felsefe taşı

Tanrı olmasaydı O’nu icat etmek gerekirdi

Tanrı olmasaydı O’nu icat etmek gerekirdi
Kasım 23
14:05 2014

“Tanrı olmasaydı biz o’nu icat etmek zorunda kalacaktık, ama bütün tabiat O’nun var olduğunu bize haykırmaktadır” şeklinde ifade etmiştir bize Tanrı anlayışını Voltaire. Ve keza: “Tanrı düşüncesinden başka her şey saçmadır” fikrini savunmuştur.

İlk Homo Sapiens Sapiens’in tarihi yaklaşık 200 bin yıl öncesine dayandırılıyor. İlk insanımsı “LUCY” ise 3.5 milyon yıl yaşında. İnsanlık tarihinde ne kadar geriye gidersek gidelim, insanın merakı ve sorgulaması da o günden başlıyor. Kimiz, neyiz, nasıl olduk, biz – dünya – evren, daha üstü, daha ötesi… Öğrendiğimiz her yeni şey, bırakalım cevap vermeyi, sorulara yeni sorular katıyor ve bilgi açlığımız doymadan devam ediyor.

Bilimin ilerlemesi, fikir ve deneylerimizin kuşaklar boyunca artarak birikmesiyle bizler de insanlık olarak yeni fikirler üretiyoruz, yorumlar yapıyoruz. Diyoruz ki; “Hiçbir şey göründüğü gibi değildir”, bunun arkasında, ötesinde de mutlaka bir şeyler vardır veya olmalıdır. “Varlığın, var oluşun nasıl ve nedenleri olmalıdır”. Bu sorgulamalardan bir takım ulvi, yüce, mistik sonuçlar çıkarıyoruz. Kimimiz bir kısmına inanıyoruz, kimimiz onu reddedip başka çıkarımlara, kavramlara veya delillere iman ediyoruz.

Sorgulamaların bir kısmını teoloji, bir kısmını da felsefe veya din felsefesi (teosofi) olarak ilim haline getiriyoruz. Biz bu sorgulamaların içerisinden, insanlık olarak “TANRI” kavramı üzerine neler düşünmüşüz, hangi fikirler ve yaklaşımlarda bulunmuşuz onu incelemeye çalışalım. Diyebiliriz ki; ne kadar insan var ise, o kadar da Tanrı anlayışı ve kavramı vardır, doğrudur. Fakat bilimsel metodoloji olarak, bunların ortak paydalarda olanlarını sınıflamak ve anlaşılabilir kavramlara dönüştürmek zorundayız. Felsefe ilmi açısından, kavramlar temel nesnelerdir. Kavramlar olmadan anlama ve anlaşma zeminimiz olmaz.

Tanrı inancını, kavramını kabaca 4 ana başlık altında toplayabiliriz: Teizm, Deizm, Panteizm (Pan-Enteizm), Tanrı Tanımazlık (Ateizm) ana dörtlü çizgisi, bunların varyantları ve diğerleri.

Teizm
Yunanca “Tanrı” anlamına gelen Theos kelimesinden türetilmiştir, ilk kez Ralph Cudworth tarafından kullanılmıştır.
Teizm; Mutlak ve tek varlık olan Tanrı ve evrenin ilişkisinin varlığı ve arasındaki ilişkiyi açıklayan; mevcut ve aktif olarak evrenin yaratılışını ve yönetimini yapan, sorumlu ve müdahil bir Tanrı betimlemesi içerir. Tanrı’nın vahiy veya çeşitli yollarla din gönderdiğini savunan öğretidir. Bu yaklaşıma göre Tanrı, dünya ve insanlarla sürekli ilişki içerisindedir.

İbrahim’i veya semavi dinler de dediğimiz Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık; Teist Tanrı inancına sahiptir. Bu dinlerde Tanrı, her şeyin ayrıca dışında veya üzerinde “vardır”. Var olan her şeyi yani tüm evreni veya evrenleri yaratmıştır ve yarattıklarını uygun bulduğu şekilde “esirger, korur, bağışlar veya cezalandırır”.

Deizm
Latince “Tanrı” anlamına gelen Deus kelimesinden türetilmiştir.
Deizm; Evreni oluşturan, işleyişi için doğa kanunlarını (kutsal yasa, fizik kanunları) koyan, fakat insanlığa ve evrene müdahalede bulunmayan; doğruları keşfetmeleri için insanlara akıl veren bir Tanrıya olan inançtır. Deistler genellikle bu doğrultuda evreni Tanrı tarafından tasarlanan, tüm temel kanunları ile hareketi başlatılan; sonrasında dışarıdan müdahale olmadan, konulmuş doğa kanunlarına uygun şekilde işleyen bir bütünlük olarak görürler.

Dini bilgiye veya Tanrı bilgisine dolaysız biçimde sadece akıl yoluyla (zaten) ulaşılabileceği ilkesini esas alan, bu sebeple vahiy ve esine dayalı tüm dinleri reddeden bir Tanrı inancıdır.

Deizm, evrim teorisine karşı değildir. Deizme göre insan, Tanrının oluşturduğu kurallar çerçevesinde, daha ilkel canlıların evrimleşmesi sonucu oluşmuş olabilir. Bir Yaratıcıya inanmak, o Yaratıcının, insanı aşama geçirmeksizin bir anda yarattığı fikrine inanmayı gerektirmez.

Panteizm
Panteizm; Tanrı ile evreni bir, aynı ve özdeş kabul eden görüştür. Panteizm, anlam olarak tümtanrıcılık – kamutanrıcılık- demektir.

Panteizme göre; Tanrı her şeydir ve her şey Tanrıdır. Tanrı’nın evrenden ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur, Tanrı doğanın – evrenin kendisidir. Aşkın bir Tanrı var olmadığı gibi, her hangi bir yaratmadan da söz edilemez. Tek Tanrı ‘lı Dinlerdeki Tanrı-Alem ayrılığı, Yaratan-Yaratılan diye bir ikilem aklın yanılsamasıdır. Tanrı yaradan değil, var olandır ve evrendeki her şeyin (canlı-cansız bütün varlıklar, atom, hareket, insan, doğa, fizik kanunları, yıldızlar… ) varlıkların toplamıdır. Evrende görülen şeylerden gayri bir Tanrı yoktur. Evrenin başlangıcı ve sonu yoktur. Önsüz ve sonsuz olan Tanrı; hem makro kozmosta (evrende), hem de mikro kozmosta (insanda) bulunur. Bu görüşün ilginç ve çarpıcı bir sonucu, insanın da Tanrı ‘nın bir parçası olduğudur.

Evreni algılayış biçimi olarak Panteizm, Hindu, Buda dinlerinde hayal gücü geleneğine uygun bir anlayıştır. Felsefî bir tasarım olarak Panteizm ise, eski Yunan felsefesinde Plotinos (205-270), Rönesans’tan sonra Giordano Bruno (1548-1600) ve Spinoza (1632-1677) tarafından temsil edilmiştir. Düşünsel kökü Antik Çağ Yunan Stoacılığına dayanan Panteizmin ileri sürdüğü Evrenin Ruhu Anlayışı, Hegel’ciliği ve Spinoza’cılığı doğurmuştur.

Panteizm’in Türleri
1. Tabiatçı Panteizm: Tek realite tabiattır. Tanrı da tabiatın içinde var olandır. (Dideron, Boron d ‘Holbach)
2. İdealist Panteizm: Tek realite ruhtur. Tanrı da ruhun özünde var olandır. (Hegel, Fichte, Brunschvicg)
3. Teolojik Panteizm: Felsefî anlamda asıl Panteizm budur. Evrende tek realite Tanrı ‘dır. Diğer bütün varlıklar, her şey Tanrı ‘nın varlığında oluşmuştur. Hiçbir şey onun dışında değildir, her şey odur.

Pan-enteizm
(Çift kutuplu Kamu-Tanrıcılık ya da Diyalektik Tanrıcılık)
Spinoza ağırlıklı Panteizm algılayışına göre, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı ‘dır. Tanrı-Evren-İnsan ayırımı yoktur, hepsi bir ve aynıdır. Aşkın bir Tanrı var olmadığı gibi, her hangi bir yaratmadan da söz edilemez. Spinoza ‘nın bu görüşü, ailesinin göç ederek ayrıldığı Endülüs İspanya’sındaki ünlü mutasavvıf Muhyiddin-i Arabî ‘nin etkisiyle oluşmuştur. Bilindiği gibi Arabî ‘nin görüşü “Vahdet-i Vücud” anlayışıdır ve sandığının aksine, Spinoza ‘nın Panteizmi ile Arabî ‘nin Vahdet-i Vücut anlayışı birbirinin aynı değildir. Spinoza ‘da Tanrı evrendedir ve evren kadardır. Arabî ‘de ise Evren Tanrı ‘dadır ve bu durum Tanrı ‘yı sınırlamamaktadır.

İngiliz düşünürü White Head ‘e göre, Tanrı ‘nın her türlü değişmenin ötesinde değişmez bir niteliği ve bunun yanında bir de değişen ve oluşan bir niteliği vardır. Tanrı değişmeyen yanıyla devinimi başlatmıştır ve Evrenin bilincindedir. Ancak Tanrı bu konumda kalmış olsaydı, ilk devindirici, özgür, öncesiz ve yetkin olarak kalacak ama varoluşa katılmamış olacaktı. Diğer niteliğiyle ise, Tanrı değişme ve oluşma sürecinin içinde ve bilincindedir. Bu nedenle Tanrı ‘nın evrende içkin (immanant / evrenin maddesine karışmış-içinde bulunan) olduğunu söylemek de doğrudur. Evrenin Tanrı ‘da içkin olduğunu söylemek, Tanrı-Evren ilişkisinin karşılıklı olduğunun farkına varışın göstergesidir.

Hartshorne, Tanrı ‘nın bir soyut bir de somut iki yüzü olduğunu söyler. Soyut niteliğiyle Tanrı, mutlak, etkilenmez, erişilmez ve değişmezdir. Somut yanıyla ise etkilenir ve değişir. Tanrı bu iki niteliğinde de yetkindir, ancak bu yetkinlik klâsik Teizmdeki gibi değildir. Oradaki yetkinlik değişmeyen donmuş bir yetkinliktir. Buradaki yetkinlik değişir, ancak bu değişme Tanrısal bir değişmedir. Yani yetkinliğe doğru değil, yetkinlik içinde bir değişmedir. Bu tanımla Pan-enteizm, hem Deizmden hem de Panteizmden ayrılır.

Panteizm ile Pan-enteizm arasında önemli bir fark vardır. Panteizmde her şey Tanrıdır. Pan-entezimde ise, her şey Tanrı ‘dan sudur etmiştir (oluşmuştur), Tanrı her şeyin (kozmos ’un) dışında-üstünde de vardır.

Tanrı Tanımazlık
Tanrının olmadığının savunan inanıştır, materyalizm de denebilir.
Ateizm kavramı hatalı olarak Tanrı Tanımazlık yerine kullanılmaktadır. Hâlbuki kelime anlamı olarak bakarsak, A-Teizm; Teizm’in dışında veya Teizm’e karşı anlamına gelmektedir. Deizm veya Panteizm de Teizm dışında bir Tanrı anlayışına sahiptir ve Tanrı Tanımaz değildir. Bu nedenle yanlış bir alışkanlıkla A-Tezim kelimesini hatalı kullanmaktayız.

Diğer Tanrı anlayışları arasında da Agnostisizm (Bilinmezcilik), Gnostisizm (Sezgisel bilinirlik), Pan-Deizm … gibi yaklaşımları sayabiliriz.

Fikir alış verişlerimizde, sohbetlerimizde dönem dönem gelip üzerine takıldığımız önemli bir noktadır “Tanrı kavram”larımız. Bu yazıyla konuya yüzeysel de olsa biraz tarifsel olarak dokunmuş olalım, meraklısı zaten bu hatırlatmadan yola çıkarak derinlemesine araştırmaya devam edecektir

4.260 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Köylü-kentli farkı, İslam-Hıristiyan ayrışmasına dönüşünce…Köylü-kentli farkı, İslam-Hıristiyan ayrışmasına dönüşünce… Derken efendim, 7.6 şiddetinde bir depremin vurduğu Pakistan'da, kahırlardan kahırlara yuvarlanan milyonlarca insan, yıkılan kerpiç evler, silinip giden köyler... Japonya’da köylülük […]
  • İnsanın Yolculuğuİnsanın Yolculuğu Sevgili okuyucu, geçen yazımda insanın evrimini ele almaya çalıştım. Ve sonraki birkaç yazım da insanın düşünce süreçleriyle ilgili olacaktır. Daha sonra başa dönüp büyük patlamadan […]
  • İnsanın Fabrika Ayarlarıİnsanın Fabrika Ayarları "Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana; 'HADDİMİ BİLİRİM' derim." Hz. Mevlana Bugün bu sitede ilk yazım ve iki çocuk babası olarak benim için çok özel. Zira en büyük […]
  • Tolerans KavramıTolerans Kavramı İki dünya savaşı ve birçok küçük savaşlarla geçen 20. yy son günleri İnsanlık âlemine artık zorbalık, bağnazlık ve istibdat günlerinin geride kalacağı bir 21 yy umudunu yeşertmişti. Oysa […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler