felsefe taşı

Kültürlü olmak için mutlaka zengin olmak gerekmez – 1

Kültürlü olmak için mutlaka zengin olmak gerekmez – 1
Mart 07
16:05 2014

TRT’de çalışan keratokonuslu bir hastam (keratokonus için bakınız : http://www.ahmetgirgin.net/goz_tedavileri_keratokonus.html ) dün akşam için bana bir konser davetiyesi getirdi: iyi ki de getirmiş 🙂

Konser TRT’ nin Harbiye’deki İstanbul Radyosunda yapılacaktı ve ücretsizdi. Konserden yarım saat önce salonu açtılar ve birden eski darbelerin ancak radyodan haber verildiği günlere sürüklendim; FM olmadığından çıtırtı sesle orta dalgadan yayın dinlenen günlere.. Hoş, 3-4 sene önce AB girilmesi üzerine bir Fransız radyosunun tüm dünyaya yayın yaptığı bir röportaj için beni çağırmışlardı. ama o zaman küçük bir stüdyodan yayın yapılmıştı. Halbuki Mesut Cemil stüdyosu büyük ve akustiği şaheser; müzik çaldığı zaman içinizde, hatta kalbinizde buram buram hissediyorsunuz. Etkilenmemeniz mümkün değil. Konser salonlarında aldığınız tadın, kat be kat fazlasını alıyorsunuz.

TRT’nin farkı da hakikaten çok önemli:

Spiker Tülin Hanım (diğer tüm spikerler gibi) her kelimeyi tane tane, anlaşılır ve üstün bir diksiyonla sunuyordu.
Sanatçılar musiki makamına uymanın dışında yorumları ile parçalara renk katıyorlardı.
Parçaların seçimi “fevkaladenin fevkindeydi”:
Sözlerini anlayamadığım 16. yy şarkılarından başlayıp, klasik olarak kreşendo şekilde hızlanarak gitti.

Saz sanatçılarının dışında on erkek ve oniki kadın korist vardı. Kadınların çoğunluğunu konser süresince anladım: bir erkek soliste karşılık, üç kadın solist şarkı söyledi; feministlere duyurulur:)

Parçaların içinde bir tanesi beni çok eskilere götürdü:
“Rüzgar kırdı dalımı
Ellerin günahı ne
Ben yitirdim yolumu
Yolların günahı ne”

Bu şarkının bestecisi Üstat Selahattin Erköse de salonda idi. Hem koro elemanları, hem dinleyenler kendisine içten sevgi gösterisinde bulundular. Bir insanın alabileceği en büyük keyif herhalde, bu sevgi selinin görüntüsüydü.

Fakir bir aileden geldiğim için bir müzik aleti çalamamanın üzüntüsünü hep içimde hissetmişimdir. Müzikten de anladığım pek söylenemez. Ama bir saat süren konserin sonunda haftanın yorgunluğu geçmiş, hatta yarım şişe şarap içmiş kadar keyif almıştım.

Gördüğünüz gibi kendi musikimize sahip çıkmak, konsere katılmak ve bundan sonsuz Tat almak ücretsizdi. Bazı arkadaşlar eğlenmek, müzik dinlemek, tiyatro, sinema benzeri eserlere gitmenin zenginlere mahsus olduğunu söylüyorlar: yanılıyorlar…

Bunun gibi İstanbul’da onlarca ücretsiz etkinlik var: önemli olan bunları araştırmak, yakalamak, izlemek ve tat alma mutluluğuna erişmek…

İmdi…
Biraz da iğneyi kendime, kendimize batırmamız gerekir:
Bu değerli sanatçılar, Milletvekili seçilmiş Yağmurdereli’ nin dediği gibi “Devletin darbukatörü olmaz” fikrinden kurtarılmalı ! Yoksa değerli sanatçılar “Tasavvuf musikisinde” :)) kaybolup gidecekler. Bu nedenle Devlet ve TRT sanatçılarına elimizden gelen desteği göstermemiz gerekir.

Sevgiler,

Dr. Ahmet GİRGİN
2009

Tam 5 sene geçmiş ilk yazımın üzerinden..
Geçen çarşamba akşamı bir başka TRT Türk Sanat Müziği Konserine gittim.
Her ikisini de şubat ayında kaybettiğimiz Selahattin Pınar ve Sadettin Kaynak Üstadları anma gecesine: rahmetli, babamı da bir şubat gününde kaybetmiştim. Azrail’ in en sevdiği aylardan biri derler Şubat için. Doğruymuş..
Programın başında bir okul olarak çok takdir ettiğim TRT’ nin spikeri, çok güzel diksiyonu ile iki Üstad hakkında bir anı anlattı. Ben de sizlerle bu ders niteliğindeki kısa olayı paylaşmak istiyorum:
Zamanında iki Üstadın arasını kızıştırmak, gazetelere haber yapmak için bir gazeteci Selahattin Pınar’a sorar:
“Siz mi Üstad sınız? Yoksa Sadettin Kaynak mı?”
Selahattin Pınar İstanbul Efendiliğiyle ders niteliğinde bir cevap verir:
“Ben Pınar’ ım, O ise Kaynak!”
Programın ilk bölümünde Selahattin Pınar’ ın eserlerini dinledik:
• Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım.
• Sormadın hiç halimi, kalbimin esrarı nedir?
• Gözünün rengini sordum, kara sevda dediler.
• Yalancıdır hep aynalar, gir kalbime gör kendini.
Konserin son bölümünde Sadettin Kaynak’ ın eserleri ile mest olduk:
• Derman kar eylemez
• Bir rüzgârdır, gelir geçer sanmıştım.
• Dertliyim, ruhuma hicranımı sardın da yine.
• Kirpiklerin gölgesi güllerle bezenmiş.
Programın bitişinde sesini ve kişiliğini çok sevdiğim Alp Arslan isimli soliste yaklaştım:
“Eskiden davudi sesiyle Yaşar Özel’ i dinlerdik. Şimdi O’nun yerini siz aldınız” dedim. Ve çok güzel bir cevap aldım:
“Keşke alabilsek. Üstad’ın tırnağı olamayız”
İyi ki varsınız TRT Sanatçıları.
Sonsuz teşekkürler sizlere..

1.464 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Kent Üzerine Aforizmalar 2Kent Üzerine Aforizmalar 2 Aforizma 16: Mezarlıklar, kentin varoluşunun öteki yüzüdür. Aforizma 17: Trajedi; insanın duvarı kendi eliyle kendi çevresine örmesidir. Aforizma 18: Alışveriş mekânlarında […]
  • TargigradesTargigrades Bir süre önce bilim adamları "Targigrades" adını verdikleri mikroskobik bir canlı keşfettiler. Targigrades mucizevî bir biçimde, her koşul altında hayatta kalabiliyordu. Ölmüyordu […]
  • Gaudi’nin BarselonasıGaudi’nin Barselonası Sizleri Antoni Gaudi’nin hayatıyla sıkmak istemem ama bazı detayları vermek zorundayım: Gaudi 1852 senesinde Katalanya’ da doğar. 30 yaşına geldiği zaman mimarlık fakültesinden mezun […]
  • Japonlar neden tersler?Japonlar neden tersler? Sadece Japonlar mı? Batı’dan bakarsanız, tüm Doğulular terstir. Doğu’dan bakana da Batılı ters elbette. Doğu’nun yazıları sağdan sola ilerler mesela. Batılının nedensellik ilkesi […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler