felsefe taşı

Değişmez Taahhüt

Değişmez Taahhüt
Mayıs 07
15:35 2014

Neden Sevgi Bir Duygu Değildir
Duygu olmayan bir şeye daha yakından bakarsanız duygulara dair daha empatik bir bakış açısı kazanabileceğinizi düşünüyorum. İşte o şey “ sevgi” .

Bir duygu sağlıklıysa, sadece kendisine ihtiyaç duyulduğunda ortaya çıkar, ortamına göre yer değiştirip, değişebilir ve bir konuya hitap ettikten sonra kendi arzusuyla geri çekilebilir. Sevgi ise sağlıklı olduğunda bunların hiçbirini yapmaz. Duygular kendilerini sonu gelmez bir tempoyla tekrarlıyorlar ya da aynı yoğunlukla yine yeniden tekrar tekrar ortaya çıkıyorlarsa orada bir yanlışlık var demektir. Bir kez daha gerçek sevgiden bahsedersek o, hayat boyu ve ölümün ötesinde kendisini sonsuza kadar tekrarlayan değişmez bir taahhüttür. Sevgi bulunduğu ortama yanıt olarak azalıp çoğalmaz ve değişim rüzgarlarıyla değişmez. Sevgi bir duygu değildir, onlar gibi davranmaz. Gerçek sevgi kendine ait bir kategoridir.

Sevgiye eşit görmeyi öğrendiğimiz o şeyler – özlem, fiziksel çekim, paylaşılan hobiler, arzu,hasret, tutku, bağımlılık yapan döngüler, ihtiraslar – bütün bunlar tıpkı duygular gibi hareket edip değişir ve dalgalanırlar ancak bunların sevgi oldukları söylenemez. Sevgi tepeden tırnağa sabittir ve hiçbir duygudan hiçbir şekilde etkilenmez. Gerçekten sevdiğimizde , bir yandan sevdiğimiz kişileri sevmeye ve saymaya devam ederken bir yandan da tüm duygularımızın (korku, öfke,nefret,hüzün ya da utanç dahil olmak üzere) kendi halleri ve kendi debileri içinde özgürce akmalarını tecrübe edebiliriz. Sevgi korkunun , öfkenin ya da herhangi bir başka duygunun zıt kutbu değildir. Sevgi bundan çok çok daha fazla derindir.

Bazıları için sevgi, olumlu-gölge yansıtmasının bir biçimi olarak sadece hayranlıktır. Bu insanlar yaşanmamış gölge materyallerini – iyi ya da kötü – en iyi simgeleyen kişiyi bulur ve onlarla bir tür trans içinde yaşarlar. Her ne kadar bu hüzünlü oyuna “sevgi” diyemeyeceksem de , birçok ilişkide sevginin önüne geçen şey budur : Halledemediğiniz malzemeye karşılık gelen birini bulursunuz, ona bağlanırsınız ve duygu durum ve arzularınızdan oluşturduğunuz perili bir duygu karnavalında sürüklenirsiniz. Yansıtmalar bozulup siz hayranlık duyduğunuz hedefi gerçekte olduğu kişi gibi görmeye başladığınızda ise hayal kırıklığına uğrar, yansıtmalarınıza yeniden tutunmak istersiniz ya da hatta bu yansıtmaya uygun başka birini bile ararsınız. Ama buna sevgi denmez çünkü gerçek sevgi başkalarının ruhuyla oyun oynamaz ve partnerinize ne yansıtabileceğinize veya ilişkiden ne elde edebileceğinize bağlı değildir. Gerçek sevgi bir dua ve sonsuz bir taahhüttür. Gerçek sevgi tüm duyguları sineye çeker ve travmaya,ihanete,boşanmaya ve hatta ölüme bile dayanır.

Sevginin hakikati şudur : sevgi sabittir, değişen sadece isimlerdir. Sevgi kendisini romantik ilişkilerle sınırlamaz. Sevgi her yerdedir – bir çocuğun sarılışında , bir arkadaşın gösterdiği ilgide, ailenizde ve evcil hayvanlarınızın yüreğindedir. Kaybolduğunuzda ve hiçbir yerde sevgiyi bulamadığınızı zannettiğinizde , sevginin konuşmakta olduğu dil yerine insanların konuşma dillerindeki sevgiye kulak veriyorsunuz demektir. Sevgi daimidir; o bir duygu değildir.

Sevgiyi bir duygu olarak keşfetmek arzusundaysınız, o zaman hayvanlar tarafından büyütülmemiş ve empat olmayan biri tarafından yazılmış bir kitabı okuyun çünkü ben sevgiyle duygu arasında hayati bir fark görüyorum. Sevdiğim insanlara öfkelenebiliyorum, onlardan korkabiliyorum ve nihayet onlar tarafından hayal kırıklığına da uğratılabiliyorum ama sevgim asla sarsılmıyor. Sevdiklerim çok fazla hırpalandıklarında ya da farklı zevklere sahip olmamız ilişkimizi yıpratıyorsa yanlarında kalmayı sürdürmem (ve kredi kartlarımı almalarına izin vermem ! ) ama onları sevmeye devam ederim. Sevgi duygulardan çok daha uzak çok daha derin diyarlarda yaşar ve o derin, zengin alanda sözcüklerin bir anlamı yoktur. Bu yüzden sevgiye dair sözcükleri çevremizi saran anlamlı sessizliğe bırakıyorum ve böylece yolumuza devam ediyoruz.

* * *
Bu ay sizlere bir kitap tanıtmak istedim.Okumuş olduğunuz metin Karla McLaren’in Duyguların Dili isimli kitabından aynen aktarılmıştır (s:185-187). Kitap arkası tanıtım yazısında şunlar yazıyor :

“ Empati danışmanı Karla McLaren “Duyguların Dili” ile bize duygularımızla nasıl buluşacağımızı ve güvenli bir biçimde çözülüp denge sağlamaya geçmek üzere onların hayat kurtaran bilgeliklerine nasıl erişeceğimizi gösteriyor. Bu sayfalar arasında öfkeden, korkuya, kıskançlığa, utanç, yas, haz ve daha fazlasına doğru açılan tüm duygulara dair bir duygu yelpazesini kapsayan deneysel egzersizler aracılığıyla kendimizin ve başkalarının duyguları üzerinde akıcı ve bilgili bir çalışma biçimini keşfediyoruz. “

Bu kitabı psikoloji okumayı seven her seviyedeki okurun faydalı bulacağını umuyorum…

1.997 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Onlar her zaman iktidar!Onlar her zaman iktidar! Yüreksiz “her devrin adamları”… Çok görür olduk bunları, Bir bakarsın devir uygunsa Anıtkabir’de en önlerde, Bir bakarsın devir değişir taasubun bayrağı altında geri kafalar ile […]
  • Akıl mı, Nakil mi?Akıl mı, Nakil mi? “Bundan M. S. 1000’li yıllar! İslam Skolâstik düşünürlerinden İbn-i Rüşt ile İmam Gazzali arasında, “İslam’ın nasıl anlaşılması” konusundaki bir polemik yaşanır! Türkçesi kalem […]
  • Sosyal Oyunlar ve Sevgi EksikliğiSosyal Oyunlar ve Sevgi Eksikliği Sevgi gösteremeyen nesiller yetişiyor çünkü o nesilleri yetiştirmekte olan nesiller (bugünün genç anne babaları) sevgi görmeden yetişmişler. Şu hikaye mutlaka bir yerde karşınıza […]
  • En Güçlü Tanık: VicdanEn Güçlü Tanık: Vicdan “Vicdanımız yanılmaz bir yargıçtır, biz onu öldürmedikçe.” Balzac Vicdan; kendi kendimizi suçlayabilme, sorgulayabilme, direnebilme ve gerektiğinde kendimize bile savaş açabilme, […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler