felsefe taşı

Selefîyye ya da Selefîlik

Selefîyye ya da Selefîlik
Kasım 22
17:17 2015

Selefîyye ya da Selefîlik sözcükleri gündemimize girdi. Ne demek Selefilik? Hani, “Halef/Selef” sözcükleri var ya? Selef halefin tersidir ve tarihsel olarak “Önde olanlar” anlamına gelir.

Selefîlik; İslamiyet’in ikiyüzüncü yılında (M.S. 850) yıllarında başlayan mezheplerin oluşması sırasında İbn-i Teymiye tarafından temelleri atılmış olan İslâm dininin mezheplerinden biridir. İşte, kendilerine Selefi diyen ve mezheplerine Selefilik denilen bu kişiler;

• Kendilerine selef olarak İslamiyet’in 4 Halifelik dönemini esas alıyor,
• O dönemde yaşayan Müslümanları “Selef-i Salihin= Doğru Müslüman” olarak niteliyor,
• Selef kabul ettikleri kişiler gibi Kuran’ı esas aldıklarını ve her Müslümanın o şekilde yaşaması gereğini savunuyor,
• Onlarca; “Kuran nakildir, yorumlanamaz ve akla vurulamaz”. Buna aykırı olarak aklını kullanan ve tefsir yapan İslam’daki diğer mezhepteki Müslümanlar küfür, şirk ve bidat içindedirler,
• Başka deyişle “Dinsizdirler”. Yok edilmeleri doğaldır.

Hanbeliliğin de kurucusu olan imam Ahmed bin Hanbel ile ilk devresini yaşayan Selefilik, Harranlı İbn-i Teymiyye ile ikinci aşamasını geçirdi. Keza, Eş’ârîlik ve Mâtûridîlik kurulana kadar Sünni Müslümanlar i’tikadî yönden Selefîyye’ye bağlı sayılıyordu.

Günümüzde de devam eden bu anlayışın üçüncü kuşağın öncüsü, 18. yüzyılın başında doğmuş olan “ Muhammed bin Abdülvahhab’dır.”
Kısaca, Selefiyye terimi günümüzde çoğu kez Hanbeli ekolünden Muhammed bin Abdülvahhab’ın öğretilerini benimseyen ve İslam Coğrafyası’nda karşıtları tarafından yaygın şekilde Vahhâbîlik olarak tanımlanan inanç sistemine mensup kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır.

Yineleyeyim; “Vahabi ve Selefiler diğer mezheplerin Müslümanlarını, küfür, şirk ve bidat ile itham etmektedirler.”
İslam’da bu görüşün karşıtı görüşler ve mezhepler de ortaya çıkmış ve etkin de olmuşlardır. Bunlardan biri olan Mu’tezile mezhebi, Selefiliğin tam karşıtıdır.

Mu’tezile mezhebi;
• Aklı birinci sıraya koyar,
• Allah insana akıl vermiştir. Neden, onu kullansın hem kendine ve diğer insanlara faydalı olabilsin,
• Müslüman sorgulayan bir insandır, Akıl ile naklin çeliştiği durumlarda aklını kullanarak te’vil (görünür mânâ hâricinde bir başka mânâda kabul etme) yoluna gitmelidir,
• Böylece içtihat yaratarak Kuran’ı her zamana uygun hale getirirsiniz ve her zaman yaşatırsınız.

Kısaca, Mu’tezile mezhebi felsefeci bir tutum benimserken, Selefiyye mezhebi ise i’tikadî konularda akla yer vermez, sâdece nakil (Kur’an-Sünnet) ile hareket eder ve Kur’ân’daki müteşâbih âyetleri olduğu gibi kabul ederek, bu âyetlerde kastedilen mânâyı insanların bilemeyeceğini, konunun mânâsını Allah’a havâle ettiklerini belirtir.

Örneklersek;
Fetih Sûresi 10. ayet (48/10)
“Her hâlde sana bî’at edenler, ancak Allah’a bî’at etmiş olurlar. Allah’ın eli onların elleri üstündedir. Onun için her kim cayarsa yalnızca kendi aleyhine caymış olur. Her kim de Allah’a verdiği sözü yerine getirirse, O da ona yarın büyük bir mükâfat verecektir.”

Kuran’da geçen “Allah’ın eli” gibi cisimleştirilmiş ifâdeleri; Mu’telize mezhebi (Allah’ın kudreti) olarak tefsir ederken, Selefiyy’de ise bu vb. ifadeler; daha zâhirî boyutta ele alınır ve aklî bir şekilde te’vîl edilmez. Selefîler; bu gibi müteşâbih âyetleri, “Allah’ın bir eli olduğu âyette belirtilmiştir, buna göre Allah’ın bir eli vardır; fakat bu elin keyfiyeti (nasıllığı) nedir, biz bilemeyiz, bunu Allah’a havâle ederiz.” şeklinde cevaplandırır, hiçbir şekilde te’vîle gitmezler. İşte, “Cıhat” sözcüğünü de böyle kabul ederler!..

1.246 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Mart 2017
P S Ç P C C P
« Şub    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Arşivler