felsefe taşı

Tolerans Kavramı

Tolerans Kavramı
Aralık 05
23:27 2013

İki dünya savaşı ve birçok küçük savaşlarla geçen 20. yy son günleri İnsanlık âlemine artık zorbalık, bağnazlık ve istibdat günlerinin geride kalacağı bir 21 yy umudunu yeşertmişti. Oysa 20. yy. son onyılları ve 21. yy. Avrupa, Asya, Ortadoğu ve Afrika da vahşet, zulüm ve İnsanlık trajedilerini beraberinde getirdi, Homo Homini Lupus. Bu gelişmeler Tolerans kavramının yaşamsal önemi haiz olduğunu bir kez daha gündeme getirdi.

Günlük yaşam ve bilimde Tolerans sözcüğünün kullanımına bakarsak:
1-MÜHENDİSLİKTE: Tolerans bu alanda taşınabilecek yük veya kuvvetin kabul edilebilir en düşük ve en yüksek değerleridir (alt-üst). Manufactur’den sanayi üretimine geçişte de Tolerans aralığının farkının azaltılması seri üretime imkân verirken Taylorizmin maddi temellerinden birini de oluşturmuştur.
2-TEKNİK RESİM: Üstündeki boyutun uygulamada ne kadar farklı yapılabileceğinin sınırını belirten sayı veya değerdir
3-TIBBİ OLARAK: Vücuda dışarıdan verilen bazı maddelere karşı bünyenin dayanma derecesini ölçmek için yapılan testlere verilen genel isimdir. (Glükoz Tolerans testi vs.)
4-KİLO OLARAK: Sporda, boks, halter gibi dallarda sporcunun ağırlığında izin verilen değerler aralığına verilen isimdir.
5-EKOLOJİK: olarak Tolerans bir canlı türünün zarar görmeden yaşabildiği en üst ve en alt değerler aralığını belirten sınırlara verilen isimdir.
6-KUYUMCULUKTA: Kuyumculukta Tolerans gerçek ağırlık ve ayarlarla. Yasal ağırlık ve ayarlar dışında kabul edilebilen differansa verilen isimdir.
7-ELEKTRİK: Elektrik malzemeleri kullanımında dirençlerin renk kodlamalarındaki son sıradaki renk ve onun karşılığı olan rakamsal değere verilen isim
8-PSİKİATRİDE TOLERANS: 14-19 yaş aralığına Tolerans dönemi denir. Bu dönemde sosyal, seksüel, yalpalamalar olabilir ama bunlar hekimlerce genellikle geçici olarak değerlendirilirler(Fanatik Dinci gruplar ve Terör Örgütlerinin militan devşirdikleri yaş grubu bu aralıktadır)
9- SON OLARAK SOSYAL (CIVIL) TOLERANS.

Tolerans kelimesi Latince Tolerare, tolerantia(tahammül), toleratus (tahammül edilebilir) Tolerantis (sabırlı)Toleratum(Tahammül göstermenin adı)Toleravi (tahammül göstermenin fiili) kelimesinden kök alır. Bize bu kavramı Krebsli Nicola veya Nicolas Cusanus isimli bir filozof düşünce dünyamıza kazandırmıştır. Bunu da eseri olan “De Pace Fidei” de kullanmıştır. Bilinen kanının aksine Tolerans kavramının ilk kullanılışı Mezhepler arası çatışmalara değil, Mezhep içi çatışmalar için geliştirip kullanılmıştır. “De Pace fidei” sözcük olarak Müminlerin barışı anlamına gelir ve ilk planda bütün inananları kapsar gibi gözükür. Oysa tekil olarak Fidel (fides), Fidei ki müminlerden kasıt sadece Katolik olanlardır. Yani kitap Katoliklerin kendi iç çatışmalarında ki tolerans kavramı için yazılmıştır.

Nitekim 1400’lü yıllarda Katolik kilisesi içinde Papalık_Konseyler, Papalar, Anti Papalar mücadelesinin yaşandığı yıllardır. Kendisi de önceleri konseyler cephesinde taraf olan sonra karar değiştirip ve Papa Nicolas la daha sonra aynı safta yer alan Nicolas Cusanus (Nicolaus von Kues)bu çatışmaların önlenmesi için eserini yazmıştı. (İstanbul’a da elçi olarak gelen bu Avrupa mistiği özel olarak incelenmesi gerekir diye düşünüyorum, örneğin De docta İgnorantua (Öğrenilmiş Cehalet), adlı kitabı, vision Intellectuale görüşleri çağının çok ötesindedir). Bu kavram daha sonra Mezhepler arası savaşların, daha sonra Dinler arası savaşların, daha da genel anlamıyla “İnsanlığın Hürriyet” mücadelesinin bir parçası haline gelmiştir. Tarihte ender görülecek bir şekilde gelişmiş ve değişmiştir ve de bu değişim ve gelişim bugünde yaşanmaktadır.

Süreci yorumlamaya çalışırsak önce Entolerans vardı ve çok güçlüydü bugünde Entolerans var ve çok güçlü, Entoleransın içinde Tolerans zıddı olarak doğdu çok güçsüzdü bugünde var gelişmekte ama hala güçsüz. Onun egemenliği altında büyüyor gelişiyor ve bir gün onu tahtından indirip onun negation (İnkârını), yok olmasını sağlayabilecek…

Entoleransın beslendiği kökler:
1-Bilgisizlik ve onun savunulması
2-Bağnazlık
3-dogmalar
4-batıl İnançlar
5- Biat kültürü ve/veya sürü bilinci

3.287 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Gerçek mi? Yorum mu?Gerçek mi? Yorum mu? İnsanlık gerçek-ötesi (post-truth) dünyada son bir kaç yıldır mı yaşıyor? Yoksa dünya hep böyle miydi? Dijital Yerli kuşaklara bırakılacak en büyük sorun nedir? A.Manguel’i tanımayan […]
  • Memento MoriMemento Mori Adem evlâdı bu ne kibir? Önce bir şeyi doğru idrak etmen lâzım: Dünya ismini verdiğimiz bu gezegende "Işk; bilgi / Îlm" veya seküler tanımıyla "bilim" senden çok önce de […]
  • Onlar her zaman iktidar!Onlar her zaman iktidar! Yüreksiz “her devrin adamları”… Çok görür olduk bunları, Bir bakarsın devir uygunsa Anıtkabir’de en önlerde, Bir bakarsın devir değişir taasubun bayrağı altında geri kafalar ile […]
  • Tanrı olmasaydı O’nu icat etmek gerekirdiTanrı olmasaydı O’nu icat etmek gerekirdi "Tanrı olmasaydı biz o'nu icat etmek zorunda kalacaktık, ama bütün tabiat O'nun var olduğunu bize haykırmaktadır" şeklinde ifade etmiştir bize Tanrı anlayışını Voltaire. Ve keza: "Tanrı […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Eylül 2017
P S Ç P C C P
« Ağu    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Arşivler