felsefe taşı

Ayna Olmak

Ayna Olmak
Ocak 23
09:18 2017

Sevgili Berk Yüksel kardeşim kişisel web sayfamın ana sayfasının görüntüsünü bu başlıkla paylaştığında bu konuda bir yazı yazmadığımı ancak web sitemi de bu başlık altında oluşturduğumu fark ettim ve elbette bu bir eksiklik. Ve bugüne kadar yazdıklarımızda bu konuyu belki de değişik makalelerde değişik cümlelerle işledik ama belki de bir derleyip toparlamakta yarar var.

Ayna olmanın anlamına bir bakalım. Ayna nedir bize kendimizi ya da objeleri aynı derinlik ve uzaklığa sahip olarak gösteren arkası sırlı cam değil mi? Ki, lise fiziğinde ayna problemleri en hoşuma giden problemler olmuştur. Ayna bize kendimizi gösterse de ayna olmak yani başkalarının sizi kendinde görmesi başka bir konudur. Ama ayna olabilmek için aynaya bakmayı bilmek gerekir. Bu gerçek fiziksel bir çalışmadır her şeyden önce. Ve en önemli yansımasını Pink Floyd’un The Wall albümünde bulur belki de. Çünkü Pink Floyd bu yolla yani kahramanın aynanın önünde kendini traş etmesi, arındırması sembolizmasıyla ayna çalışmasını kitlelere yaymak gibi çok önemli bir görevi yerine getirmiştir diye düşünüyorum. Öyleyse arınmanın ön koşullarından birisi aynada kendine bakmaktır diyebiliriz. Peki aynada kendimize bakıp ne yapacağız, doğrusu şu, kendimize küfredeceğiz. Hatalarımızı kendi yüzümüze söyleyeceğiz, yaptığımız kötülükleri, yanlışları kendimize itiraf edeceğiz ve göreceğiz ki, yanlışımızı bilsek ve aklımızdan geçirsek de kendi gözümüze baka baka kendimize söylemek o kadar kötü değil. Ama söyleyebildiğimiz ve kendi yanlışımızdan dolayı kendimizi affettiğimizde arınmanın birinci aşamasını da geçmiş olacağız. Sonra kendimizi soymak bütün çıplaklığımızla kendimize bakmak var. Bu İnanna’nın kocası Dumuzi’yi kurtarmak için yerin altındaki kız kardeşinin yanına giderken geçtiği 7 kapıya benziyor. Her kapıdan geçerken bir eşyasını kapı nöbetçisine bırakır İnanna ve kız kardeşinin önüne çırılçıplak girer, sanırım buradaki sembolizma ortada. Çırılçıplak kalmalıyız kendimizin gözünde bütün ağırlıklarımızı atmalıyız arınabilmek ve kendimizi bütünüyle tanıyabilmek için. Elbette bunlar dışsal öğeler ve gerçek fiziksel çalışmalar. Ancak bu fiziksel çabalarla kendimizi traş ettiğimizde, çıplaklığımızla kötülüklerimizle yüzleştiğimizde içimize doğru dönebilmeye başlayacağız demektir.

Meditasyonda ne yaptırırlar kişiye, bir okyanus düşün derler başka şey düşünme. Ve o okyanusa yukarıdan bak ya da içine gir bir parçası ol su damlalarının. Ve ondan sonra beyninden dışarı çık ve düşüncelerini izle bırak aksınlar ve sen hiçbir şey düşünmeden düşüncelerini izle. Bunu yapabildiğinizde, gerçekten düşüncelerin bir ırmak gibi altınızdan akıp geçtiğini görürsünüz ki artık bedeninizden kurtulup kendi beniniz içindeki kendinizi hissetmeye başlayabilirsiniz. İşte insanın yolculuğu, kahramanın yolculuğu, Mordor dağına yolculuk tümü, bütün sembolik anlatımlar burada başlamakta. Artık suların öfkesinden, çorak toprakların gazabından, havanın her mevsimde insanı zorlayan fırtınalarından ve ateşin yakıcılığından geçmenin yolu bu andan başlamakta. Son olarak kendinizi ateşe atıp sıcaklığını beninizde hissettiğinizde arınmanın bir aşamasından daha geçmektesinizdir. Elbette bunları yazmak kolay yaşaması kolay mı ya da yaşadın mı derseniz, bu soru her bireyin kendi benliğinde arayacağı cevapta gizli hiç kuşkusuz. Taa bundan en az 7000 yıl önceki inisasyonlardan bu yana insan çile çekerek, arınarak, benliğini zorlayıp kendi benliğinin dışına çıkıp kendine bakmaya zorlanarak, hırslarından, şehvetinden, kudretin verdiği güç sarhoşluğundan kurtulmaya çalışarak kendine inisiye olmaya çalıştı. Şu da yanlış anlaşılmamalı kudret sahibi, hırs sahibi olmak, şehvet duymak kötü şeyler değildir. Arınmada yanlış anlaşılan şeylerden biri budur nefsine hakim olmak deyimi aslında bunu anlatır. Bunları yapmamayı değil, bunların esiri olmamayı, bunları kötüye kullanmamayı demek ister bu deyimle bilgeler.

Ne zamanki bu içe dönüşü, kendi köküne ulaşmayı başarabiliriz, işte o zaman bilgelik duvarının ötesine geçebilip orada bizi bekleyen diğer bilgelerle buluşabiliriz. O zaman belki başkaları da bize bakıp yansıttığımız ışıkta kendilerini görecek ve bu bilgelikten yararlanmaya çalışarak kendi arınmalarına başlayacaklardır ya da biz kendimizden daha bilgelere bakarak onların vardığı noktaya ulaşmak için yeni bir arınma aşamasına geçeceğiz taa ki, ruhumuz sübtilleşene, maddi hayattan kurtulana, bir sonraki aleme gidinceye kadar.

Bilirsiniz Müslümanlar avuç ayalarını kendilerine doğrultarak dua ederler. Bir düşünceye göre bu, kendine dua etmek, kendi aynasına bakarak aynanın ötesinde bulunan özüne dua etmek anlamına geliyor. Ne kadar mantıklı değil mi? Biz Bir’in bir parçasıysak eğer, yücelerin yücesinin yücelerinden biriysek, bu dünyada gerçekleştireceğimiz edimler ancak kendi kendimize vereceğimiz güçle gerçekleşebilecektir. Biz ancak kendi aynamızda kendi özümüze dönerek biz olabiliriz. Ve ancak o zaman başkaları bizim ışığımızdan yararlanabilir. Sen oldun mu derseniz olmadım, olamayacağım belki ama olma yolunda, ateşe yürüme yolunda büyük adımlar atacağım kesin. Bence önce bu adımları atmaya başlayanlar ya da benden daha yürekli olanlar ayna olacaklar belki ve biz onlardan bir tutam bilgelik alacağız kim bilir.

Ama aynayı bir de ışık olarak düşünelim. Işığı da bilgi. Bilgimiz arttıkça ki, bu sadece okumakla olacak şey değildir, ışığımız parlayacaktır. Hepimiz çevremize kendi pırıltımız kadar aydınlık verebiliriz, bu da ışığı bizden zayıf olanların bu ışığı takip etmesi için ve karanlığın aydınlanması için gereklidir. Böylece ışığımız arttıkça daha güçlü ışıkların peşine düşebiliriz. Hepimize verilen görev önce kendini tanımak sonra kendi içindeki ateşi yakarak başkalarına ışık sağlamak olmalıdır. Şu mısraları unutmamalıyız bence;
Sen yanmasan ben yanmasam biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa

Ya da bir damla aydınlık için bir mum da sen yak!

Hiç kuşkusuz ışık taşıyan eller her zaman değişecektir ama taşınan ışık aynı kalacaktır. Burada amaç her zaman ışığa ulaşmak olmalıdır, kişiye değil. Kişileri putlaştırmamalı onları ellerimizle yükseltip egolarını bozmamalıyız. Biz sadece o kişilerin taşıdıkları karanlığı yok eden ışığa, bilgiye bakıp yansımalarında kendimizi bulup aynı ışığı kendi çapımız kadar taşıma onuruna ulaşma hedefine yürümeliyiz.

Hepinizin kendi aynasını bulması dileğiyle…

1.829 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • İnsan evladının kan sevdası nereden geliyor?İnsan evladının kan sevdası nereden geliyor? İnsan evladının kan sevdası nereden geliyor? Neden kan dökmeye, döktürmeye, dökeni izlemeye, izleyip izleyip gevremeye meraklıyız? Hele bir bakalım. Latincede, terra sözcüğü yer – […]
  • İnsanın Fabrika Ayarlarıİnsanın Fabrika Ayarları "Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana; 'HADDİMİ BİLİRİM' derim." Hz. Mevlana Bugün bu sitede ilk yazım ve iki çocuk babası olarak benim için çok özel. Zira en büyük […]
  • Platon ve Filozof KrallarPlaton ve Filozof Krallar “Toplumlar, filozofların kral, ya da kralların filozof olduğu güne kadar, rahat huzur yüzü görmeyeceklerdir.” Platon‘un sözleri. Nam-ı değer ‘Aristokles ‘ ya da Maşrık tabiriyle ‘ […]
  • GölgeGölge Yoruldum artık!... Gitmeyeceğim peşinden... Ne kadar oldu hatırlamıyorum; sürekli onunla ve onun peşinde olmak; sürünmek... Gittiği her yerde onunla olmak. Üstelik rengim sadece […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Temmuz 2017
P S Ç P C C P
« Haz    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Arşivler