felsefe taşı

Bilgeliğin Seyir Defteri

Bilgeliğin Seyir Defteri
Temmuz 07
15:19 2014

İnsan bir zaman ne yapması gerektiğini bilmez, amaçsızca eylemlerle gezer durur. Tek amacı vardır, nefsini tatmin etmek. Canı bir şey ister, o yana gider. Başka bir şey ister, diğer yöne gider. Pusulası yoktur. Bir şey yaptığını sanar, ama yaptığı işler boştur. Hoştur, ama boştur.

Bir gün bir şey olur. Gurdjieff’in ilk şok dediği o ilk kıvılcım onu çarpar, sarsar. Ve merak başlar. Sormaya başlar ki öğrensin. Bir açlık vardır sanki içinde onu yiyip bitiren.

Sonra bu insan BİLGİye ulaşır. Entellektüel bilgi ona ışık saçar. Ne yapması gerektiğini bulmasına yardımcı olur…tabii ki niyet ve gayreti varsa. Artık bilmeye başlar.

Bilmek insanda kıpırdama yaratır. Onu tetikler. Eylemsiz bilgi boş gelir ve bildiklerini uygulamak ister. Bu noktada eylemsizlikten eyleme geçişte zorlukları ve bariyerleri aşmak için KUVVET’in önemini keşfeder. Rölantiden kalkan arabanın ilerlemek için ne denli ekstra güç gerektirdiğini öğrenir. Ancak bilgisiz eylemin boş olması gibi, akılsız kuvvetin de sonuç vermeyeceğini hemen kavrar.

Artık eylem halinde olmasına rağmen, bakar ki istediği sonuçlara ve başarılara ulaşamıyordur. NE YAPMAK kadar NASIL YAPMAK gerektiğini de öğrenir o zaman. Etkili olmak için NASIL’ın önemini kavrar. Sadece NE yeterli değildir. NASIL da gereklidir.

Ama bakar ki yine de hedefi tam isabet ettiremez. Çünkü doğru şeyi, doğru tarzda yapıyor olsa da, NE ZAMAN ve NEREDE yapacağını bilmiyordur. Haklı olduğu çok savaşları zaman ve mekan kurgusunu doğru kullanamadığından kaybediyordur. Bu onu kahreder. Ama yanarak zamanla bunu da öğrenir.

İlerler, ama hala istediği noktada değildir. Zira neyi, nasıl, ne zaman ve nerede yapacağını bilse de KİM’lerle yapacağını bilmiyordur. İnsan toplumun parçası ve her işte insan var. Hayat insan için. Aksiyon insan için. Ya kendisi yapıyor ve barutu bir süre sonra tükeniyordur, ya da işi delege ediyor, ama doğru insanlarla çalışmadığından işin kalitesi bozuluyordur. Ya da işi iyi gitse bile çevresindekilerin çapı insanların ona bakışını etkiliyordur. O zaman işte KİM kısmını kavrar. Armudun dibine düştüğünü anlar. “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” diye verilen nasihatlerin doğruluğunu bizzat kendisi keşfeder.
Artık istediği sonuçları elde ediyordur, ama henüz her şey tam tamına yerine oturmaz. Bir şeyler eksiktir. Henüz yaptığı ile tam mutlu değildir. Onca zaman uğrunda koştuğu şeylerin önemsiz olduğunu görür. Bakar ki en yükseğe çıktığı ağaçlar doğru ormanda değillermiş. O orman, onu mutlu eden orman değilmiş. İşte bu aşamada AMACIN GÜCÜ’nü keşfeder. O artık ANLAM’ın önemini bilerek yaşar. NİÇİN’i keşfeder.

Bir süre sonra amacını bulur ve neyi,, nasıl, ne zaman, nerede ve kimlerle yapmasını da biliyordur. Ama bu sefer karşıdakiler mutlu değildir tam olarak. Neden diye kafa yorar durur. Sonra anlar ki yaptığı işte GÜZELLİK ve ASALET eksiktir. Yaptıklarının reklama gerek kalmadan konuşması için eylemlerini güzellik ile süslemelidir. Benden bize geçer o zaman.

Güzellik ile süslenen ve doğru amaca hizmet eden doğru eylem ile artık bilgeliği ışıldamaya başlar. Ancak henüz her attığı ok hedefi tam isabet vurmaz. O yüzden de İRADE sanatında uzmanlaşmaya başlar. Çünkü iradedir devamlılığı sağlayan.
Artık her attığı hedefi, müthiş bir uzmanlık, ahenk ve güzellik ile vuruyordur. Müthiş hisseder. Sanki gücü her şeye kadir sanır ve bir gün gelir hastalanır. İşte o zaman kendinden büyük olan bir gücün varlığını hisseder. Artık KISMET faktörünü anlar. Sahip olduğunu sandığı şeylere sahip olmadığını, her şeyin emanet olduğunu anlar. Aslında oku atanın bile kendisi olmadığını anlar ve şükreder. O’ndan gelene razı olur, kendini teslim eder. Bu boş bir teslimiyet değil, tevekküldür. Elinden geleni yapar ve gerisini Allah’a bırakır. Elinden gelenin fazlasını yapamıyorsa, kabul erdemi ile akışta kalır ve tekamülü için hayatın mesajlarını okur, feyz alır. Ne bilinçsiz bir paspastır, ne de yırtıcı bir aslan. O yeri geldiğinde bilinçlice paspas olabilen bir teslimiyet erbabı olduğu kadar artık, kılıcını çekip doğru olan için savaşan bir şövalyedir de.

Artık ona acı ve ızdırap yoktur bu dünyada. Dualitenin hakim olduğu bir dünyada yaşar elbet. Ama bu zıtlıkların medcezirinde bir o yana bir bu yana savrulan rüzgarın önündeki yaprak değildir o. O, zıtlıkların var olduğu dualist bir dünyada tevhid bilinci ile yaşar. Tanık zihniyeti ile yaşar. Dengededir, ölçülüdür, tolerans ve hoşgörü sahibidir. Halk içinde Hak ile birlikte, dağda değil şehirde kendi nirvanasını yapar, miracına çıkar. Kendi içinde zıtlıkları birleştirmiştir. Bir bilgedir, bir velidir, br hal erbabıdır artık.

Delphi Tağınağı’nın girişinde yazan “kendini bil” sözünün yaşayan bir emsalidir. İçindeki nuru “kaldır kendini aradan çıksın ortaya Yaratan” misali, kendi maskelerini atarak ortaya çıkarmıştır. Allah razı olursa da bir nebi ya da görevli de olur.

1.268 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • ”Hiç””Hiç” İnsan bazen ulaşacağından emin olduğu bir hedefe bile bile ulaşmaz, uzatır uzatır başka yerlere girer çıkar. Muhtemelen yaklaştığı hedef onu korkutur. O noktada yüzleşeceklerinden ya da […]
  • “Bilmiyorum” Diyebilmek“Bilmiyorum” Diyebilmek “Bir bilgeye, “Bir insanın akıl düzeyini nereden anlarsınız?” diye sormuşlar. “Konuşmasından” demiş. “Ya hiç konuşmazsa?” Gülümseyerek şu cevabı vermiş: “O kadar akıllı insan […]
  • Ruh DokunmasıRuh Dokunması İki ruhun birbirine dokunması, çok özel bir frekansta ilişkiye geçmeleri. Çoğu zaman kelimelerle ifade edilemez ama her zaman belli belirsiz hissedilir. İki ruhun neden birbirine […]
  • Eğer Ben Varsam…Eğer Ben Varsam… Bir an tüm öğretileri bir kenara koyun. Dünyayı algılamayı ve sormaya başladığınız anı düşünün. İşte tam o anda sizin için dünya ve evren var oldu. Siz bilincinizi yitirip dünyadan göç […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler