felsefe taşı

Lemuryalı

Lemuryalı
Eylül 22
13:21 2016

Uçağa oturdum, biraz sonra yan koltuğun sahibi geldi.
Ben diyeyim iki metre, siz deyin üç.
Amanııın, bu nasıl bir boy arkadaş?
İplik gibi bir gövde üstüne, bir baş oturtmuş yaradan.
Hani, yumurta şeklinde bir hamur alırsın eline de, iki parmakla sağdan soldan basınca ortada bir burun, yukarıda da iki göz çukuru çıkar ya?
Buna basan, parmakları imalat sırasında çekmeyi unutmuş, o iki derin vadi tektonik bir eylemle içeri göçmüş, ortaya devasa bir burun çıkmış.
Imalatçı, anıtlaşan burun altına, incecik bir Ayhan Işık bıyığı da kondurmuş mu?
Kondurmuş valla.
İki yanda da, birer yelken kulak.
Üstünde de kahverengi çizgili, gri gömlek.
“Fenomen nedir?” diyene, al sana fenomen.
“Merhaba” dedi.
Merhaba.
Acil çıkıştayız ama, bizimkinin dizleri önündeki koltuğu delip, geçti.
“Neyse, uçuş kısa” dedim.
“Alıştık abim, her şey zor bu boya” dedi, gülerek.
Memleket nere, Lemurya mi?
Öyle baktı suratıma, “Malatya” dedi.
” Abi o dediğin nere, Türkiye’de mi?”
“Lemurların ülkesi, oradan gelenlerin boyu uzun olurmuş, öyle duydum.”
İçimden bir hakem kılıklı yaratık çıktı, sol elinde bir sarı kart, burnuma sallayıp duruyor.
“Anladık, anladık… niyetimiz dalga geçmek değil, belki Lemuryalı dediydim, kim bilir?”
Biraz sonra uçak kalktı, servis başladı, “çay” dedi bizimki, ben de kahve.
Çayı verdiler bir plastik bardakla, bizim Lemuryalı bardağı sağ elinin işaret parmağı ile kavradı. Tek parmak, bardağın çevresinde fırdolayı bir buçuk tur attı.
Vay anam vaaay!
“Emin misin, Lemurya’dan akraba falan olmadığına?”
“Arguvan abi, Malatya’nın Arguvan ilçesi, türküleri meşhurdur bilin mi? Bi başladımıydı, bitmek bilmez”.
Biraz sonra, bizim Lemuryali kıvranmaya başladı. Kıvrandıkça kulaklar kızarıyor. Pembe pembe iki tane çanak anten, hani bir köstebek salsan, bir kulaktan girip, östaki borusunu geçip, burundan çıkacak, suratına bakıp “Abi burada FETÖ’cü yok!” diyecek.
Bu nasıl bir tasarım ya Rabbim? Hadi bunu yaptın, o gömlek şart mıydı?
Hakem bozuntusu çıktı yine, bir sarı kart daha.
“Ne oldu şimdi? Dalga geçiyorum diye oyundan mi attın?”
Eliyle dışarıyı gösterdi. “İnsafsız, uçaktayız, uçuyoruz işte, nereye gideyim?”
“Çık dışarı, çıııık…!
Tövbe, tövbe, kırk yıllık post, bırakılır mı acil çıkış koltuğunda?
Düdük çalmaya başladı, dağlar taşlar inliyor.
Çıııık….!
“Lemuryalı bana müsaade” dedim, “acil çıkmam lazım”.
“Abi, iyi misin, torba vereyim mi?”
Hata yaptım Lemuryalı, 404 No’lu odaya dönüyorum, hayat böyledir, program hep hata yapmak üstüne kurulmuştur ve hatalar bir birini besleye besleye büyüyerek bu sistemi oluşturur, bi müsaade et, çıkayım şu acil çıkışından. Yeni bir programda görüşürüz.

576 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Bir gün bir Fransız ve bir Türk…Bir gün bir Fransız ve bir Türk… Fransız bir arkadaşımla Anadolu'nun bir köyünde düğüne davet edildik. Düğün, dernek işlerinden pek haz etmem ama bizim Charles tutturdu, "Türk gelenekleriyle tanışmak istiyorum, […]
  • AsklepiosAsklepios Tıp, oldum olası şanssız bir alandır. Hasta iyileşirse Allah’tan, düzelmez veya kötüleşirse Hekimdendir… Sağlıkla uğraşanların şanssızlığı taa Mitolojideki Tıp Tanrısı Asklepios 'tan […]
  • Huşu Guru ile Sohbetler – 1 (Meleklere Takla Attırma Sanatı) Huşu Guru ile Sohbetler – 1 (Meleklere Takla Attırma Sanatı) “Kendini güçlü gösteren herkese taparız” Haluk Bilginer Huşu Guru: Kardeşim sana hep yol gösteriyorum halen bir sevgi kelebeği, koşulsuz sevgi kumkuması olamadın. Bu gidişle tırtıl bile […]
  • Öylesine Bir YazıÖylesine Bir Yazı Hayatımın unutamadığım dönemleri vardır.Çok küçük şeylerden büyük keyif aldığım zamanlar.Hayattan çok bir beklentinin olmadığı senin de hayata karşı çok fazla taahhüdünün olmadığı […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler