felsefe taşı

İğneli Et!

İğneli Et!
Şubat 08
10:47 2016

Biraz şansın varsa, yaşamının ilk on yılında çizerek, çözerek, dinleyerek, seyrederek ve görerek bir şeyler oturtuyorsun karakterine…

İkinci on yılında bu öğrendiklerin, okulunda, arkadaşlıklarında, vedalarında, yeni başlangıçlarında sana yardımcı oluyor.

Otuzlarında, çevrende ve iş yaşamındaki öngörülerinin neredeyse hepsinin doğru çıktığını görüyorsun. Özgüvenin tepe noktasına ulaşıyor. İlişkilerin hakkında düşündüklerinde asla yanılmadığını fark ediyorsun.

Sonra, orta yaş krizine beklenilenden biraz daha önce de girdiysen…
… kırklarında çevrende sevdiğin varlıkları korumak amacıyla onları kırmak zorunda kaldığın dönemler oluyor.

Psikiyatrlara gidiyor ve soruyorsun;
“Köpeklere dışarıdan zehir yememesini öğretebilmek için, başkasının elinden herhangi bir gıda almamaya alıştırabilmek için, yabancıların elinden içine iğne ya da çivi konmuş et verilerek canı yakılır. Böyle mi olmalı ilişkiler?”
“Hayır.” diyor doktor. “Kendi tecrübelerinin ışığında, onu koruyabilmek adına da olsa hiç bir varlığın canını acıtamazsın. Acıtmamalısın.”

“Ama o zaman zehirli eti yer ve ölür.”
“Evet, ama onu yemek onun tercihi olur ve sonuçlarına katlanan o olur.” diye yanıt veriyor doktor.

Bir müddet sonra köpeğin zehirli et yiyerek ölüyor. Kırklı yaşlarının ortalarında, bu mesajı çözmeye çalışıyorsun ama tam anlamıyla anlaman beş onluğu buluyor.

Ellilerin başında, can yakmamaya özen göstererek, sevdiğin varlıkları kırmadan basit uyarılar yapmaya başlıyorsun. Bu defa da “çok bilen, ukala, komplocu hatta müsebbib – yol açan, sebep olan – ” olarak nitelendirilebiliyorsun.

Şimdilerde ise, 60’lı yıllara bir kaç sene kala, köpeğin o zehri yiyeceğinden ve öleceğinden eminsin, her şeyi görüyorsun, olacakları çok net hissediyorsun ama artık susuyorsun.

İçinden “yazık.” diyebiliyorsun sadece.
Yüreğini acıtıyor bu ama yapacak başka bir şey olmadığını da biliyorsun.

Olgunlaşmaksa bunun adı, çok da olgun olmayı kabullenemiyorsun fakat susuyorsun.

Sevdiğin bir varlığın, gözlerinin önünde zehir yediğini göre göre…
Susuyorsun.

1.941 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • AsklepiosAsklepios Tıp, oldum olası şanssız bir alandır. Hasta iyileşirse Allah’tan, düzelmez veya kötüleşirse Hekimdendir… Sağlıkla uğraşanların şanssızlığı taa Mitolojideki Tıp Tanrısı Asklepios 'tan […]
  • Mantarlar ve Kuzuların KültürüMantarlar ve Kuzuların Kültürü Spor sonrası eve gelirken gözünün önünde lezzetli yemekler geziniyordu. O kadar acıkmıştı ki yemeğinin yapılmasını bile bekleyebilecek gibi değildi. Önce tüm malzemeleri mutfak […]
  • Japonlar neden tersler?Japonlar neden tersler? Sadece Japonlar mı? Batı’dan bakarsanız, tüm Doğulular terstir. Doğu’dan bakana da Batılı ters elbette. Doğu’nun yazıları sağdan sola ilerler mesela. Batılının nedensellik ilkesi […]
  • Pazara mal olmuşluğumuza dairdir!Pazara mal olmuşluğumuza dairdir! O ki dünya bir koca pazar yeri. Daha inmeden başlarız pazarlığa. “Bak iniyorum, sonra yine gelicem, di mi, söz amaaa?” Karşıdakinin kaşı kalkar, lakin gören kim. "Ayyy, amaaa Papiii... […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eki    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Arşivler