felsefe taşı

Dünyayı Bir Günlüğüne Verelim Çocuklara

Dünyayı Bir Günlüğüne Verelim Çocuklara
Eylül 22
14:14 2016

Günlerdir sadece izliyorum yaşananları. İnsan, mesafe koyunca araya, biraz uzaktan daha rahat görebiliyor. İçinde olunca kayboluyoruz, belki de boğuluyoruz farkında olmadan. Ama biraz uzaklaşınca daha rahat görebiliyoruz. Bakış açımız genişlediğinden mi bilinmez, bizi içindeyken boğan düşüncelerin ve korkuların, biraz dışına çıkınca çemberin, etkisi azalıyor. Sadece ileride yaşanacakların ağırlığını hisseden yüreklerde sıkıntı var. Ama tamamen dibe vurmadan nasıl anlayacağız aydınlığın gücünü. Neden diye sormadan edemiyor insan, nedendir bu insanlardaki gelişmeden korku. Neden asırlardır hep dinle uyutulur milletler? Neden dinle ahlakın bir arada olması gerekirken, din adına ahlaksızlıklar yapılıyor ve din adına yapıldığı için kimse sesini çıkarmıyor? Neden 21. Yüzyılda yaşayıp da hala bu gezegeni paylaşamıyoruz? Neden daha fazlasını istiyoruz hep? Neden bizi yaradan, bize yetinme duygusunu vermemiş? Neden hep açgözlüyüz?
Acaba bu sonsuzevrende o yüzden mi bırakmışlar bizi kendi halimize? Evrende kaybolup yokolmamız için mi aslında bütün bu açgözlülük sevdalılarına boyun eğiliyor?

Acaba o yüzden mi her geçen gün mutsuz insanların kendini arayışları artıyor? Acaba o yüzden mi artık verilen sözün bir değeri kalmadı? Acaba o yüzden mi insanlık, mutsuzlukla açgözlülüğün kardeş olduğunu unutup, yine de hep açgözlülüğü seçmişler? Böylece açgözlülük arttıkça mutsuzluk da artmış. Kardeşler ayrılır mı hiç birbirlerinden.

Merak ediyorum ve dünyaya bakıyorum. Acaba diyorum bu yüzden mi dünyada bazı kalpler düzeni değiştirme çabasında? O yüzden mi 3 gömlekle de mutlu olunabileceğini söyleyenler, daha mutlu görünüyorlar. Japonya’da başlayan bu minimal yaşam akımı o yüzden mi acaba her geçen gün biraz daha ilgi çekmeye başladı?

http://www.haberturk.com/yasam/haber/1257168-japonyada-minimalist-yasam-akimi-yayiliyorDaha büyük ev, daha büyük araba derdinde olunca mı uzaklaşıyoruz mutluluktan?
http://www.bbc.com/news/in-pictures-36574697

Kafamda onlarca soru, elimde kitapların duruyorum ve etrafa bakıyorum. Çarkın dönmediğini farkedersin de bir türlü üşengeçliğinden değiştirmezsin. İşte öyle hissediyorum. O zaman soruyorum kendime, ben özgür müyüm?
Yoksa ben de modern kölelerinden biri miyim 21.yüzyılın? Denizine para verip girdiğin bir dünya da yaşamak aslında kölelik değil mi?

Son bir kaç yıldır farkediyorum değişmenin gerektiğini, huzur varsa yanındaazında mutluluk getirdiğini. Huzurun olabilmesi için ise keşkelerin yok olması gerekiyor. Keşkelere yol verilmeli ki gelecek oluşsun.

Bu dünya, bu sonsuz evrende bir. Bereketi sadece bize bağlı. Toprağından besleniyor, nefes alıyor. Biz onu doldurdukça binalarla nefessiz kalıyor, hayatsız kalıyor. O zaman bu kadar insan ne olacak? Hayatlar uzarken, tıp gelişip tedaviler artarken, ömürler uzarken, bu dünya bu kadar insana yetebilecek mi? Sonra düşünüyorum gelişme bazı yerlerde yoğunlaşırken diğer yerler de azalması belki de sorun. Üretim olmadan sürekli tüketerek nereye kadar yaşayabiliriz? Bir gün bitmeyecek mi elimizdekilerde?

Bu kadar kötülüğün egemen olduğu dünyada iyiliğe yer açmak için önce ne yapmalı? İyiliği sadece öyle öğrendiğimiz için yapmamız bizi aptal yerine koyulmayacağımız günleri de görebilecek miyiz?
Nasıl kırmalı zincirleri, nereden başlamalı?
Yanıt çocuklar olabilir mi? Biz onlardan aslında ödünç almadık mı bu dünyayı?
Nasıl çocuklar olmalı ki hayattan mutlu olmayı bilsinler, ellerindeki azın aslında nimet olduğunu unutmasınlar?
Bu aralar onlarca soru kafamda yanıtlarını bekliyor.

Ne demişti Nazım Hikmet:
DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
Oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar dikecekler…

418 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • ModernizmModernizm Aydınlanma düşüncesinin temelinde 'akıl ve bilim' vardı. Önceki yazımda "Modernitenin Dayanılmaz Hafifliği" değindiğim Ortaçağ'da hüküm süren bağnaz din anlayışına karşı; aklı merkeze […]
  • Aydınlanma DönemiAydınlanma Dönemi 18.yy felsefesine 'Aydınlanma Felsefesi' denir.Bu felsefenin içinde yer aldığı döneme 'Aydınlanma Çağı' adı verilir.Burada ki aydınlanma ne demek,kim aydınlatılacak,aydınlatılmak istenen […]
  • İyi insan olmakİyi insan olmak Bence; dinler de, öğretiler de aslında "iyi" insan olmayı öğütlemezler ve fakat "kötü" insan olmamayı öğütler ve amaçlarlar... İkisi aynı anlamdaymış gibi görünse de arada büyük bir […]
  • Evrensel ahlak var mıdır?Evrensel ahlak var mıdır? “Madde bağımlılığı ahlak bozukluğuna yol açar”. Tıbbi veya kriminal açıdan bakarsanız giriş cümlesi çok doğru, bilindik ve sıradan bir tespittir. Bunu; “Maddiyat bağımlılığı veya hırsı, […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler