felsefe taşı

Mükaleme: İletişim

Mükaleme: İletişim
Mart 08
15:07 2018

Hayatın her alanında, her an kullandığımız iletişim TDK tarafından; Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme amaçlarını telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, muhabere ve komünikasyon olarak tanımlanmaktadır. İletişimi en çok konuşarak gerçekleştiririz. İletişimde en çok konuşmayı kullanmaktayız. Mükaleme olarak adlandırılan bu tür ise anlaşma, müzakere, muhavere, söyleşme olarak açıklanabilmektedir.

“Nedir?” Sorusuyla başlar öğrenme. Önce evde, anne ve babaya sorulur bu sorular. Kaç yaşında olursanız olsun bir şeyi öğrenmek amacında “Nedir?” sorusuyla başlanır hep. Bu sorulara cevap verirken sözlü, yazılı veya görsel araçlar kullanırız. İlk günden beri biçimlendirilmiş olan öğrenmede cevap olarak her şeye şudur ya da budur cevabını isteriz. Tek cümleyle açıklama bekleriz. Evdeki yaşam sürecinden sonra okul hayatı başlar; matematik, coğrafya, fen bilimleri ve edebiyat gibi dersler öğrenilmeye başlar. Bir sürü bilgi verilir. Ama her şeyin bize aktarıldığı bu eylem hakkında pek bir bilgimiz yok. Daha doğduğumuz gün yapmaya başlarız bunu. Gülmek, ağlamak, göz göze gelmek, el ele tutuşmak sonra konuşmak ve yazmak. Tüm bunları yaptığımız, yaşamsal faaliyetlerimizi gerçekleştirmemize yardımcı olan şey iletişimdir. Önce insanın kendi içinde başlar. Fiziksel ve biyolojik varlığını sürdürmeye çalışan insan toplumsal yaşamla birlikte gelen gereksinimlerini karşılamak ister. Doğal bir gereksinimden kaynaklanarak, sosyalleşen insanın toplum içinde kendisini yeniden üretmesinin ifadelerinden biridir. İnsanın bütünleşik bir parçası olarak üretilir, dağıtılır ve tüketilir.

Yeryüzündeki her canlının ihtiyaç duyduğu iletişimin bir başka tanımı isekişiler arasındaki duygu, düşünce, bilgi, haber alışverişi, duygu, düşünce, bilgi ve haberlerin, akla gelebilecek her türlü biçim ve yolla kişiden kişiye karşılıklı olarak aktarılması olarak tanımlanır. “Nedir?” sorusuna verilen en genel cevabın kısa hali ise bireylerin birbirlerini anlamasıdır.

Günümüzde küçücük araçlara sığdırılan iletişim, tarihçesinin en başında işaretler ve sinyaller ile gerçekleştiriliyordu. İlk insanların iletişimde kullandığı araçlar; doğada buldukları taşlar, ağaç parçaları ve kemikler gibi doğ tarafından işlenmiş maddelerdi. Kendilerini sonrakilere anlatma çabası ise bir süre sonra sanat eserlerini doğurmuştu. Evlerin duvarlarını süsleyen av ve dans sahneleri, çeşitli insan ve hayvan resimleri gibi renkli kabartmalarla freskler ve ana tanrıçalar insanın anlatma biçimlerinden bazıları olmuştu.

Yazılı iletişim Asya, Eski Çin ve Amerika’da Maya Aztek uygarlıkları tarafından 5.000 yıl kadar önce başlatılmıştı. Mağaralarda ve kazılarda bulunanlara göre M.Ö. 45.000 yıl kadar öncesine gidilmektedir. Çok uzun yıllar sonra ise Sümerliler’in yazıyı bulmalarıyla iletişimin bugün ki temelleri atılmış oldu. Yazının çıkışı ise tümüyle ekonomik üretim faaliyetlerinde ortaya çıkan gereksinimlere dayanmaktadır. İlk kayıt etme ve dolayısıyla yazı kullanma, köle sahiplerinin varlıklarını ve alışverişlerini kaydetmeleriyle başlar. Sonralarında ise siyasal/dini yönetimde kullanılmasıyla ekonomik içeriğe siyasal yönetim içeriği de eklenir.
Papirüslerin üretilmesi, ortak haber taşıma istasyonlarının kurulması, kağıdın icadı, kitapların yazılması, ilk gazetelerin basılmaları, telgrafın icadı, daktiloların hayata girmesi, manyetik ses kayıt cihazlarının üretilmesi, radyolar, televizyonlar derken bugün iletişimde geldiğimizde noktaya bakmak lazım. Küçücük cihazlara sığdırdığımız iletişim, bugün çok farklı bir boyutta.

Dünyanın ilk telgraf denemesi 1839 yılında Abdülmecid devrinde Beylerbeyi Sarayı’nda gerçekleştirilmiş, modern iletişim tarihinin temelleri Osmanlı topraklarında atılmıştır…
Amerikalı mucit Samuel Morse’nin yakın arkadaşı ve telgraf aletinin bir diğer mucidi olan Chamberlein, Paris’ten İstanbul’a gelerek “alet” için Osmanlı’dan destek isterler. Saray’a teklif yapmadan önce İstanbul’da olan ünlü tarihçi Cyrus Hamlin ile görüşen Chamberlein, düzeneği kurar, telgraf aletini dener. Küçük hatalar meydana gelse de cihaz başarılı bir şekilde çalışır. Üzerinde yapılan teknik ayarlamalar ile nizami çalışma stiline getirilen cihaz, sarayın huzuruna çıkarılmaya uygun hale getirilir.Sultan Abdülmecid’in kendilerini kabul etmesi konusunda büyük mutluluk yaşayan mucitler, Amerikan elçisinin nezaretinde Beylerbeyi Sarayı’na getirilirler. Saray’da büyük bir misafirperverlik ile karşılanan heyet, bir süre sonra padişahın huzuruna çıkar ve Sultan’ın büyük ilgisi ile karşılaşırlar. Abdülmecid mucitlere, çalışmalarından için kendilerine teşekkür eder ve ödüllendirir. Birkaç denemenin ardından İstanbul-Edirne arasında bir iletişim hattı kurulması emrini verir. Tüm dünyadan önce Türkiye’de uygulanan telgraf, Osmanlı içindeki güç dengeleri tarafından sabotelere uğramış olmasına rağmen geçen zaman içinde özellikle Kırım Savaşı döneminde zaruret olmuş ve böylece dünyaya yayılmıştır.

Sözlü, yazılı ve görsel iletişim türleriyle bugüne kadar inanılmazlar ilerlemeler görüldü. İşaretlerle ve sinyallerle anlaşanların yerini bugün mesajlar ve görüntülü aramalar aldı. Her dakika kullandığımız bu iletişim, kelime anlamı olarak ne demek? “Nedir?” sorusunu sizlere ben sormak istiyorum şimdi. İlk ne zaman kullanmaya başladık? İlk kimden duyduk biz bu kelimeyi? Hatırlamıyor olabilirsiniz ama gözetleme, karşılıklı bağlılık sağlama, toplumsal mirasın aktarılması, eğlence, eğitim ve harekete geçirme gibi tüm genel alanlarda sürekli kullanıyoruz iletişimi.
İletişim kelimesinin anlamını bugün sorsak herkes bir şeyler söyleyebilir. Ama bu kelimenin Türkçe’ye ne zaman kazandırıldığına dair pek çok kimse bir fikre sahip değil. “İletişim” sözcüğünü kimin ya da kimlerin “çıkardığı” ile ilgili erişilebilen üç ayrı kaynak var.Bunların ilki SevanNişanyan. Sözcüğe ilk olarak 1971’de, Cumhuriyet Gazetesi’nde rastlandığı bilgisi veriliyor;

Tarihçe
(tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
“mükâleme, Frcommunication karşılığı” [Cumhuriyet – gazete, 1971]
“Bu iletişim kurulmadığı için halk, sömürüldüğünün farkına varmamıştır.”

Köken
YT yazılı örneği bulunmayan iletiş– fiilinden Yeni Türkçe +Im ekiyle türetilmiştir. Fiil TT ilet– fiilinden türetilmiştir.

Diğer iki kaynak ise Doğan Cüceloğlu ve Murat Belge tarafından gelmektedir. İki farklı tarihte ve iki ayrı TV kanalındaki programlarda söyledikleri üzerinden, sohbet konularından bağımsız, laf arasında sözcüğü ilk kendilerinin bulduklarını, kullandıklarını iddia etmişlerdir. Murat Belge’nin bu konudaki iddiası net olmakla birlikte, Şerif Mardin ve Gündüz Vassaf’la birlikte katıldıkları “Dil ve düşünce” alt başlıklı bir yayının son bölümünde şunları söylemişti:

“Mesela ‘anlam’ diyoruz, Ataç’ın bulduğu bir şeydir. Kullandığımız birçok kelime… Demin konuştuk; ‘söylem’… ‘Söylem’ benim icadım; ‘iletişim’, benim icadım. İlk ben bunları icat ettim. Yani… Şimdi bunu söylerken de iftiharla söylemiyorum, tersine utançla söylüyorum. Yani… Adamlara böyle mal edilen kelimeler, bilmem ne olan bir dil olur mu…”

Ancak Murat Belge’nin sözleri “bağlamı” içinde dinlendiğinde, “iletişim” kelimesinin kendi icadı olduğunu ama kendisine mal edilebilecek olmasından hoşnut olmadığını/olamayacağını anlayabilmekteyiz. Çünkü bu durum bir dilin anonimlik esası bakımından doğasına aykırı bir durum oluşturuyor.

Üçüncü kaynak olarak Doğan Cüceloğlu’nun, Kanal D’de yayınlanan bir Abbas Güçlü programında iletişim kelimesini Türkçe’ye kazandırdığını belirtmesidir. Başka bir kaynakta ise “Türkiye’de iletişim kelimesi bile yoktu.” şeklinde bir ifadesi bulunmaktadır. Ali Rıza Esin’in kendisine yazdığı ve özel yazışma mahiyeti olmadığını düşündüğü mektupta, Doğan Cüceloğlu’nunkonuyla ilgili cevabı ise şu şekilde;

“Ben ABD’den doktoramı yaparak 1968 yılında geldiğimde ‘iletişim’ kelimesi yoktu.1970 yılında Ankara’da yedek subay olarak bulunurken aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi’nde Psikoloji bölümünde ders vermeye başladım ve terhis olduktan sonra orada kaldım. Eğitim Fakültesi’nden Eğitim Felsefesi Profesörü Selahattin Ertürk ve yine Hacettepe Üniversitesi Bilgi İşlem bölümünün başındaki Aydın Köksal arasıra buluşur ve Türkçe terminolojiler üzerinde sohbet ederdik.Bu sohbetlerin sonucu olarak ‘message’ karşılığı ‘ileti’ ve ‘communication’ karşılığı ‘iletişim’ bu sohbetin içinde oluştu ve benden önce rahmetli Selahatin Ertürk kullanmaya başladı. Sonra ben devreye girdim ve aktif olarak kullanmaya başladım. Aydın Köksal aynı dönemde ‘computer’ karşılığı ‘bilgisayar’ karşılığını önerdi.Bu yeni kelimeler önce yadırgandı ve eleştirildi, ama sonra belki de çaresizlikten, çünkü başka önerilen olmadığı için, yaygın olarak kullanılmaya başlandı.Gönderdiğiniz bağlantıyı dinledim; Murat Belge Bey de bağımsız olarak böyle bir üretme süreci içinde aynı kelimeyi eş zamanlı olarak, ya da önce veya sonra, önermiş olabilir.Ben tek başıma kelimeyi üretme sürecinde bulunmadım; Selahattin Ertürk Bey’le sohbet içinde kelime oluştu ve Aydın Köksal’ın da desteğini alarak önce Selahattin Bey tarafından derslerde ve yazılarda kullanılmaya başlandı. Ben biraz geriden geldim.Durumu budur.”
İletişim kelimesinin türetildiği ile ilgili üç kaynak incelenecek olursa, bu kelimenin yakın tarihte dilimize kazandırıldığını anlayabiliyoruz. Dilimize kazandırılmış bu kelimelerin nereden geldiğini bilmeden kullanıyoruz. Mesela bu bilgiden iletişim fakültelerinde bahsediliyor mu acaba? Tahminimce yalnızca “İletişim nedir” deniliyor, basit bir tanımlama yapılıyor ve bu önemli bilgi es geçiliyordur. Kaç iletişim fakültesi mezunu bu kelimenin kim tarafından dilimize kazandırıldığını biliyordur ki? Bilenlerse nereden öğrendiler? İletişim temel gayede; kişinin kendisiyle olan iletişiminde başlıyor, grup ve kitle iletişimi ile devam ediyor, benzer alanlar oldukları için iletişim fakültelerinde tek çatı altında toplanan; reklamcılık, gazetecilik, halkla ilişkilerde kullanılıyor, uluslararası boyuta bile taşınıyor. Kitlelere en iyi şekilde seslenmeyi amaçlayan biz reklamcılar içinse dil çok önemli. Mesajı doğru iletebilmek, aktarımı gerçekleştirebilmek, bilgilendirmek belki de eğitmek ya da öğretmek… Yalnızca biz reklamcılar değil aslında, iyi bir ekonomistin de, bilim insanının da ya da bir meslek grubuna dahil olmuş herkesin doğru iletişimi kurabilmesi gerekiyor. Çünkü aktaracaklarını yine iletişim aracılığıyla iletecekler.

Bahsetmiş olduğumuz iletişim, iş hayatında da sosyal hayatta da doğrusunu gerektiriyor. Birbirimizi anlamanın en kolay yolu iletişim kurabilmek. Kişilerarası iletişimi her an kullanıyoruz. Mailler atıyoruz, telefonlar ediyoruz, derdimizi eş dostla paylaşıyoruz. Bu iletişimleri düzgün yapıp, doğru anlamazsak doğru sonuçlara da varamayız. Kitlelere seslenmenin inceliklerini bilmeli, doğru anlamanın ve aktarmanın ipuçlarını öğrenmeliyiz. Konunun ana hatlarını atlamadan, önemli yerlerin altını çizerek, jest ve mimiklerle destekleyerek verin mesajınızı.

Herkesin anlatmak istediği bir şeyler vardır. İnsanları dinlemeyi öğrenmek gerek. Hak vermeseniz de olur. Ama dinleyin. Mesela çenesi düşükleri dinlerken ayrıntılara dikkat edin. Onlar aslında anlattıkları olayı kafanızda tasvir etmeye yarayacak en direkt kimselerdir. Ağzı var dili yoklar ise daha çekingen davranır. “Anlatayım da bitsin” derler,en kısa yoldan anlatıp kurtulmak isterler. Düz olabilirler ama siz sorun. Alın şu lafı ağızlarından! Çocukluktan öğretilen sen sus, büyüklerin yanında küçükler konuşmaz gibi laflara aldırmayın siz. Anlatın, dinleyin, rahatlayın. Düşünmeyin sus diyenleri. Onlar zamanında susmuşlar, yandaş arıyorlar kendilerine. Kendinizi anlatmayı bilin. Bir şekilde kurun şu iletişimi. Ve bir derdiniz olsun bu hayatta. Anlatmak istediğiniz bir şey olduğunda muhakkak bir yolunu bulursunuz. Derdinizi sonuçlandırmaya bakın. Yine söylüyorum, hayal kurun, çabalayın, yazın, anlatın, aktarın. Hadi iyi iletişimler!

733 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Bilgi ve FikirBilgi ve Fikir Bilgi kelimesi Türkçe’de aslında tam doğru kullanılmıyor. Daha doğrusu bilgiyi “knowledge” kelimesinin karşılığı olarak kullanmakta bir sıkıntı yok ama Türkçe’de “information” kelimesinin […]
  • Neden Oku(t)muyoruz ?Neden Oku(t)muyoruz ? Kitap yakmak insan öldürmeye denkse, her ihtilal döneminde başa bir şey gelmesin diye evdeki kitapları yakmak bir tür meşru müdafaa olarak yorumlanabilir. Kütüphanecilik Haftanız kutlu […]
  • SanatkarSanatkar Bir avuç kuru toprak koydu önce, Ardından biraz su... Toprak ile su bir süre aynı kapta hareketsiz kaldılar. Su, işleyemedi toprağa; Toprak birleşemedi suyla bir anda... […]
  • Bir Kelimeden Daha Fazlasıdır “Anne”…Bir Kelimeden Daha Fazlasıdır “Anne”… Kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlardan biri sanırdım ölümleri... Hele ki, giden insanın canının iki yarısından biriyse... Hangi kelime anlatabilirdi ki ölümün gücünü? Nur Evliyazade Aktan […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Temmuz 2018
P S Ç P C C P
« Haz    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Arşivler