felsefe taşı

Damla Damla Yaşamak

Damla Damla Yaşamak
Kasım 22
16:52 2015

Yazmak, en büyük tutkum! Sanki, kimseyle karşı karşıya gelmeden, herkese dokunabilmek gibi. Büyülü bir dünya yazmak. Hep öyleydi benim için.

Ne diyor Ahmet Altan son kitabının satırlarında: “Zordur yazarların dostlukları. Yazarlar zordur çünkü.Sonsuz bir iyiliğe ve sonsuz bir kötülüğe açılır kapıları. Başkalarına sır olan onlara sır değildir, birbirlerinin kötülüğe bakan yüzlerini de, iyiliğe bakan yüzlerini de görürler. Kavgalarına, öfkelerine, saldırganlıklarına rağmen bütün yazarları gizli bir tarikat üyeleri gibi garip bir şekilde birbirine bağlayan da onların sırlarıdır. O sırlar başkalarını korkutur. Yazarlarsa severler sırlarını. Başkalarını korkutan bizi gülümsetir.“

Bu kitabımın her satırı beni gülümsetti. Bazen kocaman, bazen buğulu gözlerle. Bazen Soma’ya dair bir hikayeyle, bazen aşkla, bazen bir şarkıyla, bazen bir kayıpla, bazen öylesine akan duygularla… Ama en nihayetinde, en beklemediğim anda gerçeğim olan bu kitap, benim için sadece bir küçük başlangıç. Küçükken arkadaşlarım “Kızım sen yazar olacaksın! Demedi deme!” derlerdi de, “Hadi canım, görürsem söylerim!” derdim. Yazardım ben sadece hep. İlkokulda, ortaokulda, lisede… Kelimeler en büyülü oyuncağımdı. Hiç kırılmaz, her daim kendilerinden yenilenirlerdi. Hep taze, hep yepyeni.

Yazar olmak! Büyük birşeydi benim çocuk dünyamda. Yazarlar, ulaşılmaz insanlardı. Sanatçıydı yazarlar.

Büyüdükçe, aslında yazarların en mütevazi, en ulaşılabilir insanlar olduklarını keşfettim. Keşfettiğimi fark etmeden… Benim de onlardan biri haline dönüşmeye başladığımı fark etmeden. Belki de, hayal etmeden bunu.

Sonra bir gün kendi ruhuma rastladım yolda yürürken bir kitabın satır aralarında. Rastladığım şeyi sevdim. Hırstan uzaktı. Öfkeden, ve kıyaslamalardan uzaktı. Tek amacı vardı karşıma çıkan “ben”in. “İyilik”. Duygularımızla iyiydik çünkü biz. Onlarla vardık. Onlardan kaçtıkça yok oluyorduk. Yoruluyorduk.

Dedim ki, hayat yorulmak için çok kısa. Dedim ki, hayat yormak için çok kısa. Ve dedim ki, hayat paylaşmak için çok güzel.

Şöyle diyorum size aslında:

Elindeki kitap, ruhunun farklı anlarına dokunacak birkaç duygu yalnızca. Hep birlikte bir oyun kurduğumuz bu dünyanın sahnesinde, sana uzattığım elimi tuttuğun kadar ilerleriz birlikte yarına! Çünkü her satır bir yaşamdır…

“…Hatalarımızın farkına vardığımızda geç olmadığını anlayacak kadar büyüsek. Özlediğimizde söylesek, yanlış yaptığımızı anladığımızda özür dileyebilsek. Kendimize baktığımızda yanlışlarımızı görsek ve düzeltmek istesek gururdan uzaklaşıp arındırarak ruhlarımızı… Sevdiğimizin, ne kadar çok sevdiğimizin farkına varsak ve geri dönmekten korkmasak. Kesin yargıların yalnızca Tanrı’ya ait olduğunu bilip, kaçınsak hüküm vermekten. İnsanız, unutmasak keşke bunu. Hatalar hepimize mahsusken, sevgiyle temizleyebileceğimizi tüm geçmişi aslında. Korkmasak geri dönmekten, ne kadar daha ileriye gidebileceğimizi anlasak tek bir u dönüşüyle aslında. Suçlamasak, yormasak, yorulmasak sevdiğimiz için.”Ben” derken “biz”e geçmenin gereklerini canımız acımadan ve can acıtmadan keşfetsek. Elele verdiğimizde, en büyük kavgaların aslında birbirimize değil de, kendimize yenildiğimiz için çıktığını, önemli olanın karşımızdakini değil de, kendimizi yenmek olduğunu anlayabilsek can yakmadan, ve canımız yanmadan…O kadar basit ki sadece hissetmek. Düşünüp karıştırmadan, bazen sadece vermeyi bilebilmek. Daha az istendiğinde daha çok vermeyi, daha çok veren olduğunda daha azıyla yetinmeyi, ve sonra el ele çoğaltmayı ortak olduğumuz dünyayı, bir öğrenebilsek. Barış yazsak attığımız her adımda, silsek aldığımız her yeni nefeste savaşın izlerini çocukların yüreğinden. Affetmenin, unutmanın, ne kadar kolay olduğunu, ve ne kadar büyük bir erdem olduğunu hatırlasak. Şu koca ama şu yalan dünyanın geçiciliğinde, kalıcı bir sevginin ne kadar özel olduğunu unutmadan nefes alsak. Hırslarımıza yenilmeden, sadece birlikte bir dünya kurmanın güzelliğini yaşamayı seçsek…”

Bu kitap “SANA”, “BEN”den, “BİZ”im için…. Kendi ruhundan bulacağın her duygu damlası için.

—-

Damla Damla Yaşamak, Barış Ata Yayıncılık’ın kendi web sayfasından alınabilecek şekilde sizlerle…

http://www.barisatayayincilik.com/detay/4087.Damla-Damla-Yasamak.html

Ben uzun bir yolun ortasındayım şimdilerde… Daha yazacak bir tezim, ve başka kitaplarım var…

Ben yazarken, ya da yaşarken, satırlarımın arasında veya yaşamın kıyısında bir gün, bir damla hayat paylaşmak dileğiyle… ve pek tabi, bu “ilk”imi paylaşırken, daha nicelerinde biraraya gelmek dileğiyle… Neden mi? Yalnızca yazarların bildiği o sırları, sizlerle de paylaşabilmek için!

Parmak ucunda yaşar gibi, adım adım hayatı işleyebilmek ve birlikte yeniden doğabilmek için!

Benim için, sizin için, ve dünya için!

Sevgi ve şansla…

936 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Genç Osman veya etme bulma dünyasıGenç Osman veya etme bulma dünyası Bildiğimiz gibi Osmanlı’da taht kavgalarına son vermek için Fatih Sultan Mehmet Kardeş katline izin vermiş, hatta gerekli görmüş ve emretmiştir. Bu konuda Prof. Ahmet Mumcu, “Osmanlı […]
  • Hayatın çakıltaşları – KorkularHayatın çakıltaşları – Korkular Korkularla büyüdüm, korkularımla büyüyorum. Her geçen gün daha bir sarıyorum büyütüyorum o korkularımı. Bazen bir yenisini ekliyorum bazen eskilerini şekillendirip yepyeni şekillere […]
  • Biz hep Ortadoğulu kalacağız!Biz hep Ortadoğulu kalacağız! Şimdi sizle beni çok etkileyen bir anımı paylaşacağım... Kızım çok bilinen bir ilköğretim kolejinde okurken, 7'inci sınıfta bir İngiliz öğretmen geldi; 20'li yaşlarının ikinci […]
  • Nostalji: Aslında Bit Pazarına Nur YağabilirNostalji: Aslında Bit Pazarına Nur Yağabilir Bu başlığa kanıp eski sevgilinize duyduğunuz özlemden nasıl kurtulacağınızı anlatacak bir yazı bekliyorsanız önceden uyarayım, yanlış sayfadasınız. Bu tür bir özlemden nasıl […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler