felsefe taşı

Işık Saç…

Işık Saç…
Temmuz 07
15:15 2014

Güneş Doğudan doğar, oysa insanın saçtığı ışık onun bulunduğu yön neresi olursa olsun onun ışığından faydalananlar için doğuş noktasıdır.

İnsan yaşamı boyunca ceplerini, keselerini bilgi, deneyim ve dersler ile doldurur. Kimisi bu hazinesini diğer insanlar ile paylaşma noktasında oldukça pinti ve dahi cimridir. O ceplerine doldurduklarını adeta mezarına götürür. Oysa ‘Kefenin cebi yok’ derken atalarımız, bunu sadece maddi ve elle tutulur metalar için değil, çok daha kıymetli bilgi ve deneyimler içinde söylemiştir.

İnsan var, fikir edinmekle kalmaz, bilgi edinmek için sonlanmayan, bitmeyen, tükenmeyen açlıkla dünyaya karşı bütün alıcılarını, antenlerini açar. Alış-Verişe ömür boyu ara vermeksizin devam ederek kendisini ve çevresini zenginleştirir. Almaktan ne derece zevk duyuyorsa, vermekten de en az bir o kadar zevk duyar, mutlu olur. Yaşamı boyunca; savaşı kazanamayacağını bile, bile cehalet ile adeta bir şövalye gibi asalet ile çarpışır, kimi zaman yaralanır, kanar ama ölene kadar kalemini, kılıcını elinden bırakmaz. O insan saçtığı ışıktan faydalanarak aydınlanan kardeşlerinin, dostlarının ve hatta yaşamı boyunca bir kez karşılaştığı insanların kendi ışığından faydalanıyor olmasından, onlara yaşamları için ihtiyaç duydukları sıcaklığı, enerjiyi ve bilgiyi karınca, kararınca veriyor olmaktan mutluluk duyar. Bu beklentisiz vermektir. Kendisini yaşamaya değer, dünyanın bir parçası hisseder. Gün geldiğinde fiilen yalnız kalsa dahi, ona son yudum suyu verecek olanlar yanında olmasa dahi, onlarca gönülde, anıda, zihinde olduğunu bilir. Bu ihtiyar dünyaya ufacıkta olsa faydası dokunduğuna inanır. Yalnızlığı yaşamaz, muhtaç olmaz ve bu dünyadaki yaşamının sonlandığı gün, gönül ve zihinlerde yaşadığı sürece, bıraktığı eserler yaşadığı sürece ölmeyeceğini bilir.

İnsan var bencilce alır, alır, alır. Kitaplardan alır, vermeyi sevenlerden alır. Alır ama vermez, alır ama yansıtmaz, asla güneş olamaz. Vermemek için çevresinde onun çıraklığını yapmaya hazır olanlara vicdanının sesini dinlemeksizin cimrileşir, eli sıkıdır. Sahip olduklarını saklar, ucunu gösterir ama vermez. Ve yine de yüzsüzce sabah aynada suçluluk hissetmeksizin gözlerinin içine duygusuzca, kör bakar ve gözlerinin içine bakabildiğine inanır. Oysa baktığı gözleri değil aynada taşlaşmış, duygusuz taş parçalarıdır. O yüz adeta vicdanı gibidir. Ondan, deneyim ve bilgileri vasıtası ile yardım bekleyenlere yüz çevirir, el uzatmaz. Sahip olduklarını insanlarla paylaşmamak için türlü şartı öne sürer, zorluklar çıkarır, kapılarını onlara kapar. Korkusu bencilce onun önüne geçilmesi, ondan yardım bekleyenlerin, bilgi ve zenginlik bekleyenlerin o bu zenginliği paylaşmadıkça peşinden koşacak olmaları gibi zavallı bir beklentisi ve de cahillikle savaşa girişecek kadar cesareti olmayışı, korkaklığıdır. Işığını veremeyen bir güneş olmaz, olamaz. Onun beklenen güneş olmadığı hatta güzellikleri yansıtan ay bile olmadığının ortaya çıkması çok zaman almayacaktır. Yaşamda yalnızlaşacak, onu ananlar, hatırlayanlar, iş arkadaşları, hatta ailesi dahi onu hızla unutacak ve evrenin ölümlüleri arasındaki yerini alarak hızla yok olacaktır.

Ve gece yatağa başımı koyduğumda içimdeki ses dedi ki; Ne biliyorsan o da senin ışığın, insanlığa hizmet için ışık saç, mesleğinin gelişimi için ışık saç, cehaletle savaşmak için ışık saç, fakirlikle savaşmak için ışık saç, üretmek için ışık saç, üretmeleri için ışık saç, mutlu olmak için ışık saç, mutlu etmek için ışık saç, sendeki ışıkta ne kadarcıksa o kadar saç…

2.845 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Kum SaatiKum Saati Kum saatinin içindeki taneler; kumlar... Her biri de aynı gibi, Tek bir hareket ile başlıyor yolculukları. Ama önce bekliyorlar; O, bir kum tanesi genişliğindeki aralığa ulaşıp, […]
  • Acıya alışmak mı?Acıya alışmak mı? Herkes nefret etse de acı ya da ağrı insanın hayatta kalmasını sağlamak amacıyla ortaya çıkmış gelişmiş bir savunma mekanizmasıdır. Bize bu kadar sıkıntı yaratan bir his nasıl hayat […]
  • Kapitalizm ve SevgiKapitalizm ve Sevgi Etrafımızdaki ergenlere, gençlere bir bakalım. Gözümüze ilk çarpan hepsinin bir kalıptan çıkma durumu değil mi? Benzer kıyafetler, olmazsa olmaz markalar, son model cep telefonları var […]
  • Tolerans KavramıTolerans Kavramı İki dünya savaşı ve birçok küçük savaşlarla geçen 20. yy son günleri İnsanlık âlemine artık zorbalık, bağnazlık ve istibdat günlerinin geride kalacağı bir 21 yy umudunu yeşertmişti. Oysa […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler