felsefe taşı

Pazara Mal Olma Sevdamız!

Pazara Mal Olma Sevdamız!
Kasım 09
11:35 2018

Kendini arzu nesnesine dönüştürüp, paketleyip, sunma gayreti.
Kim karşı durabiliyor ki?
Sürekli bir “poz” durumunda, görünme biçimi fışkırmalarıyız.
Fışşşş…. fıııışşşş… fıııı…fıııı… şşşşş…

Bundan beslenip, bununla nefes alıyoruz.
Gururrrrr… gurrurrrr… gurrrurrr… dinle bak gururltuyu.

Beni nasıl görsünler, nasıl bilsinler?
Konu ve dert bu.
Zaten kitabımızda da tek konu başlığı var.
“Beni nasıl bilsinler?”
Çevirip çevirip hep onu okuyoruz.

Anlasana, “ben kimim?” değil mevzuu, görünme biçimim.

“Beni acayip spirituel bilsinler” derdindesin mesela.
Giysiler, göz kaş, ellerin duruşu, yerde minderler.
Ohhhmmmm…mani mani padme hummmm.
Hem Anadolu olsun, hem spirit… oh yeah!
Cümleler, vavlar, kaflar, laflar… Mevlâna out, Anadolu toprağının bereket dolu derin bilgeliği
İnnnnn… !

Hepsinin tasarlanmış şablonu var, sıkma canını, sen sadece başını boşluğa yerleştiriyorsun.
Şiiiiiiiiiip şakkkk… göründün mü bak?
Oldu işte..!
Ahanda busun.

Sürekli mutlu – mesut insan hallerinde mi görünmek istiyorsun?
Oooo… o en kolayı, donatıver masayı.
Güzelsin mi?
Hepimiz güzeliz….
Haaa…! Sen başka güzelsin.
Yani, sen güzel mi görünmek istiyorsun?
Asansörde aynada, barda, pazarda, gölde, denizde, revirde … ördek dudak, kaz kalça, biber salça… muuıhhhıııı …
Çoook şekersiiiin…!

Bana üzülün, bana acıyın, ilgi de lazım, şefkat da lazım.
Sevin beni seviiiiiin… sevgi lazım asıl sevgi.
Ohooo… onu da ben söylemeyeyim artık.

“Hacı abiiii, beni kültürlü bilsinler”
Otur yeğenim, al şu kitapları, oraya da koy, şuraya da koy; kulak arkası boş kaldı, kulağa da koy… yanına kahve de koy, sehpaya tespih de koy.

“Hacı abi, mümkünse vatansever bi şey görünsek, hani imanına bağlı, sapına kadar da delikanlı, icabında cesur bi şey olsun annadın mı?”
Kabzasında bayraklı tabanca hazır, yanında tespih, beyaz gömlek, siyah yelek, arkada asık suratlı sen, sakal bıyık asaletten, arka duvarda tuğra vekaleten.
Mümkünse, gömleğin kolları dirseğe kadar kıvrııım, kıııvrııııııım, kııııvrım….
Vay abim karizma.
Dişiler için olanında, sakala gerek olmuyor.

Neden peki?
Neden bir şablona girip, bir görünme biçimi nesnesi halinde sunma telâşındayız kendimizi?
Burası pazar diye mi bu mal olma telaşı?
Kendimiz olmaktan korkuyoruz, kabul edilmiş, bilinen bir kimliğe sığınmak rahatlatıcı mı?
Yoksa, yapabileceğimiz başka bir şey yok, tek bildiğimiz öğretileni taklit, biz de onu mu tekrar ediyoruz?
Yoksa yoksa, biz var ya biiiiz… biz bir nane değiliz de kendimizi bir şey mi sanıyoruz?

Neyse, ben kitaplı sahneyi sevdim, birkaç lokma meze, biraz doğa, az biraz spirit afedersin.
Mümkünse, biraz da boşvermişlik serpelim üstüne lütfen.

70 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Ne Verirsen Yiyorlar…Ne Verirsen Yiyorlar… Vedat Milor, Istanbul'da Set Balık lokantasına gitmiş, ondan, bundan derken masaya yoğurtlu balık mantı gelmiş. Vedat bey yazıyor, "... Balık mantı. Yoğurtlu. Nasıl mı? Bana göre var […]
  • Sabır Testi: Demirhan, Anneciğim!Sabır Testi: Demirhan, Anneciğim! Pazar günü bir alışveriş merkezinin lego ile ilgili faaliyetine oğlumu götürdüm. Çok sevdiği için epey uzun zaman kaldı. Ben de dışarıda belli bir mesafede bekliyordum ki günü şenlendiren, […]
  • Trança Al!Trança Al! Dün takık günlerimden biriydi. "Balık" diye tutturdum. Sembolik olandan değil, bizatihi mideye giren lokma cinsinden 'balık'. Balıkçı ya gittik, adam tutturdu, "trança al" diye. […]
  • “Türkiye’nin havası temiz tek şehri”“Türkiye’nin havası temiz tek şehri” Kadim dostumuz Charles geçenlerde bizdeydi. Arabayla Samsun'dan yola çıktık. Sinop üzerinden Kastamonu, Çankırı, Ankara ... gidiyoruz. Eşek sıpası Türkçeyi iyice öğrendi, üstelik yöreye […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Kasım 2018
P S Ç P C C P
« Eki    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Arşivler