak bitirir. Onun bu yolculuğu yapmasından sonra Magan, Dilmun ve Meluhha ülkeleri, Nippur’a, Enlil’e verilecek armağanlarla iyice yüklenmiş tekneler göndermiştir. Bu pasajın sonuç bölümünde Anunna-tanrılar (anunnakiler) Enki’ye bir kez daha, özellikle ME’leri “kollayan” ve yöneten tanrı olarak saygılarını sunar.

Bundan sonra şair, Enki’nin kutsal mekanı Abzu’da Sümer’in en önemli rahipleri ve tinsel önderleri tarafından yaptırılan çeşitli ayin ve ibadetlerin bir betimlemesini yapar (ne yazık ki, bu pasajın ikinci yarısı hemen hemen tümüyle hasarlıdır). İçeriği tümüyle belirsiz olan başka bir parçalı pasajın ardından Enki’yi bir kez daha gemisinde görürüz.

Deniz yaratıklarının onu ve evrende egemen olan bolluğu selamlamalarıyla artık Enki “yazgıları belirlemeye” hazırdır. Beklenebileceği gibi işe Sümer’den başlayarak, önce Sümer’i “yüce” ve “dokunulamaz” ME’leri olan, tanrıların yurt tuttuğu seçilmiş, kutsanmış bir ülke olarak över, sonra da ülkenin koyun ve sığır sürülerini, tapınak ve kutsal mekanlarını bereketlendirir…

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 226-227

Ezici haşmetiyle Abzu’nun kralı Enki, konuşur yetkiyle:
“Babam, evrenin kralı,
Evrende var etti beni,
Atam, bütün ülkelerin kralı,
Topladı bir araya bütün ME’leri, koydu ME’leri elime.
Enlil’in evi Ekur’dan,
Taşıdım zanaatları Eridu’daki Abzu’ma.
Doğurgan dölüm ben, büyük yaban öküzünün yarattığı, ilk doğan oğluyum ben An’ın…

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 230

[Ülke]sine varan [büyük] prense,
içten saygılarını sunar Anunna-tanrılar (anunnakiler):
“Büyük ME’leri, arınmış ME’leri yöneten efendi,
Uçsuz bucaksız evrenin sorumlusu,
Yüce ‘güneş diskini’ alan Eridu’da, o arınmış yerde, en değerli yerde,
Enki, evrenin efendisi, şükürler olsun sana!”

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 232

Boğaların iri boğa olsun senin, “dağların” boğası [olsunlar] .
Böğürüşleri yaban [‘dağ’] boğaları [nın] böğürüşü [olsun] .
Tanrılann büyük ME’leri mü[kemleştiril]sin [senin için] ,
Dağların bütün dar-kuşlannın aki[k] tüyleri [olsun ] .
Kuşlann haia- kuşu [olsun] senin,
Ötüşü dolsur[sun] krallık sarayını,

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 235
Sadık tedarikçisi “An’ın dostu” Eanna’nın,
Sevgili damadı yiğit Sin’in, kocası kutsal İnanna’nın,
Bütün büyük ME’lerin kraliçesi Hanım’ın,

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 239
Gökten gelen bolluğu,
Lahar ve Aşnan (yeryüzüne) taşıdı,
Topluluğa bolluk verdiler,
Ülkeye yaşam soluğunu getirdiler,
Tanrıların ME’lerini yönettiler,
Ambarların içindekini çoğalttılar,
Ardiyeleri doldurdular.

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 293

…Her şeyden önce ibadet eden kişinin “benim tanrım” dediği, bir baba ya da anne olarak gördüğü kişisel tanrı öğretisi vardı. İnanna’nın, tehlikeli olmakla birlikte Eridu’ya giderek “gök gemisi”yle ME’leri, yani “ilahi yasaları” alıp götürmesinin nedeni Erek’e ve halkına duyduğu sevgiydi. Ağıt yazınında, tanrılar sevgi ve şefkatlerini tekrar tekrar açığa vururlar. Örneğin ay-tanrısının karısı Ningal “Ur’un Yıkımına Ağıt”ın yazarlarınca, kentini ve halkını tahrip etmemeleri için An ve Enlil’e yalvarıp yakarırken, gözyaşı dökerken betimlenir.
İkinci Ur ağıtına göre kentini ve halkını esirgemesi için Enlil’e Nanna’nın kendisi yalvarır. Tufan buyruğu verilince, Nintu ağlar ve İnanna insanlar için ağıt yakar. Uzak ve korku uyandıran Enlil bile yardımsever, babacan bir ilah olarak düşünülüyordu…

Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı – Shf: 342

Kaynak:
Samuel Noah Kramer / “Sümerler” kitabı

676 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Ekonomi Tıkırında. Peki Neden?Ekonomi Tıkırında. Peki Neden? Noah Yuval Harari, "21. Yüzyıl için 21 Ders" isimli kitabında: "Referandum ve seçimler her zaman insanların duygularıyla ilişkilidir, mantıklarıyla değil, Demokrasi mantıklı tercihler […]
  • Spektrum Çizgileri – Evrenin BarkodlarıSpektrum Çizgileri – Evrenin Barkodları Bulutsuz bir gecede kafanızı gökyüzüne çevirirseniz ve şehrin ışık kirliliğinden yeterince uzak olacak kadar da şanısınız varsa ve bu tür “uzay-feza” işlerine de bir parça meraklıysanız […]
  • Neden Güveniyoruz?Neden Güveniyoruz? E=m.c2 Bu formül aslında o kadar önemlidir ki, kısalığı sizi yanıltmasın. Özetle: Enerjinin maddeye, maddenin de enerjiye dönüşebileceğini gösteren bir formül. Büyük patlama anından önce […]
  • Köle-İnsan-Efendi-Yapay ZekaKöle-İnsan-Efendi-Yapay Zeka Yapay Zeka insan seviyesine ve hatta daha da ötesine ulaşabilir. “Aklı olan insan” onu “bünyesine” katarsa bu işten karlı çıkabilir! “Yapay Zeka”nın (YZ) evriminin üç aşamalı olacağı […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Kasım 2019
P S Ç P C C P
« Eki    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930