felsefe taşı

Simurg

Simurg
Aralık 04
16:42 2013

Feridü’d-din Attâr, “Mantıku’t-Tayr, Kuşların Diliyle”de; Kuşların hükümdarı Simurg’un, muhteşem güzel tüylerinden birini Çin’in merkezine düşürdüğü için yola çıkan diğer kuşların, Kaf Dağı’na yolculuğunu, hedefe ulaşan 30 kuşun çabasını ve yolculuklar boyunca arınmasını anlatır.

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka ya da batıda bilinen adıyla Phoenix ), Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesidir. ….

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlarda Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün o uzak ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi… İstek, aşk, marifet, istiğna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri…

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş…

“Aşk Denizi”nden geçmişler önce…”Ayrılık Vadisi”nden uçmuşlar… “Hırs Ovası”nı aşıp, “Kıskançlık Gölü”ne sapmışlar… Kuşların kimi aşk denizine dalmış, kimi ayrılık vadisinde kopmuş sürüden… Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle…

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş;
Balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “Şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “Yokoluş”ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş:
Farsça “is”, “otuz” demektir. …murg” ise “kuş”…
Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki;”Simurg – otuz kuş” demekmiş.
Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş.
“30 kuş”, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Simurg İran tradisyonunda insan dili bilen, mesajcı, sırdaş, hikmet sahibi, mükemmel bir kuştur. Kahramanları taşır, uzak mesafelere yolculuk yaptırır ve yakıp kendisini tekrar çağırabilsinler diye onlara kendi tüylerinden birkaç tane bırakır. Arap tradisyonuna göre bu kuş, efsanevi Kafdağı’nın üzerindedir; Yunan mitolojisine göre öldükten sonra küllerinden doğan harika bir kuştur; Taoizm’de ise ölümsüzlüğün sembolüdür.

Borges, “Dantevari Denemeler”deki “Simurg ve Kartal”adlı denemesinde; Dante’nin Kartal amblemini yaratmasından yüzyıl önce, Sufi şair Feridü’d-din Attâr’ın, Dante’nin yarattığı figürün belirtkenlerini içeren ama daha yetkin bir şekilde tasarlanmış o tuhaf Simurg’u (30 kuş) yarattığını belirtmekte ve Dante’nin Cennet’in de anlatılan ve Kutsal Ruh’un tasarımı olan kartalın değişimini de Simurg’a benzetmektedir. Ancak benzerliklerinden çok farklılıkları ağır basan bu iki kuştan, kartal inanılmazlık; Simurg ise, sonsuzluktur.

Kartal’ı oluşturan insanlar onda yok olmaz, onun bedenini oluşturan fiziki özelliklerine dönüşürler. Simurg’a bakan kuşlar ise, onun kendisidir. Kartal bir anlık bir imgedir ve onu oluşturanlar benliklerini yitirmezler. Simurg ise, gizemli bir bilmecedir. “Mantıku’t-Tayr”da “arayış ve yolculukların sebebi, kendini arayıştır ve sonunda da kendini bulur, Simurg.

Bu bağlamda, Borges’de, “Simurg ve Kartal” denemesinin girişine düştüğü dip notta; “Leibniz’in Monadologia’sından evrenin birçok küçük evrenlerden oluştuğunu, bu küçük evrenlerin her birinin aynı zamanda evreni içine aldığını, içindeki evrenin de yine küçük evrenlerden oluştuğunu ve bu evren tasarımının böylece sonsuza kadar yinelendiğini öğrendiğini” anlatır.

Feridü’d-din Attâr, efsane ve masallardaki bu kuştan “kendini aramanın sembolü” olarak söz eder; masallardaki kahraman, sonunda, uzaklarda aradığı şeyin aslında çok yakınında olduğunu, yani kendisinde veya kendi içinde olduğunu idrak eder. Bu, “kendini bilme” sembolizmi, inisiyatik ifadelerle, inisiyatik ölüm ve başkalaşım geçirerek yeniden doğuş, mistisizmdeki ifadelerle, “uyanma, aydınlanma, kurtulma” olarak ifade edilir.

Kısaca, Simurg Kuşu, bir tekamül hedefinin sembolüdür ki, bu hedef ezoterik bilgilerde nefsaniyetini tümüyle alt etme ve ‘Dünya okulu’ ndan mezun olacak düzeye gelme olarak ifade edilir.

Yani; 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur. Kuşlar, “Hakikât Yolunun Yolcuları” ; Simurg, “Hakikât” dır.
Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşuda yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimizin içinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzümüzde uçmak zamanıdır…

Kaynaklar:
– Erich Fromm, Rüyalar, Masallar, Mitoslar – Sembol Dilinin Çözümlenmesi. Arıtan Yayınevi, 1990
– Pertev Naili Boratav, Uçar Leyli, Tarih Vakfı Yayınları, 2001
– Korhan Kaya, Hint-Türk-Avrupa Masalları, İmge Kitapevi,2001
– Thamos, http://www.hermetics.org/kirmizi-bas.html
– Tarık Dursun K., Deve Tellal Pire Berber İken, Bilgi Kitapevi,1995
– Hülya Özşekerci, Sanatların Kaynaştığı Büyülü Bir Dünyanın Masalları, Taraf Pazar, 28.09.2008
– Tzvetan Todorov, Fantastik, Metis Yay., 2004

3.665 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Zümrüd-ü Anka (Simurg), Ruhun Yücelmesi ve Yaşarken Yeniden DoğuşZümrüd-ü Anka (Simurg), Ruhun Yücelmesi ve Yaşarken Yeniden Doğuş "Her ne istiyorsan kendinde ara. Senin içinde bir can var, o canı ara Senin dağının içinde hazine var, o hazineyi ara Eğer yürüyen dervişi arıyorsan; Onu senden dışarıda değil Kendi […]
  • Biraz Diğerkam OlabilmekBiraz Diğerkam Olabilmek Düşman kardeşler kıvamına gelmiş iki cephenin bakış açıları arasındaki fark aslında o kadar az ki; bir harf olmadı bir kelime kadar! Şu deyimleri hepimiz biliriz : “Güzele bakmak […]
  • Fikir Sofralarının Felsefesi ve AtatürkFikir Sofralarının Felsefesi ve Atatürk “Şapka devrimi şekil için değil, düşünce ışığının kafalara girmesi için yapılmıştır.” Sofra kültürü, Atatürk’ün aydınlanma devrimleri ve felsefesinin ayrılmaz bir parçasıdır. […]
  • 24 saat…24 saat… Hafta içi bir gün programı... Sabah kalkış Aile ile bir kahvaltı İşe gidiş (toplu taşıma kullanılarak yolda günlük gazeteleri okuma ) Öğlen yemeği 30 dakika... Diğer dakikalarda […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler