felsefe taşı

Hayatı Selamlamak

Hayatı Selamlamak
Haziran 08
13:29 2015

Hayatı selamlamak üzerine…

Bir tohum olan gövdesini sıkıştıran toprağın kokusu boğucuydu. Başlangıçta rüzgar onu yere fırlattığında, biraz kımıldayabiliyordu. Ama sonrasında rüzgar görevini tamamlarken, üzeri kumla kaplanana dek pervasızca dönmek oldukça keyifliydi. Yavaş yavaş soluklanmaya ve bu hapis hayatına alışmayı başardı. Birşey ona bu durumun çok da uzun sürmeyeceğini söylüyordu. Büyük bir ürküntü küçücük bedenini kaplamaktaydı, çünkü kapkara toprak dışarıda olan bitenlerden hiç sözetmiyordu. Güneşi özlüyordu, kuşların cıvıltısını da… yine de yatışıyor, bu gizin değişimin gerekli bir bölümü olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Ve günler geçiyordu, bitmek tükenmek bilmez ve tekdüze, sıcak saatler her gün biraz daha uzundu. Bazen solucanlar sürünürken kuşkulu bedenine değiyorlardı ve bu da onda eski dünyasına dönme isteği uyandırıyordu. Konuşamıyordu çünkü herşeyi boğan sıcak toprak sözlerini sessizliğe dönüştürmekteydi.. aynı tasa içinde kendisi gibi alçakgönüllü bekleyişse katlanan öbür tutuklu tohumları da düşündü.

Mutlak bir sessizlik hafif ürpertilerinin yerini alana ve bir tür uyku, elini kolunu bağlayana dek. Büyük bir gürültü onu uyandırdı. Doğa gemi azıya aldığından toprak korkuya titriyordu. Yağmurun yere çarparken çıkardığı sesi duydu ve ıslak toprağın güzel kokusunu duyumsadı. Sonra, yağmur taneleriiçeri aktı, toprağın derinliklerine kadar sızdı… gökyüzünde ve öfkeli nesneler arasında yaptıkları bu uzun yolculuktan yorgun düşmüş, geliyorlardı…

Küçük tohum canlandı, çünkü tanecikler gitgide yaklaşıyorlardı. Sonunda soğuk birşeye değen sırtı ürperdi ve tatlı bir ses konuştu.
‘hey! Küçük! Şimdi çıkabilirisin, toprağı delebilir, özgürlüğüne kavuşabilirsin’
Tohum zar zor gözlerini açtı ve kekeledi:
‘iyi geceler, bayan’
Su damlası güldü:
‘Gece değil, küçük, gündüz’
‘Nereden bilebilirim? Burası öyle karanlık ki…’
Yağmur güldü.
Tohum utana sıkıla sordu:
‘Bütün bunları nasıl bilebiliyorsunuz?’
‘Aman, küçük, ben yağmur damlası olarak yaşamaktan yorulmuş yaşlı bir yağmur damlasıyım.’
‘Nereye gidiyorsunuz, şimdi?’
‘Şimdi kızkardeşlerimle birlikte, yıllar sonra büyük bir nehir haline gelecek küçük bir akarsu yaratmaya gidiyorum. Uzun süre nehir olarak yaşayacağım, bir ebemkuşağı beni içip yeniden yağmurdamlasına dönüştürene dek…’
‘Ve hayatınız boyunca yağmur tanesi olarak mı kalacaksınız?’
Yağmur tanesi hüzünlendi ve daha değişik bir sesle karşılık verdi:
‘Niçin doğduğumu ve nereye gideceğimi bilmiyorum. Eninde sonunda…. hepimiz böyleyiz ya…’
Yağmur damlası, sustu.

‘Çok yorgun olmalısınız, değil mi?’
Tohum, yağmur tanesinin ağladığını ve bunu saklamaya çalıştığını farketmişti. Yağmur karşılık verdi yine de:
‘Bir parça, ama şimdi yola koyulmazdan önce birkaç saat iyi bir uyku çekebilirim.’
‘Ya ben?’
‘Ne var küçük? Tir tir titriyorsun?’
‘Ah, yağmur ana doğmaktan öyle korkuyorum ki!’
Yağmur ananın parmakları tohumun sırtını yokladı ve belli bir noktada durdu:
‘Burası olmalı, kabuk çok ince. Onu biraz daha yumuşatacağım, sen de biraz çaba harcarsın…’
Başka birşey söylemedi. Tohum soluğunu tuttu,tuttu,tuttu… biraz daha tuttu. Patlayacak gibi olduğunu hissediyordu. Böyle bir çaba harcamış olmaktan ötürü neredeyse mormordu. Birşey debeleniyordu içinde. Yaprak dolu dallar olmalıydı bunlar.

Yağmur yeniden güldü:
‘Tekrar dene’
Tohum derin bir soluk aldı ve büyük acı gövdesini deldi geçti. Sanki derisi yukarıdan aşağıya yarılıyordu. Kollarından birinin ucu dışarı fırladı.
‘Ah! Çok acıyor! Uff! Pek soğuk!!’
‘Saçmalıyorsun. Dur sana yardım ediyorum.’
Tohumun korkusu yeniden boy gösterdi, sesi biraz titriyordu:
‘Ama nereden doğacağımı bilmiyorum’
Yağmur damlası kahkahalarla güldü:
‘Böyledir. Şimdi öbür kolunu uzat.’
Öbür yapraklı kolunuda uzattı ve bu kez daha az canı acıdı… Kabuğunun dışında hayat yeni bir serüvene benziyordu; o an, garip birşey duydu.
İncecik, ufak gövdesinin nemli toprağa değmesi hayatı yeni bir sevinçle dolduruyodu.
Yağmur tanesi esnedi:

‘Görüyor musun kızım? Doğmak o kadar güç bir iş değil.’
‘Ama insanın canını yakıyor…’
‘Can yakması hayatın bunca değeri olmazdı. Şimdi ilerlemeye çalış. Dışarı çıkmalı, yürümeli, seni öbür yandan ayıran uzaklığı aşmalısın. Alışkın olmadığın için bu iş bütün geceni alacaktır… Artık Tanrı’ya emanet ol… ben biraz kestireceğim.’
Yağmur damlası yan döndü.uykuya dalığ gitmeden önce, sevgi dolu bir sesle şunları söyledi:
‘Hayatı seveceksin… özellikle de yağmurdan sonra.’

Gürültüyle esnedi ve minik bitkinin yüreğinin teşekkürünü duymamış göründü…
Bitki, yağmur sayesine hayata bilgelikle başladı. Yağmur ana, bir iyilik meleği olsa gerekti. Güneşi görmesi,kabuğunu kırması için ona yardım etmişti… Doğumu anladı bitki, mucizesini anladı. Şüphesiz öğrenmesi gereken daha bir çok hayat gerçeği vardı. Yaşayarak öğrenecekti. Korkular doğuma dahil olduğu kadar, hayata da dahildi. Elbette korkacaktı ama başaracaktı, aşacaktı tüm engelleri. Anladı bitki mutlaka bir amacı vardı varlığının. Yaşam döngüsüne dahildi. Bütüne dahildi ve bu durumla gurur duydu. Yaşam döngüsüne saygı duyarak güneşi selamladı…
Ben de bu satırları yazarken hayatı selamlıyorum…

1.252 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Kendini Tanımak Ne Demek?Kendini Tanımak Ne Demek? Kendini tanımak ne demek? Önce ezoterik alanda ne konuşulur ne konuşulmaz üzerine yazdım sonra da farkındalık nedir sorusuna yanıt aramaya çalıştım. Şimdi tehlikeli suları […]
  • Hey sen, sana güveniyorum!Hey sen, sana güveniyorum! Hey sen, sana güveniyorum Evet yanlış duymadın, sana güveniyorum... Burada olmandan, bana yaklaşmandan, bana olan duygu ve hislerinden yana sana güveniyorum. Biliyorum benim için ne […]
  • Evrenselleş(ebil)mekEvrenselleş(ebil)mek Londra’da gerçekleştirilen 2012 Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreni hafızalardan silinecek gibi değil… Görsel şov; evet mükemmeldi… Ama daha da çarpıcı olanı, açılışta birbiri […]
  • “Doğru – Yalan” Üzerine bir Değerlendirme“Doğru – Yalan” Üzerine bir Değerlendirme “Yalan, zekâ işidir. Dürüstlük ise cesaret. Eğer zekân yetmiyorsa yalan söyleme ve cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene.” Victor Hugo İnsanlar, başkalarının zihninde doğru olmayan […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler