felsefe taşı

İyi ki varsın öğretmenim…

İyi ki varsın öğretmenim…
Kasım 25
12:47 2019

Şu anda sizlerle bu satırları paylaşabiliyorsam, bu öğretmenlerimin sayesindedir. Ve de şükürler olsun ki hayat boyu harika öğretmenlerim oldu.

Lise 1’e kadar çok sessizdim ben. Sınıfın en önündeki sırada oturan asosyal öğrenciydim. Çok ama çok kitap okurdum. Malum o zamanlar ne bilgisayar var, ne de sosyal medya. Okumak, TRT ve sokakta oynamak çağı. Türkçe derslerinde kompozisyon yazmayı hiç sevmezdim. El yazısı inci gibi kız çocukları vardı sınıfta, hep yazdıkları örnek gösterilirdi. Benim el yazım kötüydü, bir de “…zın değerini bilmeliyiz.” gibi klişe şeyleri tekrarlamak sıkıcı gelirdi. Lise 1’de bir gün kompozisyon sınavı vardı. O gün farklı bir şeyler denemek istedim. Girişi fantastik içerikli bir açılışla yaptım, sonrasında da klasik bir kompozisyondan çok farklı bir şeyler yazdım. Çok heyecanlanmıştım. O kompozisyondan 7 aldığımı hatırlıyorum. Öğretmenim Müjgan Şahin’e “Peki nasıl buldunuz?” dediğim de “İyiydi” demişti. Bana harika gelmişti o yanıt. Artık başka şeyler yazabilirdim, kabuk kırılmıştı.

Sonra yine Lise 1’de İngilizce dersimiz vardı. Dersin öğretmeni Ahmet Refik Develi o gün sınıfa girdi ve “Bugün farklı bir şey yapacağız. Bugün dersi Türkçe işleyeceğiz ve bir arkadaşınız kalkıp kendini anlatacak” dedi. Sonra da beni kürsüye kaldırdı. İşte hayatımın dönüm noktalarındandır o gün. Sınıfın en sessizi birden kürsüdeydi ve o gün kendimi anlatmaya doyamadım. Doyamadım ki halen beni anlatıp duruyorum. Arada düşünürüm, Ahmet Hoca’ya nereden esmişti de o gün öyle bir şey yapmıştı. Ama o dönemde Ahmet Hoca sürekli beni kabuğumu kırmam için cesaretlendirirdi. Derste de güzel filmler izletirdi. Hatta sonrasında gidip okulda film izleme saatleri bile yapmıştım oradan aldığım cesaretle. Şimdi halen devam ediyor o sürecim spiritüel filmlerle…

Lise 2’de ise idolüm ile tanıştım. Psikoloji dersimize giren Ümit Adak . Genç, dinamik, farklı, ruhsal yönü kuvvetli, o yaştaki bir genç için harika bir idoldü. Derslerde çok eğlenirdim. Sırf onunla biraz muhabbet edebilmek için oturduğu sokaktan geçerdim ki denk gelelim. Sürekli danışmanlık alırdım ki onun yönlendirmelerini dinleyeyim ki halen ondan aldığım nice şeyler benimledir.

Psikoloji dediğimde Ulya Aytimur’u anmadan olmaz. Orta 1’den itibaren nice kez benimle birebir görüşmüş ve yön vermiştir. Lise 2’de iken bir duvar gazetesi çıkartıyordum ve oradaki yazdıklarımı özellikle takip ederdi. Bu beni çok mutlu ediyordu. Lise sonda ise felsefe dersimize gelmişti ki dersi neredeyse onunla birebir yapıyorduk. O kadar zevkliydi ki o ders. Bunu kim açıklayacak dediğinde hep benim parmağım havadaydı.

Türkçe, kendini ifade, psikoloji, felsefe… Dört duvar kurulmuştu, ama bir de çatı gerekliydi bu yapıya. İşte o çatı Türkay Beşkardeş Içaçan ‘dı. Ortaokulda da dersime girmişti, ama Lise 2’de ondan aldığımız “Edebi Metinler” dersi efsaneydi. Sınıfta Orhan Veliler, Ümit Yaşarlar, Divan Edebiyatı örnekleri okurken aşkla kendimizden geçer birbirimize aşık olur dururduk. Sınıfın yarısı diğer yarısına aşıktı o derste desem yeridir. Ve de tasavvuf ile ilk O’nun dersinde tanıştım. Sonrasında okuldaki tüm etkinliklerde birlikte çalıştık. Öğretmenler günü, 10 Kasım, Mezuniyet, Andaç… Hepsinde metin yazarlığını bana vermişti. Ama o sadece bunları yapmakla kalmamış, bizlere hayat rehberi de olmuştu.

Öğretmenlerim beni hazırlamıştı ve sonrasında üniversiteye yolladılar. Orada da muhteşem hocaların elinden geçtim (bu başka bir hikaye) ve yol bu satırlara kadar uzandı.

Zaman zaman öğretmen arkadaşlarımla konuşuruz. Çalışma şartlarının zorluğundan ötürü motivasyonlarında düşmeler olduğundan bahsederler. Ben de onlara hep şunu derim, “senin o sınıftaki varlığın bile o çocuklar için ne kadar değerli bir bilsen”. Hemen itiraz ederler “Ama ben bu konulardan bahsetmiyorum ki matematik anlatıyorum.” “Önemli olan neyi anlattığın değil, senin oradaki varlığın…”

Dünyanın değil, evrenin en kutsal mesleğidir öğretmenlik. Bizler birbirimize erişebiliyor, ruhlarımıza dokunabiliyorsak hep o güzel öğretmenlerimizin bize merdiven olmaları sayesinde. Hayatımda niceleri var ki burada isimlerine yer veremediğim. Hepsinin kalbimde yeri vardır ve önlerinde saygıyla eğilirim… Eminim sizlerin de hayatınıza dokunmuş nicesi vardır. Her birine selam olsun.

İyi ki varsın öğretmenim…

58 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Damla Damla YaşamakDamla Damla Yaşamak Yazmak, en büyük tutkum! Sanki, kimseyle karşı karşıya gelmeden, herkese dokunabilmek gibi. Büyülü bir dünya yazmak. Hep öyleydi benim için. Ne diyor Ahmet Altan son kitabının […]
  • Bugün Babamın Doğum GünüBugün Babamın Doğum Günü Bugün babamın doğumgünü... Ama öleli, 7 ayı geçti. O öldükten sonra, hala tam yeniden doğamadım. Çok karizmatik bir aslan burcuydu o. Dünyanın bütün şehirlerinde sadece aurasıyla bile […]
  • Hayallerim Gerçek OluyorHayallerim Gerçek Oluyor Küçükken üç büyük şey beni inanılmaz şekilde etkilemiş ve dalışın hayatımın büyük bir parçası olacağına karar vermeme sebep olmuştur. Bunlardan ikisi, tabii ki “Derinlik Sarhoşluğu” filmi […]
  • Sanatçı EviSanatçı Evi Sanatçılara ilham veren mekanlar... Aslında dünyada birçok örneği var elbette… Ama başarılı bir fikrin vücut bulduğu yada birçok yazının kitaplaştığı o sihirli yerleri merak ediyorsanız […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2019
P S Ç P C C P
« Kas    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031