felsefe taşı

Gerçekte Madde Yoktur!

Gerçekte Madde Yoktur!
Ekim 08
10:08 2019

” Titreşimleri duyularımızla algılayabileceğimiz şekilde indirgenen enerjiye madde deriz.Madde diye bir şey yoktur… ” Albert Einstein

“Gerçekte madde yoktur.

Tüm madde kaynağını bir atomun parçacığının titreşimine neden olan ve bu küçük güneş sistemini bir arada tutan bir kuvvetten alır.

Bu gücün arkasında bilinçli ve akıllı bir zihnin varlığını varsaymalıyız.

Bu zihin, tüm maddenin matrisidir” (1)

Max Planck

—————————————————————–

“Zihin, tüm maddenin ana yapısıdır. Aslında madde yoktur.

Zihin, tüm maddenin ana yapısıdır” (2)

Max Planck

—————————————————————–

“Eğer golf topu büyüklüğünde bilince sahipseniz,
bir kitabı okuduğunuzda, golf topu büyüklüğünde anlayışa sahip olursunuz.

Dışarı baktığınızda, bir golf topu büyüklüğünde farkındalık,
ve sabah uyandığınızda, bir golf topu büyüklüğünde uyanıklığınız olur.

Eğer o bilinci genişletebilseniz;
bu durumda okuduğunuz kitabı daha fazla anlar,
daha fazla farkındalıkla dışarı bakar,
ve uyandığınızda daha fazla uyanıklık içinde olursunuz.

Bu, bilinçtir.

Ve her birimizin içinde saf, titreşim halinde bir bilinç okyanusu var
ve bu bilinç okyanusu, zihnin kaynağında ve temelinde,
düşüncenin kaynağı ve tüm maddenin de kaynağıdır.

Gerçekte, gördüğümüz şekilde bir madde yoktur,
Tüm madde, kaynağını, bir atomun parçacıklarının titreşimine neden olan,
küçük bir güneş sistemine benzeyen atomu bir arada tutan kuvvetten alır.
Bu gücün arkasında bilinçli ve akıllı bir zihnin varlığını varsaymalıyız.

Bu zihin, tüm maddenin matrisidir” (1)

Max Planck

————————————————

Einstein’la başlayarak, modern fizik, bize bu sağlamlığın bir illüzyon olduğunu kesinleştirmiştir.

Tüm fiziksel madde, etrafımızdaki her şey, bir frekansın sonucudur.

Her bir düşünce, örümceğin örmeye ve örmeye başladığı ağın, ağı ören silahı gibidir. Bilgi, anahtardır. Bilgi aktıkça ve matematiksel olarak konuşursak, birkaç fraktalı oluşturdukça, bu etki alanı artar. (3)

Kaliforniya Üniversitesi’nden nörobilimci ve psikiyatri profesörü Jeffrey M. Schwartz, algının beyinden bağımsız meydana geldiği gerçeğini şu sözlerle açıklamaktadır:

Her bilinç durumu, muhtemelen tek ve eşsiz olan belli bir hisse sahiptir.

Bir hamburgeri ısırdığınızda edindiğiniz deneyim, bir bifteği çiğnemekten farklıdır.
Her türlü tat deneyimi, bir Chopin etüdünü dinlemekten veya şimşekli bir fırtınayı seyretmekten veya bir içeceğin kokusundan farklıdır.

Görsel kortekste kırmızının oluştuğu yerin belirlenmesi, bizim kırmızıyı algılamamız veya kırmızı algısının neden Alfredo yemeğinin tadından veya (Beethoven’in eseri) “für Elise”yi dinlemekten farklı olduğunu açıklamaktan uzaktır…

En detaylı MR’lar bile algılamanın veya fark etmenin fiziksel kaynakları dışında bir şey vermemektedir. Bunun nasıl bir duygu olduğunu açıklamanın yanına bile yaklaşamamaktadır. Kişinin birincil olarak kırmızıyı algılaması konusunu açıklayamamaktadır. Bunun farklı insanlar için de aynı olduğunu nereden bilebiliriz?

Neden beyin mekanizmaları üzerinde çalışmak, hatta moleküler seviyede çalışmak, bu sorulara hiçbir şekilde bir cevap sağlayamamaktadır?

Jeffrey M. Schwartz, Sharon Begley, The Mind and The Brain “Neuroplasticity and the Power of Mental Force”, Regan Books, 2003, s. 26-274 (4)

————————————————-

Peter Russell ise, bu gerçeği şu şekilde açıklamıştır:

Ne zaman fiziksel görünüm ayrıntılarını araştırmaya kalksak, hep elimiz boş dönüyoruz.

Fiziksel ile ilgili olarak edindiğimiz her fikir yanlış çıkıyor. Maddecilik fikri gözlerimizin önünde buharlaşıp gidiyor. Ama maddesel dünyaya olan inancımız gitgide kökleşiyor – bizim deneyimlerimizle sürekli olarak takviye oluyor – öyle ki, bunların fiziksel bir temeli olması gerektiğine dair zannımıza sıkı sıkıya yapışıyoruz.

Dünya’nın tüm evrenin merkezinde olduğu zannından hiçbir zaman şüphe etmeyen ortaçağ astronomları gibi, dış dünyanın fiziksel bir kökeni olduğu zannımızı hiçbir zaman sorgulamıyoruz. Gerçekten de, bunun yanıtının doğruca bize bakıyor olabileceğini fark ettiğimde oldukça şaşırdım.

Belki de dışarıda gerçekten de hiçbir şey yok.

Yani, hiçbir “şey”. Fiziksel görünüm diye bir şey yok.

Belki de her şeyin sadece beyinsel bir görünümü var. (5)

——————————————————-

(1) http://okyanusum.com/bel…/evrenin-isletim-sistemi-bilinctir/

(2) http://en.wikiquote.org/wiki/Max_Planck

(3) http://okyanusum.com/hazirlaniyor/illuzyonun-matrisi/

(4) http://reddievrim.blogcu.com/dis-dunyayi-tanitan-5-…/7862667

(5) (Peter Russell, The Primacy of Consciousness, http://www.peterussell.com/SP/PrimConsc.html )

273 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Zihin, tüm maddenin matrisidir!Zihin, tüm maddenin matrisidir! "Gerçekte madde yoktur. Tüm madde kaynağını bir atomun parçacığının titreşimine neden olan ve bu küçük güneş sistemini bir arada tutan bir kuvvetten alır. Bu gücün arkasında […]
  • Sınırsız Gücümüz Hayal mi?Sınırsız Gücümüz Hayal mi? Albert Einstein, "Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere." sözü ile hatırlanır. Fizik ile ilgili olarak yaptığı devrimsel öngörülerin büyük kısmı bilimsel […]
  • İnsan evladının kan sevdası nereden geliyor?İnsan evladının kan sevdası nereden geliyor? İnsan evladının kan sevdası nereden geliyor? Neden kan dökmeye, döktürmeye, dökeni izlemeye, izleyip izleyip gevremeye meraklıyız? Hele bir bakalım. Latincede, terra sözcüğü yer – […]
  • Yeniden Doğmak Lazım…Yeniden Doğmak Lazım… Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lâzım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır. Mustafa Kemal ATATÜRK Yeniden doğuş,ölüm- yeniden […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2019
P S Ç P C C P
« Kas    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031