felsefe taşı

Seni seviyorum iki tanem…

Seni seviyorum iki tanem…
Ocak 24
09:30 2018

Kıymetli Kardeşim Kazım Akfert ve değerli eşi Serpil Kolay Akfert’in anısına…
Ruhları şad olsun…

2011 yılının Ağustos ayıydı. Bayram tatili için Kıbrıs’a ve onun o güzeller güzeli şehri Girne’ye bir haftalık tatil için gelmiştik. Çocukluğumdan beri kalbimde olan defalarca gittiğim Girne’ye ilk defa oğlumu da götürüyordum. Yolculuğa çıkarken doktora kontrol ettirdiğimiz ufak bir rahatsızlığı vardı oğlum Anka’nın. Rahatsızlık sonra kulağa vurdu ve tatil burnumuzdan geldi tabi.

Lakin bu tatil bana daha önceden ortak arkadaşlar vasıtasıyla tanıdığım bir güzel insanı tanıştırmıştı. Sevgili Kardeşim Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Kazım Akfert. Bir terslik olursa bayram tatili bile olsa kendisine ulaşabileceğimi belirtmişti. Utana sıkıla tatilin ikinci günü arayıp durumu aktarıp sadece fikrini almak istemiştim. Telefonu kapatır kapatmaz Lefkoşa’dan Girne’ye gelmesi herhalde yarım saat olmuştur.

Hem mutlu oldum hem de utanmıştım, bayram tatilinde aileden ayırmanın yükü omuzlarımdaydı. O kadar güzel konuştu ki, içimi rahatlattı. Kendi çocukların bahsederek, ilgisini sevgisini tüm aileye hissettirdi. Çocuklarına çok düşkün bir babaydı, onlardan bahsederken yüreği titriyordu. İkizlerinden bahsetti, psikolojik olarak gergin olan ortamı profesyonelce rahatlattı. Adeta sihirli elleri ile evladıma yakın ilgi gösterdi. Onu tanımaktan onur duymuştum. Güzel bakan, güzel yaşayan, güzele dair ne varsa onu eylemi ile yaşatan bir örnek şahsiyetti. Uzun süre sohbet ettik, teşekkür etmekten dilimde tüy bitti ama ne yapsam yeterli değildi…

Bu güzel insanı 2015 yılının mayıs ayında kaybettiğimizi duyduğum zaman çok üzülmüştüm lakin o noktada onun çok daha önceye dayanan hüzünlü hikâyesi ile karşılaşıyordum. Ağustos 2007’de Serpil Kolay ile evlenen ve 2008 yılında biri kız biri oğlan ikiz iki evladı olan Akfert 23 yaşında da annesi Ülgen Hanım’ı kanserden kaybetmişti. Babasını da akciğer rahatsızlığı sonucu felç kalmasının ardından yitirmişti. Çocuklarına verdiği isimler her ikisi de rahmetli olan kendi annesi ve babasının isimleriydi: Erol ve Ülgen.

Vefatından 2 yıl 3 ay önce beyin tümörü teşhisi konulmuş olan Dr. Kazım Akfert, uzun süredir tedavi görüyordu. Daha da acısı bu haberi alıp tedaviye başladıktan kısa bir süre sonra sevgili eşi, Yakın Doğu Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümü öğretim görevlisi Serpil Kolay Akfert Mayıs 2013’de aniden aynı kanserden vefat ediyordu. Uzun süredir beyin tümörü ile mücadele eden Kazım Akfert için katlanılamayacak bir acıydı. Serpil Hanım daha 36 yaşındaydı. Kanser iki yıl ara ile her ikisini de bu hayattan koparmıştı. Geriye 7 yaşındaki ikiz çocukları kalmıştı…

Üstad, mesleğini insan merkezli yapan değerli bir insandı ancak hayat ona hiç de iyi davranmamıştı. Sağlık gerçekten de her şeydi. 2011 yılının aralık ayında aile yılbaşı ağacını süslerken her şey çok güzelmiş… Serpil Hanım, bir sosyal medya platformunda şunları paylaşıyordu:

“Erol: Annecik bak, Noel Baba hasta olmuş.
Ülgen: Bi şey değil kardeş, babacığın kliniğine götürürüz iyleşir…”

Bu güzeller güzeli ailenin okuyanı üzüntülere boğan hikâyesi gerçekten trajikti. Hele bir de tüm bu rahatsızlıklar belirmeden önce 2012 yılı kasım ayında annenin evlatlarına yazdığı bir mektup olduğunu öğrenip okuyunca insanlıktan nasibini alan herkesin gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Sağlığınız yerinde ise, sevdikleriniz yanınızda ise fazlasına lüzum yoktu. Onun sapı, bunun çöpü diye dert arayalar Üstad’ın ve sevgili eşine yaşamın acımasızlığını görünce sus pus oluyordu.

Yolunuz ışık, ruhlarınız şad olsun…
Bazen tek ihtiyaç bir damla gözyaşıdır!

Serpil Akfert Hanımefendi’nin evlatlarına hitaben yazdığı ve sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı özgün ve özel mektubu ise şöyleydi:

“Canım Kızım ve Canım Oğlum,

Sizi canımdan bir parça olarak doğurmam benim için tarifsiz bir gurur ve mutluluk oldu. Varlığınız bana benim şu güne dek edindiğim güç ve enerji kadar bir yoğunluk verdi. Sizi öyle benimsiyor, öyle seviyorum ki, bunu anlatabilmek her türlü dilden, her türlü alfabeden öte bir şey benim için.

Annelik duygusunda sakınmak ve merhamet vardır. Bunun bencilliğe dönüşmemesi için çaba harcadığım zamanlar oluyor. Özgür bir birey olmalısınız siz. Yolunu, ideallerini kendisi belirleyebilen, hata yapabilen, deneyimleyebilen bir bireyler.

Ahlakçılık taslayan birçok öğreti beni yüceltirken, sizi bana borçlu gibi gösteriyor hep. Deniliyor ki size; annen seni karnında taşıdı aylarca, binbir çileyle doğurup büyüttü, sen sıkıntı verdin ona, yordun anneni, oysa annen gözü gibi baktı sana ve daha ne zırvalar…

Zırva diyorum bunlara çünkü bunları söyleyenler de, bunlara inananlar da, kadın da olsalar annelik duygusundan bihaber olanlardır. Beni alacaklı, seni borçlu gibi gösterdikleri her tespit anneliğin ve çocukluğun doğal süreçleridir oysa. Her annenin, her bebeğin, her çocuğun geçtiği doğal süreçler, fiziksel ve ruhsal olarak tutturmaları gereken doğal ritimlerdir. Bu kadar basit işte… Bunları hiç biri duymayın siz bana borçlu falan değilsiniz…

Gün gelir, yanımdan ayrılmak istediğinizde, size”gitme” diyemem. Sizi baskı altında tutmak, duygu sömürüleriyle kendime bağlamak gibi bir fenalık yapmamam gerekir. Özlerim elbet, düşünürüm, tedirgin olurum ama seçimlerinize saygı duyarım bütün içtenliğimle. Ruhum ve kucağım her daim size olacaktır. İstediğiniz zaman gidebilir, istediğiniz zaman gelebilirsiniz. Pazarlığım olmaz asla, olmayacaktır.

Birbirimize küsebiliriz, kızabiliriz. Doğrularımız bir olmayabilir sizinle; an gelir siz, an gelir ben gerekli sabrı gösteremeyebiliriz. Sizin almanız gereken çok yol var. Birdenbire gelişmiyor farkındalıklar, birdenbire olgunlaşılmıyor. Bunun fiziksel bir boyutu olduğu gibi ruhsal, sosyal ve sizin kendi seçimlerinize bağlı boyutları da olacak. Bilgiye, gelişime hevesli olmanız en çok istediğim şey sizin için. Önyargısız olmanız, öğrenmeye, iletişime açık olmaniz, hele bunda benim de payım olursa bir parça, en çok sevineceğim şey. Ama unutmayın ki, sizin kendi başına başarmanız gerekenler de olacaktır; fark etmen, mücadele etmen gereken aşamalar da çıkacaktır karşına. Ben elbette sen istediğin sürece yanında bulunurum, destek veririm ama hayat biraz da tek başınalıktır.

Sizin her türlü basmakalıp düşüncelerden arınmanız mutlu edecektir beni. Ülgenim özellikle Seni üreyen, doğuran, çocuk büyüten bir eş, bir anne ve bir fani olarak gören, hatta bu sınırlar içinde kutsayan yozluğa karşı, özgür, üreten, bölüşen, vicdanlı bir birey olarak cesur bir duruşun olmasını isterim.
Evet, bazen korkularımızda olacaktır, benim de oldu, tedirginlikleriniz, gelgitleriniz olacaktır benim gibi, kendinizi çaresiz hissettiğiniz zamanlar da olacaktır. Eğer ki yanında olamazsam, hayat izin vermemişse buna, bilirim ki yüreciğiniz sıcacıktır, siz de bilin ki o sıcacıklıkta ben de varım…

Çok güzel, çok ayrı izler bırakacağız birbirimize, çok özel anlarımız, hatıralarımız olacak…

Hayat çok çetin, karmakarışık sorunlar koyabiliyor karşımıza. Ama inandığım bir şey var ki, çok güzel bir yolunuz olacak sizin ve siz çok özel yolcuları olacaksın bu yolun.

Siz doğmadan önce de vardım ben. Bir emeğin içindeydim, bir mücadele veriyordum çizdiğim yolda. Siz doğduktan sonra daha da zenginleşti varlığım. Sizden de çok şey öğrendim ben. Siz de geliştirdiniz beni, siz de değerler kattınız bana farkında olmadan. Daha bir merhametli bakabiliyorsam bir çocuğa, daha bir derin hissedebiliyorsam doğayı ve evreni, kendimle daha bir barışıksam artık, en çok sizin payınız vardır bunda.

Ne kendimi, ne de sizi kutsamak için söylemiyorum bunu. Ama içimden gele gele haykırmak istediğim bir gerçek var; iyi ki yavrumsunuz benim, iyi ki oğlum ve kızımsın…

Biraz daha büyüdüğünde bu mektubu okuman dileğiyle…

Seni seviyorum iki tanem…”

781 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Olmak ya da…Olmak ya da… "Neden olmuyor?!?!?!" diye içinden sağlam bir çığlık attı. Oysa ki, kulakları dahil kimse işitmedi. İstekleri vardı. Ve istekleri 4 yaşında bir çocuk gibi istediği an olsun istiyordu. […]
  • Farkolsun !Farkolsun ! MERHABA Felsefe Taşı isimli oluşumu hayata geçiren değerli dostlarım, benim de yazmamı arzu ettiklerini bildirdiklerinde tereddütsüz kabul ettim. Hem bu oluşumun içinde yer almayı hem […]
  • İzafiİzafi Doğa'nın en belirgin zıtlıklarındandır; "sıcak" ve "soğuk"... Siyah ve Beyaz, Gece ve Gündüz gibi zıt... Temmuz ayında gözeneklerinizden ter fışkırır sıcaktan... Üzerinizdeki herşeyi […]
  • HemşehricilikHemşehricilik "Kime oy vereceksin?" diye sordu bir vatan sevdalısı dostum. "Ne bileyim ...?" Adı, mesela 'meşe palamutu' olana vermeliymişim, çünkü o hemşehrimiz imiş. Milletvekili adaylarının […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Ekim 2018
P S Ç P C C P
« Eyl    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Arşivler