felsefe taşı

Evrene Dilek Göndermenin Yöntemi Nedir ?

Evrene Dilek Göndermenin Yöntemi Nedir  ?
Ocak 06
10:30 2014

Facebook arkadaşlarımdan birisi, kişisel mesaj yoluyla bu soruyu sorunca cevabını hep birlikte düşünelim istedim. Günümüz insanının duygusunun ve kafasının ne kadar karıştırılmakta olduğunun çok güncel bir örneği olarak görüyorum bu soruyu…

Arkadaşım diyor ki inançlı birisiyim ve dua ederim. Öte yandan çok kitap okurum. “Evren her şeyi verir yeter ki istemesini bil “ diyorlar. “ Bu evrenden istemeyi becerebilmek benim bildiğimden çok farklı bir şey mi ? “
Yazının devamını okumadan önce birkaç soruyu cevaplamanızı isterim. Hatta etkin bir düşünme için önerim kağıt kalem ile, aklınızdan geçenleri kısıtlamadan not alarak düşünmenizdir…

“İstemek “ sizce nedir ?
Bugüne kadar hangi istekleriniz gerçekleşti ? (Lütfen listeleyin)
Gerçekleşen istekleriniz sizin için ne ifade ediyordu ? (Her biri için listeleyin)
Gerçekleşen isteklerinizin gerçekleşme sebepleri nelerdi ? (Her biri için listeleyin)
Bu isteklerinizin gerçekleşmesi için neler yapmıştınız ? (Her biri için listeleyin)
Listelerinizi karşılaştırın … Ortak olan noktalar nelerdir ?

Yukarıdaki soruları samimiyetle ve üzerinde düşünerek cevapladıysanız bu yazının konusu oluşturan soruyu da cevaplamış olmalısınız…

Bulduğunuz cevapları özetleyecek olursam, istemek bir niyettir ancak değişim ve sonucu yaratacak bir eylem değildir. Bir şeyin gerçekleşebilmesi için ise niyet düzeyinden çıkıp eylem düzeyine geçmesi gerekir.

Din kitapları açık şekilde pratik yapmamızı ister. Hangi dine mensup olursanız olun, kitabınızda anlatılanların yaşama geçirilmesi beklenir. Bilimsel yaklaşımda farklı değildir, değişim ve dönüşümün ancak uygulama ve eylem ile olacağını söyler .

Tanrı, evren ya da diğerleri bizimle ne zaman iş birliğine girer ? Bunun bir şifresi var mı ? Bana sorarsanız , evet var … Gönülden istediğimiz zaman. Gönülden istemek bir şeyi yapmak için kuvvetli ve samimi bir istek duymaktır… Yani o şeyi o kadar isteyeceksiniz ki , başka hiç bir şey düşünmeden, hesap kitap yapmadan aklınızı fikrinizi o isteğe kaptırmış olacaksınız. Bizim bir istek için canla başla çalışmaya başladığımızı, bir şeyi kuvvetle istediğimizi gören herkes de bizimle birlikte bunu düşünmeye başlar ve davranışlarını buna göre düzenler.

Bir çok kişisel gelişim kitabı ya da Secret benzeri popüler kitaplarda önerilen yöntemler işe yarıyor mu ? Bu tür kitaplarda önerilenler tamamen yanlış değildir ancak eksiktir. Ya düşünsel olarak iyi açıklanmamıştır ya da hayat pratiği içinde nasıl işlerlik kazanacağını okura geçirememektedir.

Dilekleri detaylarıyla düşünmenin (pek çok kitapta önerilen görselleştirme, resmini çizme, hızırellez’de olduğu gibi detaylarını kağıda yazma, meditasyon vb teknikler ) ya da dua, zikir gibi pratiklerin tamamının etkisi iç dünyamızda bir başlangıca sebep olmalarıdır. . Eğer istekle tekrarlarsak bilinç dışımız bu isteği hayata geçirmek için buna uygun davranmaya başlar. Bugüne kadar adak adayıp da olmadı diyen hiç kimse duymadım. Bunun sebebi gökyüzünün adak kabul etmeye olan merakı değil, adak adayarak kişinin o konu sonuçlanana kadar isteğini zihninde canlı tutmasıdır.

“Her yükseliş ve bir üst kata çıkış, terk edilen kattaki alt kişiliğimizin ölümünü temsil eder.O zaman usulca o kata inip o rolü oynayan oyuncunun kulağına sevgi, anlayış ve muhabbetle “Evet sen bensin ama ben sadece sen değilim!” diyerek hayatımızda o rolün hükmüne son verebiliriz. Hem onu aslında nefret ettiği bir varoluş tarzından kurtarmış hem de kendimize bir yükseliş imkânı sunmuş oluruz!
Rolün yani alt kişiliğin terk edilmesindeki en büyük engel, bir üst katın varlığını bilememek, yani rol giderse boşluğadüşerim kaygısıdır. Hâlihazırda öğretilen psikoloji, içimizde var olan potansiyele işaret etmediği için, ne yazık ki bizler rollere ve hâllere kilitlenip kalırız. “

Anlıyoruz ki, dileklerimizin gerçekleşmesini engelleyen de biziz, onları gerçekleştiren de…

“Aziz dost! Sen, tek bir kişi değilsin; sen bir alemsin! Sen derin ve çok büyük bir denizsin. Ey insan-ıkâmil! O senin muazzam varlığın, belki dokuzyüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir. Yüzlerce alem, o denize gark olup gitmiştir! Bu konuyu anlatmak; uyanıklığın da uykunun da elinde değildir.Zaten bu dünya ne uyanıklık ne de uyku yeridir!” (Mevlana, Mesnevi, cilt 3-4 s.94)

Dilekleriniz için harekete geçebildiğiniz ve böylece dileklerinizin kabul olduğu yaşamlarınız olsun…

Alıntılar : Dokuz Yüz Katlı İnsan / Dr. Mustafa Merter
Fotoğraf : Serap Talay

11.350 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Bir sonraki facebookBir sonraki facebook Şöyle bir mantık silsilesi: Az okumak, az kelime hazinesi, şeyleri etraflıca tarif edememek, şeyleri bilememek, onlara hakim olamamak, onları iyi tanıyamamak, iyi tanıtamamak. “Eğitim […]
  • Geleceğin Petrolü!Geleceğin Petrolü! Belki de gelecekte hepimiz istihbarat kurumlarının fahri ajanları olacağız; farkında bile olmadan! Günümüzde veri, petrol gibi. Petrolün kendisi ile bir şey yapılamaz belki ama uygun […]
  • Facebook Algoritmasını 10 Adımda HaklayınFacebook Algoritmasını 10 Adımda Haklayın Deneyimli Facebook kullanıcıları farkındadır. Ne kadar çok takipciniz ve arkadaşınız olursa olsun paylaşımlarınız belli bir kesim kullanıcıya ulaşır. Yani, canlı ilişki içerisinde […]
  • Yasemin Dalkılıç’tan Sağlık ÖnerileriYasemin Dalkılıç’tan Sağlık Önerileri Günün 10 saatlik bir dilimini seçin ve her saat başı bir kısa egzersiz yapın. Merdiven varsa bir kere inip çıkın, ya da bir set şınav, bir set çömelik kalmak ya da bir set zıplama gibi […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler