felsefe taşı

Küba, Video ve Yalanlar

Küba, Video ve Yalanlar
Nisan 21
14:13 2016

Mizah konusuna biraz daha farklı açılardan devam etmek istiyorum. Ama bu sefer yurttan değil, dünyadan haberlerle! Kültürümüzde “yabancı>yerli” olsa da, nedense dünya olaylarıyla pek ilgili değilizdir. Yurtdışında yaşadığım zamanlarda beni en çok şaşırtan gazetelerde dünyanın geri kalanı ile ilgili haberlerin bu denli çok yer alması olmuştu. Bu aklıma vaktiyle duyup da şaşırdığım şu anımı da anımsatır: İngiltere’de olduğumu duyunca İsveç bir arkadaşım “İngilizler ne kadar çirkin değil mi? Ada ülkesi olduğu için böyle derler. Hep birbirleri ile çiftleşmişler yüzyıllardır, o yüzden de çirkin kalmışlar” demişti. Bu aslı astarı olmayan, oldukça garip yorum, sonrasında aklıma çok şey getirmiştir. Bunlar kafamda aşağıda paylaşacağım videoyla da birleşince, işte de yeni bir yazı konusu dedim.

Bu videoyu izleyeli üç haftadan fazla oldu. Ondan beridir, onun hakkında düşünüyorum. Sanırsınız ki, 3:30’luk bir video değil de bir buçuk saatlik uzunca bir film izlemişim, etkisinden kurtulamamışım. Video izleyenlerinizin de göreceği gibi konuşmalar yarı İspanyolca yarı İngilizce. Yalnız videoyu anlamak için iki dili de bilmenize gerek yok. İspanyolca konuşan, Küba’nın ünlü ama bizim tanımadığımız komedyeni Luis Silva Pánfilo, İngilizce konuşansa Barack Obama, kim olduğunu söylememe gerek yok.
( https://m.youtube.com/watch?v=ZNC0q88RlwE )

Soru şu: Dünyanın en güçlü kişisi ve belki de tüm zamanların en çok tanınan ‘ünlü’sü olan Amerikan Başkanı, Küba gibi minik bir ülkenin komedyenini niye arar?

Bol-aksiyonlu-ülkemizden-bol-dünyadan-az haberli basınımızın bile es geçmeye gönlünün razı olmadığı bir şey oldu bir kaç hafta kadar önce. 88 yıl sonra ilk kez bir Amerikan Başkanı minik bir Karayip ülkesi olan Küba’yı ziyaret etti. 57 yıl önce Castro liderliğinde devrim yapılan Küba, devrin Amerikan Başkanı Kennedy’nin bile kabul ettiği gibi, öncesinde Batista rejiminin yarattığı yokluk ve sefaletin ülkesiydi. Bu devrim sonra diğer Güney Amerika devrimlerini de ateşledi. Batista devrilmişti. Ortaya çıkan, ancak, Castro liderliğindeki komünist bir rejimdi. Bu tercih ve Küba’nın devrin Sovyetler Birliği önderliğindeki Doğu Bloku ile yakınlaşması Soğuk Savaşın gündemde olduğu zamanlarda Amerika’nın pek hoşuna gitmedi. Tarih bu yaz yaz bitmez. Bu açıdan kısa keseceğim.

Bu fotoğrafta aynı görüntüler tank ve eski otomobillerle değişitirilip kullanılmış. İlki II. Dünya Savaşı Sonrası Berlin, ikincisi günümüz Havana’sı olabilir deniyor. Bu fotoğraflarla sizce ne anlatmak isteniyor?

Sonuçta doksanlardan sonra Berlin Duvarının yıkılışını, Sovyetlerin dağılmasını, Çin’in bile piyasa ekonomisine geçmesini izledik. Hatta güya komünist Çin şu an diğer bütün kapitalist ülkelerden daha kapitalist, ABD’nin en çok borçlu olduğu ülke durumunda. Böyle bir dünyada Castro’nun inancıyla mı desem, inatla mı, Küba tek başına komünizm kalesini koruyordu (Daha çok babadan oğula geçen diktatörlük gibi görünen ama aslında ne olduğu belli olmayan, komünist olduğu sanrılarına sahip Kuzey Kore’yi saymazsak tabii ki…). Ancak uzun yıllardır uygulanan ambargolar, yaptırımlar, adil olarak dağıtılsa da bir türlü refahı artıramayan yönetim, toplumun belini bükmüştü. İç kaynaklarıyla Küba bir türlü zengin olamadı ama kapitalizmin en büyük rant kaynaklarından ikisi olan eğitim ve sağlığı ücretsiz yaptı. Yalnız artık bütün piyasaların birbirine geçtiği, menşei belli olmayanın hüküm sürdüğü küresel pazarda, küçücük bir ülke sağlık için bütün ilaçları üretemez, eğitim için bütün kitapları yazamazdı. Ne yazık ki finansmana ihtiyacı vardı. Castro ölünce dinamiklerin değişeceği, Amerika’nın önderliğindeki küresel sermayenin gireceği biliniyordu. Hatta küresel turistlerimiz bu gerçekleşmeden oraya giden güruha katılabilmek için uzun kuyruklara girdiler “dokunulmamış komünizm” deneyimini yaşamak için. Hayali bile güzel diyenlerle, ülkedeki yoksulluğu, fuhşu, eleştirenlerin artık tartışmasına gerek kalmamıştı. Nitekim öyle de oldu. Komünizmin son kalesi artık ‘fethedilmişti’.

Şovun başlaması Amerikan tarzı bir şekilde şaşaayla olmalıydı. Havana’da bunun için verilen ünlü rock grubu Rolling Stones konserini anlatmak için ayrı bir yazıya ihtiyacım var, İngilizce makalelerimde benzer olayları çok anlattım. Berlin duvarının yıkılmasında da Doğu Alman rock grupları oldukça etkili olmuştur. Ama kısaca değineceğim şovun başka bir bölümü olabilir: New York Times sayfalarca Michelle Obama’nın Küba kıyafetlerini anlattı örneğin. Ta Kübalardan bütün dünyaya sükse yapmıştı First Lady. Ağırlıklı olarak Hintli-Amerikalı tasarımcı Naeem Khan’a ait elbiseler giymişti. Yalnız Naeem Khan erkek bir tasarımcı olarak tanıtılmıştı uzun bir makalede; bununla ilgili özürler yazıldı, çizildi; günler sürdü dedikoduları. Bu tür ilginç detaylar benim çok hoşuma gidiyor. Afrika-Amerikalı Michelle Obama, Küba’ya giderken, Hintli-Amerikalı bir tasarımcının elbisesini giyiyor. Tasarımcı başarılı olunca Amerikalı gazeteci tarafından illa ki erkek olarak anlaşılıyor. Bu makaleyi İstanbul’daki ben bir Amerikan gazetesinden doğal olarak İngilizce okuyor, dünyanın dört bir yanındaki Türkçe konuşabilen arkadaşlarımla paylaşıyorum vs vs. Küreselleşen dedikodu ağını bir kenara bırakıp, sadede geliyorum: Pánfilo ile Obama videosuna.

Pánfilo’nun bir özelliği sürekli Amerikan başkanları ile konuşmasıymış. Ülkedeki TV-medya endüstrisi seksenlerin başındaki ülkemizin tek kanallı TRT zamanları halinin tıpkısın aynısı. Yılbaşında çıkan dansöz yok ama Pánfilo’nun şovu da benzer bir atraksiyon Kübalılar için. Onu izlemeyi, onun yaptığı esprileri seviyorlar. Pánfilo da kendince bir çizgi tutturmuş, yıllardır bu işi devam ettiriyor benzer mizansenlerle. Kah bazı konularda yakınıyor Amerika başkanlarına kah onlarla dalga geçiyor. Internet erişiminin neredeyse olmadığı bir ülkeden söz ediyoruz. Teknolojik altyapıyı sağlayacak şirketler ambargo ya da devletin engelleri yüzünden giremiyorlar ülkeye. Devlet yapısının küçüldüğü ve özel sektörün kendi içinde küresel devletler oluşturduğu piyasalarla dünyaya hükmettiği bir dünyadayız. Hal böyleyken, “Ah Küba’daydık, ayda 20 dolar kazanıyor zavallılar, internet erişimi de bir o kadar pahalı” diyen turistler artık tabii ki mutlu olacaklar. Ellilerin şevroleleri ile gezdikleri ve sosyal medyada fotoğraflarını paylaştıkları tatilleri geçirdikleri müddetçe onlar için sorun yok. Kurnaz yatırımcılar bu tür ‘özgün’ özelliklerini koruyacaklar tabii ki ada devletinin. Ama iddiaya varım, “dokunulmuş komünizm” teması ile turizme açılmış Küba özgün komünizmden daha özgün görünecek. Küresel turizm pazarının hep miş gibilerde yaşatan bildik şov dünyasını Las Vegas’tan Dubai’ye biliyoruz (Bizim de Antalya’daki Topkapı Palace gibi temalı tatil köylerimiz mevcut). Küba’nın komünizm hayali en az yirmi yıl daha pazarlanabilir. Berlin hala bunun kaymağını yiyor. Trabant gibi komünizm otomobilleri ile fotoğraf çektiriliyor, müzeler açılıyor. Yazacak ne çok şey var!

Roland Barthes, imgelerin anlamını kavrayabilmemiz için iki aşama önerir. Birinci yani düz anlamda ne gösteriyorsa odur, Kübalı bir komedyen, Amerikan Başkanı ile konuşuyor. İkinci ve yan anlamda ise bu aslında ne demek istiyor, bize ne çağrıştırma amaçlı yayınlandı bu, sorularına yanıt aranır.

O zaman videoyu biraz inceleyelim: Tipik bir Kübalı evinde Pánfilo eski model bir telefonla, en sonunda gerçek bir Amerikan Başkanı ile, Beyaz Saray’daki Obama’yla buluşuyor. Bu onu çok heyecanlandırıyor. Obama da Allah için güzel rol yapıyor; başkanlık süresi bitince aç kalmaz. Biri İngilizce diğeri İspanyolca konuşup anlaşıyorlar. Peki dakikaları bile kısıtlı olan bir Amerikan Başkanı buna neden tenezzül ediyor? Konuşma ilerledikçe, Pánfilo Obama’ya Küba gezisi için rehberlik yapmaya çalışıyor, hatta kendi evinde bile kalabileceğini söylüyor, yatağının ne tarafının daha rahat olduğunu bile belirterek. Yatağının öbür tarafı -eskilikten- yayları çıkmış olduğu için rahatsızdır. Hatta eğer vasıtaya ihtiyacı varsa 58 model Şevrole ya da daha da iyisi Sovyetlerin ünlü otomobili Moskvitch öneriyor. Üretimi bile on beş yıl önce durdurulmuş bir otomobil bu. Bu komik sahnelerde Obama olgun davranıyor, hiç istifini bozmuyor, teşekkür ediyor.

Sol taraftaki Pánfilo komünizmin karikatürize, eğlencelik olmuş hali, sağ tarafta da babacan, olgun ve eğitimli Obama. Kapitalizm her yerde komünizmi döver tabii ki, bunu bu videodan daha iyi ne gösterebilir ki? Pánfilo da diğer komünizmden ‘eziyet çeken’ insanlar gibi saf. Onun bir suçu yok, ah o Fidel olmasaydı, Marx öyle şeyler düşünmeseydi. Yalnız kapitalizm gelip, kültür endüstrileri geliştikçe Pánfilo’yu bekleyecek olan rekabeti bizler biliyoruz. Üzgünüz Pánfilo, komünizm kötü, seni böyle sefil yaşattı, eski telefonlarla konuşturttu, yayı çıkmış yataklarda yatırttı, hurda otomobillere bindirtti, saf saf sen de uydun bu kızıllara, ama, sorry, kapitalizm gelince de sana televizyonda iş falan kalmayacak. Öncelikle ithal dublajlı mizah dizileri başlayacak. Sonra reklam gelirleri ile televizyonlar gelişecek, daha ucuza mal edecekleri yerli yapımlar ortaya çıkacak. Rekabet bir artacak, pir artacak. Amerika’ya gitmemize gerek yok. Kendi memleketimizdeki tecrübemizle sabittir.

Sonuçta video mesajını gayet iyi veriyor: Demek komünizmle her şey geri kalır, insan doğasının en saf tezahürü olan mizah bile. Küba da kurtuldu en sonunda. Onu sevecek, koruyacak, başkanla telefonla konuşturtacak eşitlikçi ve demokratik Sam Amca geliyor. Hep birlikte sevinelim.

Bir resim bin kelimeye bedeldir der bir İngiliz deyimi. Che’nin kemikleri sızlıyor mudur, bilemem.

Kapitalizm hakikaten komünizmi döver mi sorusu üzerine yazılmış yüzlerce kitap var. Neoliberallerin komünizm neden kötüdür başlıklı onlarca makalesine ya da kitabına yanıt vermek için yerim dar. Söyleyeceğim ufak bir kaç şey ancak şu olabilir: Öncelikle kapitalizm Marx ondan söz etti diye ortaya çıkan bir sistem değildir. İkinci olarak da komünizmin Marx’ın düşündüğü şekildeki uygulaması henüz yapılmamıştır. Küba ile bir hayal gerçekten suya düşmüş gibi gözükse de, internet sayesinde çok daha eşitlikçi bir düzene geçileceğine dair ütopyamı koruyorum.

Bu yazının ana fikirlerini, bir iki not da ekleyip, bitireyim:

1. Kapitalizmin bir ülkeye uyarlanması için en önemli katalizörler şunlardır:

Mizah

Moda

Başta rock olmak üzere pop müzik (Üzgünüm aralarında benim de bulunduğum sevgili rock-severler)

2. Kapitalizm bir kaç bin yıllık geçmişi olan bir sistemdir. Marx’ın teklif ettiği komünizmse daha 149 yıl önce önerilmiştir. İnşallah bir punduna getirip, daha iyi uygulayanlarını görebileceğiz ömrümüz yeterse.

3. Küba’da refah gerçekten artacak mı, refah artarken fuhuş azalacak mı, bekleyelim, görelim. Bu arada da internetteki en büyük üç pazardan birisinin porno olduğunu, dünyanın en yaygın fuhuş tüketiminin ileri kapitalist ülkelerde gerçekleştiğini bilmiyormuş gibi yapalım. Örneğin ülke içerisinde gerçekleşen fuhşun diğer bir ada devleti İngiltere ekonomisine yıllık 5.5 milyon poundluk bir ‘katkısı’ var.

4. İmgeler (Görüntüler, şekiller, videolar, fotoğraflar) ve metinler taraf tutmak içindir (Bir İngiliz deyimi), illa ki içlerinde ideoloji barındırırlar. Hiç bir imge ya da metin masum değildir, diğer bir deyişle. Bu konuya tekrar döneceğim.

5. Küresel kapitalizmin en önemli simgelerinden biri her zaman otomobiller olmuştur. Doksanlardaki “Onun Arabası Var” şarkısı boş bir şarkı değildi!

6. Obama sonra önceki videonun gerçek olup olmadığı üzerine duyulan kuşkuları bertaraf etmek için Pánfilo’nun evine de geldi. Onun da videosu var ama ilki kadar etkileyici değil.

7. Güneşin Altında (Under the Sun) yeni izlediğim Vitaly Mansky tarafından yönetilmiş (2015), çok ilginç bir belgesel Kuzey Kore ile ilgili. Tavsiye ederim. Tanıtım videosuna buradan ulaşabilirsiniz.

8. Michelle Obama’nın kıyafetini satın alabilirsiniz. Bu özgürlüğünüz var, tabii ki paranızın olması şartıyla.

9. Azıcık dünyaya bakalım, içimize çok dönmeyelim, sadece birbirimizin fikirlerini çiftleştirmeyelim, düşünce çirkini oluruz maazallah!

1.294 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Nesnelerin İnterneti : İnsana Yeni Rakip!Nesnelerin İnterneti : İnsana Yeni Rakip! İnsanoğlu çevresinde “akıl yürütme” becerisine sahip ama insan-olmayan nesnelerle yaşamaya hazırlansa iyi olacak. Nesnelerin Interneti lafı çok masum. İnsanoğluna (kendi yarattığı) bir […]
  • Karayiplerin en güzel adası ST Marteen’denKarayiplerin en güzel adası ST Marteen’den Rotam bu sefer beni kuzeyde Florida açıklarıyla, güneyde Surinam' a kadar uzanan yaklaşık 4 bin kilometrelik alanda bulunan bir başka limana getirdi. Karaya ayak basmaya az kaldı. […]
  • Başkanın AdamlarıBaşkanın Adamları Başlığı bir filmin isminden aldım. Filmde tam seçimlerden önce Amerikan Başkanının reşit olmamış bir kızla ilişki kurmaya çalıştığı ortaya çıkar. Peki bu skandal ört bas edilmek için ne […]
  • Dokunulmazlık OyunuDokunulmazlık Oyunu Televizyonda izlemeye değer bir film arıyorum. Büyük hata! Doğal olarak bulamıyorum tabii… Eee, ben dizi de izlemem. Oradan zaten tüm ana kanalları eliyorum. Elimde kumanda, önümde çay […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler