felsefe taşı

Tekamülün Sırrı Çeşitlilikte saklı

Tekamülün Sırrı Çeşitlilikte saklı
Mayıs 19
16:39 2015

Binlerce yıldır güzel Dünyamızın farklı yerlerinde, farklı inanç sistemleri, farklı filozoflar Evreni ve Yaradan’ı düşünüp duruyorlar. O’na ulaşmanın yollarını arıyorlar. Farklı farklı yollardan arıyorlar belki, ama aynı şeyi arıyorlar. Bayezid Bestami’nin dediği gibi “aramakla bulunmaz, ancak bulanlar arayanlardır” misali herkesin aradığı şey aslında “HAKİKAT”.

HAKİKAT tek; ancak yorumları farklı. Çünkü bu sonlu olanın, sonsuz ve Mutlak olanı arayışı. Parçanın bütünü, cüzün küllü arayışı.Sonlu olan sonsuzu nasıl tamamen anlasın ki. O yüzden her arayış aslında sonsuzun peşinde koşarken üretilen bir teori.

ARAYIŞ ise insanın kendi içine yaptığı yolculukta saklı. V.I.T.R.I.O.L. ile simyacıların özetledikler felsefe taşını bulma yolculuğu insanın “nefsini bilen Rabbini bilir” veyahut Delphi Tapınağı girişinde yazan “Kendini Bil” sözü ile ilişkili.

Yani ARAYAN insan, aranan HAKİKAT ve arayış YOLU ise içe dönük yani ezoterik (batıni). Aranan şey insan açısından bakıldığında insanın tekamül evrelerinin sonunda gelebildiği saf, rafine bir erdemlilik hali. Nasıl Tasavvuf’ta Hz.Peygamber, Allah’ın 18 bin alemi yüzü suyu nuru üstüne yarattığı Hz.Peygamber, O’nun bizlere indirdiği kitabın “Canlı Kur’an” olarak yaşayan kanıtı ise, bizler de hakikati arayışımızda hakikati ve O’nu anlamak için önümüzde bir rol model arıyoruz.

O rol model ile ancak ışıklı sonsuz basamaklı yolu anlayabiliyoruz. Bu rol model ise aslında bir MÜRŞİD veya ÖĞRETMEN. Bu aracı aslında sonsuz Aşkı (AGAPE), sonlu beden ve imkana sahip aşıklara (Eros) tercüme eden bir dekoder gibi düşünülebilir. Platon’un “İdealar Kavramı” ile betimlemek istediği İlahi Işığın fiziksel varoşul planındaki izdüşümünü gölgeler olarak görüyoruz ve gölgelere bakarak ışığı tanımlamaya çalışıyoruz. İşte bu yüzden de bir aracı lazım. Yaşayan bir rol model lazım ki FEYZ alalım.

Evet…Yollar farklı olsa da her yol Roma’ya çıkıyor. Ama MUTLAK HAKİKAT tek. Ve mürşidler farklı olsa da yollar yine Roma’ya çıkıyor. Roma’ya varmayı bu yüzden Nirvana, Satori, Mokşa, Kemale varmak olarak tanımlayabiliriz.
Bu varış ise bir hal makamı anlamına geliyor. Yani erdemleri ve sonsuz sevgiyi fizik bedendeki yaşamında bir insanın hal etmesi durumu. Kamil insan, Adam Kadmon, İnsan’ı Kebir, Civanmukti, aydınlanmış insan… Ne dersek diyelim, bu hal etmiş insanı tanımlıyor.

Bu ise bir son nokta değil. Sonsuz basamaklı sarmal tekamül yollarında bir ara basamak…Ama beşer için ise son nokta gibi sanki.
Bu yolculukta ilerlemenin sırrı ise bana göre ÇEŞİTLİLİK’te (DIVERSITY) saklı.
Bunu Yaradılış kavramına bakarak kısaca açıklamaya çalışayım…
Yaradılış ile birlikte Kabala’da remzedildiği gibi Mutlak ve Sonsuz olan Işık’ın (Ain Soph) kademe kademe süzülerek ya da kabalaşarak Melakut diye isimlendirilen bizim varlık planımıza dek indiğini görürüz. Bir nevi bir INVOLUSYON sürecidir bu.

Pisagor’un Kroton Okulu’nda sayılar ile öğrettiği model bunu çok güzel anlatır.
1. Her şey BİR ile başlar. Bir Elif’tir. Her şeyi başı, Alfa’dır. Bu varoluşta her şey mutlak ve tektir. Nötrdür. Sonsuz ve BÜTÜN’dür.
2. BİR kendi artık eril ve dişil veyahut anod ve katod ilkeleri barındırır. Bu teklik hali öyle bir durumdur ki, zıtların birbirlerini çekip nötrlemesi olmaz. Yin Yang ile sembolize edilen haldir bu. Kuantum Teorisi’nde Higgs Bozonu’nun zıtların birbirlerini nötrlemeyi engellediği söylenir. Ben bu durumu Big Bang öncesi fiziksel varoluşun tek bir noktaya indirgendiği potansiyel yaradılış aşaması olarak düşünüyorum. Henüz Big Bang yoktur ve yaradılış başlamamıştır. Bu noktadaki tekillik henüz astrofizikçilerin kara deliklerin dibinde bulacaklarını düşündükleri mutlak tekillik hali bence.
3. Ve bir artık İKİ olur. Zıtlar ayrılır. Bana göre bu nokta Big Bang’tir. Big Bang ile evren küçücük bir atomdan filizlenmeye başlar.
4. İki ÜÇ olur. ÜÇ üremenini, genişlemenin sembolüdür. Eril-dişil (anod-katod daha doğru) ilkelerin bir araya gelmesiyle bir üçüncü oluşum meydana gelir. Kuantum teorisindeki 3 temel madde (lepton-gluon-bozon) sanki buna denk geliyor. Hinduizm’de ise3 guna yaniraja-tama-sattwa ile bir anlatım var.
5. Ve sonra 4 element ile simgelenen ve bana göre evreni oluşturan 4 temel kuvvetin gelişimi ile bir zenginlik kazanır yaradılış.
6. Materia prima(M Teorisi’ndeki süper sicimler) ve 4 temel kuvvet ile yeni ve farklı oluşumlar meydana gelir. Ve bu böyle sürüp gider; ta ki evrende birçok oluşum olana dek. Bu çokluk halidir. Aslında her şey TEK idi ve TEKLİK’ten türedi.
7. Son aşamada ise artık maddesel tezahürlere ruh üflenir ve artık tekamül başlar. Yani INVOLUSYON ile teklikten çokluğa dağılış, artık EVOLUSYON veyahut EVRİM ile birlikte mutlak birliğe geri dönüş yoluna girer. Bu damlanın okyanusa geri dönüş yolculuğudur.

INVOLUSYON ve EVOLUSYON ile anlatmaya çalıştığım bu yaradılış makanizması kendi içinde aslında tekamülün sırrını da barındırıyor. Çünkü…
…”Teklik – Birlik – Dualite (zıtlıklar) – Çokluktaki birlik – Çokluk – Farklılıklar (sanal ayrılık-MAYA)- Ego” ile özetlenebilecek bir süreci içeriyor.
Bu süreci tersinden okursanız, işte size evrimin ve tekamülün sırrı. Evrim tekamül için var. Her şey ruhun olgunlaşması yani tekamülü için var.
Peki çeşitlilik nerede? Çeşitlilik çokluk ve çokluktaki birliği anlamanın anahtarı.
Eğer birkaç satır yukarıdaki tekamül zincirini aşağıdaki gibi yazarsak, sanırım o zaman çeşitliliğin önemi daha da anlaşılabilir…

…Ayrılık – Farklılık – Çeşitlilik – Çeşitlilikteki (çokluktaki) birlik – Zıtlıkları anlamak – Zıtlıkları birlemek – Tevhid (Teklik)
Ayrılık hali BENLİK’in kendini her şeyden üstün görmesi halidir. Sadece BEN vardır, başkaları yoktur.
BEN’den BİZ’e geçen insan farklılıkları görür ve anladığı zaman bunu bir çeşitlilik olarak görür.

BİZ’den HEPİMİZ’e geçen insan ise çokluktaki birliği, her şeyin aynı bütünün farklı tezahürleri olduğunu anlar. Ve bir bakar ki aslında her şey zıtlıklardan ibaretmiş. Her şey dualite çevresinde dönüyormuş ve zıtlıklar ise tekliğin kılıfymış. Semazenlerin sağ el açık ve yukarıda, son el açık ve aşağıda bir halde sağdan sola dönerek, kendi kalplerini kabe yaparak dönmeleri ve birlik hissi içinde kendinden geçmeleri gibi, zıtlıkları bir etmektir amaç.

Ve işte o zaman zıtlıkları birleyip, sonra da tevhid erbabı olur. Artık zıtlıkları kendi içinde birlemiş,lütfu ve kahrı bir gören, cemal ile celali kemal olarak birleyen bir veli olur. Artık yapan da O, yaptıran da O’dur. Kişinin her söylediği ve yaptığının O’ndan olduğu, Hz.Mevlana’nın istiğfar hali olarak tanımladığı, bala düşen arının artık balın hareketi ile hareket ettiği ama hala arı olarak kaldığı durumdur bu.

Ve en nihayetinde hiçlikte erime makamına vararak O’nun varlığını görür ve hisseder. Hayretten hayrete dalarak, büyük bir Aşk ile susar ve izler. Çünkü kelimeler yetmez ona.

Bu mistik ve ulaşılmazı güç sonsuz basamaklı tekamül merdiveninde BEN’likten kurtulmanın kilidi bana göre çeşitlilik. Sadece kendisinden başkasını görmeyen, kabul etmeyen bir kişinin, zaman ile FARK ETMEK, EMPATİ, İDRAK, KABUL, MİNNET ve RIZAadımlarını geçerek olgunlaşması yoludur bu. Okyanustan ayrılan damlanın ortalıkta kendini okyanus olarak göstererek gezinmesi halinden, damlanın okyanusun damlalardan ve onların bütünlüğünden oluştuğunu anlayarak, geldiği kaynağa geri dönmesi, okyanusta erimesi ve okyanus ile bütünleşmesi yoludur bu. Allah hepimize nasip etsin inşallah.

İşte bu yüzden çeşitlilik önemli.Çeşitlilik bana göre farkların ve farklılıkların bir zenginlik olarak kabul edildiği haldir ki, üst derecede gelişim kabul ile başlar.

2.436 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • RitmRitm İnsan, hakkında konuşmakla ve yazmakla tükenecek bir konu değildir. Yüz bin çeşit boyutu, yüz bin çeşit hali var insanın.Yürüyüşü, konuşması, bakışı, gülüşü, düşünmesi farklı. Bazen de […]
  • Adalet TanrıçalarıAdalet Tanrıçaları “Kılıç” adaletin verdiği cezaların caydırıcılığını ve gücünü, “Terazi” adaleti ve bunun dengeli bir şekilde dağıtılmasını simgeler. “Kadın” ve “Bakire” olması bağımsızlığı ifade […]
  • Aydınlanma DönemiAydınlanma Dönemi 18.yy felsefesine 'Aydınlanma Felsefesi' denir.Bu felsefenin içinde yer aldığı döneme 'Aydınlanma Çağı' adı verilir.Burada ki aydınlanma ne demek,kim aydınlatılacak,aydınlatılmak istenen […]
  • Bu kadar kolay nasıl hack’leniyoruz?Bu kadar kolay nasıl hack’leniyoruz? "Bu kadar kolay nasıl hack'leniyoruz?" Bir hafta önce, 2.500 kişinin üye olduğu bir gruba -uzman gözüyle- üstteki başlıkla uyarıcı, bilgilendirici bir yazı yazdım... Tek bir kişi bile […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler