felsefe taşı

Ela Gözlü Pars: CELİLE

Ela Gözlü Pars: CELİLE
Mart 07
14:17 2016

Ela gözlü pars: CELİLE, kitapçı raflarında yerini aldı. Balcıgil, aşk ve macera romanlarının arka planına mutlaka tarih yerleştiriyor ve ele aldığı kişi ve konuların gerçeklerle yüzde yüz örtüşmesini sağlıyor.

Seçtiği konular ne kadar çetrefil ve zor olsa da, Balcıgil kitaplarını su içercesine ya da hava alırcasına kolay okunacak biçimde kaleme alıyor.

Ela gözlü pars: CELİLE için de bütün bu söylenilenler geçerli…

Güzel bir kız çocuğundan, şahane bir kadına….

Balcıgil okurlarını bu kez, iki cenahtan paşa kızı, paşa torunu olan, olağanüstü güzelliği ve hayatıyla dikkat çeken Celile Hanım’la buluşturuyor.

Osmanlı sarayının en güzel kız çocuğu Celile, zaman içinde İstanbul, Paris ve Roma sosyetesinin en gözde genç kadını haline geliyor…

Saray ressamı Fausto Zonaro’nun öğrencisi olan ve adını resim sanatına altın harflerle kayıt ettiren ela gözlü pars, okura aslında hiç de yabancı değil: Ünlü şair Nazım Hikmet’in annesi ve bir başka ünlü şair Yahya Kemal Beyatlı’nın sevgilisi.

Celile’nin özel hayatına ayaklarınızın ucuna basarak girerken, kaçınılmaz olarak kendinizi onun yerine koyacak, onun kanatlarıyla havalanacak, mutluluğunu ve çektiği acıları paylaşacaksınız

Nefes kesen bir hayat…

Padişah hafiyeleriyle, balkan çetecilerle, İttihat ve Terakkicilerle boğuşacak kadar cüretkar, sevgisiyle kuracağı ev için masa örtüsü dikecek kadar mütevazi, oğlu için canını ve gururunu hiçe sayacak kadar fedakar bir kadın Celile.

Gerçek bir saray hanımefendisi, pervasız bir aşık ve ele avuca sığmaz bir eylemci!

Kahramanımız, gönlünü kendinden dört yaş küçük Yahya Kemal’e kaptırdığında, evli ve iki çocuğu var… “Ela gözlü pars” diye şiirler yazıyor ünlü şair onun için. Güzel kadın, hayatında ilk kez bulutların üzerinde uçtuğunu düşünüyor ve aşkı uğruna eşini, evini terk ediyor. Maalesef, şairi onu taşıyabilecek büyüklükte bir yüreğe sahip değil. Yarı yolda bırakıyor, sıvışıp kaçıyor. Çok ama çok üzülüyor, kahroluyor ama yıkılmıyor ela gözlü pars.

Aynı çocuk iki kere doğurulabilir mi? Doğuruyor Celile! Oğlu Nazım Hikmet yirmi sekiz yıllık hapis cezasının on ikinci yılında ölüm orucuna başlayınca, bir panter gibi ileri atılıyor ve büyük şairi, ölümün kıyısından çekip alıyor.

Bir solukta okuyacaksınız…

3.077 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Savaşa DairSavaşa Dair İkinci dünya savaşının en kanlı günleri. Drina nehri kıyısındaki şirin kasaba Foça Hırvat çetelerinin yoğun ateşi altında. Halk şehirden kaçıyor. Nehir üzerindeki köprüden karşı kıyıdaki […]
  • Temel Kural ve Kendimizin Çocuğu OlmakTemel Kural ve Kendimizin Çocuğu Olmak Ne çok din, ve ne çok ahlak sistemi var. Tarih boyunca insanlığın ahlak normları sürekli değişmiş. Eski Mısır’da kullanılan ve bugün hala kolayca aşamadığımız Maat’tan, tek tanrılı […]
  • Hipokrat ve GalenHipokrat ve Galen Antik Anadolu tıbbının, tıp tarihi açısından en önemli doktorları, kuşkusuz Hipokrat ve Galen’di. Bu yazımda kendi topraklarımızda yetişen bu iki doktordan bahsetmek istiyorum. Eğer […]
  • Limonata TebessümlerLimonata Tebessümler Sabah uyandığında, kahvaltısından sonra, uzun paçalı donlarını yıkayıp astığında, ya da öğlen yemeğini yerken, akşam üzeri fenalaşacağını ve öleceğini bilemezdi, elbette. 1903 […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler