felsefe taşı

Evrim mi devrimi, devrim mi evrimi getirir?

Evrim mi devrimi, devrim mi evrimi getirir?
Ocak 08
08:59 2018

Sevgili okuyucu geçenlerde bu sözü kardeşim gibi gördüğüm bir dostum söyledi. Ve doğal olarak bir yazının konusu haline geliverdi bu cümle. Hiç kuşkusuz benim açımdan bu konu çok tartışılacak bir şey değildi. Elbette evrim devrimi getirir dedim ama sonra bir düşüncedir aldı. Şimdi o düşünceleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Evrime elbette önce biyolojik açıdan bakabilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Önceki yazılarımda insanın evriminden bol miktarda söz ettim. Evrim hiç kuşkusuz yüzbinlerce ve milyonlarca yılda genlerimizde gerek coğrafik gerek iklim koşullarının değişmesiyle oluşan çok küçük değişme birikimlerinin sonucunda çok yavaş işleyerek ortaya çıkan bir süreç. Bu milyonlarca yıldaki değişimler bundan 150 bin yıl önce homo sapiens’in ortaya çıkmasına neden oldu ve geçtiğimiz 150 bin yılda insanoğlu elbette şu anda bizim hissedemediğimiz bir evrim sürecini yaşarken, bir yandan da önce alet yapma sonra düşünme, sonra tekrar alet yapma ve el kullanma becerilerini geliştirerek tarihsel yolculuğunda beyin hacmini sürekli büyüterek yani beynini her geçen dönemde yeni bilgilerle besleyip böylece daha büyük miktarını kullanmaya devam ederek düşünsel evrimini kuşaklardan kuşaklara aktararak sürdürüyor. Elbette düşünsel evrimde belirli bir entellektüelizme ulaşan insanoğlu düşüncelerini kitlelere yayarak ve kitlelerin yönetimi için daha iyiyi, daha güzeli arzulayarak tarih boyunca devrimlere de neden oldu. 1789 Fransız devrimi aydınlanmanın bütün tabana yayılmasını yıllar içinde sağlayarak toplumların çok büyük ateşleyicisi oldu. Biyolojik evrimimiz sonunda bizi bu devrimi yapmaya zorlamıştı. Ve onun arkasından gelen 1917 Rus Bolşevik ve daha sonra 1948 Çin Kültür devrimi ile 1923 Atatürk Devrimleri yüzyılın bütün görünümünü ve ulusların duruşunu değiştirdi. Evrim, devrimi bir daha dönüşü olmayacak şekilde çok etkili bir şekilde toplumumuzun ve dünya toplumlarının önüne koydu. Sosyolojik devrimlerin ötesinde elbette insanlığı ileriye götüren en önemli devrimler bilimsel devrimlerdir ki, insanoğlunun bilgi birikimlerinin asıl ürünleri burada birikmektedir. Bu devrimler bir günden diğerine insanoğlunun hayatında değişikliğe yol açmaz. Tıpkı genlerimizde biriken mutasyonların zaman içinde kendini göstermesi gibi bilimsel devrimler de yıllar içinde birikerek değişikliklere yol açarlar. Ancak şunu göz önünde tutmakta yarar var. 1600’lerde Newton’un yer çekimi ve mekanik üzerindeki buluşları ve daha sonra dünyada asıl bilimsel devrimi başlatan Darwin’in bugün artık çoktan kanıtlanmış Evrim Teorisi (bütün karşı kara propagandaya rağmen) ve Einstein’in Newton’ı çürüten izafiyet ve kütle çekim teorileri arasında geçen süreyle, bugün benzer buluşların ve birbirini çürüten yeniliklerin arasında geçen süre inanılmaz derece kısalmış durumda. Artık bilgi birikimi öyle bir noktaya vardı ki, yukarı çıkan dik bir çizgi halinde geometrik artışa yöneldi. Bu da yaşadığımız yüzyılda insan zekasını gittikçe artırıyor ve bilgiyi var olan beyin hacmimizle kullanmamızı gerektiriyor. Ama büyük olasılıkla biyolojik evrimimiz bu bilgi birikimine beyin hacmimizdeki artışla karşılık verecektir. Bu da hızlanan teknolojik ve bilimsel devrimler anlamına gelebilir. Şunu unutmayınız, hani derler ya insanoğlu beyninin yüzde 10’unu kullanıyor diye. Bu ne kadar doğru bir bilgidir pek emin değilim, çünkü zaten beyin hacmimizdeki artış tam bu nedenle evrimsel gelişimimizin geleceğini oluşturacaktır. Çünkü bundan 150 bin yıl önce oluşan Homo Sapiens’de bugünkü insan da beyinlerinin tamamını kullanıyor aslında. Sadece artan bilgi birikiminin getirdiği bilgi yüküne beyin kendi kıvrımlarını gittikçe artırarak yani alanını genişleterek cevap veriyor. Bir düşünün bundan 500 yıl önce bir insan hem felsefeci, hem matematikçi, hem astronom olabiliyordu. Peki bugün neden olamaz? Ve o zaman nasıl hepsini birden olabiliyordu? Cevap bu bilim dallarındaki toplam bilgi miktarında yatıyor. Artık bir alandaki bütün bilgilere erişmemiz mümkün olduğu halde, bütün bu bilgileri tek bir beyinde toplamamız bile mümkün değil. Artık bilim dalları biyoloji, matematik, fizik diye ayrılmıyor. Artık Teorik biyoloji var, ya da Genetik biliminin içinde bir grup örneğin 22. Kromozomun sadece sol bacağını inceliyor. Artık Fizik diye bir alan yok, fizik biliminin alt gruplarında doktora ve sonra post doktora yapıp gittikçe daha küçülen alanlarda uzmanlaşan bilim adamları var ve bunların tümü beyinlerinin tamamını kullanarak bu bilim dallarına yani insanlığa katkıda bulunuyorlar. Önümüzdeki yüzyıllarda hiç kuşkusuz bilgi miktarı arttıkça uzmanlaşılan alanlar daha da daralacak ama beyinlerimizin kapasitesi aynı oranda artacaktır.

Peki bir de tersinden baksak, devrimler evrimlere yol açar mı? Aslında sorunun cevabı yukarıda verildi gibi. Elbette biyolojik evrimimiz gerek bilimsel gerek sosyolojik devrimlere neden olunca, özellikle demokraside, insan haklarında, özgürlüklerde ve bilimde ortaya çıkan devrimler insanoğlunun özgür düşünme, düşüncelerini ifade edebilme kapasitelerini artırdığı için ve bunlar da evrimsel olarak beyin kapasitemizin artmasına neden olduğu için, devrim yeni bir biyolojik evrime neden oluyor diyebiliriz. İnsanları maddesel kölelik bağlarından, düşünceye vurulan gemlerden kurtardığımızda, bilgiyi işlemeye engel olacak eğitim yetersizliklerini ortadan kaldırdığımızda elbette beyinlerini daha iyi kullanacaklar ve düşüncenin toplam artışı önümüzdeki binlerce yılda insanoğlunun beyin kapasitelerinde büyük artışlara neden olacaktır. Ama aynı zamanda kas gücünde ve yağlanmada azalmalar evrimsel olarak görülebilir. Çünkü bildiğiniz gibi bugünlerde yeni sanayii devriminden söz edilmekte, sanayii 4.0’dan. Artık birçok işimizi bilgisayarlar ve makineler ile robotlar yapmakta. Dolayısıyla bizler kol gücünden çok, artık beyin gücüyle çalışan birer varlık halini almaya çoktan başladık bile. Bunun da tek bir sonucu olabilir beyin hacmimizin büyümesi. Evrimin yeni gidiş noktası bu gibi görünmekte biz bilim insanları için. Tabii bütün bilgimizi yapay zekaya devredip biz kenara çekilmediğimiz sürece. Eğer böyle bir hata yaparsa insanoğlu ve kendi öğrenip kendini geliştiren yapay zekaları üretime sokarsa üstelik bir de bunları insan benzeri bedenlerin içine yerleştirirse ki, gidiş ne yazık ki öyle görünüyor, o zaman acaba evrimimiz tersine işleyip yeni bir devrime yol açar ve bu sefer de beyin kapasitelerimiz yok olarak yapay zekanın elinde oyuncak olup, kol gücü gerektiren işlerde çalışan birer köleye mi dönüşürüz uzak gelecekte dersiniz?

866 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • İnsanın Yolculuğuİnsanın Yolculuğu Sevgili okuyucu, geçen yazımda insanın evrimini ele almaya çalıştım. Ve sonraki birkaç yazım da insanın düşünce süreçleriyle ilgili olacaktır. Daha sonra başa dönüp büyük patlamadan […]
  • Aşk Algoritmalar Yüzünden mi Var?Aşk Algoritmalar Yüzünden mi Var? Algoritma: Bir işin nasıl yapılacağını gösteren yolun, adım adım tarifidir. Daha çok bilgisayar programları ile ilgilenenlerin çok uğraştıkları ve yakından bildikleri bir […]
  • Yol – Ekonomik Kriz BağlantısıYol – Ekonomik Kriz Bağlantısı Bugün şöyle 150 kilometrelik mesafede bir yere gitmem gerekti. Gideceğim yönde bir otoyol vardı neyse ki. Bir buçuk saat kadar direksiyon sallamak hedefe ulaşmak için yeterli oluyor. Öyle […]
  • İnsanoğlunun geleceği “Homo Noeticus” mu?İnsanoğlunun geleceği “Homo Noeticus” mu? 4,6 milyar yaşındaki Dünyamızda insanlığın 3,5 milyonluk bir evrim süresi var. Son 50-65 bin yıllık dönemde ise Homo Sapiens’inCro-Magmon adamından evrimleşerek günümüz insanını […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Mayıs 2018
P S Ç P C C P
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Arşivler