felsefe taşı

Son Okuduklarım – 22

Son Okuduklarım – 22
Eylül 20
19:41 2026

*JOHN G. BENNETT* *Hikmet Üstatları*
*Kadim Bir* *Kardeşliğin Orta Doğu’dan Orta Asya’ya Ayak İzleri ” ( 256 sayfa )*
Bu tür kitapların okunması farklıdır ya seversiniz ya da ne saçmalıyor diyebilirsiniz.
Ben Ezoterik, gnostik, inisiyatik kitapları okumayı seviyorum ama bu kitapta istediğim keyfi alamadım.
Ki bu tür kitapları okurken çoğu zaman yazılanın altındaki düşünceyi, sembolizmayı çöze çöze ilerlersiniz, burada da böyle okuma noktaları var, Bilgenin, Şamanın, liderin, ya da yazarın dediği gibi Hikmet üstadlarının nasıl ve kimler olduğunu, kimlere el verdiğini, öğretiyi verirken ki inisiyasyonu anlıyorsunuz
Ama öyle yerler var ki ciddi bakamadım ve sonrasında da yazılanların içine giremedim.
Örneğin şurası,
– Tanrı’yı görmüş olanlar” dünyayı sıradan kimselerin gördüğünden farklı görürler. Görülerini kelimeler yoluyla aktaramaz ve fakat daha iyisini yaparlar.
Ya da şurası,
-MÖ 144729 yılında talihsiz bir günde, Sibirya meteorunun küçük Santorini adasını yok etmesinden bu yana yaşanan en büyük doğal felaket gerçekleşti: Müthiş bir denizaltı depremi; deniz yatağını yardı ve milyonlarca ton su, alttaki beyaz sıcak magmaya hücum etti. Ortaya çıkan patlama, Doğu Akdeniz’i süpüren devasa bir gelgit dalgası oluşturdu. Yolu üzerindeki tüm Girit filosunu ve Knossos ve Kato Zakro saraylarını yok etti. Mora ve Attika’yı silip süpürerek Yunan edebiyatında Deucalion’s olarak bilinen tufana neden oldu. Mısır’a döküldü ve “Mısır’dan Çıkış’ta çok canlı bir şekilde anlatılan vebalara neden oldu. Mısır’ın tüm gücü bir an için felce uğradı ve Musa, İsrailoğulları’nı esaretten kurtarabildi.
Bu göçün önceden planlanmamış olması pek olası görünmemektedir. Musa’nın yakından bağlantılı olduğu hikmet üstatları hazırlıklı olmuş olmalıydılar.
Yine de aşağıda yazdığım ya da yazamadığım bir çok kelimeyi , kişiyi, ünvanı merak edip başka kitaplara geçebilecekler için bir okuma olabilir.
Vedik ilahi, Majisyen, Şaman, Aryan, Ahura Mazda,Ahriman, İbrahim, İsrailoğulları,Babil,Ezra kitabı, Tora,Ölmeden önce ölünüz, Fena’ya ulaşmak Hace Ahmed Yesevi,onun ders aldığı simyacı Arslan baba,Hacegan, Nakşibendiler….
En beğendiğim kısmı tek alıntı ile yazıyorum
Kitaptan alıntılar,
– Tefekkür hücresi terimini Ubeydullah Ahrâr şöyle izah etmiştir. “Tefekkür hücresi, kesinlikle hiçbir düşüncenin akla gelmediği bir yer değil, daha ziyade hiçbir dış düşüncenin içsel hâle üstün gelmediği bir yer anlamına gelir.
*JOHN LEWİS GADDİS ” Tarihin* *Manzarası*
*Tarihçiler Geçmişi* *Nasıl Haritalandırır? ” ( 232 sayfa)*
Farklı bir okumaydı. Kitabın başlangıcında fazla ilerlemeden de bırakabilirsiniz ama ilerledikçe çok güzel sorgulamalar olduğunu görüyorsunuz.
Ben sevdim kitabı.
Tarih nedir? Nasıl yazılır, nasıl yazılmalı? Tarihçi kimdir? Tarihçi ,tarihi nasıl derleyip sunar, ne gibi gözlemler yapar? İşte böyle bir konunun içinde güzel örneklerle ilerliyor.
Örneğin ilk bölümde kitabın kapak fotoğrafının bizde düşündürdükleri ve kendi düşündükleri arasında bazı film ve kitaplara dokunuyor
Örneğin,
Aşık Shakespeare filmi, Virginia Woolf Orlando kitabı
Yazar bu bölümler ve anlatımı için kitabın içinde şöyle demiş,
Aynı anda hem önem hem önemsizlik, hem mesafe hem bağlılık, hem ustalık hem alçakgönüllülük, hem macera hem tehlike duygusu. Bu zıtlıklar arasında asılı kalma becerisinin, tarih bilincinin özü olduğunu iddia ettim.
Aradaki bölümlerde, tarihçilerin bu bilince ulaşmak için kullanabileceği yöntemlere odaklandım: zaman, mekân ve ölçeğin manipülasyonu; günümüze ulaşan yapılara dayanarak geçmiş süreçlerin türetilmesi; genellemenin tikelleşmesi; rastlantılsallık ile düzenliliğin bütünleşmesi; nedenlerin çeşitliliği; bir insanın ya da dönemin zihnine girme ama yeniden geri dönerek kendi rotanı bulma zorunluluğu. Bütün bunları yaparken de sıklıkla metaforlara başvurdum:
Kitaptan alıntılar,
– Tarihsel bilinç, farklılıkları ve benzerlikleri görebilme, genellemenin bazı durumlarda geçerli olamayacağını anlama becerisidir. Bu oldukça zorlu bir iş gibi görünebilir ama bir anlığına sporu, yani genel ve tikel arasındaki ayrımı neredeyse hiç düşünmediğimiz bir alanı düşünün. Basketbol, beyzbol, hatta briçte ustalık seviyesine gelebilmek için oyunun kurallarını bilmeli ve pratik yapmalısınız. Ama koçunuzun nasıl uygulayacağınızı öğrettiği bu kurallar, birikmiş deneyimlerin özünden başka bir şey değildir. Nasıl ki Machiavelli Hükümdarı Lorenzo de’ Medici’ye faydalı olsun diye yazdıysa, kurallar da benzer bir işleve sahiptir. Bunlar genellemeler, yani geleceğe aktarılabilmesi için geçmişin damıtılması ve sıkıştırılmasıdır.
– Bu bizi Friedrich’in Gezgin’ine geri götürüyor. Tarihsel bilincin ne olduğunu görsel olarak anlatmaya en yakın sanat tasviri budur. Arkası bize dönüktür. Manzaranın içine gömülmemiş, tam tersine manzaranın üzerinde yükselmektedir. Önemli olmak ile önemsizlik arasındaki çelişki, eşzamanlı olarak büyüklük ve küçüklük duygusunun gerilimi hissedilir. Tikellik ve genelleme arasındaki zıtlık, gerçekçi ve soyut temsil arasındaki büyük boşluk oradadır. Ama burada başka bir şey daha var: Merakla karışık bir hayranlık duygusu, bir şeyleri keşfetme kararlılığıyla karışık bir duygu; sisin içinden geçmek, deneyimi damıtmak, gerçeği tasvir etmek… Bu, bilimsel duyarlılık kadar sanatsal bir sezgidir.
– Woolf zamanın doğası hakkında yazdığı etkileyici paragrafta bu noktaya değinir:
Bir tek saat, insan ruhunun garip özüne yerleşir yerleşmez, saat cinsinden uzunluğunun elli ya da yüz katına kadar genişletilebilir; öte yandan, bir saat, zihnin kronometresinde tam olarak bir saniyeyle de temsil edilebilir. Saatin üzerindeki zamanla zihnin içindeki zaman arasındaki bu olağanüstü farklılık yeterince bilinemez, daha da kapsamlı araştırılmalıdır.
– Woolf’un saat üzerindeki zaman ile zihindeki zaman arasında fark ettiğini belirttiği uyumsuzluk…
– Düşünün ki sıradan bir günde, sıradan bir yerde, sıradan bir insanın başına gelen her şeyi anlatmaya çalışmak James Joyce’un Ulysses’inde yedi yüz sayfadan fazla sürdü. Joyce’u Waterloo’daki Napoléon’u anlatırken bir hayal edin. Detayların fazlalığından, büyük adam (Napoléon’u kastediyorum, Joyce’u değil) daha iç çamaşırını giyemeden, okur uyuklamaya başlar. Tabii eğer iç çamaşırı giyiyorsa… Bu detayla ilgilenmeyi, tarihi bu ölçeğe kadar bölme ihtiyacı hissedenlere bırakmaktan mutluluk duyuyorum.
– Kesin olarak tanımlayamadığımız şeyleri taslak haline getirmekten, genellemekten, soyutlamaktan başka seçeneğimiz bulunmuyor. Ancak bu, temsil etme biçimlerimizin, temsil ettiğimiz şeyi belirlediği anlamına gelir. Heisenberg’in belirsizlik ilkesine geri dönmüş oluyoruz: Gözlem eylemi gözlemlediğiniz şeyi değiştirir. Bu da, sonuç olarak nesnellik neredeyse imkânsızdır ve dolayısıyla gerçek diye bir şey yoktur anlamına gelir.
– Ne olduğumuzu söylemek, neye dönüştüğümüzü yansıtmak demektir. O nedenle zamandan ayrı kalamayız. Marc Bloch’un yazdığı gibi, zaman “fenomenlerin içinde yüzdüğü plazmadır ve o fenomenler ancak o zamanın içinde idrak edilebilir.
– Hepimiz, geçmişle ilgili hatırladıklarımızın, ona ait yapılan temsilde yok olduğunu deneyimlemişizdir. Sürekli tekrarlanan bir anekdot artık kendi hayatını yaşamaya başlar; bir anı gösteren bir fotoğraf geride kalan kişileri, yerleri ve dönemi temsile dönüşür; geçmişi kendi çıkarına göre şekillendiren bir köşe yazısı kısa sürede geçmişin kendisi haline gelir.
Olan şey şudur: Kontrol edilemeyen ve dolayısıyla utanç verici, hatta korkutucu anılara kıyasla, yapılandırılmış anılar aracılığıyla geçmişi kontrol edilebilir hale getirmeyi tercih ediyoruz. Bu, bellek yönetiminin en büyük ustası Sigmund Freud tarafından iyi anlaşılmış doğal bir psikolojik mekanizmadır. Tarihçinin geçmişi erişilebilir hale getirme yöntemi, bireyin geçmişi katlanılabilir hale getirme yönteminden çok da farklı değildir.
*CHRİSTOPHER BOLLAS ” Sonsuz Soru ” ( 200 sayfa )*
*Christopher Bollas*
Kitap ağır geldi, daha doğrusu akademik, psikanaliz çalışan öğrencilerin ve gerçekten konuyu anlayabilecek kadar severek okuyacak kişilere hitap ediyor.
Yazar, çağdaş psikanalitik teorilerin öncülerinden , Kırk yıldan fazladır çeşitli kliniklerde çalışmalarını sürdürmektedir.
Kitap psikanalizdeki kişilerin, serbest çağrışım aracılığıyla bilinçdışında kendilerini nasıl ifade ettiklerini inceliyor.
Üç kişinin psikanalitik söyleşisi başladığında çok fazla ilerlemedim,ilerlesem de bir şey anlayabilirdim…
İlgilenebilecekler için kitabın içinden
Bu kitapta yer alan üç vaka, bu dinleme biçiminin ne denli karmaşık bir süreç olduğunu görmemizi sağlayacaktır. Freud herhangi bir mantık zincirini anlamak için zikzaklı bir yol izlememiz gerektiğini söyler bize. Ama bu tam olarak ne demektir? Rüya-çalışmasının (yoğunlaştırma, yer değiştirme, yerine koyma, birleştirme gibi) yapısından dolayı bilinçdışındaki her fikir pek çok farklı biçime bürünür. Bilinçdışı fikir, başka fikirler barındıran bir imgenin içinde olabilir, “masum” bir düşünceye yönelik bir duygulanımla yer değiştirmiş olabilir, başka bir düşünce vekâleten onun yerine geçmiş olabilir, kendi yapısından ödün verip başka bir nesne ile kaynaşmış olabilir. Bir mantık zincirinin izini sürmek, pek çok temsil biçimi arasında hareket eden yollarda yolculuk etmek demektir. O halde bilinçdışı düşünceler silsileye bağlı yollarını izlerken, tamamlana-bilmek için muhtelif ifade biçimlerinin içine girip çıkarlar.
Okumak sağlıklıdır..

5 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Kuantum ÜstünlüğüKuantum Üstünlüğü Google’ın üç dakika 20 saniyede gerçekleştirdiği işlem “Kuantum Üstünlüğü” anlamına gelir mi? Kuantum Bilişim kavramı uzun zamandır gündemde. Kuantum fizikçilerinin ötesinde bilişim […]
  • Ağaçların kralı; ZeytinAğaçların kralı; Zeytin Bugün Batı dillerinin tamamında değişik söyleyişleri olan‘oil’ kelimesi, eski Yunanca’da zeytin ağacı anlamına gelen “eleia” kelimesinden türemiştir. Zeytin yetiştiriciliğinin ilk […]
  • Cam Cümbüşünde Yüzen VenedikCam Cümbüşünde Yüzen Venedik Öyle bir kent düşünün ki mini minnacik, eni 3 boyu 1,5 kilometre, yüz on altı adacık üzerinde kurulmuş. Trenle geliyorsunuz, uçakla gidiyorsunuz ama kentte hiç araba yok. Her tarafı […]
  • Hıyar Kokusu (küçük hikaye)Hıyar Kokusu (küçük hikaye) Yazın en sıcak zamanı. Temmuz devrilip, Ağustos yönetimi ele almış. Evin içi direkt güneş aldığından "yanıyür". Telaşla FT8 yapan Amatör Telsizin sıcaklığını biraz azaltayım diye 6 harfli […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Eylül 2026
P S Ç P C C P
« Haz    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Arşivler