felsefe taşı

PARABOLANİLER: HYPATİA’NIN KATİLİ HAYIRSEVER KEŞİŞLER

PARABOLANİLER: HYPATİA’NIN KATİLİ HAYIRSEVER KEŞİŞLER
Eylül 14
11:18 2020

415 yılında, İskenderiye sokakları bir grup sefil görünümlü keşişin estirdiği vahşi teröre sahne oldu. İskenderiye’nin Konstantinopolis’teki İmparatora bağlı laik Valisi Oretes ve onun destekçisi konumundaki pagan matematikçi ve filozof Hypatia’ya karşı bir iktidar mücadelesi veren Piskopos Cryll’e bağlı olan bu keşişler Hypatia’yı sokak ortasında işkence ederek öldürdüler.

Eminim pek çoğunuz bu sahneyi 2009 yılı yapımı, Hypatia’nın hayatını konu alan Agora filminden hatırlayacaksınız. Film, 400’lü yılların İskenderiye’sini Hypatia’nın hayatı ekseninde mercek altına alır. Matematikçi Theon’un yönetimindeki İskenderiye Üniversitesinde hem ders veren hem de matematik ve felsefe çalışmaları yapan Hypatia’nın, aynı zamanda öğrencisi olan Vali Oretes ile yakın ilişkisi, bir yandan Paganlarla diğer yandan Yahudilerle bir iktidar mücadelesi içinde olan Piskopos Cryll tarafından bir tehdit olarak algılanmış, bu durum bir anlamda Hypatia’nın sonunu hazırlamıştı. Antik tarih yazarlarının iddialarına göre de “Kardeşler”, Piskopos’un Hypatia ve paganlar aleyhine kışkırtmaları sonucu bu terör eylemini gerçekleştirmiş.

Peki filmde çok da bahsedilmeyen bu “kardeşler” yani bilinen adlarıyla Parabolani Keşişleri kimdi?

Aslında yoksul halktan seçilmiş, adanmış hastabakıcılar olan ve görevleri başta cüzam olmak üzere salgın hastalıklara yakalanmış halka yardım etmek, onları sokaklardan toplayarak onlar için hazırlanmış barınaklara taşımak olan bu grubun nasıl siyasi katillere dönüştüğünü anlatmadan önce Greko-Romen dünyasının antik ve geç antik dönemlerindeki sağlık hareketlerinden biraz bahsedelim.

Antik Greko-Romen dünyasında, hayatta kalabilmek için dilenmek ya da zengin birilerinin hizmetine girmekten başka çareleri olmayan fakir insanlar, sağlık konusunda da şanslı kategoride yer almıyorlardı. Varlıklı insanların gördüğü sağlık hizmetlerinden faydalanmaları söz konusu değildi. Tıp hızla gelişiyordu fakat gelişen tıp tamamen bireysel hastaların teşhis ve tedavisinde kullanılıyordu. Hastaneler gibi kamusal kurumlardan söz etmek mümkün değildi. Çok tanrılı bu dünyada tıp eğitimi ve uygulamaları illa ki bir tanrıyla ilişkilendirildiğinden, bu tür çalışmalar da o tanrılara adanmış tapınaklarda gerçekleşiyordu.

Tıp hizmetlerinin kurumsallaşması Hıristiyanlıkla birlikte başladı. Antik dünya bu dönemde iki yeni kurumla tanıştı. Fakir evleri ve hastaneler. Araştırmacı Timothy Walker bir yazısında “Hıristiyanlık meşhur Bizans hastanelerini yarattı” der.

4.yüzyıla geldiğimizde hastanelerin kullanım amaçlarından saptığını görüyoruz. Bu dönemde hastaneler tedavi amaçlı faaliyetlerden ziyade yoksul ve evsizler için barınak görevi görmeye başlıyor. Hastaneler adeta birer hayır kurumuna dönüşüyor. Muhtaçlara barınak sağlayan bu yerler zamanla hostellere dönüşmüş ve Xenodochion ismini almıştı. Buralara kabul edilen muhtaçlar sınıfına cüzamlılar da dahildi. Cüzamlıların buralara kabul edilme gerekçeleri ise gariban olmalarından ziyade bulaşıcı hastalık taşımaları yüzünden sokaklarda dolaşmalarının tehlikeli olmasıydı. Buralar kilisenin yoksulluğa öncelik veren misyonuna dikkat çeken kurumlardı. Parabolani konusuna tam bu noktada girmek yerinde olur. Hıristiyan hayırseverliğinin tartışmalı karakterleri olan bu keşişlerle ilgi pek fazla kayda rastlanmaz.

Parabolani adının geçtiği temel kaynaklar iki imperyal kararnamedir. Birincisi Theodosius ve Honorius’un 416 ve 418 yıllarında İskenderiye Valisine gönderdiği emirlerin, diğeri de bundan tam yüzyıl sonra, Justinanus’un, Theodosius metinlerinin tekrarı niteliğindeki emirlerinin bulunduğu kararnamelerdir. Bu içeriğine baktığımızda Parabolaniler hakkında önemli ipuçlarına ulaşıyoruz..

Hypatia’nın öldürülmesinden bir yıl sonra, 416 yılında İskenderiye’den bir heyet ellerinde kalın bir şikayet listesiyle Konstantinoplolis’e gider. Şikayetlerin büyük bir bölümü dikkate alınmayacak derecede önemsiz konulardır fakat içlerinden bir tanesi İmparatorun dikkatini çeker. Kendilerine Parabolaniler diyen bir grup keşişin terör faaliyetleri. Dikkatli imparatorlar aslında bu faaliyetlerin, muhaliflerini ortadan kaldırmak ya da sindirmek amacıyla Piskopos tarafından organize edildiğini ve kendisine bağlı bu keşişleri de bu iş için kullandığını fark ederler. İmparatorların konu ile ilgili düzenlemelerinin olduğu söz konusu kararnameler bir anlamda bu durumu kontrol altında tutmaya, Patriğin gücünü sınırlamaya yönelikti.

Kararnamelerin içeriği şöyleydi:

– Öncelikle bu kuruma bağlı keşişlerin sayısı 500’ü geçmeyecekti.
– Adaylar şehrin kenar mahallelerinden nüfus dengeleri gözetilerek eşit sayılarda seçilecek, bu seçilecek adaylar yerel yöneticilerin onayına sunulacaktı.
– En önemlisi de adayların kesinlikle yoksul, muhtaç ve de sağlıklı aynı zamanda güçlü kuvvetli olmaları gerekiyordu.
– Bu keşişlerin mahkeme salonlarına ve tiyatrolara girmeleri kesinlikle yasaktı. Keşişlerin uyumsuz ve kabadayı karakterli olmaları, bu tür yerlerin de her an kargaşaya sebebiyet verebilecek yerler olmalarından dolayı buralardan uzak durmaları gerekiyordu.

Aday seçimindeki bu kriterler Kilisenin zengin halkla organik bağ kurmasını dolayısıyla da Patriğin nüfuzunu arttırmasını engelliyordu.
Konstantinopolis’ten iki yıl sonra gelen ikinci kararnamede Parabolani Keşişlerine katılabilmenin genel esaslarında bir değişiklikten bahsedilmezken, sadece, talep yoğunluğundan dolayı yetersiz kalan kişi sayısının 600’e yükseltildiği görülüyordu.

Eldeki sınırlı sayıdaki belgelerde bu keşişlerin sokaklarda mı yoksa hastanelerde mi görev yaptıkları net olarak belirtilmese de, adaylarda aranan özelliklerin arasında güçlü kuvvetli olmaları gerekliliği bu keşişlerin daha ziyade sokaklardan hastaları ya da cesetleri topladıkları sonucunu doğurabilir.

Sonuç olarak İskenderiye, güçlü kuvvetli fakir insanlara iş vererek hem sokakları hasta insanlardan temizlemiş oldu hem de ihtiyaç sahibi halka istihdam sağlamış oldu. Zamanla sağlık hizmetlerinin yanında aynı zamanda Piskopos’un özel milis gücü haline gelen Parabolanilerin faaliyetleri sayesinde Piskopos hem politik konumunu korumuş hem de siyasi rakiplerini etkisiz hale getirmiştir.

Parabolani isminin etimolojisi ile ilgili farklı görüşler var.
Henry Wagner isimli bir araştırmacıya göre bu isme ilk olarak tartışmalı tutanakları yüzünden ekümenik kabul edilmeyen 2. Efes Konsili’nin toplandığı 449 yılında rastlanır. Bu tarihte bir grup keşişin bir kiliseye saldırdığından bahsedilir. Bu saldırıyı gerçekleştirenler arasında Paravolanis isimli bir itaatsiz hamamcı grubu da vardır. Wagner, bu çok ender rastlanan isme bir papirüste rastlayınca “Parabolani” isminin de bu hamamcı grubundan geldiği iddiasını ortaya atar. Aslında bu iddianın çok da mantıklı bir tarafı yoktur. Öncelikle hamamcıların, hamamcılık gibi bir işi bırakıp hastalıklı insanlarla ilgilenen ölümcül bir mesleği tercih edecekleri çok akılcı gelmez pek çok araştırmacıya. Ayrıca İskenderiye halkının görkemli hamamlarını böylesi hastalıklı insanlarla paylaşmaya çok sıcak bakmaları da çok olası değildir. Son olarak bizzat İmparatorların, sıradan hamam görevlileri için bu kadar detaylı bir kabul protokolü hazırlamaları dönemin gerçeklerine pek uymaz

Paraboloani etimolojisyle ilgili en mantıklı olasılığa, tarihçi Sokrates’in İmparator Theodosius ile ilgili aktardığı anekdotta rastlıyoruz.

Sokrates’in anlattığına göre İmparator Theodosius, bir gün Konstantinopolis tiyatrosunda bir gösteri düzenler. Bu gösteri sırasında halk coşkuyla İmparatorlarına, güçlü kuvvetli bir paraboloi ile vahşi bir hayvanın dövüşünü izlemek istediklerini haykırır. Bu tarz dövüşlerde yer alan insan azmanı adamlara, “risk alan” anlamına gelen parabollos sıfatından türemiş olan paraboloi ismi verilirdi. İmparator, halkın bu isteğine “ Biz hayırsever gösteriler sunmaya alışmışız” diyerek verdiği cevapla muhtemelen Parabolaniler’in hasta insanları sokaklardan toplayarak hastanelere, fakirevlerine taşımalarını kastetetmiş, bu şekilde ölüme meydan okuyarak yapılan bir işin yeteri kadar büyük bir cesaret gösterisi olduğunu ima etmiş olabilir.
Bu arada “Parabollos” kelimesinin “Hıristiyanlığın hizmetinde risk almak” anlamında bir terim olarak kullanıldığını Eusebius’un 325 tarihli eseri Theophony de bulmak mümkün.

Bir takım antik çağ yazarlarının eserlerinde geçen, adları Konstantinopolis’teki gösterilerde, Efes’teki kilise baskınlarında, İskenderiye’deki siyasi cinayetlerde ve daha pek çok terör faaliyetlerinde geçen, esas görevleri kendi canlarını tehlikeye atarak şehrin sokaklarını cüzamlı hastalardan temizlemek olan fakir keşişlerden oluşan Parabolanilerin hikayesi böyle.

Bitirmeden şu önemli notu da eklemek isterim ki yazıda geçen, Piskopos Cryll’e atfedilen suçlamalar bugün çoğu Hıristiyan çevrelerce şiddetle reddedilmektedir.

189 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Eşitlik SavaşçısıEşitlik Savaşçısı Kadınların yasalar önündeki eşitliğiyle ilgili önemli çalışmaları olan Ruth Bader Ginsburg bizde pek bilinmeyen bir isim olabilir. Herhalde bundan dolayı Cuma günü vizyona giren ve […]
  • Köy Enstitüleri Anısına…Köy Enstitüleri Anısına… 17 Mart 1940; “Köy Enstitülerinin Kurulduğu tarih”. Zaman, zaman kendi mi sorguluyorum!..Konuşmada benden daha iyi Atatürkçü yoktur. Hepimiz ateşimizi konuşarak söndürüyoruz. […]
  • 14 Şubat Sevgililer Günü14 Şubat Sevgililer Günü “İnsanoğlu hep kolayı seçmiştir!.. Düşünmek, araştırmak yerine masallar ve mucizeler!.. Onun bu zayıflığını hem DİNİ OTORİTE, hem de CİSMANİ OTORİTE hep kullanmıştır!..” Tabii, […]
  • 14 Şubat’ın Öyküsü14 Şubat’ın Öyküsü “İnsanoğlu hep kolayı seçmiştir!.. Düşünmek, araştırmak yerine masallar ve mucizeler!.. Onun bu zayıflığını hem DİNİ OTORİTE, hem de CİSMANİ OTORİTE hep kullanmıştır!..” Tabii, […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Eylül 2020
P S Ç P C C P
« Ağu    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Arşivler